şükela:  tümü | bugün
  • feriddeddin attar'ın yazdığı bu kitap islam klasiklerindendir. öğüt kitabı demektir.
  • muhteşem öğütleri ve insanı yerinden hoplatan isabetli tespitleriyle benim başucu kitabım...

    kitabın künyesi:
    pendname- öğüt kitabı
    feriddüdin-i attar,
    [çeviren: m. nuri gençosman ], 1992 (2. baskı), 72 s.
    milli eğitim bakanlığı: 391,
    bilim ve kültür eserleri dizisi : 48,
    şark-islam klasikleri : 8.

    ___________________

    abdurrahman şen'in kitapla ilgili yazısı:

    pendnâme

    bir çok kaynağa sahip olduğumuz halde, bu zenginliğimizden yeteri kadar istifade edemediğimizden yakınırız ya… bugün bu alandaki eksikliklerimizden birini gidermeye gayret edelim ve 1958 yılı baskısından “pendnâme”yi hatırlatayım sizlere.
    hayatı ve eserleri hakkında yeterli bilgiye sahip olamadığımız, büyük mutasavvıf, nişaburlu mehmet feridüddin-i attar’a ait olan “pendname” yani “öğüt kitabı”nı dilimize m. nuri gencosman kazandırmış. maarif vekâleti tarafından yapılan ikinci baskısından yapıyorum hatırlatmalarımı.

    m. nuri gencosman’ın önsözünden kitapla ilgili şu bilgileri aktarayım önce: “asırlar boyunca şark-islâm ülkelerinde hemen her sınıf halk tabakası arasında geniş ve derin bir etki oluşturmuş olan pendname’nin bir çok parçaları geçen nesillerin hafızasında yaşadığı gibi bu günün orta yaşlı aydınları da bunu ruh ve ahlâk eğitimi bakımından değerli bir vesîka olarak tanımıştır.

    islâmî ve tasavvufî bir görüşe dayanan pratik ahlâk kurallarını, insanlık duygularını beşerî faziletlerle muaşeret usullerini, hatta en basit yaşayış tarzlarını kuvvetli ve ahenkli bir mesnevî kalıbı içinde vecizelendiren bu küçük eser, kendi nev’inde en mükemmel bir örnektir. çok itinalı bir şekil ve üslûp nizamı altında yazılmış olan pendname bize sekiz asır önce şark-islâm klasiklerinin şekil ve öz bakımından eriştiği merhaleyi de aydınlatmaktadır.

    pendname, genel bir bakışla islâmî bir temele dayanan ahlâk ve âdâb kaidelerini kısa formüller halinde gençliğe telkin etmek, halka tasavvuf fikirlerini aşılamak maksadıyla yazılmış didaktik bir eserdir. ancak içinde her seviyeye hitap eden müsbet ve kuvvetli fikirlerin de serpilmiş olmasına göre uzun bir tecrübenin, derin ve hatalı bir bilginin rehberliğiyle pratik hayatta bahtiyar geçinmenin sırlarını da öğretmektedir.”

    toplam 70 sayfalık, küçük boydaki kitabın bölüm başlıklarını da zikredersek, öğütlerin hangi konularda olduğunu anlamamız da kolaylaşmış olacak: “esirgeyen ve bağışlayan allah adiyle”, “peygamberlerin ulusu hazreti peygamberle dört halifeyi öğüş”, “din imamlariyle müçtehitlerin menkıbeleri (allah hepsinden hoşnut olsun)”, “dilekleri yerine getiren tanrı’ya yalvarış (günahlardan özür dileme)”, “ nefsi emmareyi kötüleme”, “ susmanın faydalarına dair”, “iyi ameller”, “padişahlara zararlı olan şeyler”, “güzel huylara dair”, “tehlikeli şeyler”, “ bahtiyarlığa alâmet olan dört şey”, “dünya zevklerini terk etmek”, “esenlik sebepleri”, “dervişlik sıfatı ve dervişleri sevme bahsi”, “talihsizlik alametleri”, “riyazet bahsi”, “nefis ile savaş bahsi”, “yoksulluğa sabretme bahsi”, “hırs bahsi”, “tekellüfü terk etmek”, “ahmakların vasıfları”, “afiyet bahsi”, “akıl ve ilim alâmetleri”, “kurtuluşa dair”, “tanrıyı anma bahsi”, “zikrin nevileri”, “olgun aklın delilleri”, “kötü huylar”, “talihsizlik alametleri”, “büyük ve makbul sıfatlar”, “rüsvaylıktan doğan şeyler”, “bekası olmıyan dört şey”, “şükür bahsi”, “geri çevrilmesi mümkün olmayan şeyler”, “sessizlik ve cömertlik”, “bazı huyları meydana getiren birkaç huy”, “düşman peyda etmek ve borçlanmak”, “sakınılması gerekli dört şey”, “ ömrü uzatma sebepleri”, “ömrü kısaltan sebepler”, “yüz suyunu dökmeye sebep olan beş huy”, “namus ve şeref arttırma bahsi”, “iman alâmetleri”, “ayıpları açıklama bahsi”, “ahmak kişinin alâmetleri”, “düşmanlardan sakınma bahsi”, “düşkünlük getiren şeyler”, “işe yarıyan altı şey”, “güvenmeye değeri olmıyan beş şey”, “saadet alâmetleri”, “kurtuluş sebeplerine dair”, “doğruluk ve emanet”, “öfke ve sertlik bahsi”, “cihanın vefasızlığı”, “takvanın faziletleri”, “takva ve tövbe”, “hizmet şerefi”, “misafire ikram ve ağırlama”, “ahmakın vasıfları hakkında”, “fâsikın nişanı”, “ bahtsızın hasletleri”, “cimrilik alâmetleri”, “dilek dilemek bahsi”, “katı kalblilik alâmetleri”, “kanaat”, “ cömertliğin fazileti”, “ şeytanlık belirtileri”, “iki yüzlülük vasıfları”, “takvâ alâmetleri”, “cennetlik kulların nişanları”, “hayır işleme hakkında”, “ kederin faydaları”, “sabrın faydaları”, “tecrid: dünyadan el çekme, tefrit: varlıktan umut kesme”, “konuk severlik”, “sadaka ve hayır”, “dostluğa yaraşmıyan şeyler”, “rahim sılası”, “ gerçek erlerin bazı huyları”, “kanaat ve fakirlik” ve “gafletten uyanma bahsi”.

