şükela:  tümü | bugün
  • michael powell'ın yönettiği 1960 yapımı, başarılı senaryo sahibi gerilim filmi;placebonun şık şarkılarından birinin adı.
  • rontgenci
    (bkz: rear window) (bkz: l b jeffries)
  • ana karakter mark lewis der ki: "dunyanin en korkutucu seyi nedir biliyor musunuz? korkudur"
  • (bkz: voyeur)
  • kendi varolusuyla catisan bir karakteri anlatan tamamen klise otesinde, 1960'da seri katilin gorus acisindan film anlatmak gibi takdir edilen yonleri olan karlheinz böhmu bunyesinde barindiran ingiliz filmi.
  • strange days'den snuff filmlere kadar bir çok filmin önünü açan, kültür yaratan bir filmdir.
  • brian molko bu sarkıyı kendisini bir gece cok sarhos oldugunda basını bir kazadan kurtaran dostuna yazmıstır. black market music 'in son sarkısıdır (gizli olan haric)
  • placebonun belki yeteri kadar ünü görememiş olmasına rağmen en özel şarkılarından...
  • efsaneye göre, lady godiva, vücudunu sadece saçları ile örterek geçtiği gün, coventry halkı, saygıdan kapılarını, pencerelerini kapalı olarak tutmuş, ancak, bir kişi, terzi tom, meraktan mı, şehvetten mi, yoksa her ikisinden midir bilinmez, seyretmiştir; sonucunda ise, efsanenin çeşitli versiyonlarına göre, kör olduğu ya da öldüğü söylenir. zaman içinde, bu seyir merakından muzdarip olanlar* “peeping tom” olarak anılır olmuş.

    daniel defoe ve tennyson, eserlerinde bu efsaneyi kullanan isimler arasında. tennyson'un "godiva" şiiri de, tom’un kör olduğu versiyonlardan biri: "...but his eyes, before they had their will,/were shrivell'd into darkness in his head,/and dropt before him. so the powers, who wait/on noble deeds, cancell'd a sense misused;/and she, that knew not, pass'd...."
  • ingiltere'deki eski bir şehir efsanesine göre, lady godiva, dönemin asil hatun hatunlarından birisi,coventry'i at sırtında baştan başa , çırılçıplak bir şekilde geçermiş.. onu buna güçlü bir hükümdar zorlamış...
    lady godiva arz-ı endamda bulunurken şehirde bütün pencelerin kepenkleri kapanırmış, ona bakmak kafanın uçması demekmiş ;ama tom adında bir şehirli kepenk arasından onu gözetlermiş hergün...yeniden ve yeniden.. (tom'a ne olduğunu söylemeye gerek yok herhalde.. )

    dokuz yüzyıl geçse de 'dikizci tom' deyimi hala kullanılmaktadır..

    placebo tom'u alır o tadına doyum olmaz parçalarından birine ekler... hayatıyla kesiştirir onu molko herzamanki gibi...
    molko'nun gençlik buhranlarına dem vurduğu şarkılardan sadece biri, bu 2000 çıkışlı black market musicin etkileyici şarkılarından sadece biri:

    düşmemek için dikkat et
    kendi duvarlarını tırmanmak zorundayken
    çünkü sen beni 'senden daha uzunmuşum' gibi hissettirensin (bkz: ego)

    ben sadece bir dikizciyim
    çok uzun zamandır yalnız başıma
    ergenlik problemleri
    kaybedecek birşey yok

    ağırlıksızım ( bir hiçim..)
    ortada kalmışım
    sadakatsizim
    korkuyorum

    bir delikten sevdiklerimle yüzleşirim ( dikizlemenin bir yorumu..)
    kırılmış ruhumu çaldı
    kendimi senden daha uzunmuşum gibi hissettiren kişi
    ben sadece bir dikizciyim
    çok uzun zamandır yalnız başıma
    vitesle ilgili belalar
    korkacak hiçbirşey kalmadı

    (nakaratlar)

    kaybettiğim her bahisle
    yaptığım her numarayla
    sen hala senin olduğundan daha uzun hissettirensin
    ben sadece bir dikizciyim
    çok uzun zamandır yalnız başıma
    ergenlik problemleri
    kaybedecek birşey yok...

    (nakaratlar)

    modern bir tom haline getiriyor gençliğindeki kendini molko efendi.. bunu da çok iyi beceriyor..