şükela:  tümü | bugün
  • tüm geniş çaplı insan işbirlikleri-modern bir devlet, ortaçağda bir kilise, bir antik şehir veya arkaik bir kabile-insanların kolektif hayal gücünde yaşattıkları ortak mitler etrafında örgütlenmiştir. kiliseler ortak dini mitler etrafında örgütlenir. birbirini tanımayan iki katolik, yine de birlikte bir haçlı seferine gidebilir veya bir hastane yapımına bağışta bulunabilir, çünkü ikisi de tanrının insan vücudunda canlandırıldığına ve günahlarımızı bağışlamak için kendisinin çarmıha gerilmesine izin verildiğine inanırlar. devletler ortak milli mitler etrafında örgütlenir. birbirini hiç tanımayan iki sırp birbirinin hayatını kurtarmak uğruna ölümü göze alabilir çünkü ikisi de sırp milletinin varlığına, anavatanına ve sırp bayrağına inanır. hukuk sistemleri ortak hukuki mitler etrafında örgütlenir. hiç tanışmayan iki avukat, ikisine de tamamen yabancı birini savunmak için bir araya gelerek güçlerini birleştirebilir, çünkü ikisi de yasaların, adaletin, insan haklarının ve elbette avukatlık ücertinin varlığına inanırlar.

    yine de bunların hiçbiri, insanların kendilerinin yaratıp birbirilerine anlattığı hikayelerin dışında gerçekleşmez. evrende hiçbir tanrı, millet, para, insan hakkı, yasa ve adalet insanların ortak hayal gücü dışında var olmaz.

    insanlar 'ilkellerin' toplumsal düzenlerini hayaletlere ve ruhlara inananarak oluşturduklarına ve her dolunayda bir araya gelerek kamp ateşinin etrafında dans ettiklerine inanırlar. genelde anlamakta zorlandığımız şey ise yasal kurumlarımızın da tamamen aynı prensip üzerine kurulu olduğudur. bu konuda peugeot efsanesi iyi bir örnektir.

    peugeot bizim kolektif hayal gücümüzün ürünüdür. avukatlar buna 'yasal kurgu' adını verirler. elle gösterilemez, fiziksel bir nesne değildir. ancak hukuki bir varlık olarak vardır. peugeot, bir tür yasal kurgu olan 'sınırlı sorumlu şirketler' kategorisindedir. 13. yüzyıl fransasında jean diye biri yük arabası atölyesi kursaydı, bizzat kendisi işyeri olurdu. yaptığı bir yük arabası satıştan bir hafta sonra bozulsa, satın alan kişi jean'i şahsen dava ederdi. jean iş kurmak için borç alıp işi batırsa, aldığı borcu ödemek için tüm şahsi mallarını satması hatta çocuklarını köle olarak vermesi bile gerekebilirdi. borcunu kapatamaması durumunda da hapse atılabilir veya alacakları tarafından köle yapılabilirdi. jean atölyesinin ortaya çıkardığı tüm durumlar için tamamen ve sınırsız olarak sorumluydu.

    bu yüzden insanlar kolektif olarak sınırlı sorumlu şirketlerin varlığını hayal etmeye başladılar. bu tür şirketler yasal olarak kendilerini kuran, şirkete yatırım yapan veya yöneten insanlardan büyük ölçüde bağımsız yapılardı. geçtiğimiz birkaç yüzyılda bu tür şirketler ekonomik ortamın başlıca aktörleri haline geldiler ve biz onlara o kadar alışmış durumdayız ki onların hayal gücümüzde yaşadığını unuttuk.

    yıllar boyunca insanlar çok karmaşık bir hikayeler ağı kurmuştur. bu ağ içinde peugeot gibi kurgular sadece yaşamakla kalmaz, ciddi miktarda gücü de elinde toplar. insanların bu tür ağlar aracılığıyla oluşturdukları kavramlara 'kurgu', 'toplumsal inşa' veya 'hayali gerçeklik' denmektedir. hayali gerçeklik bir yalan değildir. ben, nehirin kenarında bir aslan var dediğimde orada bir aslanın olmadığını gayet iyi biliyorsam yalan söylüyor olurum. yalandan farklı olarak 'hayali gerçeklik' herkesin inandığı birşeydir ve bu ortak inanç sürdüğü sürece hayali gerçeklik dünyada belli bir güce sahiptir. bazı büyücüler şarlatandır, ancak çoğunluğu tanrıların ve şeytanların varlığına sahiden inanırlar. pek çok milyoner paranın ve sınırlı sorumlu şirketlerin varlığına inanır. pek çok insan hakları aktivisti, insan haklarının varlığına inanır. birleşmiş milletler 2011'de libya hükümetinden kendi vatandaşlarının insan haklarına saygı göstermesini istediğinde kimse yalan söylemiyordu, öte yandan bm, libya ve insan hakları, tamamen kendi bereketli hayal gücümüzün icatlarıydı.

    bilişsel devrim'den bu yana, sapiens böyle bir günlük ikililikle yaşıyor. bir tarafta nehirlerin, aslanların ve ağaçların nesnel gerçekliği; öte yanda tanrıların, milletlerin ve şirketlerin hayali gerçekliği. zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlıklar olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumdadır.

    kaynak