şükela:  tümü | bugün
  • adelbert von chamissonun uzun öyküsü. kolektif kitap'tan murat özbank çeivirisiyle 2014 yılında çıkmış. 98 sayfa.
    ıtalo calvino okur gibi okunan, bir nevi yetişkin masalı.
  • ikiyüzyıl önce yazılan

    --- spoiler ---

    şeytan'a gölgesini satan bir adamın toplum tarafından dışlanmasının ve çektiği ızdırapların öyküsü
    --- spoiler ---
  • thomass mann peter schlemihl'in garip öyküsü adlı eser için şöyle der,
    "çocuk masalı olarak tanımlandı. kesinlikle değil. masalsı duruşunun yanı sıra, ciddi ve modern bir yapı ve içeriğe sahip. şayet hikayeye bir tür adı vermek gerekiyorsa, o da 'fanstastik öykü' olur."

    masalın ne olduğunu, öyküsel yanlarını biliyoruz. adelbert von chamisso, öyküde verdiği altmetinlerde (değinilecek) algıyı üst düzey tutuyor. ne yazık ki kendisine ait başka bir eser bulunmamakta. belki vardır, bizim yetersiz kültür ve sanat anlayışımız ona erişemiyordur. nitekim alexandre dumas'nın üçyüzden fazla eseri olduğu biliniyor, türkçe'ye çevrilen sadece iki elin parmaklarını geçmemekte.

    öyküye geçersek, bir adam uzun süren deniz yolculuğundan sonra elindeki mektup, içindeki umutla lüks bir sarayın sahibi olan john adındaki bir adamın yanına gider. fakat bay john'un çevresi soylu kadınlar ve erkeklerle çevrilidir. yine de fırsatını bulup mektubu adamın eline tutuşturur. john ise mektubu okur ve pek umursamaz. bu sırada yanlarında gri redingotlu, sıska, uzun boylu ve çelimsiz bir adam kendisinden istenilen her şeyi redingotunun içinden çıkartır. bir atı bile! işin tuhaf yanı kimse şaşırmaz, olaya tanık olan adamdan başka. içten içe bu garip adamla tanışma isteğiyle yanıp tutuşur kahramanımız. nihayet büyücü diye adlandırdığı gri redingotlu adam yanına gelir ve der ki, "`acaba gölgenizi bana devretme düşüncesini benimseyebilir misiniz`?"

    ve bu gotik, fantastik, trajikomik öykü burada başlar. gölge, öyküde bir metafordur. itibardan daha da üstte yer alır - onun için itibarüstü terimini kullanmak gerekir. öyle ki gölgesiz görüldüğü -yakalandığı- an hemen hakaretler edilir kendisine. bir katil, sapık, din düşmanı yahut cadıymışcasına kendisinden kaçılır, bu ölçüde suçlamalarda bulunulur.

    gri redingotlu adam, gölgeyi bir altın kese karşılığında satın almıştır. kahramanımız başlarda bu takası oldukça faydalı bulur. çünkü altın kesesi sonsuzdur ve elini ne zaman daldırsa avuç avuç altın çıkar içinden. chamisso, işte tam burada itibarsızlık ve zenginliği aynı çember içine alır ve altmetinin harika döngüsünü okuyucuya ulaştırır. biraz daha bilindik bir örnek vermemiz gerekirse, şarlo'nun bir filminde (adını maalesef hatırlayamıyorum; keza kemal sunallı bir uyarlaması da mevcuttur.) şarlo, bir dostunun son model arabasıyla gezer, fakat cebinde meteliği dahi yoktur. yere atılan bir izmariti almak için dilenciyle izmarit savaşına girer. bu tezat durumu bu şekilde örnekleyebiliyorsak (en kolay bir şekilde) chamisso'nun sağaltarak aktardığı duruma da kolayca vakıf olabiliriz. zaten kullandığı dil oldukça yalın ve anlaşılabilir cümlelerle çevrilidir. tavsiyem odur ki bir değil, birkaç defa okunmalı. çünkü öyküde altmetin bolluğu kadar subliminal karakterler de mevcuttur.
    bendel, rascal ve mina gibi.

