1. günümüz ilköğretim ve sanırım liselerinde de verilen ödev türü.

    bu bildiğimiz dönem ödevi türevinde fakat biraz daha beceri ve araştırmaya dayanıyor. ve haftadır bir veriliyor sanırım. milli eğitim bakanlığı’nın "internet"i müfredata alelacele sokması yüzünden, yedi sekiz yaşında çocuklara olur olmadık ödevler çıkmakta bu performans ödevleri yüzünden. çizmek, kesmek, birleştirmek, yapıştırmak, boyamak gibi temel yetileri gerektiren performans ödevlerinin bir numaralı dayanağı; internet. üstelik her dersten de (resim ve müzik dahil) verilmekte bu ödevler talebelere.

    lakin bu performans ödevlerini tek başlarına yapan çocuklar azınlıktadır hiç şüphesiz. bu da "ödev"in tabiatıyla örtüşmediği için çocuğa çok az belki de hiçbir faide sağlamamaktadır. çocuk da haklı ama. sen altı yaşındaki çocuğa internetten araştırması için kromozom konulu bir ödev verirsen, ki veriyorlar gözümlen gördüm, çocuk da onu haliyle ya ebeveynelrinden ya da bir internet kafe ilgilisi yardımıyla halletmek zorunda kalıyor. bu da ne çocuğa ne okula ne de topluma yarar sağlıyor. hiç.

    saçma sapan, orantısız bir uygulamadır performans ödevi. hayır mantık iyi de işleyiş çok fena. dozajı ayarlamalı. performansmış.
  2. üst katımdaki hüzünlü mutluluk kuşlarının hemen her gün "nuage abi ödevimiz var. internetini kullanabilir miyiz?" diye kapımı çalmalarına sebebiyet veren lanet ödev. ben bile bıktım yemin ediyorum. hatta haftalarca uyumamama neden olan projelerim bile bu kadar bıktırmıyor beni. bir de verilen ödevleri görseniz, "hıh? huh?" deyip kalıyorsunuz. ansiklopedi karıştırmakla falan yapılacak ödev değil çünkü bunlar. internetiniz olmadan gerçekten yapmanız zor. bizim zamanımızda türkiye'nin jeopolitik konumu vardı. mürdüm eriği vardı. "okuduğumuzu anladık mı?" vardı. böyle şeyler yoktu. galiba biz o yüzden biraz salak ve saf yetiştik (sizi tenzih ederim.).

    öyle zannediyorum ki, bu ödevlerin amacı araştırma yapmayı öğretmektir. yani, "bundan bir şey öğrensinler." değil de "bunu yaparken kaynak taramayı öğrensinler." deniliyor olabilir. bilemem yine de.
  3. bu ödevlerin ögrencilere verilme sebepleri anlaşılamamaktadır, malum olduğu üzere örnegin daha 3 sınıftaki bi çocuktan belirli bi konu hakkında şiir bulması, o şiirin içindeki basit sözcükleri bulup türetmesi, türettiği sözcükleri resimlerle ve cümle içinde açıklaması ha bide bu sözcüklerin içinde geçtiği bi hikaye yazması beklenmektedir. çocuklarının vızıldamasına dayanamayan ailelerin oturup yaptığı ödevlerdir.
  4. eskinin dönem ödevlerinden farklı olarak sanırım (okuldan okula farklı olabilir) ayda bir verilen ödev. öğrencilerin yaratıcılık sınırlarını zorlamalarına sebep olduğuna eminim. google ac, sonra yaz ödevin adını, ilk çıkanı kopyala yapıştır. pek yaratıcı...
  5. ilköğretim okullarındaki "ezberci değil araştırmacı" dalgasının yeni adımı...

    lakin kesinlikle ortasını tutturabilmiş değiliz tabii ki... 7 yaşındaki yeğenimin aldığı ödevlerin çoğu da bilgisayardan araştırma üzerine ama çocukcağız "google"'ı henüz süper bir randımanla kullanamıyor tabi... neticede araştırmayı veliler yapıyor, puanları da kendileri alıyorlar.

    herhalde amaç şu: şimdi araştıramayan 7 yaşındaki çocuklar da büyüyüp veli olunca kendi çocukları için araştıracaklar böylece araştırmayan kalmamış olacak...

    bir de 6. sınıfa giden altkomşumun bu performans ödevi dışında "merhaba vagrant abi, yarına icat yapmam lazım" şeklinde umut dolu gözlerle bana bakışı vardı ki inanamazsınız...

    "icat yap" diye ödev mi olur? daha doğrusu bu ödev 3 günlük 5 günlük ödev midir? nasıl demiştir acaba...

    - çocuklar çarşambaya bi icat yapın getirin baheym ne icat ediyosunuz... icat yap hemen... sen de yarına pisagor ol... cuma gününe de uzay mekiği fırlatacaksınız. ayaklar pıtırcık!

    hayır kafadan tasarlayıp versen neyse, "yapılırlığı" olan bir şey olacak ki sanırım hemen akabinde yaptırılabilsin çocuğa..

