şükela:  tümü | bugün
  • henüz başlığı açılmamış homofobik bir yazar.
    (#66432148) kişinin doğasına aykırı her davranışı da hastalıkmış. yüksek lisans yapıyormuş bir de. seviyeyi düşün.
  • yazar kimliğime göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan ötürü öncelikle teşekkür ediyorum.

    ilk olarak şunu açıklığa kavuşturalım,
    homofobi: eşcinsellere, eşcinselliğe ya da diğer cinsel yönelimi olan insanlara karşı duyulan korku, nefret, hoşnutsuzluk anlamına gelir. bahsetmiş olduğunuz entrymde de, sözlükte bulunan diğer entrylerde de benim, farklı cinsel yönelimi olan insanlara karşı korku, nefret ya da hoşnutsuzluk duygularımın olduğunu göremezsiniz. buna rağmen böyle bir iddianız olursa, bu durumda size tekrardan homofobi kavramı neyi ifade ediyor bunu gözden geçirmenizi tavsiye ederim. önce hangi kavramın neyi ifade ettiğini bilelim ve sonrasında saygı çerçevesinde konuşalım.

    sizin yaptığınız şey hakaret etmek fakat bunu ben hiç bir insana yakıştıramadığım için yapmayacağım.
    ek olarak akademik kariyer düzeyimi siz, size ters gelen 1 entrye göre değerlendiremezsiniz.
    zira akademik seviye öyle sizin baktığınız şekilde ölçülemez.
    akademik kariyer yapan ya da farklı alanlarda olan insanlar, sizin gibi düşünmediği zaman seviyeleri düşük mü oluyor?

    çok acı cidden.

    edit: hemen alttakine söylüyorum, bilim adamı değil, (bkz: bilim insanı).

    son edit:
    bilimin sözlükte yapıldığını sanan arkadaşlara zihin açıklığı diliyorum. ek olarak kendinize saygınız olsa da keşke, karşınızdakine hakaret ettiğinizi zannederek kendinizi yerin dibine sokmak yerine, eleştiri nasıl yapılır öğrenseniz.
    eleştiri ve hakareti ayırt edemeyen beyinler bilimden bahsediyor ya büyük hayal kırıklığı, eleştiri bilimi yüceltir birileri öğretsin lütfen, daha eleştiriyi bile başaramadan sonra gelip bilim dersi vermeye kalkmasınlar.
    son olarak hakaret etmek, insanın yetersizliğinin diline vurmasıdır, keza bu başlık altında görüyoruz ki parmaklarına vuranlar da var. hakaret eden insanların, söz dağarcığının eğitilmiş bir bonobo maymunu kadar (yaklaşık 500 kelime) bile olmadığından yine "bence" bu bir tür hastalık. şifa dilerim, özellikle eş ve dostlarınıza da sabır tabi.
  • hem akademik kariyer yapan hem de bilimsel argümanla eşcinselliğin hastalık olduğunu söyleyen ama bereketi arttırdığını düşündüğü için cüzdanında hurma çekirdeği taşıyan über yazar (bkz: #65375143). bilimsel bir tez nasıl öne sürülür, materyal metod nasıl geliştirilir, sonuçlar nasıl tartışılır ve sonuçta neler söylenir bilmiyorsun. bilim adamı olacaksan yol yakınken bu sevdandan vazgeç. bugün yediğin hurmalar yarın bir tarafını tırmalamasın sonra.

    edit: hemen üsttekine söylüyorum. sen önce bilimin ne olduğunu anla sonra insan ya da adam tartışması yaparsın. bilimde bana göre sana göre diye bir kavramın olmadığını anlayacak beyin olmadıktan sonra işin çok zor.

    son edit: cüzdanında yenmiş hurma çekirdeği taşımasına rağmen gelişmiş ülkelerde evlenen, çocuk evlat edinen, birbirlerine miras bırakan eşcinselleri hastalıklı olarak gördüğünü ve tedavi olmaları gerektiğini söyleyen ve bunu utanmadan sözlüğe yazan kişi bilimin sözlükte yapılmadığını yazıyor. zaten değindiğim noktaya parmak basmışsın. bilimin sözlükte yapılmadığını hepimiz biliyoruz. bu kadar cesursan eşcinselliğin hastalık olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen makaleni herhangi bir bilimsel dergiye yolla. hakemler seni hakaret amaçlı kullandığın bonobo maymunun g.tüne sokar sokar çıkartır. ortalığa kustuğun fikirlerini göndermemen için derginin bağlı bulunduğu gruba adını verirler ki bu hastalıklı zihniyetin ortalıkta daha fazla yayılmasın. seni ve senin gibi düşünenleri üniversiteye alan zihniyete tüküreyim. özgür düşüncenin olması gereken yerde senin hastalıklı beynin yer alıyor.
  • alakası olmadığını iddia eden tipik bir akp'li ve evetçi yazar. bir de çok fazla a haber izlemiş sanırım. bilgiler o düzeyde. yüksek lisans yapıyor bir de. sadece yapıyor.
  • muhteşem bir yazar. (bkz: #68486187)

