şükela:  tümü | bugün
  • isp. fakat, ama
  • neleus'la khloris'in kızı. çok güzel olduğu için birçok talipleri varmış, ama kızından ayrılmak istemeyen neleus onu kendine iphiklos sürülerini getirecek olan adama vereceğini söylemiş, kardeşi melampos'un yardımıyla bias bunları kaçırıp kızla evlenme hakkını elde etmiş.
  • altıncı nesil bir yazar.
  • italyanca da ama, mamafih anlamındaki bağlaç ve aslında però o. o'daki accento dolayısıyla o'sunu uzatarak okurlar bunu ki dinlemek ve o anki mimikleri izlemek büyük keyiftir. bir però çekseler karşı dağlar yıkılır.
  • bazı zamanlar perro'yla karıştırdığım kelime.
    (bkz: perro)
  • ispanyollar bu lafı söylerken harcadıkları zamandan tasaruf etseler, kriz teğet geçerdi diye düşünüyorum. "peroooo" şeklinde uzadıkça uzar. bir bu, bir de "porque" var öyle uzayan.

    mesela bak, biz "amaaa" diye uzatmıyoruz. nasıl teğet geçti kriz.
  • evet, ispanyolca ama veya fakat demektir ancak son derece önemli bir farkla. bildiğiniz gibi ama ve fakat olumlu ve olumsuz ifadeler arasında arabuluculuk yapar. işte pero bunun sadece bir yarısını karşılar. kendisinden sonra olumsuz bir ifade varsa pero kullanılır. diğer yarısını ise pero'nun kardeşi sino karşılar. yani ama ifadesinden sonra olumlu bir ifade geliyorsa sino kullanılır.

    pero ve sino kardeştir lakin ama ve fakat gibi ikiz kardeş değildir. birbirleriyle tamamen zıt işlerle iştigal eden, dünya görüşleri farklı, "siz nasıl kardeşsiniz olum" denilen kardeşler gibidir pero ve sino. dünyaya karamsar gözle bakan pero'nun aksine sino hep olumlu bakar dünyaya. "hallederiz, yaparız" der sino, kardeşi pero "zinhar olmaz" derken.

    pero biraz lakin gibidir aslında. türkçede tam öyle bir kural olmasa da lakinden sonra olumsuz bir ifade gelirse daha bir şık, daha bir oturaklı olur o cümle.

    pero sizi olumlu bir ifadeden sonra gelen olumsuz ifadeye götürürken, sino olumsuz bir ifadeden sonra gelen olumlu bir ifadeye götürür. tabii her zaman bir ön ifade olması gerekmez. bir cümle direkt ama ile de başlayabilir. pero ve sino kardeşlerden hangisinin oyuna gireceğini kendilerinden sonra gelen ifadenin olumlu veya olumsuz oluşudur.

    por ejemplo:

    "uzun herif 400 kalas istiyor ama (pero) yarraamı alır."
    "herif tam bir moron ama (sino) ........"

    üstteki ikinci cümlede boş bırakılan yere olumlu bir ifade gelmesi gerekiyor ancak ben düşünürken ekrana uzun uzun bakarak donakaldım ve görüşüm maviye çalmaya başladı. kendi sağlığım için daha fazla düşünmüyor ve boş bırakıyorum. siz de çok düşünmeyin... omurgasızgiller familyasında kabul gören şu ifade ve türevi ile devam edelim, konuyu daha iyi açıklayacaktır sanırım.

    "adam çalıyor ama (sino) çalışıyor da."
    "adam çalışıyor ama (pero) çalıyor da."

    örneklerde de anlaşılabileceği gibi, cümlelerin ispanyolcası düşünüldüğünde olumsuz ifadelerin no (not) içermesi gerekmez. zaten bu nedenle deminden beri özellikle, belki elli kere "ifade" kelimesini kullandım. yani cümle olumsuzluk eki içermese de aslolan ifadenin olumlu veya olumsuz oluşudur. tamam bu sondu.

    burada sadece ama çerçevesinde baktık pero'ya. buna mukabil daha pek çok "buraya da mı geldin lan sen?" diyebileceğimiz kullanım alanı vardır pero'nun. joker kelimeler skalasında zirveye oynamaz pero ama (bu ama sino oluyor) hatırı sayılır bir yere sahiptir. şimdi burada o tür kullanımlarına girip, zaten yeterince uzamış yazıyı daha da uzatmayalım. kaldı ki ben de çoğunu bilmiyorum zaten. gördüğümde "aa sen ne arıyorsun burada?" diyorum çoğu zaman. keza sino'ya da.

    sadece iki cümleyle açıklanabilecek bir şeyi neden böyle uzatıyorum diye düşünebilirsiniz. ben de bazen öyle düşünüyorum başka başka konularda. zaten bu yazıya da uzun uzun anlatayım diye başlamadım. ayrıca o iki cümleyle anlatılan şeyler daha iki dakika geçmeden uçup gidiyor kafadan akıllım.
  • roma mitolojisinde, hapse düşen babasını (cimon) sütüyle besleyen
    bir hikayenin kadın kahramanı...
    bir çok sanatçı tarafından resmedilmiştir.

    rubens tarafından çizileni rijkmuseum'da görülebilir.
  • italyancanın olmazsa olmaz aması, ancakı, öbür yandanı. sonundaki o'yu melodisiyle uzatmayan italyanca konuştuğunu hissedemez.