şükela:  tümü | bugün
  • güzergah konusunda her zaman tartışmaların yaşandığı, birbirinden nefret eden kişilerin yan yana oturmak zorunda da kalabildiği, toplu taşıma araçlarına binen insanların yaşadığı çileleri düşünmeyenlerin dırlanmalarının dinmediği mecburi seyahat aracı.
    (bkz: köprü trafiği)
  • insanların karakterlerinin en iyi tespit edildiği mekanlardan biridir. kim iyidir, kim kötüdür. kim insanın kuyusunu kazar, kiminle kanka olunur. kiminle selam sabah edilir v.s. gibi bilgilerin net bir şekilde görülebileceği ve gündelik hayatta karakter tahlilli yapmayı seven insanların kesinlikle çok seveceği bir mekandır. bunun dışında çaresiz bir şekilde hiç sevmediğin bir kişiyle yanyana geçirilen yolculuğun yanısıra arada sırada hoş sohbet de yapılabilen mekanlardır.

    burada önceleri zor gelen ve daha sonra alışılan bir durum da, özellikle trafiğin çok yoğun olduğu ve araçların durma noktasında oldukları anlarda toplu taşıma araçlarındaki insanların "ne kadar şanslılar ..na koim" bakışları arasında yolculuk yapmaktır.
  • böyle sıkıcı sinir bozucu gibi geliyor ya insanın aklına, hemen bu görüşü çürütür bir örnek vermek isterim.
    dışı afilli, böyle her yani ghost rider, kuru kafa, alevler ve hatta playboy stickerlarıyla süslü. içi desen yanar dönerli ışıklari led ışıklarla istendiğinde aydınlatılabilen, kornası "the godfather" olan,koltukları rahat, şöförü kafa olan bir servisimiz vardı. tüm bunlar yetmezmiş gibi güzel led bir ekran da vardı ki şöförümüz her akşam yeni bir film getirirdi bize. arabası olanlar bile servisle gidip gelmeye başlamıştı o derece. bazen öyle trafik olurdu, öyle uzardı ki yollar işte o zaman biz sevinirdik "oh filmin sonunu da görücez yaşasın" diye. bir keresinde yetimhaneli acayip bir korku filmi izlemiştik mesela, servisin atmosferi öyle güzeldi ki o korku filmini evde izlesem o denli korkutamazdı, filmdeki maskeli çocuk aklıma geldikçe hala titrerim.

    neyse birden aklıma geldi eski servisim, keşke tüm servisler böyle olsa. sinir stres içinde sabah akşam trafiğe kendi arabasıyla girip direksiyon başında kendini yormaktansa serviste film keyfiyle işe gidip gelmeyi tercih ederdi bir çok kişi, belki trafik de bir nebze rahatlardı.
  • lan alla kahretmesin, kırk yılda bi kullanıyim diyorsun olana bak.
    koca koca kerli ferli gravatlı ceketli adamlar kokoş hatunlar sonra otururken otururken birden biri bi şey ediyor...
    gaz çıkarıyor, ne edicek..
    o kerli ferli herifin bağırsağını dolanıp götünün deliğinden huzura çıkan gaz,
    içindeki bağırsak partikülleriyle beraber şu anda senin burnunun içine girmiş vaziyette lan oğlum var ya, allah seni kahretmesin!
    bi daha binen senin gibi olsun, ne iğrenç kerli ferlisiniz lan!
  • aynı kurum içinde farklı şube ve birimlerden insanları bir araya getiren, ulaşımlarını sağlayan araç. bütün gün hangi şubede ne olmuş, kim napmış akşam kritiği yapılır. hatun kişiler klasik akşam yemeği ne yapsakla, erkekler memleketi kurtarmakla meşgul olur. ben genelde ilk binenler cam kenarını parsellediği için içten içe kıl olurum sabahları. akşamları intikamım acı olur, hafta içi her akşam parselcilerin yerlerine sırasıyla konuşlarım. sanki tapulu malları pezemenklerin pis pis bakarlar sallamam. ama istanbul gibi bir şehirde mesai saatlerinde toplu taşıma araçlarının rezil durumda olması göz önüne alındığında candır, canandır.
  • 7 senedir işe gidip gelmek için kullandığım araç..
    tam 7 senedir aynı serviste olmama rağmen toplamda 2 yada 3 kişiyi tanıyorum* .. her gün köprü geçmek zorunda biri olarak diyorum ki ne kadar erken kalkmak zorunda olsak bile geri kalan uykuyu serviste tamamlama güzelliği diye bir şey var.. o servis uykusu nasıl tatlı olur, nasıl yol bitmesin hep devam etsin istersiniz anlatamam...

    tabii insan olan yerde her daim sorun olacağı gibi personel servislerinin de olmazsa olmaz sorunları vardır;

    (bkz: serviste ışık kapatma gerginliği)

    (bkz: servisteki klima savaşları)

    (bkz: servisteki yan koltuğu işgal etme savaşları)

    (bkz: servisi çok beklettin savaşları)

    (bkz: güzergah savaşları)
  • bir 103 degildir.
  • hayatta en özendiğim şirket uygulamalarından biri.
    yüzelli senelik iş hayatımda pozisyonlarım ve dahi mesleğim dolayısıyla hep şirket aracım oldu.

    sabahın köründe daha afyonum patlamadan direksiyona geçtiğimde,
    sağımdan solumdan geçen personel servislerinde, kafayı cama dayamış uyuyanlara özendim,
    kitap okuyan, telefonlarıyla oynayanlara özendim, hatta son zamanlarda laptopundan dizi seyredenleri bile gördüm

    sadece 3 aylık bir tecrübem oldu bi ara ama tadı damağımda kaldı.

    ha bir de mesai etkisi de var tabii
    diyemedim ki; "soloz bey, şu konu vardı bu konu vardı" diyenlere "yahuu kusura bakmayın servis kaçacak" diyerek yarım saat evvelinden masamı toplayayım, evimin önünden alsın evimin önüne bıraksın, karı - kışı işe varmak için dert etmeyeyim kendime, işe gelmedim çünkü servis gelmedi.

    ha bu dediklerimden hoşlanmayanlar da çıkacaktır elbette ama adam çok özeniyor deyin geçin, değişmez bu yaştan sonra artık

    o 3 aylık sürede tek hazzetmediğim çok dedikodu yapıyorlar servis haricindeki insanlar hakkında, fütursuzca, terbiyesizce

    en azından bizimkiler öyleydi, günahları boyunlarına.

    edit :

    ahha yine aşmışım farkettim de
    (bkz: uzun iş toplantılarında ekşi sözlük'e geçiş eşiği)
  • iki yürüyen izmarit adam yüzünden, servisin ertesi güne kalmış kültablası gibi olduğu, nefesimin tükendiği sabahımın bok olduğu servis.