şükela:  tümü | bugün
  • haftaicinin her sabahi ayri bir ciledir metrobus kendisine uyananlar icin. ama pazartesi cok ayridir. apayridir. yeni haftanin telasi vardir. sanki herkes yeniden dogmuscasina heyecanlidir. bir an once masalarindaki o koltuklara oturmayi arzuluyorlardir adeta. ya baska biri ondan once binerse ve sirketler en degerli, onun gibi milyonlarca oldugundan; o once binen bir sekilde o koltuga oturursa endisesi vardir. en son bu hirsa, bu motivasyona universite sinavina hazirlanirken sahip olunmustur-umarim-. uzuncayirda hep o iclerdeki yarim insan sigacak bosluga birileri tarafindan goz dikilir mesela. kapi en tehlikeli bolgedir. ya itilip kakilirsin kapi tarafindan ya da got kadar yere 15 kisi tetris gibi sigarsin. ılginctir pazartesiler. ama sali oyle degildir. haftanin gunleri ilerledikce sanki medeniyet seviyesi artar, insanlar rahatlar, "nasilsa yetisiriz yeaa is de neymis ki?" moduna girerler. metrobus bir yasam bicimidir. pazartesi sabahlari ise sistemi damarlarina kadar hissettigin yerdir.
  • şahsım için çok da mümkün olmayandır. önünden 15 adet metrobüs geçer, yine de binemezsin. sırada beklersin, arkadan dangalağın biri gelir, kaynak yapar, biner gider, ardından izlersin.

    bisiklet alın, kurtulun bu çileden. ah bir de şu köprüyü açsalar bisiklet trafiğine.