şükela:  tümü | bugün
  • uzun uzadıya pazarlık yapıldığında dığdalaşmak denilebilecek olan işteş eylem.
  • kişinin bir malı, ürünü yada hizmeti kendi istediği maddi şartlara satın alması amacını taşır.

    eğer satın alınacak olan bir hizmetse, bunu yapmayı kimseye tavsiye etmem. en azından parayı hizmetten önce vermeyin diye de uyarmayı da ihmal etmem.
  • ıslam dinine gore sunnettir.
  • türkiye gibi fiyatın duruma göre değiştiği ülkelerde, insanların kazıklanma hissini yaşamamak adına yapmaya mecbur hissettiği fiyat kırma aktivitesi.
  • yetenekli bünyelerde tam bir silaha dönüşürken, ben gibi acemi kişilerde eğreti duran; bi nevi söz sanatı.
  • fakir olmakla birlikte default gelen bir özellik.

    hayata difficulttan başlayanlar bilir.
  • günümüz şartlarında gereksiz ve sakıncalı bir eylem. zira satıcının, ısrarlı alıcı karşısında gönülsüzce ve hatta ikrah getirerek indirim yapması söz konusu olabilir, bu da dolaylı yoldan ve hiç farkında olmadan kul hakkına girmeye sebep olabilir. ki seçeneğin ve alternatifin illaki bulunduğu böyle bir devirde iki kuruş kâr için ne onuru ne de ameli riske atmaya gerek var. velev ki satıcı kişi o indirimi aslında yapmaya mecbur olsun...

    malum; kitaplarını nadir'de satışa sunanlar, sattıkları her parça için siteye belli bir komisyon ödüyorlar. bazı sahaflar/kitapçılar, internetten alışveriş yapmayı tercih etmediği için kitabın ayağına kadar gitmeyi göze alan okuyuculara nezaket gösterip o komisyonu düşerek kitabı teslim ediyorlar. lakin bazıları da enteresan bir şekilde o iki kuruşun kaygısını yaşayabiliyor. şahit olduğum son örnek: sitedeki listelerinden tespit ederek rica ettiğim iki kitabı teslim almaya gittiğimde 12 liralık tutarı ödeyebilmek için satıcı kişiye 20 lira vermek zorunda kaldım. parayı yanındaki kişilerden bozdurup vermek yerine "bozuğunuz yok mu?" dedi. maalesef deyince de on lira para üstünü mecburen uzattı, fakat bu durumdan pek hoşlanmadığını suratına yansıtmaktan da geri kalmadı. para üstü konusunda kendisinin hazırlıklı olması gerektiği hâlde "helal edin o zaman lütfen" demek zorunda kaldım; fakat surat ifadesinin iyice donup kaldığını fark etmek daha da enteresandı. o durum karşısında komisyon vs.yi düşünüp hatırlatmak şöyle dursun; daha önce de birkaç defa kitap aldığım birinin, sahaflarla devamlı irtibatta olduğumu illaki bildiği hâlde anlık kârını düşünüyor olması benim için yeterli bir değerlendirmeydi. hemen festivalde tezgâh açan ve her görüşmemizde hem selâmını hem de nezaketini esirgemeyen başka bir sahafa uğrayarak elimde diken olup kalan on lirayı bozdurdum ve geri dönerek iki lirayı malum sahafın tezgâhına bıraktım; bu şekilde içim rahat etmez, lütfen paranızı alın, dedim.

    hâsılıkelâm, insanların suratındaki sancıyı görmek için iki kuruş indirimin hiç lüzumu yok. alternatife bakarsın, hiç olmadı biraz sabreder, kitabın (ya da herhangi bir nesnenin) başka yerden nasibine düşmesini beklersin. böyle örneklerin kapısına da bir daha gitmemeye dikkat edersin, olur biter.
  • bazen bir motivasyon aracıdır.
    poliklinikte obez çocukların en çok sevdiği şey. bu dediklerini yaparım ama x yemekten de yerim. ayda bir, haftada bir artık neyse uygun olabilecek aralık oraya getirene kadar çabalarlar. o istediğini yemek uğruna yememesi gerekenlerden uzak dururlar.
  • erkek cinsine yakismayan.
  • ın business, you don’t get what you deserve, you get what you negotiate.