şükela:  tümü | bugün
  • klasik türk musikisinde giriş müziği
    batı tarzı klasik müzikteki karşılığı uvertür oluyor.
    (hicaz peşrevlerine bayılıyorum)
  • argoda ön sevişme. işte bu nedenle zurnada peşrev olmaz.
  • zurnada peşrev olmaz, ben olsun istiyorum ama peşrev nedir onu bilmiyorum diyenlere, bende merak ettim baktım şöyle bişeymiş :
    saz eserlerinde en büyük form peşrev'dir. türk mûsıkîsinde fasıl adı verilen takım da ilk olarak daima peşrev icra edilir. klâsik fasıl; peşrev, beste, ağır semai, şarkı, yürük semai ve saz semaisi olarak sıralanır.
    peşrevler, hane adı verilen bölümlerden yapılmışlardır. çoğu zaman dört haneden meydana gelir. her hanenin sonunda teslim adı verilen bir bölüm bulunur.

    (turkmusikisi.com sitesinden kopyaladım)
  • yağlı güreşte, pehlivanların müsabaka öncesi yaptığı kültür-fizik hareketi. ancak bu hareketler öyle boş hareketler değildir, her birinin bir manası vardır...

    cazgırın duasını bitirip, “hep birlikte şu aslanlara diyelim maşallah” demesiyle, pehlivanlar ellerini kispetlerine çarpıp ilerlerken aynı esnada gözleri sağ baştaki pehlivandadır. ondan işaret gelince üç adım geri, daha sonra üç adım ileri yürürler ve sağ dizi üzerine çökerler.

    burada üç adım geri gitmek, "hak, adalet, aşk karşısında boynumuz kıldan ince"; üç adım ileri gitmek de, "hedefimiz, şehitlik, hakkın rızası, insanların duası" manasındadır.

    daha sonra da sağ elini toprağa dokundurduktan sonra üç defa, dizine, dudaklarına ve başına götürürler. bu, “ey pehlivan, gücün ve ustalığınla mağrur olma... topraktan geldin, yine toprak olacaksın..." demektir.

    daha sonra iki rakip pehlivan karşı karşıya gelip ellerini rakibinin paçasına götürür, sonra elini alnına değdirir... bu da "sen usta bir pehlivansın, sana saygım büyük" manasındadır.
  • (bkz: prelude)
  • farça kökenlidir. ayrıca pehlivanlarin güreş öncesi ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifce siçrayarak yaptiklari gösteri. bir tür ısınma hareketi
  • bir nevi dibâcedir, giriş kapısıdır, destur istemektir, edeptir peşrev.

    kişiye nasıl bir mekâna gireceğine dair usûl erkan öğretir, onu hazırlar. aksi hâlde yol yordam bilmez nâdandan nâşi peşrev ağlar;

    "bak hemşerim bu gireceğin mekân gönül mekânıdır, içeride bir hadsizlik etme, kendini de bizi de rüsva etme" der peşrev.

    bu kapıda anlayanlarçün nice hikmetler vardır.
  • yağlı güreşlerin başlangıcında elleri bacaklara vurarak yapılan gösteri.
  • (bkz: hayda bre)
  • farsça kökenli osmanlıca kelime.

    farsça "önce, evvel, öncesinde, önünde" edatının işlevini gören "piş-" öneki ve "giden, yola çıkan, revan olan" anlamına gelen "rev" kelimesinin bileşimiyle türetilmiştir.

    farsçada ise, geleneksel fasıl icrasının giriş bölümünü tanımlamak için pişdaramat (pish daramad) terimi kullanılmaktadır.

    .