1. öncelikle (bkz: aramaya inandım mamafih bulamadım)

    sanırım özellikle 2009 yılı içerisinde ülkemiz spor salonlarında, fitness merkezlerinde vb. spor yapılan mekanların, yine özellikle yüksek gelir grubuna hitab eden kuruluşlarında türemiş, bir nevi kişisel spor hocası.

    benzeri bir uygulamanın yurt dışında çoktandır olduğunu tahmine ediyorum, peki ben türkiye'deki bu uygulamayı anlatırken neden inglizce ismiyle başlığı açtım, çünkü bu tarif ettiğim mekanlar o kadar seksi mekanlar ki, personal trainer yerine kişisel eğitmen falan desen, olmaz. olmaz yani.

    peki nedir bu personal trainer? çok basitçe mantık yürüterek söyleyebiliriz ki, personal trainer, en azından amatör spor yapan spor salonu müdavimleri için, kendisine daha uygun antrenman, beslenme, dinlenme programı verebilecek, kişinin fiziksel gelişimiyle yakından ve birebir ilgilenip, eksik kalan yerlerde spor/beslenme vs. programını değiştirerek takviyede bulunabilecek, spor yaptığı anlarda ise hareketlerde, hareketlerin doğru yapılıp yapılmadığı konusunda yardımcı olacak, ne bileyim hadi en kötü ihtimal motive edecek, zor hareketlerin son rep'lerinde yardımcı olacak, bir nevi yabancıların tabiriyle spotter'lık yani gözcülük yapacak konumda, bu konulara hakim birileri olmalıdır.

    ha bu noktada belirtmeliyim ki, personal trainer hizmeti, çoğu spor salonunda ayrıca ücretlendirilir; sanırım saat/seans başına falan olsa gerek...

    şimdi, ben bunu tamamen kendi mantığımdan yola çıkarak, bir yerden bir tanım falan okumadan yazdım, peki bu mantığı biraz geliştirirsek, spor salonlarının sunduğu bu personal trainer hizmetinden kim daha çok faydalanacaktır? bence erkekler, sebebi de çok basit; spor salonlarında gördüğümüz insanlardan, ağır antrenman yapan, bu tarz bir destekçiye ihtiyaç duyabilecek grup büyük ölçüde erkeklerden oluşmaktadır. ülkemizde vücut geliştirmeye ya da ağırlık/halter sporuna çok fazla meraklı kadın görmediğim için, müşteri profilinden yola çıkarak böyle diyorum. çünkü spor salonuna gelen kadınların büyük çoğunluğunun kilo verme/formda kalma/sıkılaşma/sağlıklı yaşama gibi ihtiyaçları, zaten çoğu spor salonunda ücretsiz bir hizmet olarak verilen fitness hocaları tarafından rahatlıkla giderilebilecek durumda. yine gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki, ki gayet basit bir gözlem aslında, kadınlar zaten ülkemizde %90 oranında aletli ağırlık çalışıyorlar, öyle serbest ağırlık çalışana ben pek rastlamadım (ki gittiğim salonların kadın nüfusu epeyce fazla, hani zaten mahalle arasındaki badi salonunda pek kadın görebileceğinizi sanmıyorum...).

    mantıken personal trainer'ın hünerlerinden faydalanacak kişiler daha çok erkekler olacaktır bu doğrultuda, neticede genelde ulaşılması daha zor hedefleri olan (yağ oranımı %x'e düşürecem, kollarım 45 cm olacak, six pack'ler yaza kadar çıkacak... vs.) müşteriler erkekler olmakla beraber, yine erkekler daha büyük oranda serbest ağırlıklarla çalıştıkları için, "işi bilen" birinin desteğine daha çok ihtiyaç duymaktadırlar.

    yani şöyle özetlemek gerekirse; spor salonuna bir süredir giden bir erkek, programını, yaptığı sporu daha da geliştirmek adına, personal trainer'dan daha fazla hizmet alacaktır gibime geliyor, mantıken squat, deadlift, bench press atıyorum bir clean and jerk falan gibi nispeten daha komplike hareketlerin tek başına öğrenilmesi, uygulanması, zordur.