    "icat yapın getirin" ne be... sanki herkes einstein, herkes edison...
  6. milli eğitim bir eğitim kampanyası başlatmış, çocukları eğitiyorum ayağına velileri eğitiyor efenim. velilere doğrudan ev ödevi verip sınav yapamadığından da böyle bi yöntem uyguluyor. bu kanaatimce asıl amacı gizlenmiş bi çaktırmadan kültürel gelişim sağlama projesi...

    neler öğrendim neler diyeyim siz anlayın. otomobillerin tarih boyunca gelişiminden, aşı nasıl hazırlanır'a, bir ev maketi yapmaktan, saatin tarihçesine, güneş saatinin çalışma mekanizmasından, kızıl pandanın dev pandadan farklarına kadar çok geniş bi çerçevede acaip şeyler biliyorum artık. neredeyse diğer velilerle münazara düzenleyecez. az kaldı.
  7. bu icat çıkarma hadisesi ile komşunun kızının kapıma dayanmasına vesile olmuş ödevlerdir. hayır işin komiği öğretmen de anlamamış işin özünü, "bir icat gibi, işte ne bileyim bir makine gibi bir şey yapacaksınız" demiş*. öğretmenin anlamadığı şeyi çocuk hiç anlamamış tabii, neyse biz kavanozu kuyu olarak düşünmek suretiyle çıkrık deneyi yaptık. çok orijinal gelmiş öğretmene falan. ulan biz o numarayı anaokulunda yapmıştık vaktiyle, ama orada hoca göstermişti, bizim de gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı. şaşırmıştık, ben şahsen bilimi ilimi öyle öyle sevdim. hayran oldum.

    bu ne lan git google'dan kopi peyst yoluyla araştırma yap. sonra bırak üniversite öğrencisinin yaptığı plagiarism'i, koca araştırma görevlisi konferansıma netten kopyalama abstract gönderiyor, böyle linklerin altı çizgili çizgili. peeeh.
  8. ne yazık ki öğretmenler de mecbur bu performans ödevlerini öğrencilere vermeye.. çünkü performans değerlendirme formlarını doldurmak zorundalar... performans ödevine verilen not karneye yansıyor ama vermeyen öğrencilerin notu çoğu zaman düşürülmüyor, yazılı notları baz alınıyor. yazılı kağıtlarına bakmaları yetmiyormuş gibi yüzlerce performans ödevlerini okumaya mahkum öğretmenlerin haline hiç girmeyeyim.

    performans ödevi ile eskiden dönem ödevi denilen proje ödevi birbirlerinden farklılar. performans ödevi daha kısa ve 1 günde bitirilebilen bir konuyu ele alır. "pisagor teoremi" ile ilgili 50 soru hazırlama dönem ödevi iken matematikçi pisagor un hayatını yazmak performans ödevidir.

    performans ödevini artık veliler yapıyor. bu yüzden halk arasında veli ödevi deniliyor.... çocuk, akşam kendi odasında oks sbs harıl harıl test çözerken anne baba ise "dna nın modeli" konulu performans ödevini hazırlıyor. anne dna sarmalını keserken baba ise proteinleri sentezliyor.

    kazanan yine dershaneler tabii.
  9. hala bir şeyleri düzeltmeden, başka bir şeyler yaratmaya çalışan eğitim sistemimizin yeni icatlarından biri.
    amaç, öğrenci merkezli eğitime geçiş yapmak, öğrencinin dersteki etkinliğini artırmak, öğrencinin deneyerek öğrenmesini sağlamak gibi daha içinde bir sürü öğrenci lafı geçen cümleleyle anlatılacak cinsten.

    yahu bu ülkede senin koyduğun sınavlar (oks, öss) n'apıyor o körpecik öğrencileri? dershane kapılarından beri getiriyor mu? onlar performanslarını dershane sınavlarında, etüt salonlarında gösteriyorlar senin bu sistemin yüzünden. sen kalkmış bir de onlardan böyle allangirli işler istiyorsun, araştırma yapmaya vakti mi kalıyor öğrencinin.

    ha, değiştirirsin sitemi, sınavları bir kabus haline gelmekten kurtarırsın o zaman rahatlar öğrenciler istediğin araştırmayı da yaptırırsın. bak o zaman yapmayan öğrencilerin ellerine cetvelle bile vurabilirsin, amenna. ama böyle olmaz, oldurulamaz! en fazla veliler yapar ödevleri, sen de egonu tatmin edersin, yuppiholeey öğrenci merkezli sistemi getirdim diye.

    öyle öğrenci lafını çok kullanmakla, sistem değiştirilmiyor işte. bak ben bu kadar kullandım değiştirebildim mi?

performans ödevi hakkında bilgi verin