şükela:  tümü | bugün
  • “doğulu kadının vücuduyla batılı bakış arasında bir engel diken, ışık geçirmez ve her şeyi içine alan peçe, onun vücudunu batılı bakış ve arzunun erişiminden uzak tutar.” peçe olgusuna böyle bir yaklaşım, fransız sömürgeciliğinde, cezayir saplantısında varlığını hakim bir şekilde göstermektedir. zira, fransızlar için peçenin arkasına sığınan kadının peçesi çıkarılmalıdır. gizli, örtük ve gizemli olan kadının, sahip olduğu peçe, batılı bilinçdışında önce merak ardından bir ele geçirme arzusu uyandırmaktadır; tıpkı doğu’ya yapılan seyahatlerin önce bilinmeyen yerlere doğru merakla başlayıp, ardından doğu’nun gerçek dışı fantazyalarla tasvir edilip, batı tarafından kurtarılma kılıfı altında ele geçirilmesi, işgal edilmesi gereken topraklar, kültürler ve insanlar haline gelmesi gibi. peçenin, batı’daki imgesel karşılığını fanon’un şu sözleri de oldukça açık etmektedir; “avrupalı’nın rüyasında cezayirli kadının ırzına geçme her zaman peçenin yırtılmasını müteakip gerçekleşir. bir avrupalı ne zaman erotik içerikli rüyalarda cezayirli bir kadınla karşılaşsa, sömürge altındaki toplumla ilişkisinin özgül nitelikleri kendisini ortaya serer.” böylelikle görüldüğü gibi, batı’nın bilinçdışında peçe, müslüman kadınların giysisi olmaktan çok işgal edilecek topraklardaki erkeklerin, işgal edilmesi gereken kadınlarının vahşice yırtılması gereken bağımsızlıkları anlamını taşımaktadır. koloni oluşturma sürecinde de, dışardan müdahalenin bozguna uğratılacak ilk nesnesi olmuştur.
  • ruh ve yürek üzerine geçirilmiş islami kılıf. yanlışlıklar çarşafı, yalnız ülkelere dolanır.
  • peçeyi de içeren güzel bir attila ilhan şiiri için (bkz: #7587043)
  • istanbul'da bakırköy ve yamulmuyorsam fatih'te şubeleri bulunan bayan giyim mağazası; sattığı şeyler için adına bakıp aldanmamak gerek.
  • adını neden peçe koyduklarını anlamadığım modern abiye giysiler satan bir mağaza..
  • petse'nin doğru yazılmış halidir efendim. petseokunuşudur. hatta petsi diye okunur diye biliyorum.
  • dünlerden bir gün, ben, kanguru halindeyken, iett otobüsünde başakşehir civarında seyir halindeyim. otobüse bir çift bindi. benim de işim yok kanguru kanguru bakıyorum etrafa. adam sakallı ve üzerinden marka akıyor. ardından uzun boylu ince bir kadın. kadın çarşaflı ve peçeli. peçe yüzün tamamını kapatan bir basit örtü aslında. dışarıdan hiçbir şey görünmüyor. içeridense dünya alem ayna gibi.
    tedirgin oldum. insan yüzü kapatılmamalı. tanınacak şekilde açık olmalı. böyle olmamalı. falan diye kendi kendime bir sürü demeç verdim. allah şu güneş gözlüğünü icat edenden razı olsun. modern peçe işin aslına bakarsan. ha babam de babam kadını inceliyorum. insanın karşısındakinin yüzünü görememesi huzursuzluk verici. işin saygı duyuyorum boyutu bir yana, peçe neyi kapatır?

    gören bir göz gösterilenden fazlasını görmeye mahirdir. uzun boylu mu kısa boylu mu? henüz boyu örten bir örtü yok. bunu anladıktan sonra ki şıp diye anlaşılır. şişman mı zayıf mı? obez mi çırpı mı? bu da tamam. ellerde eldiven mi var? parmaklar uzun mu kısa mı? ince mi kalın mı? boyun uzun mu kısa mı? duruşundan genç mi yaşlı mı ve hatta güzel mi çirkin mi? duruş ön güven işaretidir. ve genelde güzellik gerine gerine gezme temayülüne neden olur.

    kızım dedim. nesin sen? bunu kendime sordum. nesin? meşrebin ne? benim giymediğimi kimse giymesin mi diyorsun? evet evet öyle diyorsun. öyleyse premature insanlık senin şu insan içine çıktığın kalıbın. yazıklar olsun. tuuh kalıbına.
  • bir dönem igs mağazalarının hepsinin aldığı isim.
    sanırım igs ile bir bağlantısı yok ve o dönem tüm mağazalarını devir almışlardı. hiç içine girip ne sattıklarına bakmışlığım yok ama vitrinlerden gördüğüm kadarıyla komşu fatma hanım teyzenin gelininin güne giderken giydiği kıyafetleri sergiliyolar.
  • sanıldığının aksine, güzelliği örtmez, çirkinlikten korur.
  • bizans ülkesinde kadınların sokağa çıkarken kilisenin baskıları nedeniyle yüzlerine takmak zorunda oldukları nesne. kısacası kahpe bizans ve muadillerinde yaratılan bizans kadını algısı tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir.