şükela:  tümü | bugün
  • clint eastwood keske hep bu filmdeki haliyle kalsaydi dedirtir bu film. o kadar kisa ama karizmatik konusur ki, daha cool bir film karakteri hatirlamiyorum. diger filmlere gore daha zayif kaldigi soylense de sonradan cekilen bircok filmdeki etkisi en cok goruleni de 3 lemenin bu filmidir.
  • senaryosu, oyunculuğu ve rejisiyle tam bir klasik. pardon el clasico.
  • bir avuç dolar. büyük üçlemenin ilk filmi. kimilerine göre biraz gölgede kalmış bir film. ama bu düşünceye sevk ettiren diğer iki filmin tamamen efsane olmasına dayanıyor.

    (bkz: for a few dollars more)
    (bkz: the good the bad and the ugly)

    filmin en büyük özelliği western'de çok farklı bir sektörün ilk ürünü olmasıdır işte. sergio leone akımı derler buna büyüklerimiz. ve de clint eastwood gibi bir üstadın sinema tarihine giriş yapmasını sağlamıştır. defalarca izlenilesidir. filmle, sinemayla ya da ne biliyim westernle işim olmaz diyenler dahi, eşsiz müzisyen ennio morricone için izlemelidirler en azından bir kere.
  • insana 1964 te bizim yeşilçamda hangi filmler çekiliyordu diye sordurtan üçlemenin ilk filmi.
  • kurusawa'nin yojimbosudur esin kaynagi.

    leone, rawhide adindaki kovboy dizisinde seyreder eastwood'u ve denemeye karar verir, fakat daha evvelinde the magnificiant seven oyuncularina gider senaryo, lakin kimse begenmez burun kivirir.

    film ispanyanin guneyinde cekilmistir lokasyonun adi almeria'dir, filmin ilk karesinde gorulen, sol taraftaki beyaz ev, ramon'un kucuk evi bugun restore edilmis vaziyette ve icinde ikamet eden birileri var; meksika askerlerini pusuya dusurdukleri nehrin buyuk kismi sehirler arasi yol olarak kullaniliyor gunumuzde.

    leone ingilizce, eastwood italyanca bilmez aralarindaki diyaloglari ikinci dunya savasindan sonra amerikada yasamis, polanyali tercuman bir kadin yapar, hatta eastwood bu kadinin ingilizcesini pek bir begenmis ayaktakimi ,argo agzini dahi konusabildiginden bahsetmistir daha sonra.

    filmdeki ikinci esas oglan, ramon (gian maria volonté) denen sahsiyet bos bir aktör degildir kendisi roma film akademisinden mezun, sekspir oynamis degerli bir aktordur.filmi yojimbo ile karşılaştırdığınızda bu karakter çok daha ağır basmaktadır, gian maria rölünün hakkını fazlasıyla vermiştir.

    film cok kucuk bir butce ile yapilmistir sanirim italyan, alman ve ispanyol ortak yatirimi idi.

    morricane, bu film ile silver ribbon odulunu almistir.

    dunyada eastwood kadar bu role uygun daha baska bir insan evladi bulunamaz (sahsi kanaatimce, fazla iddiali biliyorum), sanki eastwood bir zaman bu filmde olan butun hadiseleri yasamis, olmus, tekrar dogmus gelmis bu filmi cekmis, sanki leone bu filmi eastwood icin yapmis, bir aktor bir role bu kadar gider hayret dogrusu, kaldi ki rawhide'i izlerseniz eastwood'un o kadar da parlak bir oyuncu olmadigini dusunursunuz hatta kucuk de bir rolu vardir cok da parlamaz ama hemen her sahnede kameraya yakalanir soyle gecerken dokunmak gibi, pek onemli degildir...

    film yapilirken ispanyadaki katolik bayrami baslar, italyanlarda katolik oldugundan set ekibi tatil etmek ister, bunun uzerine leone bishop'a cikar bu jewish sirketi acaba film yapmaya devam edebilirmiyiz diye izin ister, bishop'ta devam edebilirsiniz deyince seti tatil etmeyip çekimlere devam edilir.

