şükela:  tümü | bugün
  • ben çok severim. her fırsatta yaparım. bazen alışveriş halinde değilken bile yaptığım olur. nasıl mı? bakarım vitrinden şöyle bir: derim ki, ulan bu şimdi bu kadardır, şu kadar olmaz mı derim, tipe bak, kabul etmez bu, hiç girmeyim ben. böyle dolaşan bir pislik düşünün. geçenlerde, uzun yola gideceğim yolda aklıma geliyor kalemim yok. kalemsiz de bi yere gitmem ha. bi şey de yazmıyorum ama, kalem olmayınca ne bilim eksik hissediyorum. girdim bir kırtasiyeye. dedim şundan, ne kadar? 8.25 tl dedi. yani, 7.50 tl dedim. hayır, 8.25 tl dedi. 7.00 tl oldu, dedim. adam bi durdu. ben dükkanı filan bırakıp gidecek sandım bi an, yüzünden kanı çekildi elemanın. öyle bi sinir. yahu dedi, neden hep sizin dediğiniz oluyor? neden aşağı yuvarlıyoruz? neden yukarıya tamamlamıyoruz bi kere de? nası sitemli bi görecen. sanırsın ilk gireni dövecem lan diye bi karar aldı, ben denk geldim. haklısınız dedim. ben çok pazarlık yaptım, bu sefer de benden olsun diye 12 tl verdim. tam çıkarken, seslendi bana. ya dedi olmadı böyle, şurdan bi iki kurşun kalem filan alın. vicdanlı satıcı. döndüm ben de, iki kalem bi de şu küçük post-it'lerden aldım. üzerinde "bana ne kadar olur? :)" yazıyor.
  • kardeşim yanımdayken asla yapamadığım hede..

    bu çocuk öyle bi gürbüz öyle bi tosuncuk ki; yapmaya çalıştığım pazarlığın muhattabı, tüm indirim önerilerimi yan gözle kardeşime bakarak reddediyor..
    içinden de eminim "şuna söyle az yesin, sen de gelip burada üçün beşin hesabını yapma" diyodur..

    bizimkinde öyle bi muz yemiş ifade var çünkü..
    sanki memur çocuğu değil.. akça pakça bi yüz, uzun boy, pos.. görsen ankara'nın içinde salçalı ekmek yiyerek değil de, isviçre'nin dağ köyünde keçi sütünden peynir yiyerek büyüdü sanırsın..

    bu böyle gelişip serpildikçe, ben soğan cücüğü gibi kalmışım işte..
    bir keresinde hatalı sollama yapıp yokuşun başında duran polise yakalanan dayım, arka koltuğu gösterip, "çocuk hasta memur bey acelem vardı" diyip cezadan yırtmıştı..
    memur önce dayımı affedip, sonra da arka cama eğilip "allah şifa versin yavrum, vah vah" dedi.. nezle bile değildim üstelik..
    kardeşim yeni bademcik ameliyatı olmuştu, hastaneden çıkarmış, eve götürüyoduk..
  • yeni bir eve taşınmanın eşiğinde yeni yöntemleri öğrenilebilecek olgu...

    1- tuttuğunuz evin kirasını indirmek istiyorsanız ve ev sahibi nuh diyor ama peygamber demiyorsa ona ödemek istediğiniz kirayı 2 ay peşin vermek istediğinizi söyleyin. %90 kabul edecektir. fix olark istenen 1.000 euro depozitoyu kesinlikle ödemeyin. mutlaka ama mutlaka 1.000 usd'yi kabul ediyorlar. emlakçıya kesinlikle yıllık kiranın %12'sini ödemeyin. mutlak suretle 1 aylık kiraya fit oluyorlar... çok daha fazla alçalmayı göze alabiliyorsanız emlakçının çırağını ayarlayın. cebine 200-300 bişey koyun. sizi direkt evsahibine götürecektir.

    2-beyaz eşya alırken kafanızdaki tüm eşyaları aynı yerden alın. ama tüm alacaklarınızı baştan söylemeyin. şöyleki. önce buzdolabı deyin ve pazarlığını yapın, indirebildiğiniz kadar indirin, sonra diğer ürün için, sonra diğeri için... en son toplam çıktığında bu kadar çok şey aldım, hiç mi bişey bırakmayacaksın deyin... mutlaka bişey bırakacaktır. son hamlede bu kadar çok şeye bir de ütü ver bari deyin. sizi kovmadıysa mutlaka o ütüyü de verecektir.

    3- pazarlığa önce ödemeyi 8 ay vadeli fiyat üzerinde başlayın. sonra vadeyi 6 aya indirin, sonra 10 aya çıkartın. karşınızdaki iyice aptallaştıktan sonra peki peşin nasıl olur deyin ve mutlaka peşin alın... aldığınız indirime inanamayacaksınız...

    4- koltuk takımı ve yatağı aynı yerden alın... ama ayrı ayrı pazarlık edin...en son bu kadar şey alıyorum hani bunun yorganı, yastığı vs'si deyin ve onları da alın...

    5- bilinenin aksine kesinlikle sıkışık bir imaj çizmeyin... paralı bir imaj çizerseniz daha çok saygı görür ve daha ucuza alırsınız... bu nasıl oluyor anlamadım ama böyle... öyle sanıyorum ki paralı olduğunuzu düşündüklerinde her yerden alabilir diye düşünüyorlar. parasızsa bana eli mahkum diyorlar muhtemelen ve fiyat düşmüyorlar...

