şükela:  tümü | bugün
  • litvanyalı yönetmen sharunas bartas 'ın 2015 tarihli filmi.

    konusuna geçmeden önce hemen söyleyelim, filmi yönetmek haricinde kendisi de oynuyor, bu da yetmemiş ilk evliliğinden olan kızı ına-marija bartaite'yı da oynatıyor. baba kızın karşılıklı sohbetinin olduğu muhteşem bir on dakikası var. bir babanın kızına verebileceği en güzel öğütlerden ve fikirlerden oluşan bu bölümü nbc izlediyse tırnaklarını yemiştir bundan eminim, gerçi kış uykusunda nihayet replik sineması kotarmayı başarmıştı ve bu açıdan gönlü rahattır eminim.

    sharunas bartas, bizim nbc gibi avrupa sinemasının ağır tempolu ama gerçek bir ruhu olan arthouse tarzının üstadlarından. tarkovskinin mirasçıları diyebilir miyiz, haddimizi aşar mıyız bilemiyorum. ama pastoral manzaraları böylesine güzel kullanan ve bir de üzerine kısmen de olsa felsefe üretebilen yönetmenler zaten benim gibi bir avuç kalmış sinefilin göz bebeği.

    sharunas'ın diğer filmerinden de bahsetmek isterdim ama maalesef ki koridorius filminden sonra izlediğim ikinci filmi bu. koridorius'u da izleyeli çok uzun zaman oldu hafızamda pek bir şey kalmadı.

    peace to us in our dreams, sessiz ve hayli gizemli bir babanın (andrey zvyagintsev 'in muhteşem filmi vozvrashcheniye 'deki babadan farksız) kemancı sevgilisi ve kızı ile hafta sonunu kırdaki evlerinde geçirmek üzere gittikleri yerdeki olayları anlatıyor. filmde uzunca süre boyunca diyalog yok, uzun uzun manzaralar ve insanların devinimlerini izliyoruz, sonra olaylar yavaş yavaş gelişmeye başlıyor, durağanlığı kıran hadiseler başladığı an, baba karakterinin tahminen eski sevgilisi ve de ardından kızı ile olan muhteşem diyaloglarını izliyoruz. mükemmel kotarılmış çok az ışıkta çekilmiş, rönesans tabloları gibi bu sahneler. sadece yüzleri, mimikleri, tepkileri ve bakışları gözlemliyoruz ama karakterlerimiz iç dünyalarını da açmaya başlıyor bu esnada. ve tüm bu dinlendirici enfes kırsal atmosferin üzerine bu replikler vecd etkisi yaratmaya başlıyor, film hemen bitmesin diye çırpındığımı hatırlıyorum. (kış uykusu ve bir zamanlar anadolu'da benzer sahneler vardı hatırlarsınız)

    bugün hemen sharunas bartas'ın diğer izlemediğim filmlerini bulmak için çırpınmaya başladım. 2 tanesini buldum çok mutlu oldum.

    çoğu kişiye çok sıkıcı gelen, bunaltan ama aslında gerçek bir cennet olan arthouse sinemasının tükenmemiş olmasını görmek çok sevindirici. sürekli çirkinleşen dünyada soluk almamızı sağlayan birer vaha bunlar. emeğine sağlık sharunas, iyi ki varsın.
    uz veselibu!

    filmden kareler: 1 2 3 4

    bir de güzel bir replik filmden: "mutluluk kelebeğin kanatlarından çok daha fazla kırılgandır."