    bu noktada şunu da belirtmek isterim, benim şu an'a kadar gördüğüm bütün salonlardaki bütün personal trainer'lar zaten bu saatlik/seanslık "personal training"'in yanı sıra zaten halihazırda, müşterilerin "program yazdırma" "pardon şu alet nasıl çalışıyor?"
    "abi son sette yardım eder misin?" gibi istek ve arzularına hizmet vermekten sorumlu, fitness hocalarından ibaret, yani dışardan bilmem hangi klübün hocası gelip personal trainer'lık yapmıyor size, yine aynı adamlar kadınlar.

    hah şimdi can alıcı nokta; peki bu personal training hizmetini alanlar çoğunlukla kimler? evet bildiniz! kadınlar! hay allah. ne kadar enteresan. çoğunun spor hayatı sadece birazcık koşu bandı az güneşlenme, biraz esneme gerinme pilatesten ibaret olan spor salonlarımızın medar-ı iftiharları.

    ben bu personal training olayı ilk gözüme çarptığında dikkat etmiştim bunun böyle olmasına, ama fazla üzerinde durmamıştım. personal training hizmeti almak bana çok da mantıklı gelmedi hiçbir zaman, çünkü en lüks salonda bile olsa, bu hizmeti veren o fitness hocaları ne yazık ki bana deadlift yaparken neyi yanlış yapıyorum, ya da programımı nasıl değiştirirsem arzu ettiğim sonuca daha iyi ulaşırım konusunda cevap verebilecek nitelikte değillerdi, ee zaten son sette benchin altında kalmayım diye gözcülük yapmak için rica edince zaten geliyorlar, gelmek zorundalar zaten çünkü işleri bu. neyse.

    daha sonları bu personal training olayı benim git gide daha fazla gözüme çarpmaya başladı, çarpmasının sebebi de şu oldu; güya "hoca" ile özel olarak spor yapmaya adanmış bu vakit, bir çok zaman kadınla hoca'nın şen şakrak muhabbetleri ile salonu inletiyordu. böyle olunca biraz daha dikkatli izlemeye başladım personal trainer'larımızı ve onların müdavimlerini (ki zaten çoğu sadece 1-2 kere alıyor bu hizmeti.)

    açıkca söyleyeyim, istisnalar da tabi ki kaideyi bozmaz, çok fazla da genelleme yapmak istemiyorum ama, sadede gelmek gerekirse, personal training hizmeti alan kadınların çoğu, bu "hoca" lar ile daha fazla yakınlaşabilmek için yapıyor gibi geldi bana sonradan. yani bunun için de fazla insan sarrafı olmaya gerek yok açıkcası, "hoca" nın hanımefendinin esneme hareketi yaparken nasıl elini tutup gözlerinin içine baktığını (ve hanfendinin bundan nasıl keyif aldığını) anlamak için veya o bir saat boyunca dönen muhabbetlerden, ses tonlarından bir şeyleri kafada oturtmak için birazcık vücut dili bilmek, birazcık iinsan ilişkilerinden anlamak fazlasıyla yeterli.

    ha sonuca varırsak, personal trainer'lık müessesi de, personal training de ülkemizde hakkı ile yapılmıyor bence sözkonusu spor salonları olunca. yani ben şahsen tonla para bayıldığım bir salona zaten bilgi ve birikimi şüpheli birinden personal training hizmeti almak için ayrıca para vermem, neden insanlar veriyor konusunda merak edince de böyle bir sonuca ulaşmış oldum.