    tıp otoritelerinin, amerikan psikiyatri derneği'nin, dünyâ sağlık örgütü'nün hastalık olarak kabul etmediği olguya* hastalık diyor. neden? çünkü o bilimler üstü bir insan. o öyle dediyse öyle!!

    bir de akademisyenmiş, şaşırmadım. günümüzde pıtrak gibi açılan üniversite, bilimsellik içeren akademik çalışma mı ararsın? tam akp tipi akademisyen türü kendisi.

    böyle insanlar çok tehlikeli gerçekten. hiçbir şey bilmediği, dahası araştırma yapma gereği duymadığı hele de tıp gibi bir bilim dalında ağızlarını yaya yaya desteksiz sallayabiliyorlar. homofobi nedir, homofobik kime denir sorularının yanıtlarını da son derece yüzeysel vermekte. korkan, nefret eden, şiddet gösteren biri değilse homofobik değil ona göre. o şiddet yanlılarından çok daha tehlikeli bir tür olduğunun farkında değil. insanların en doğal hakları olan var olma haklarına hastalık, sapkınlık gözüyle bakıp olmayan tedaviler uydurup yaşamlarını mahvetmek çok dostça! sen akademisyen kimliğini utanmadan öne çıkarıp insanları yaftalayacaksın, senin sokaktaki izdüşümün de lâf atacak, dövecek, öldürecek işte. ne sanıyor acaba, belli bir şiddet ve nefret düzeyini geçmeden homofobik olunmadığını mı? şiddetin dilde değil de yumrukta başladığını mı? özgürlüğün başörtüsü ile akademisyen olabilip milyonlarca sağlıklı insana hasta diye bok atarak devam ettiğini mi?

    eğer eşcinselliğin hastalık olduğuna dair gerçekten bilimsel dayanakları varsa buyursun sunsun, tartışalım. bahsettiği tedâvileri göstersin, başarılı örneklerini anlatsın. beceremiyorsa da şarlatanlığı bırakıp işine baksın.
  • akademik kimliğini muhtemelen onun bunun bir taraflarını yalayarak almış, o kimliği kazanınca da üst akıl olduğunu sanarak ve istediği konuda bilimsel literatüre karşı çıkarak götünden uydurduğu şeyleri doğru sanan zavallı. seni akademisyen yapanın...

    edit: engelle geç. çürük yumurtadan daha da kokuşmuş bir beyni olanla tartışılmıyor. dediklerinin arkasını asılsız, kanıtlanmamış, öznel veriler içeren, aksi hemen kanıtlanabilecek iddialarla doldurmaya çalışan akademisyenimsi yumuşakçalardan. seni akademisyen yapanın... sözüne alınmış. tekrar ediyorum: seni akademisyen yapanın...
  • who ve amerikan psikiyatri derneği'ni politik buluyormuş kendileri. tübitak'a sorduk kesin bilgi yayalım!! e kendisinin eşcinselliğe tamamen politik ve dâhi dinî nedenlerle hastalık demediğini nereden bileceğiz? hem de bu kadar azılı bir akp yandaşıyken kendisi?

    buyursun bir sepet dolusu psikiyatri kuruluşunun kendisinin övüp durduğu terapi ile ilgili fikirleri: http://www.hrc.org/…d-dangers-of-reparative-therapy aralarında politik olmayanlar da vardır.

    buyursun bu da türk psikologlar derneği'nin görüşleri: https://www.psikolog.org.tr/?detail=667

    bunun üzerine bir de eşcinselliğe "hastalık" deyip sonra da "hakikati savunmadığını" iddia ediyor ayrıca. henüz "fact" ve "opinion" arasındaki farkı açıklamakta zorlanıyor anladığım kadarıyla ama akademisyen!!

    iddialarına herhangi bir bilimsel kanıt verebilmiş de değil. bir üniversiteden kabul görmüş, bilimsel dergilerde yayımlanmış, tez olmaktan çıkıp yasalaşmış gerçek bilgilerle konuşmuyor. oradan buradan duyulan yalan yanlış bilgiler ve genellemelerden öteye geçemeyen tipik yarı câhil iddialarından öteye geçemiyor. "belirtileri ne kadar çabuk saptanırsa tedâviye o kadar çabuk yanıt verir." gibi son derece basit bir iddiayı bile örnek vererek kanıtlamış değil.