    6- kesinlikle tek başınıza çıkın... yanınızda asla bir bayan olmasın... hatta erkek de olmasın. hele bu yanınızdaki kişi aaa süpermiş bu ya da valla iyi fiyata alıyosun diyecek biriyse... kesinlikle yalnız çıkın...

    7- mutlaka ortak muhabbet açın. ve bu işleri ile alakalı olsun. ben senin işini de biliyorum imajı önemli...

    8- cool bir tavrınız olsun... fazla cıvımayın. saygı duymayınca indirim de yapmıyorlar...
  • hayatim boyunca beceremedigim $ey. bana cok garip geliyor boyle israr etmek sonucu kazanc olsa da.
    bir de pazarlik yapilir diye bir terim vardir ki ilanlarla falan goruruz, akillara durgunluk vericidir. "aslinda degerinin ustune satiyorum caktirmayin biraz israr ederseniz az kaziklarim." anlamina gelir.
  • arkadas taktigi, sahaflarda, kapalicarsida her yerde ise yariyor:
    diyelim 15 ytl ye kitap bulduk
    -e ama biraz ileride 13 e veriyorlar?
    -iyi canim sana 13 olsun.
    -ordan da alirdim o zaman?
    - iyi 12 ver...
    -bi dolasalim...

    -bu kaca? 12 dediler de su dukkandan?
    -naptin abla? iyi 10 olur sana...
    -biz bi dusunelim...
    .....
  • insanda güvensizlik duygusu yaratan tiksindirici uygulama. bir malın ya da hizmetin bedeli neyse ve ben onu ödemeyi göze alıyorsam tüketirim yoksa ne diye kapına geleyim. sen de beni ne oynatıp duruyorsun, kaç para ise istediğin net söyle ki biz de uyuyor mu uymuyor mu bilelim. şuna başka fiyat buna başka fiyat verip niye adamın sinirlerini geriyorsun. zaten sevmem para alış verişlerini...
  • bu sabah çinlinin biri bana şey dedi:
    - o fiyata bulursan sen bana sat.
    tamam iyi pazarlık yaparlar biliyoruz da nereden çıkıyor bu mahmutpaşa ağızları. gerçi mahmutpaşa olduğu gibi orada onlar da olduğu gibi burada.
    - çin'den konteynerlerle gelen işsizlik.
    ps: bu arada istediğim fiyata verdi dallama. ben o lafı yediririm adama.
  • annelerin en iyi yaptığı şeylerden biridir bu. dişinden tırnağından artırdıkları ile evladına birşeyler almak isteyen çaresiz kadın ezdikçe ezer ergenliğe adım atmış çocuğunu. terli sivilceli oğlu ile içeri giren annenin tercihi siyah olanlardan oğluna t-shirt almak için giriş cümlesi şudur; 'çocuğa t-shirt bakıyorduk', devamında gelen 'harçlıklarından biriktirmiş abisi' , 'paranın hepsini sana verirsek eve nasıl gideceğiz' cümleleri ile beraber 'tamam canım almayız olur biter' aymazlığı ile birleşince sonuç kaçınılmaz olarak annenin lehindedir
  • genelde günlük hayattan örnekler verilmiş ama pazarlığın hası firmalar arasında olur.

    satınalan firma eğer rakamlara hakimse hiç durmadan fiyat düşürmek için verileri öne koyar, anlaşmazlarsa satacak kişinin ne hale geleceğini anlatır.

    bir fabrika pazarlığında (evet, patron zamanında o iş kolundan çıkmak istemişti ve fabrikayı hintli birine satmaya çalışıyordu, fabrika sökülüp hindistan'a gidecekti) pazarlık konusu bir ustaya kadar gelmişti. patron şöyle diyordu:

    "bakın, fabrikanın yanında size ustayı da vereceğim. bir yıl sizde çalışsın, tüm çalışanlarınız işinin piri olur."

    ustaya soran yok tabi, hindistan'a gider misin, orada yaşayabilir misin, sen türkçe onlar hintçe nasıl anlaşırsın gibi.

    patron istediği fiyata, promosyon olarak ustayı da vererek sattı.
  • "pazarlik yapilicak yer var yapilmayacak yer var" diyenlerdendim, pazarligi vakit kaybi gorenlerdendim ama bir kac ay once artist bi saat markasinin* tukkanina girip pazarlikla fiyat indirimi + hediye edilen saglam bir kac aksesuarla cikan bi arkadasi gordu bu gozler, ben de o noktada artik her yerde pazarlik yapmaya karar verdim amk. sonuclar da olumlu. pazarlik iyidir.

    pazarlikta kilit nokta su. saticinin pazarlik yapacagini hissettikten sonra neler olacagi alicinin tecrubesine ve yetenegine kalmis fakat... bazi mallarda bazi saticilar hicbir sekilde pazarlik/indirim yapmam modunda takiliyorlar, malum. bu noktada hicbir sekilde pazarlik yapilmayacagi izlenimi veriliyorsa, satici sigigit amk diyene kadar herifin/karinin defansini hic kaale almayip denemeyi birakmamak gerekiyor. ya kovulursun ya pazarlik baslar, kovulursan ne kaybedersin bi daha oraya gitmezsin, onlar dusunsun*.