şükela:  tümü | bugün
  • romanları metis'ten çıkan norveçli yazar.
  • jeg forbanner tidens elv (i curse the river of time) şubat 2012'de aslı biçen çevirisiyle metis yayınlarından çıkmıştır.
    (bkz: lanet olsun zaman nehrine)
  • orijinal bi' yazım tekniğine sahip olan norveçli yazar. zamanlar arası atlamaları sık kullanır fakat nedense eserleri insanda sürekli "ya güzel gidiyodu ama sonunu bağlayamadı" hissini uyandırır. sıradan fakat yine de ilgi çekici konuları güzel işler fakat dediğim gibi, potansiyelinin hakkını veremez genelde bana kalırsa. yine de iyidir iyi.
  • reddediyorum adlı türkçedeki üçüncü kitabı çıkacak olan yazar.
  • ah bu kuzeyliler ve onların sıradanmış gibi bahsettikleri aile içi travmaları.. bu adamı okumalısınız çünkü bazen kendinize kafa atmanız ve sonra ruhunuzdan dışarı çıkıp saçlarınızı okşamanız gerekir. çocukluk, büyüme, yaşlanma ve dünyaya incecik iplerle bağlı olma hallerini anımsamak gerekir..
  • niyeyse sanki böyle kendi yeteneğinden çekiniyormuşçasına kitaplar yazan bir yazar abimiz. çok güzel bir dili, duygu bütünlüğü ve betimleme gücü var fakat harika başlayıp gelişen hikayeler ortalardan itibaren inişe geçiyor. sona yaklaştıkça hala olayın bir yere varmaması yormaya başlıyor. bittiğinde ise havada kalmışlık hissi uyandırıyor. bu kez baştaki ilgi çekici bölümler de çekiciliklerini yitiriyorlar. yine de dünyası güzel, karakterlerinin acıları gerçek, okunası bir yazar.
  • at çalmaya gidiyoruz'u okudum; dünyanın farklı yerlerinde aynı hislere sahip paylaştığımız insanlar olduğunu bir kez daha hissettim ve sevindim. sakin bir dille insanlık hallerini iyi bir olay örgüsünün içine yerleştirerek anlatıyor.
  • türkiye'de çok sevilen (hatta gelmişti de bir kaç sene evvel, sanırım lanet olsun zaman nehrine yayımlandıktan sonraydı) bir yazar .
    sanırım akıl fikir sahibi insanların anlamın abartılarak sunulmasından bıkmış olmalarıyla bir ilgisi var bu sevginin. kuzey sadeliği iyi geliyor.
    ama konular zor. çünkü ilk bakışta aile trajedisi, yalnızlık, dostluk gibi öznel meseleler anlatırmış gibi görünse de, alt metin yakın tarihe ve özellikle de yenilgiye uğrayan sola ilişkin.
    anlıyorsunuz ki rahat battığından değil o yabancılaşma, kaybedilmiş bir mücadelenin artığı. batı'da artık unutulmuş bir toplumsallık, hafif bir melankoliyle karışarak dümdüz geliyor okurun önüne.
    velhasıl, çok iyi yazar.
    türkçe'ye çevrilenler dışında mesela to siberia ya da in the wake'i de tavsiye ederim.
  • kitapları film olmaya oldukça uygun. iki kitabını okudum ve gözümün önünde hep o sahneler belirdi.