    üstelik bilimselliğin bir numaralı koşulu olan eleştirme/sorgulama karşısında da mağduru oynayıp "linç ediliyorum" diye ağlıyor.

    "sadece bunun normal bir durum olmadığını düşünerek gidip terapi görerek gerçek kimliğine ulaşmaya çalışanlar var." demiş. örneğin ben yaşamım boyunca "nezlenin hastalık olduğunu düşünerek" doktora gitmedim. bir durum ya hastalıktır ya da değildir. siz işin içine "düşünce"yi soktuğunuz anda pozitif bilimden uzaklaşırsınız. ben "bence ışık hızı 70 km/s" diye ne kadar düşünebilirsem herhangi bir hastalık konusunda da o kadar atıp tutabilirsiniz.

    "fakat bir çok psikiyatr bu yönelimle alakalı tedavi amaçlı seanslar düzenliyor." demiş, ama cümlenin devâmını "...ve işlerini de bir güzel kaybediyor." diye tamamlamayı unutmuş.

    velhâsıl, kendisi pozitif bilimin ne olduğunu biliyor mu ben merak ediyorum. bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır. merak ediyorsa yardımcı oluruz.
  • görüldüğü gibi gene eşcinsellerle alakalı bu bir 'hastalık' dediğim için linç girişimine maruz kalıyorum.
    biraz buradan izah etmeye çalışayım:

    ahh yapmayın lütfen ya.
    ben açıkcası who, fda gibi örgütlere güvenmiyorum.
    mesela konu ile alakalı who ve amerikan psikiyatri derneğinin değişken açıklamaları mevcut.
    sadece eşcinsellikle alakalı değil üstelik.

    siyaset uğruna 1 oy uğruna 100 insan feda ediliyor dünyada.

    siyaset dediğiniz şeye siz bulaşmıyor olabilirsiniz fakat siyaset sizinle her zaman ilgilenir, lütfen bunu unutmayın.

    oy kaygıları ve de toplumdaki kin duygusunu dizginlemek adına sağlık örgütleri değişken açıklamalarda bulunmuş olabilirler.

    mesela tansiyon ilacı verdiğiniz bünyelerin böbreklerinin 5 yıldan sonra işlevini yitirmeye başlaması gibi bir şey işte... sonra diyalize sokarsın hastayı para sirkülasyonunu sağlarsın, her şeyin ucu döner gelir siyasete ve ekonomiye dayanır.

    kolesterol ilaçlarının insanları felce sürüklemesi... bunlarla ilgili kaç tane akademik kaynak gösterebilirsiniz? bir elin parmak sayısını geçmez belki... geriye kalanlar da bu zehirleri dağıtıyorlar insanlara, adı da sağlık hizmeti oluyor.

    mesela şunlar: kinolon / florokinolon / siprofloksasin / levofloksasin / moxifloxasin / gemifloksasin / norfloksasin / besifloksasin / gatifloksasin / finafloksasin
    sizce elinizde bu maddeleri içeren bir ilaç varsa ilaç mı bunlar? öyle olduğunu düşünüyorsanız oldukça yanılıyorsunuz çünkü ilaç değiller.
    zehir bunların her biri. hem de sizi felce, intihara ve en iyi ihtimalle tendon kopmalarına sürükler.
    gidin bakın bakalım bu konu ile alakalı kaç kişinin akademik çalışması var? 1960lardan beri verilen bu ilaçlar neticesinde insanların hayatları zehir oldu ve belki de yan etkileri yeni yeni ortaya çıkmaya başladı fakat gelin görün ki bir sağlık örgütü olan fda 2016'da yeni yeni suçunu kabullenmeye başladı.

    yani şimdi fda bunu yıllarca kabullenmedi hala da üzerini örtüyor diye gerçeklerden uzaklaşalım mı? akademik ve bilimsel etik bu mu acaba? bakın fda'nın onca yalanmasına rağmen abd'de şeker gibi satılan insanın hayatını cehenneme çeviren bu ilaçla alakalı acaba kaç makale var? http://www.levaquinadversesideeffect.com/…-2011.pdf ve tabi kullanıcıların mektupları vs vs... yıllardır karşı çıkılan bu ilaçlara fda sürekli olarak güvenilir maddelerden oluşturulmuş ilaçlar bunlar, ortaya çıkan belirtiler ilacın yan etkileri değil diyordu.
    fda böyle dedi diye hakikati mi savunmuş oldu yani?

    yani bu sağlık örgütlerine çok fazla güvenmeyin bence. işten atılmalar da bunu gösteriyor zaten.

    insanlığa yapılan bu kötülüğün altında elbetteki siyaset ve ekonomi var, üzgünüm...

    ve eşcinsellik noktasında tabi bir de oy kaygısı var...

    ayrıca:

    1. hala akademik bir kadroda değilim, sizin tabirinizle kimsenin bir tarafını yalama ihtiyacı duymuyorum akademik çalışmalarımı kimsenin bir tarafını yalayarak yayınlatmıyorum. zira insan, onuruyla ayaktadır!

