şükela:  tümü | bugün
  • nike'in kurucusu.* sirketi kurmadan once stanford'da ucuz asya isciligi ile kaliteli ayakkabi kurmanin faydalarindan bahseden bir makale yazmis, kocunu* ayartmis ve gazlamis kisi.
  • 70 yaşında olan bu adamın 10 milyar dolar serveti vardır.
  • sporun içinde olmak için türlü türlü organizasyonlar kuran herif.
    beysbol şampiyonasının bir üniversite futbol versiyonunu (nike şampiyonası) yaratma ve sahibi olma yönünde başarısız bir girişimi oldu ve 1992'de nike ben hogan golf turnuvasını satın alarak adını nike turnuvası olarak değiştirdi. o dönemde knight gazetecilere "tüm bunları sporun içinde olmak için yapıyoruz. biz sporun içindeyiz; işimiz bu," demişti.
    (bkz: 150 metre yarışının mucitleri/#41821580)
  • 1964'te şirketini kurduğunda pazar bu kadar büyük değildi. spor ayakkabılar genelde sporcuların kullandığı ekipmanlardı.

    harcanabilir gelir ve boş zamanın artması, spor yapma alışkanlığının yaygınlaşması, spor aktivitelerinin ticarileşmesi ve küreselleşmesi, reklam, tasarım ve konfora yapılan yatırımlarla spor giyimin günlük kullanımının artması pazarı büyüttü. phil knight bu trende katkıda bulunarak hem de bundan faydalanarak büyük bir global marka ve şirket yarattı.

    başından beri spor ayakkabıların iyi satacağına ilişkin güveni tamdı. japon onitsuka'nın distribütörlüğü ile başladığında, pazarda talebin arzdan fazla olduğunu görüyordu. bu güçlü talebi karşılamak için şirketin bilançosunu zorlamaktan çekinmedi. yüksek büyüme oranlarını devam ettirebilmek için tedarikçi ve banka fonlamasını sonuna kadar kullandı. ilk on yıl hep likidite sıkıntısının içinde oldu. bir kaç kez iflasın eşiğinden döndü.

    likidite sıkıntısını aşmak için bulduğu yollardan biri perakendecilerden geri ödemesiz ön sipariş almak oldu. bunun karşılığında %7 iskonto verdi. perakendeciler başta buna yanaşmasa da ürünlerin rağbet görmesi kabul etmelerini sağladı. bu program halen kullanılıyor.

    önceki iş tecrülerinden kurumsal hayattan lezzet almadığını gördü ve etrafında da genelde o hayat tarzından sıkılan 'unemployable' kişiler toplandı. ilk yönetim kademesi bunlardan oluştu. dolayısıyla nike'ın kültürü de.

    en etkin pazarlama yöntemi sponsorluk anlaşmaları olduğu için sporcular ve kulüpler ile yakın ilişkiler kurdu. onlara daha bütüncül bir ürün desteği verebilmek için konfeksiyon tarafına da girdi. bu atılım aynı zamanda mağazalardaki raf alanını ve görünürlüğünü artırdı.

    sıfırdan başladığı yıllarda pazarın en güçlü oyuncuları adidas ve pumaydı. şu anda ise nike'ın abd'deki pazar payı %21 adidas'ın ise %3.5. nike'ın global satışları 31 milyar dolar, adidas'ın 19 milyar dolar. utangaç bir girişimci için hiç fena değil.

    * yazdığı 'shoe dog' adlı kitaptan aklımda kalanlar. akıcı ve güzel bir anı kitabı. tavsiye ederim.
  • (bkz: onitsuka tiger) ayakkabılarının amerika'daki dağıtıcılığını yaparak işe başlayan girişimci.
  • ilginç bir biçimde, otobiyografisi dilimize çevrilmiş.
  • bir süre önce dilimize çevrilen otobiyografisi, netflix tarafından filme uyarlanacakmış.