şükela:  tümü | bugün
  • bu başlığın açılmamış olması ilginç.
    pazarlama, yani pazar yaratma tekniklerinin sır olarak kalması gereksiz.
    "satan firmalar nasıl satar, satamayanlar nasıl satamaz" başlı başına bir konu.

    apple vs samsung karşılaştırması yapılıyor. esas nokta nasıl kaçırılıyor ?
    apple bariz olarak samsung'a üstünlük sağlamış durumda. ne yapıyor ?
    apple 3, 4, 5, 6, 7 modellerinde hep şunu vaat ediyor. yeni model telefon alıyorsanız bunu gösterebilirsiniz. kasalarda bariz fark var ve telefonu alanların bir çoğu "bak yenisi bende var" demek istiyor. note 3 ve note 4 masada dursa kolay kolay ayırt edilemez. ediliyorsa da herkesin bildiği bir şey değil. ancak apple'ın tüm modellerinde fark vardır. bu öyle mantıklı bir sistem ki; eski model apple cihazı kullanıyorsanız siz de potansiyel müşterisinizdir. firma, sizi alışverişe zorluyor. samsung, lg, htc vs. aynı işletim sistemini kullandığı için kullanıcılar firmalar arası geçiş yapabilir. ancak apple işletim sistemini ne paylaşır ne de değiştirir. kullanıcı alışkanlığını şu şekilde tespit edebilirsiniz. samsung kullanan birine iphone'u verdiğinizde kullanamaz, bocalar. tek tuşla kontrol etmeye alışkın değildir.
    telefonu tam randımanlı kullanan kaç kişi var ?
    bu bir pazarlama tekniğidir ve pazarlama tekniğinin başarısı ürünün kalitesinden önce gelir.
    çok daha iyi fiyata daha başarılı ürünler üretiliyor elbette. ancak apple müşteri portföyünü koruyor ve sürekli üzerine koyarak ilerliyor.
    yarı otomatik şanzımanlı arabalar (bkz: triptonik) (ne demekse artık) manuel kullanılırken vitesi yukarı ittirirseniz +, aşağı indirirseniz - vitese geçer. ford bunun tam tersini yapmış. bu tip bir saçmalığı kastetmiyorum. genede kullanıcı alışkanlığı da bir faktör.

    kadın giyim mağazalarını ele alalım. kadın giyim mağazalarının tamamına hitap edecek bir pazarlama tekniği nasıl üretebiliriz ?
    kadın giyim mağazalarının içeri müşteri sokmak gibi bir derdi yok. renkler, modeller, indirimler ve vitrinler zaten başarılı.
    arz/talep konusunda sorun yok. peki satışlar nasıl yükselir.
    süpermarketlerden herhangi birine girdiniz, bir ürüne baktınız, beğenmediniz ve çıkmak istiyorsunuz. tüm reyonları gezmeden çıkış yok.
    avm'ye girdiniz. ve çıkmak istiyorsunuz. yürüyen merdivenler hiç alt alta değil. bir katın merdiveni ile diğer katın merdiveni birbirine en uzak noktalarda. asansör bir tane, hep dolu. madem çıkacaksın, mecbur gezeceksin.
    yani mesele şu.
    müşteriyi içeride tutmak
    kadın giyim mağazaları ne yapabilir ? nasıl içeride tutabilir ?
    bir kadını, kadın giyim mağazasından ne çıkarır ?
    mağazalar, metrekarelerine göre küçük bir kısmı gözden çıkarıp erkeklerin oturabilecekleri bir alan yaratmalıdır. önlerinde ufak bir masa. kadın ürünleri incelerken erkek orada sap gibi oturmayacak elbette. otomobil, spor, erkek giyim vs. gibi dergiler. bolca.
    tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim. bir kadın, kadın giyim mağazasında ne kadar uzun süre kalırsa o kadar çok alışveriş yapar. gözüne bir elbise kestirir, gider yakından bakar, sonra uzaklaşır uzaktan bakar, yaklaşır tekrar dokunur, askısından tutup üzerinde hayal eder ve tezgahın üzerine yatırır son rötuşları atar. bütün bunlar zaman ister. yanında bir erkek yav hadi artık diye sayıklarken, ortamı gererken, kadın tam adapte olamaz. zaten etrafta erkeğin ilgisini çekecek bir şey yok, napacak o da sıkılıp kadına saracak. ya satış yarıda kalır. ya da alıyosan al, almıyosan gidelim artık noktasına gelinir.
    şimdi az önce o masayı ve masanın üzerindeki dergileri hayal ettin ve dedin ki; zara'da bershka'da mahalle berberlerinin masa konsepti olur mu hiç.
    olur. herkes rahat eder. alıcı, satıcı, üretici, kadın ve erkek. herkes rahat eder.
    bu tip bir kadın giyim mağazası var mı, bilmiyorum.
    yapın güzel bi berjer, önüne de birkaç dergi.. ilk müdavimleriniz erkekler olur. avm'de girilecek dükkanlar listesinin baştacı olmanız bu kadar basit.