    öyküyü okuduktan sonra okunması tavsiye edilir:

    --------------------

    bendel ona tek sadık insan olur. altına pula değer vermez, onun tek mutluluğu efendisini mutlu görmek ve hizmet etmektir. bendel, chamisso'nun oluşturduğu nefsani olmayan, insani bir ruhun temsilidir.
    öte yandan rascal, yani diğer hizmetkarı ise, hayvani ruhun temsili olarak çıkar karşımıza. ilerleyen bölümlerde kahramanımıza en büyük sıkıntıları da o verecektir.

    mina, yani sevdiği, taptığı kadın ise bedeni, bedene ait olan ne varsa onu temsil eder. mina'yı delilerce sevmesine rağmen, bir gün ona tekrar sahip olma şansını yakalar, fakat artık daha bilgin bir insandır. doğa üzerine, felsefe üzerine ve türlü coğrafyaların, hayvanların keşfiyle aydın bir kişi olmuş, bu kez dünyevi yani bedensel arzulardan, daha doğrusu şehvani duygulardan vaz geçmiştir.

    ve son olarak ismi hiçbir şekilde zikredilmeyen gri redingotlu adam ise kaderi temsil eder.
    olasılıkdışı, istençdışı da diyebiliriz, olaylar haricinde hayat, kader, bildiğimiz üzere seçimlerimizle şekillenir. belirli bir yaştan sonra hayatımızı önümüze koyar onu bir hamur gibi şekillendiririz. isteklerimiz, temayüllerimiz nasılsa, yaşadığımız atmosfer de o oranda değişir, şekil alır. mesela, matematiği sevmiyorsak, bir doktor olamayız. edebiyatı sevmiyorsak bir yazar olamayız, gibi basit bir durumdur anlatılmak istenen. biz gri redingotlu adamın yani kaderimizin bizi hiçbir şekilde zor kullanmayacağını biliriz. fakat o, bize zaman zaman önemli teklifler sunar. bunları elde etmemiz, ama iyi ama kötü, tamamen kendi kararımıza bağlıdır.

    -------------------------------------

    kitabın bir film uyarlaması mevcuttur, fakat onca aramalarıma rağmen bir izini bulamadım. alman yapımı ve imdb'de kaydı var, lakin filme ait bir görsel yahut video bulunmamakta. bu da büyük bir hayal kırıklığı.

    son olarak, öyküde geçen şu müthiş cümleyle diyeceklerimi bitirmek istiyorum:

    "... fakat sen, sevgili dostum, şayet insanların arasında yaşamak istiyorsan, her şeyden önce gölgeye saygı göstermesini öğren, para sonra gelir. yalnızca kendini ve içindeki iyiliği dinleyerek yaşamak istiyorsan, o halde nasihate ihtiyacın yok demektir."

    adelbert von chamisso, peter schlemihl'in garip öyküsü

    alıntı: aylak adam yayınevi, şubat 2014
    çeviri: ertem levent bakaç

    not: henüz elinizde yok ve satın almayı düşünüyorsanız, varlık yayınları'ndan çıkan sabahattin ali çevirisi tavsiye edilir. baskısı olmamasına karşın, nadirkitap, kitapyurdu gibi sitelerden edinilebilir.
  • fantastik bir öykü okumak isteyenler biçilmiş bir kaftan.

    konusu:
    - "bu cüretkâr teklifim için lütfen beni bağışlayın ama acaba bu gölgenizi bana satmayı düşünür müydünüz?"

    gölgeyi satın almayı düşünen gri redingotlu adamın cebi de teklifi gibi muazzamdır:

    - "bir düşün, tanrı aşkına! içinden bir cüzdan, bir dürbün, yirmi adım uzunluğunda ve on adım genişliğinde sırma işli bir halı, gerekli direkleri ve cıvatalarıyla birlikte aynı boyda bir çadır çıkan o cepten, eğerlenmiş üç tane de at çıktı."

    kitaptaki meşhur gri redingotlu adam ise başkaları tarafından şu şekilde tarif edilir:
    - "şu dikiş iğnesinden fırlamış iplik ucu gibi duran adam mı?"