    2. eşcinselliğin belirtileri ne kadar erken saptanırsa o kadar erken terapilere yanıt verir. sizin hastalık değil bu dediğiniz durumu dünyada reparetive therapy adı altında tedavi etmeye çalışıyorlar. yani burada tedavi neticesinde kişinin sevgiyi doğru formatta yaşaması ve cinselliği gerçek kişiliği aracılığıyla yaşamasına olanak tanınıyor.

    3. ne yazık ki eşcinsellik hakkında who ve amerikan psikiyatri derneği 'politik' bir takım kaygılar neticesinde duruma göre değişen açıklamalarda bulunmuşlardır.
    ben zaten hakikati söylediğim iddiasında değilim. fakat bir çok psikiyatr bu yönelimle alakalı tedavi amaçlı seanslar düzenliyor. elbette eskiden uygulanan insanlık dışı tedavi yöntemlerini savunmuyorum. fakat bu şekilde gerçek kimliğini bulmak isteyen insanlar da yok değil. yani durumu dini ya da toplumsal bir baskıya bağlayarak tedavi olunsun demiyorum. sadece bunun normal bir durum olmadığını düşünerek gidip terapi görerek gerçek kimliğine ulaşmaya çalışanlar var.

    4. psikoanalitik ekole göre eşcinsellik oluşumunda, 0-8 yaş arası psiko-seksüel gelişimde problemler, bir başka ekole göre, koşullanma, organik görüşe göre, hormonal yatkınlıklar ve genetik bozukluklar, nörofizyolojik bulgulara göre, beyindeki bazı hipotalamik ve kortikal merkezlerle, organik sinir sistemini içine alan karmaşık bir örgütün rol oynadığı düşünülüyor.

    5. hiç bir surette cinsel yönelimi farklı olan insanlara, insanlık dışı uygulamalar uygulanmasını, şiddet gösterilmesini, aforoz edilmelerini, yaftalanmalarını tasvip etmiyorum. bu çok yanlış bir davranıştır. fakat bunun bir hastalık olduğunu düşünen insanlara böyle hakaret etmekte oldukça yanlış bir davranıştır.
  • bir önceki yazdığı entry'yi silip iddialarına hiçbir biçimde bilimsel dayanak katamadan, olayın etrafından dolanarak, lâf salataları ekleyerek yanıt niyetine yeniden döşenen yazar.

    yemezler.

    ya "eşcinsel hastalıktır." iddiasına tıp otoriteleri tarafından bilimsel gerçek olarak kabul edilmiş bir kanıt ve gerçekten bu hastalığa (!) tedâvi olabilmiş vakalar getirir ya da şarlatanın tekidir.
  • arkadaşım silmedim, iki entryi birleştirdim sadece ya ne bu şiddet bu celal yahu.
    bilimsel gerçek dediğin otorite sana cipro antibiyotik içmeyi de dayatıyor. iç bakayım ne oluyorsun.
    şizofrenler de çıkıp desin ki biz hasta değiliz tedaviyi reddediyoruz (belki onların kafasındaki hayat gerçektir ha ne dersin?), yani bu tip her şeyi normalleştirecek miyiz? işte ekonominin sana dayattığı kolaları bilmem neleri içiyorsun şeker hastası oluyorsun sonra ona da diyorsunuz ki tip 2 şeker de genetik. var mı öyle bir dünya?
    o zaman çıkın deyin ki canan karatay'da doktor değil neden çünkü azınlık grupta olan fakat gerçekleri söyleyen biri.
    ben kalkıp burada siyaset ve ekonomiye göre şekil alan sağlık örgütlerine atıf filan yapamam.
    gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma özelliği var zaten.
    ayrıca şu hakaretleri eden arkadaşta katı bir superego var.

    her neyse sonuç itibariyle aynı ülkeyi, dünyayı paylaşmamızdan mütevillit tüm insanların sabır ve hoşgörü bir de tartışma adabına sahip olmaları diliyorum. çünkü savaşlar bu yüzden çıkıyor işte, bu yüzden insanlar ölüyor.
    tahammül sınırının düşük olmasından dolayı.

    edit: imla