şükela:  tümü | bugün
  • genel nedenleri müzmin nezle, bademciklerden dolayı burundan konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak olan hastalık.

    aslında problem bir harfin çıkarılamayarak bir diğeri ile değiştirilmesidir. örneğin:

    zeleştirme: (j) yeri(z). örnek: jale-zale
    seleştirme: ş yerine s. örnek: şapka-sapka
    jeleştirme: c yerine j. örnek: kucak -kujak
    şeleştirme: s yerine ş. örnek: söylüyorum-şöylüyorum
    leleştirme: (r) yerine (l). örnek: merhem-melhem, terlik-tellik
    ince â yerine kalın a: lâstik-lastik
  • multiple skleroz sahibi kişilerde kimi etken durumlarda geçici olarak oluşabilecek durum.
  • (bkz: kıfsmet)
  • (bkz: seksilik)
  • sert süreksizlerle ilgili problem yaşama. s;z;n; t; en zorlu harflerdir.

    benim de özellikle heyecanlandığımda kendisini belli eden, sahip olduğum bu kusur, genç kızlar ve hanım ablaların "ay ne şeker şey bu" tepkilerine sebep olur sıklıkla. yakın zamana kadar kollarını aça aça yanaklarımı mıncırmak için üzerime atlayan sevgi kelebeklerine maruz kaldım. ben pek artık öyle olmadık yerde mıncırılmıyorum çok şükür. seveni, faydasını göreni-bulanı vardır ama.

    aslına bakarsan çok göz önünde bir kusur pelteklik. ben bir dönem çok mu çirkin görünüyor acaba diye topluluk önünde konuşurken çekiniyordum, fazladan heyecanlanıyordum bunun yüzünden. e ne kadar heyecanlanıp sorun haline getirirsem o kadar zorlanıyordum konuşmamı düzeltmede. ama pelteklik genel anlamda öyle çok çaresiz, çözümü olmayan bir bozukluk değil. egzersizlerle, derslerle ve küçük operasyonlarla tam olarak düzelmese de iyileştirmeler yapmak mümkün konuşmada. sahip olduğu için canı sıkılan, bu yüzden üzülenler de mevcuttur; ben özellikle ergenlik dönemimde bunu takıntı haline getirmiştim. bir de acımasızlık yaşlarında dalga da geçen oluyordu-olmuştu benimle, ağzına ökenme diye bişey var mesela, o çok kötü, berbat hissettiren bişeydir o çağlarda. bunu angut zamanlarımızda hepimizin yapmışlığı mevcuttur sanırsam.

    pelteklik aynı zamanda meslek seçimini de etkiler; spiker olamazsın pelteksen misal. bir de böyle bazı kelimeler olur: müessese, missisipi, fıstık, seni seviyorum gibi, göster pipini amcalara edası ile haydi söyle diyen olur mutlaka eşten dosttan. kasarsın da bazen, evlilik mü-es-se-se-si! püf. eksik kalabilir be.

    ancak, küfür ettiğinizde bile dayak yemez sevimli olursunuz bu özelliğinizle. "canım", "tatlım" derler resmi dairedekiler, hele azıcık düzgün ifade edebiliyorsanız derdinizi ve düzgün davranıyorsanız insanlara. sevimlilik kontenjanından işiniz erken görülür, pek çok kez tecrübe ettim ben bunu bak. sonra bir sürü kız arkadaşınız olur, çok yakışıklı olmaya genleriniz müsait değilse bile sempatik olur deli gibi ortam yaparsınız erkekseniz. seksi bile diyorlar, hoş ben nesi seksi hiç anlamadım, o kadar aynaya baka baka da konuştum kendime hiç seksi gelmiyorum, ama var yani öyle fantastik yan etkileri de.
  • yalnizca bende oldugunu dusundugum bir turu var.
    mesela s harfinin yanina "a,e,ı,i" geldiginde sorun yok ama "o,ö,u ve ü" geldiginde tam dalga gecmelik oluyorum. ozellikle "u ve ü". kimseye agiz tadiyla "ya bir sus!" diyemedim. konusurken bu gibi kelimeleri dusunerek cikartmaya calisiyorum agzimdan, dil baska sekil aliyor dudak baska, zaten ses tonumun pek bir ciddiyeti yok, mesaj yoluyla cok iyi tartisabilirim ama konusarak kendimi ifade etmek istedigimde karsimdakinin siritmasindan konusmayi yarida kesiyorum. hayat cok zor..
  • the big bag theory'deki kripke'de en tatlı örneklerinden birini görebileceğiniz konuşma bozukluğu. o gıcık karaktere bile yakışabiliyorsa tuhaf bir çekiciliği olduğunu kabul etmek gerek. gerçi bak o karakterin gıcıklığı da hoş geliyor bana, bilemedim.