    şu da var ki çok önemli bence, yanlış anlaşılmasın, kimin ne amaçla, kimden, nasıl bir hizmet aldığı benim hiç umrumda değil, spor salonunu, en azından serbest ağırlıkların olduğu bölümleri vıcık vıcık bir cinsel gerilimden uzak tuttukları sürece tabi ki. bu konuyu umursaması gerekenler o hanımefendilerin kocaları, nişanlıları veya sevgilileri, ki ne yazık ki böyle bir çok insan görüyorum, parmağında yüzük ama pt ile vıcık vıcık dumbell squat "ahh muhteşemsiniz!" (bunu söylerken belden kavrıyor ahahah). kendimi tekrar ediyorum belki ama ben ahlak zabıtası da değilim de, yine de komiğime gitmiyor değil.

    ha peki işi ciddi tutup hiç bu yöne girmeyen pt'ler yok mu? var, onlar da iş yapamıyor pek gördüğüm kadarıyla ahah, daha bilgili bile olsalar...

    o değil de amma wall of text oldu, squat'ı, deadlift'i kendini sakatlaya sakatlaya, internetten baka baka öğrenmiş biri olarak içimi döktüm resmen ve söylemek isterim ki, keşke böyle hem bilgili hem güzel kadın pt'ler de olsa da, biz de onlardan ders alsak "oh muhteşem bastınız ağırlığı x bey ;)" şeklinde, ama yok yok yok!
  2. hani o cok sevdigin ya da cok zorlandigin ama yapmak zorunda oldugun hareket var ya, onun son setine girdiginde ya bir an once yanlis yaparak bitirdigin ya da tekrar sayisini es gectigin; iste bu meshur pt tam bu noktada devreye girip gercekten ise yarayan o son seti tamamlatan ulvi insana verilen isimdir. neticede o set sayilari 2,3 ya da 4; tekrar sayilari da 15-12-10-8-6 diye ezberden yazilmiyor. hepsi denenmis basariya ulasmis ve ayri bir amaca hizmet ediyor. ayrica duzgun bir pt cal cene yapmak yerine motivasyonu tavan yaptiran hareketler ve konusmalar secer. "ben yaparken bu hareket bu kadar zor degildi ya" cumlesinin aciklamasi "sen yaparken yanlis yaptigin icindir. bu arada duzenli spor yapan biriyseniz pt sizi degil siz ptnizi secersiniz. ayda yilda bir salona gelip spor yapmak yerine milleti kesen sonra da ptlere bok atan zihniyeti bosverirsek, iyi bir pt hareketleri ezbere degil kisiye gore yazar. ne ile beslendiginize dikkat eder. programinizi aksattiginiz zaman anne eli degmis kurabiye misali arar, sorar sorusturur. kondisyonunuzu maksimum duzeye cikarmaya yonelik dayaniklilik antremanlarinda ya da super set yaparken ihtiyaciniz olan powerade degil duzgun bir ptdir.
  3. psikopatına denk geldin mi kaçış yoktur. ağlatır, bağırtır ama istediğini yaptırır. neyse ki onun istediği şey aslında senin ona gitme sebebindir.
  4. national academy of sports medicine , personal fitness trainer sertifikasi ile kazandigim title dir.
    duyan da bisey zannedecek, halbuki 600 sayfalik kitabi su gibi bilmeniz durumunda sinavi gecmeniz zor degildir. ıdmanla alakali soru %10 falan gerisi sacma sapan sorular, yok ufak cocuk ne kadar terler, yok bilmemne kemiginin altinda hangi hormon daha etkili falan, sinavdan sonra asla kullanmayacaginiz, tip terimleri iceren bir egitim sureci vardir.
    asil bilgiyi work shop larda hocalar tarafindan aktivite esliginde alirsiniz. tabiki surekli okumak ve uygulamak da gerekir. hangi idman hangi vucutta nasil etki yaratir ne kadar okursaniz o kadar ogrenirsiniz.
    sanildiginin aksine, her ne kadar klise bir bilgi olsada , guzel hatunlara program yazmazlar.
    aksine balik etli, orta yasli bayanlar daha cok talep gosterirler. birde flort etmeye calisanlari var bunlarin off al basina belayi.
    asil para yasli kesimdedir, idman kacirsa bile parasini muntazam oder, bol bahsis verir, programin calisip calismamasi umrunda bile degildir.
  5. bu kişisel eğitmen dediğimiz arkadaşlar da tabii ekmek parası kazanıyorlar lafımız yok ancak biraz daha samimiyet biraz da normal olsun istiyor insan.

