şükela:  tümü | bugün
  • üst edit; alkışlarla karşınızda editörümüz
    carriebradshaw

    yeni ekşi sözlük hikayesi. gardrop'un yapımcılarından*

    bu bir bilimkurgu - dram hikayesi olacak ve yine haftalık olarak bu başlık altında yayınlanacak. günü ve saati henüz net değil. en geç kasım ayının ilk haftasında başlayacak.

    siz de bu başlığı takibe alarak bu hikayeden istifade edebilir, yorum - görüş - öneri ve eleştirilerinizi bu başlığa ya da bizzat mesaj olarak bana yazabilirsiniz.

    kapak tasarımı yapabilecek bir arkadaşa ve editörlüğü üstlenecek başka bir arkadaşa ihtiyacımız var. ilgilenenler yeşillendirebilir.

    şimdilik künye şu şekilde;

    yazan; sanikmagdur
    danışman; gevrek var yer misin
    editör; carriebradshaw

    ara ara yine bu başlık altında bilgi verilecek ve fragmanlar yayınlanacak. takipte kalan hikaye severler mutlu olacak.

    sevgiler...
  • ay hadi insallah
  • " hem hayattan hem ölümden korkarak! "

    aruz karakoç
  • " ben bilim dinine gönderilmiş peygamberim. bu uğurda kendi oğlunu kurban vermiş kaç insan var? "

    ibrahim ateş
  • " oksijen hayat kaynağı mı yoksa bizi yavaş yavaş öldüren bir zehir mi bilmiyorum. bildiğim; oksijen bizi bu dünyaya mahkum kılıyor. ondan kurtulmalıyız. ondan kurtulmalı ve seçeneklerimizi artırmalıyız. "

    arzu görken
  • " sen artık bir ölüsün. ümit etme, dua etme, hayal kurma ve kimseyi sevme. mezarındaki bu son partini tadını çıkar. "

    aykut sipahi
  • " son kez rüya gördüğümde sekiz yaşındaydım. odanın içine bir kelebek girmişti. kanatlarında her renkten bir parça. sonra açık duran balkon kapısından dışarı çıktı. uyandım ve kelebeği görmek için balkona çıktım. balkon kapısı üstüme kapandı. içeri giremedim. kapıyı açmaya çalışırken sızmışım. uyandığımda yüzü maskeli adamlar vardı başucumda. ve evimizin holünde fermuarı çekilmiş ceset torbaları. annem babam ve iki kardeşim soba borusundan sızan gazla zehirlenmiş... ölmüşlerdi.

    o günden sonra bir daha rüya görmedim. ve o günden sonra ne zaman güzel bi şey görsem arkasından gelecek kötü haberi bekledim. "

    aruz karakoç
  • aya yorgi kilisesine baktı, kulaklığı kulağına taktı, frenleri tutmayan bisikletin pedallarını çevirdi ve yokuştan aşağı akarken ellerini bıraktı.

    " senle beraber olsak da sevgilim,
    ayrılsak da ölsek de bu yolda... "

    frenleri tutmayan bisiklet denize açılan uçuruma doğru yaklaşıyordu. ayaklarıyla fren yapmayı düşündü, vazgeçti. nasılsa ölecekti. öleceğin saati bilmek...bu şu anda güzel bi histi.