şükela:  tümü | bugün
  • ingiltere'de channel 4 da yayinlanan super dizi. iki loser ev arkadasinin bitmez tukenmez basarisizliklarini konu alir. diger ingiliz komedi dizilerinde oldugu gibi siradan insanlar, abartisiz senaryo ve ince espriler. ingiliz olmak zaten komik birsey, bazen adamlarin ekstra bir caba harcamalarina gerek yok diye dusunuyorum.
  • koca ekşi sözlük'te bu kadar underrated kalması utanç verici nefis ingiliz dizisi. ay ben şok, ben vefad.
  • ekşi sözlük ölmüş derlerdi de gülüp geçerdik, bu diziyi keşfedince anladım harbiden ekşi sözlük ölmüş. yoksa bu kadar "ekşici" kafası dizinin bu kadar underrated olması, kimsenin haberinin olmaması, yılda 4 entry girilmesi imkansız.

    oldu anasını satayım her güzel diziyi, müziği kendimiz keşfedelim, siz eski sevgilinin en sevdiği meyveli yoğurt markalarına entry girin anca, kimseye bi faydanız olmasın aq, bravo.

    edit: yoldaşlar bu dizi çok çabuk bitiyor, boşluğa düşüyorsunuz.
    o yüzden bu diziden sonra trailer park boys'a başlamanızı tavsiye ederim. hem o 12 sezon, bir sürü yan bölümü vs var. uzun süre götürür.
  • mark'tan bir adet balyoz gelsin:

    " i suppose doing things you hate is just the price you pay to avoid loneliness."
  • super hans ve sosyolojik tespitlerinin beni benden aldığı dizi.

    --- spoiler ---

    jeremy: (yanda duran ve bi barla alakası olabilecek belki de son şey olan çamaşır makinesini göstererek) let's start by getting rid of this.

    super hans: that stays. that's the reason ı fell in love with this place.

    j: you want a washing machine in the pub?

    s h: ıt'll freak 'em out! "what the fuck's a washing machine doing in a pub? jesus, ı need a drink." yeah? and boom, they'll have to have one of our organic scrumpies.

    j: right, the thing is, hans, as ı've said before, ı really just think we should serve at least one lager, and nuts. you know, people like lager and nuts.

    s h: people like coldplay and voted for the nazis. you can't trust people jeremy.
    --- spoiler ---
  • 3x03 sesli güldürdü.

    --- spoiler ---

    jes, mark'a yüksek dozda ateş düşürücü verdikten sonra uyuması için yatağa götürür. verdiği ilacın onu uzun süre uyutacağını düşünür ama bir yandan da ölecek diye korkar. jes'in odadan çıkmadan önceki düşünceleri:

    -it'll be ok. it's not like i'm going to rape him. (burada tam odadan çıkacakken tekrar döner mark'a bakar). i could rape him (kısa bir sessizlik) i'm not going to rape him.

    --- spoiler ---
  • baskalari adina utanmak kalibina verilebilecek en net ornek olan efsanevi komedi dizisi.

    ingiliz aksanina, altyazilarinin olmamasina ya da bulmanin zorluguna, super hans denen ibnenin konusmasindan bi sik anlasilmamasina ragmen deli gibi guldurur.
    tamamini anlasaniz nasil yarilcaginizi siz dusunun.

    bu arada dizideki jeff karekterinin turkcedeki karsiligi orospu cocugu'dur.

    jez'de acik ara favorimdir.
  • çok komik ama bir o kadar da depresif dizi. gerçekçiliğinden dolayı bir it's always sunny in philadelphia'daki gibi rezilliklere gülüp geçemiyorsunuz. ya da the office'teki gibi karakterler yerine utanıp "neyse ki michael scott* değilim" diyemiyorsunuz. kesinlikle buruk bir tat bırakıyor.

    bir de super hans denen dallamanın ne dediği anlaşılmıyor.
  • gelmiş geçmiş en komik dizi. dizinin özelliği çekimlerinin birinin gözünden bakıyormuşcasına yapılması. bu da diziye diğer komedilerden çok farklı bir hava katıyor.

    dizide mark ve jeremy (jez) adlı iki garip arkadaşın hayatını izliyoruz. ikisi de garip davranışlarda bulunuyorlar, ingiliz toplumunun normlarına pek uyamıyorlar. mark her ne kadar normal, aklı başında biri gibi görünse de yer yer onun da anormallikleri görülüyor, bunu mark'ın dizinin spoiler olabileceği için söylemeyeceğim bir bölümünde "this is my chance to be a proper person" demesiyle anlayabiliyoruz. jeremy ise her ne kadar çılgın, cool gibi görünse de bazen mark'tan bile daha ezik bir karakter olabiliyor. bu da onun aslında özünde cool görünmek için cool hareketler yaptığının, bir nevi yapmacık olduğunun kanıtı.

    dizinin yardımcı karakterleri ise mark ve jez kadar komikler. super hans, alan johnson gibi efsane karakterlerin yanında big suze, nancy, sophie, dobby, gerrard gibi komiklikte mark ve jez'i bile bazen solda sıfır bırakan çok iyi yazılmış karakterler var.

    dizi şimdiden kült statüsüne kavuşmuş durumda. belki en popüler dizi değil ancak dünyanın dört bir yanından bu diziye tutkun olmuş kişiler için peep show'un yeri doldurulamaz. buna ben de dahilim.
  • amsterdam red light distict'de 2 dakikası 2€ karşılığında seyredilebilecek seyir zevki yüksek hadise. yuvarlak ve dönen bir oda ve onu çevreleyen 10 adet kabinden oluşur. kabine girersiniz parayı atarsınız ışık söner ve 2 dakika boyunca odada gerçekleşmekte olan aktiviteleri seyredersiniz. işin en rezil ve komik kısmı yuvarlak olduğundan siz karşı kabinleri görebildiğiniz gibi onlarda sizi görür. eğer arkadaş grubuyla gitmişseniz çok malzeme çıkar. kabinlerin duvarları siyah olsa da yer yer parçalı bulutlu olduğu gözlenebilir hiç bir yere dokunmamak en akıl karı iştir. kapı kollarının dünyadaki en pis kapı kolu olduğunu söylememe gerek yok heralde.
    ayrıca içerdeki kadınlar da yaklaşık 10dkda bir değişir bu sebepten iyi zamanlama yapılırsa 1er dakikadan 2 kadın seyredilebilir*. onun dışında ucuz olduğundan bizim kekolarında uğrak yeridir. söyle bir diyoloğa sahit olmuşluğum vardır:
    - heriflere bak gavat amınum garılarıyla gelmişler buraya.
    o sırada kabinin tekinden cıkıp önümden geçen hafif şişman teyze:
    - bilaal!! çok susadım hayatım bişeyler içelim.
    demesi üzerine; bizim keko arkadaşına:
    - senin neye susadığın belli pezevengiyle gelmiş bi de türk olacak ikimiz girişsek yine doyuramayız bu karıyı.
    nitekim içerisi ayrı bomba dışarısı ayrı bombadır.