    yüzünden, ağzından o kadar belli ki yalan söylediğin, yalan olduğun. eskiden spor salonlarında ( 7-8 sene önce mesela) bu arkadaşlar ücretsizdi. giderdiniz istediğinizi sorar, istediğiniz testi yaptırır ve yardım alırdınız.

    son senelerde bir furyadır gidiyor. bu arkadaşlar paralı olmuş. öyle az buz da değil. saatine 70 tl alıyorlar ortalama. "personal" ya... özel ders.. arz talep meselesi tabii, millet de veriyor demek.

    sen spordan anlıyorsun, özel hocaya ihtiyacın yok ama ufak bir sorunun var. yok! olmaz. ukalaca cevaplar, sallamayan bakışlar. hepsi öyle değil haklarını yemeyelim ama 10 kişide maks. 2.

    salona üye olurken, nasıl bir yalan surat, nasıl bir ses tonu. üyelik oldu, kredi kartı bağlandı mı? yüzünüze bakılmaz. üyeliğinizi iptal mi ediyorsunuz? kaç aydır 'vay başkan naber' diyen adam yok olmuş. uzaktan seni gören adam, yanyana geçerken görmez.

    kalitesizi de tam çingene... ben kişisel eğitmen almadığım için sallamıyorum bunları, muhabbete de girmiyorum. tüm muhabbetleri yalan çünkü. he, çoğu bilgili işlerinde, eyvallah. ama iki dakika insan ol de mi yavrum?

    ben senin muhabbetine, güler yüzüne gelmiyorum zaten oraya. gelen yok mu? var. evde kalmış kızlar, koca bulmak için yazılıyor salona. o arada herkesle muhabbet oluyor tabii. yalnız yaşayan adamlar, zengin olanlar... neyse kişisel eğitmenlere güvenmeyin de..
  6. hangi personal trainer?

    http://www.metesports.com/…-dikkat-etmelisiniz.html

    neden personal trainer?

    http://www.metesports.com/…-ile-calismalisiniz.html

    personal trainer mete pötöy

    bir dönem vardı, bazı akademisyenler gece doçent yatıp sabaha profesör kalkmıştı, bazı yasa değişikleri nedeni ile.

    aynı onun gibi, çalıştığı spor salonu ''personal training'' sistemine geçen fitness eğitmeni arkadaşlarım da ertesi gün ''personal trainer'' oldular.

    sadece güzel kızlarla ilgilenen bir fitness eğitmeni ile 'gerçek bir personal trainer' arasında büyük farklar vardır.

    ''iyi'' bir personal trainer:

    - sadece siz ile ilgilenir ve sizi hedeflerinize gerçekten ulaştırır.

    - bu işin okulunu okumuştur.

    - 10 günlük kursiyerlik ile meslek sahibi olduğunu düşünmez.

    - hareket isimlerini doğru yazmayı bilir, kulaktan dolma değil araştırarak öğrendiği için.

    - ingilizce bilir (türkçe kaynaklar son derece yetersiz ve çağdışı oldukları için)
  7. www.eniyipersonaltrainer.info

    hep süper star olan hocalardan ibaret bir başlık. lakaplar değişiyor: life coach, life trainer, personal coach...vs. gülüyordum ben bunlara; sen kimsin ki benim için bir koç olacaksın, hayat eğitimcisi olacaksın diye. şimdi o hizmetleri alıp, beğenmeyip, kendi hocalarımla kendi üye-odaklı hizmetimi kurunca, daha da iyi anladım bu işi bizim neden daha iyi yaptığımızı. bizde star hocalar ve onların kaprisleri ve onların programları ve onların aşırı yüksek fiyatları yok. bu işten anlayan hocalarımızın, bu işlerden anlayan ortaklarla birlikte, tek amaçları sizin sonuç almanız olan bir firmamız var.

    amacımız birkaç hafta iş görüp, şok sonuçlar alıp, bir sonraki yaz yeniden gelmeniz değil. amacımız sporu ve iyi beslenmeyi sevip, hızla sonuç alıp, bir hayat boyu yetecek doğru beceriler ve yetiler kazanmanız.

