şükela:  tümü | bugün
  • kisinin, nesnenin basarisi
  • (bkz: performance)
  • renault mais'in cikardigi aylik dergi.
  • brt'de yayınlanan mükemmel ve son derece sade bir program... mesela bir şarkıcıyı-grubu çağırıyorlar, arkasına veriyorlar hafiften bir orkestra; "göster marifetini" diyorlar, canlı canlı çalıp söylüyorlar. herkes cesaret edip gelemiyormuş, belki de bu yüzden son zamanlarda biraz kalitesi düşen fakat yine de lezzetle dinlenenen, sevdiğimiz insanları orkestral yapıyla dinlememize imkân veren kaygısız bir hizmet.
  • performans: yetmişli yıllardan itibaren, bedenin feminist perspektiflerden bir kimlik öğesi olarak yeniden tanımlanmasına eş zamanlı olarak gelişen, fotoğraf, video, film, dans, müzik ve metinlerin bir arada kullanıldığı bir sanat aracıdır. sanatçıyla yapıtı arasındaki sınırlar izleyiciyle arasındaki mesafe gibi belirsizleşmiştir. moira roth performans sanatındaki üç eğilimden söz eder; bunlar,
    -otobiyografik/anlatısal,
    -mistik/ritüelistik
    -politik.
  • (bkz: basarim)
  • -işbu deklarasyonla ben, bilinçli olarak performans yapmayı reddediyorum.
    -fakat diyorum ki, bu yine de bir performanstır.

    -değildir, reddettin!
    -performanstır, deklare ettin!

    -değildir, çünkü eylemiyorsun.
    -performanstır, çünkü eylememek de bir eylemdir.

    -değildir, performans anti-akademiktir.
    -performanstır, performans anti-akademiktir.

    -değildir, performans anarşiktir.
    -performanstır, performans anarşiktir.

    -değildir. çünkü performansın bir yeri olmaklığı gerekir, bu performans hiç bir yerde yapılmıyor.
    -performanstır. çünkü yeri zaten hiç-bir-yerdir. bu performans hiç-bir-yer’de yapılmaktadır.

    -değildir, çünkü hiç-bir-yer yoktur.
    -performanstır, çünkü hiç-bir-yer vardır ve her-yerin yanıbaşındadır.

    -değildir, performans bir zamanda yapılmalıdır. bu hiç bir zaman yapılmıyor.
    -performanstır, zamanı hiç-bir-zamandır. hiç-bir-zaman, her-zaman deneyiminin yanıbaşındadır.

    -değildir, ortada perform ettiği / göstergelediği hiç bir şey yok.
    -performanstır, çünkü sizlere zaten hiç’i perform etmekte / işaret etmekteyim.

    -fakat görmüyor musun, bu salt bir metin?
    -fakat görmüyor musun, bu metin “hiçliğe iliştirilmiş bilincim”dir?

    -bu bir performans değildir; kaydı yok.
    -bu bir performanstır. dilerseniz kaydı boş bir kasettir, fotografı boş bir karttır.

    -bu bir performans değildir, performans yeni bir iddiadır.
    -bu bir performanstır, performans yeni bir iddiadır.

    -bu bir performans değil, çünkü saçma.
    -bu bir performans, çünkü saçma.

    -buldum! bu psikolojik bakımdan bir tür kişilik bölünmesidir.
    -bravo! sanatsal ve dolayısıyla bütünsel alandaki psikolojist, postu daha baştan güvenceye almaya ve hep arkamda durmaya çalışan bir tür korkaktır.

    -bu metin, felsefi açıdan kimi tutarsızlıklar içeriyor.
    -bütün beyaz kuğuları da saymalısın.

    -bu bir performans olamaz, çünkü -ne bileyim- her şey çok çabuk karşıtına falan dönüşüyor.
    -bu bir performans olabilir, çünkü sanatın kaygan zemininde her şey çok çabuk karşıtına falan dönüşebilir.

    -boşversene. rerformans değildir. çünkü sen performansın içinde kendi reddettiğini bile reddediyorsun.
    -evet evet, performanstır. çünkü performans, reddeden sanat içinde reddeden / avant -avant garde’dir.

    -fakat sen burada, kendin çalıp kendin oynuyorsun.
    -doğru! benim yaşadığım ülkede hakiki plastik sanat, kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır. yoksa engizisyon, göbekbağı diye boynunu keser sanatçının.

    - ya.... ya da... hem.... hem de...
    -hem... hem de hiç.
    hiç!

    -tamam, tamam, seni şimdi çözdüm. bu bir performansmış.
    -üzgünüm, çözemedin.
    -neden?
    -çünkü artık değil.
    -fakat nasıl olur? bir şaka falan mı bu?
    -tersine, şunu duymuyor musun?
    -neyi?
    -sysyppos’un kayası gümbürtüyle geri yuvarlanıyor. haç!

    -baksana! benoyn baysgur kimdir, biliyor musun?
    -elbette biliyorum, aptal!
    -fakat nasıl bilebilirsin ki?
    -biliyorum, çünkü ben zaten sen’im.

    peki söyle bakalım. kimdir?
    -.........
    -ee! cevap versene.
    -.........
    -ha tamam!.... elbette... anladım.

    edit: alınteri, göznurudur: serdar toka.
  • alınan sonucun harcanan emeğe oranı.
  • müzisyenin müziği tasarımdan hayata geçirmek için gerçekleştirdiği eylemler bütününün adıdır. her dönemin müziklerine dair yazılan tretezler, dönem performans pratikleri hakkında bilgi vermektedir.
  • hani televizyonda duyuyoruz arada ünlüler için. şu filmdeki performansı göz doldurdu, şöyle iyiydi falan. yarış atı mı lan bu. ne performansı. taş attı kolu mu yoruldu? içinde yer aldığı cümleye göre çaktırmadan laf sokulabilitesi yüksek bi kelime performans. ama olur da bi porno yıldızı disko kralına çıkar, orda da biri derse performansın iyiydi şu filmde, yutarım dediklerimi. göt olurum.