    hepsi de birbirinden önemli bu başlıklar içinden “ahmakların vasıfları” bahsini sizlerle paylaşmak istiyorum “pendname”den.

    nişaburlu mehmet feridüddin-i attar’a, m. nuri gencosman’a ve maarif vekâletine teşekkürlerimizle buyrun efendim
    ahmakların vasıfları ” bahsine:

    “ahmaklığın dört alâmeti vardır. sana söyleyeyim de öğrenesin.
    kendi ayıbını görmeyip de başkalarının kusurunu aramak.
    gönlüne cimrilik tohumu saçtığı halde cömertlik ummak.
    huyu ile halkı hoşnut etmiyen kimsenin tanrı kapısında hiçbir değeri yoktur.
    adeti huysuzluk olanın işi daima nefret kazanmaktır.
    kötü huy, tende canın belâsıdır.
    huysuz kişi insandan sayılmaz.
    cimrilik cehennem ağacından bir daldır.
    zavallı cimricik de mezbaha köpeklerine benzer.
    cimri nerede cennet yüzü görsün?
    o fil’in ayakları altına düşmüş bir sivrisinektir.
    cimriliğin pintiliğinden kendini bir tarafa çek ki ahmaklar zümresinden sayılmayasın.”

    27.06.2003
  • ahmakliğin 4 alametinin ardindan, şeytanin insandaki 4 alametini, dört hassasını da şu şekilde sayar feriddün attar: hapşirmak, esnemek, burun kanaması ve kusmak.
    800 yil sonra gelen edit: erken yatip erken kalkmanizi, az yemenizi, az sevişmenizi, kusacak kadar içmemenizi, sokakta yürürken elektrik direklerine çarpmamanizi ve yumruk yememenizi öğütlüyor aslinda ama o halde nerde kaldi simurg nerde kaldi kaf dağı attar, özgürlükçü bir adam olarak tanimiştik seni. yine hayal kirikliği, yine dost yaresi, yine el kapilari...
  • farsça metnine ve türkçe pendname çevirisine http://www.gereklitarama.com/2011/05/pendname.html adresinden ulaşılabilir.
  • hace attar okumaları için el altından çıkarılmaması elzemdir. aralarda dönüp dönüp bakılınca tebessüm edilebilir. hoş.
  • 16. yy. türk şairi güvahi'nin yavuz sultan selim ile çıktığı seferlerde derlediği bir eser. attar'ın kitaplarından farklı olarak ahlaki konuların tasavvufi açıdan ele alındığı bölümlere rastlanmaz, daha çok ozanın kendi çevresinde geçen olayları gerçekçi biçimde hikâyeler, latifeler ve fıkralar biçiminde atasözleriyle bezenmiş öğütlere yer verilmiştir.

    eserde halk arasında kullanılan müstehcen sözlerin kullanımından da geri durulmamıştır. attar'ın üslubunda ise vakurluk esastır.

    eserde konu başlıkları dışında fazla yabancı sözcük yoktur.

    17. yy şairi jean de la fontaine her ne kadar aisopos'u temel teşkil alsa da güvahi'nin pend-name'sinden esinlendiği hikâyelere fabllarında yer verdiği kimi kaynaklar tarafından iddia edilmektedir. hatta öyle ki, aisopos'un meşhur hikâyesi karınca ile ağustos böceğinin kaynağının pend-name olabileceği de dile getirilmektedir. dileyenler mimar robert annhegger'ın bu yönde ele aldığı makalesini okuyabilirler. güvahi'nin yazdığı bölümlerin kaynağı ise edebiyat tarihi araştırmacısı mehmet hengirmen tarafından tevrat'a kadar gittiği söylenir. bu hikâyeyi istanbullu rumlarda işitip kaleme aldığını aktarır.
  • öğüt kitabı. (bkz: pend etmek)
    elimdeki feridüddin attar pendname'si karbon yayınları'ndan ve tanınmamış biri olan ahmet metin şahin'in çevirisi, ama çok nitelikli bir çeviri, şiirleri yani beyitleri vezniyle çevirmiş.

    (10)
    gövde eyyub'un böcek almış gıda;
    yunus'u yutmuş balık, tek lokmada!

    (16)
    giydi sincaptan, samur giymiş kimi,
    çıplacık tandırda yatmıştır biri!*

    (21)
    hem pedersiz* bir çocuk* vermişti o,
    hem de kundak içre söyletmişti o!

    (22)
    yüzyıl önden ölmüş, emretmiş: diri*
    var mı bilmem böyle iş yapmış biri?

    (61)
    inciten, özr istesin, sen et kabul
    affeder etmez bulurmuş affı kul!

    (134)
    al ayakaltında gel, öz nefsi ez,
    uslanır elbette sen vermekle az!

    (186)
    suskumuz, hançer; kılıç et açlığı;
    uykusuz kal, mızrak et yalnızlığı!

    (295)
    yardım etmek, ellerin zikr etmesi;
    hem ayaklar zikri, dosta gitmesi.