    (bkz: kendimden biliyorum)

    www.eniyipersonaltrainer.info
  8. yaklaşık 2 aydır bunlardan bir tanesi ile çalışıyorum. tatile falan çıkınca 2 kişi oldular ama orası mühim değil. mühim olan benim vücudumun direnç noktasını bir türlü aşamamış olması ve ne zaman tartılırsam tartılayım ( sabah aç karnına, duştan sonra çıplak, akşam eve gelince günlük kıyafetlerle, yatmadan önce makyajı çıkarmış, bağırsakları boşaltmış hiç fark etmiyor) gramı gramına aynı kiloda çıkıyor olmam. artık sıkıldım haliyle, bu sabah erkenden gittim, ortalık da boş olunca benimki aldı sazı eline muhabbet çığrından çıktı tabi.

    "sertaç" dedim "bugün buradayım, çarşamba akşamı buradayım, cumartesi sabah tekrar buradayım eğer pazar sabahı tartıda hala aynı rakamları görürsem, önce seni sonra kendim vururum ona göre"
    -ya senin yediklerinde sıkıntı var diyorum, ne yedin sen son 3 gündür say bakayım hepsini bana
    -delirtme adam beni! 3 aydır aç uyuyorum, protein yemekten gut olacağım, dün akşam bir rakı içtim diye yarım saat tatava yapma şimdi bana, hadi başlayalım. alnımdan damlayan terleri görmek istiyorum.
    - oo seve seve, philadelphia yapıyoruz o zaman yine ( ben ilk başlarda "beni güzelce yor, eve döndüğümde kaslarımdaki ağrılardan başka bi'şey düşünecek halim olmasın" deyince, bu beni rocky sandı, yere yığılana kadar "dur yeter" dememi takmadı, yığılıp kalınca da korktu tabi. "philadelphia" da bizim anahtar sözcüğümüz oldu, bildiğin bdsm tarzı spor yapıyoruz adamla)
    -aynen!

    başladık, biraz ısındık, bir yandan geyik yapıyoruz, iyice cıvıdı ortam. sıra squata gelince benimki verdi gazı, verdi çoşkuyu

    - diz kapakların parmak uçlarını geçmiyor, bravo, çok iyi gidiyorsun! eylül tatilinde şahane bir popoyla giyeceksin bikinini.
    -sertaç sus, bacaklarım hala kalas gibi.
    -olsun, bak benim bacaklarım da kalın ama popom taş gibi ( üstündeki sıyırıp poposuna şaplak atıyor karşımda)
    - bana fazla arkanı dönme istersen
    - yoo güzelim yooo, benimki kadar şahane bir popon olmadan senin şaplak atmana izin vereceğimi mi sanıyorsun? hey hey hey otur iyice otur, öyle yarım bırakma hareketi.
    - benim ilgilendiğim popon değil merak etme ;)

    bunun devreler yandı tabi, sırtından bahsettiğimi anlayamadı. şaşkın bir bakışla kala kaldı öyle.

    -neyse zaten teknik olarak seninle ilgilenmem de mümkün değil sen dön arkanı sorun yok, deyince birden aydınlandı. tek hamlede tisörtünü çıkarttı, pis pis sırıtarak tam önümde durdu

    - bunu görmek istiyorsun demek, son seti bitir seni barbell squata alalım o zaman.
    - ben o aletin altına girmem, giyebilirsin tisörtünü =)
    - o ağırlığın altına girmezsen böyle bir sırtın altına da yatamazsın güzelim (son kelime belli belirsiz duyulurken yüzüne "hassiktir lan ne dedim ben " bakışı oturdu ama laf ağzından çıktı bir kere.

    gülsem gülemedim, gülmesem içimde kalacaktı, baktım o da çok pişman oldu, yüzüme falan bakamıyor.

    - ben koynuma aldıklarımı vücudundaki kaslara göre seçmiyorum, beni vücuduma göre seçenlerin de altına yatmıyorum sen işine bak dedim de, bir 45 dk daha çalıştık. ama philadelphia çalışması yalan oldu tabi.
    ben de az önce yine aynı kiloda çıktım zaten. ne halt etmeye bulaştım bu işe merakla bekliyorum ben de sonuçlarını...