    film aslinda bir kalede baslar (amerika'da gösterime girmeden eklendi), americano tutukludur, bir gun cezaevi mudurune cikartirlar kendisini, sinirin hemen otesinde pek cok kotuluklere gebe, iki aile tarafindan yonetilen icki ve silah ticareti yapilan bir kasaba var ,seninse iki secenegin var ya bu delikte gebereceksin yada bu kasabaya gidip buraya ceki duzen vereceksin 60 gunde vaktin var der, bir katir ve kemerin-silahin disarda seni bekliyor, secimini yap.(sonraları bu görüntüleri mgm filmden çıkarttı)

    leone, yojimboyu sinema da seyreder, sinemadan ciktiktan sonra menajeriyle konusup derhal bu filmin haklarini satin almasini soyler, fakat filmin haklari amerikali baska bir sirket tarafindan satin alinmistir.(bu olayi hayal meyal hatirliyorum yanlis da olabilirim)

    senaryo, leone ve iki senarist tarafindan spagetti western'e adapte edilmis, ayrica bir amerikali tercuman da amcalara yardım etmiştir.

    düzeltmeler :
    leone, kurusawa'dan asla izin almamıştır, ne zaman ki kurusawa filmi dava eder, zati filmde bu dava olayından sonra patlar, leone, kurusawa'ya filmin kazancından %15'lik bir pay, artı yüzbin dolar vermeyi kabul eder.
    film, öylesine düşük bir bütçe ile sahneye konmuştur ki eastwood california'daki ikinci el bir mağazadan filmde giydiği kıyafetleri satın almıştır.
    leone, film amerika'da gösterime gireceği vakti, direktör olarak bob robertson ismini kullanmıştır.(bkz: http://www.imdb.com/name/nm0001466/)
    leone, maliyetleri kısabilmek için, aktörlerin yüzlerine yakın çekim yapmıştır, duygusal ifadeleri daha iyi aktarabilmek için, ve bir teknik olarak gelişmiştir.
    yojimbo'nun hakları 1992 senesinde hollywood tarafından satın alınıp last man standing filmi yapıldı, ilk başta amaç 20 yy.'a adapte edilmiş bir film yapmak iken daha sonra karar değiştirip 1920'lerin amerika'sına adapte edildi.

    (bkz: #19725562)
    (bkz: #19791891)
  • --- spoiler ---

    baba: how may we thank you for what you are doing?
    clint: don't try. just get goin' before the rojos get here.

    --- spoiler ---
  • kısıtlı bütçeyle bile çok kaliteli bir western filmi yapılabildiğinin kanıtı olan efsanevi clint eastwood filmi.
  • eğlenceli bir filmdir.
    en dikkat çeken kısmı bence clint eastwood'un çok seri silah çekmesinin yanında her attığını vurmasıdır.
  • sinemayı çok sevip çok çok film izlesek bile en başlarda seyredilip de üstü çizilmesi gereken "klasik" ayıplar maalesef ki mutlaka oluyor. şahsım adına böyle ayıplar maalesef çok ve onlardan biri de işte bu üçleme. çocukluğumdan beri izlediğim sayısız filmde (hatta çizgi filmlerde) göndermeler yapılmasına, müziklerini hep duymama, hakkında hep okumama ve izlemek için birkaç kez de fırsat bulmama rağmen bir türlü başlayamamıştım. belki de bu türün bizlerin hafızasında yer ettiği şekliyle "pazar sabahı kahvaltı masasında trt1'de izlenen western filmleri" gibi bir pazar günü izlemeye başlamam da pek manidar oldu. üçlemenin bütün filmleri elimde hazır olmasına rağmen kalan ikisini de ağustos ayının sonuna kadar özellikle her pazar sabahı (ya da öğleni *) izlemeyi düşünüyorum.

    üçlemenin ilk ve okuduğum yorumların çoğuna göre de en sade ve sönük filmi. dış mekanlarda geçen gece sekanslarındaki color correction'ın yetersizliği haricinde çekildiği yıl düşünüldüğü zaman yeteri kadar sorunsuz ve bugün bile hâlâ büyük keyifle kendini izleten bir film bence. çok bir olağanüstülüğü yok elbet ama sönük de bulmadım ben hiç. senaryodaki bazı "ama??" dedirten mantıksızlıkları da yılına veriyor ve üstünde durmuyorum elbet. hiç sıkılmadan izlesem de üçlemenin diğer filmlerini görmeden abartmamak için şimdilik "gayet güzel" demeyi yeterli görüyorum. zamanında mahkemelik oldukları yojimbo'yu da bir ara izlemek için bir kenara not düşerek, gelecek pazar tekrar görüşmek üzere diyorum *