şükela:  tümü | bugün
  • altıncı nesil bir yazar.
  • 2010 kingcrow albumu.

    1. the slide 02:36
    2. timeshift box 03:45
    3. islands 05:15
    4. the great silence 02:23
    5. lullaby for an innocent 06:13
    6. evasion 04:59
    7. numb (incipit, climax & coda) 08:44
    8. washing out memories 06:03
    9. a new life 04:53
    10. lovocaine 04:36
    11. fading out pt. iii 05:31
    12. phlegethon 09:17

    "the slide" ile deniz sesleri esliginde album aciliyor ve yumusak gecisle albumun sert abilerinden "timeshift box"a birakiyor yerini. dream theater / riverside esintileriyle (bilhassa reality dream serisi) enstrumental bu. "islands"' albumun en iyilerinden ve benim favorilerimden. muhtesem vokal yetenegi ile, birbirine muhtesem kaynastirilmis gitar sololari, davul ataklari, sert riffler, synth efektler ve akustik bitiris ile kusursuz bir progressive metal sarkisi. "the great silence", tam bir pink floyd girisi yapiyor, sonlara dogru vokaldeki gildenlow'lasmaya dikkat! gecis gorevini basariyla yapip bayragi "lullaby for an innocent"a birakiyor. yumusak bir acilistan ve asagi yukari 2. dakikadan sonra sarki tam bir pink floyd havasina burunuyor. gitar sololari enfes. klavye melodisine akustik gitar destek vererek beraberce mutlu, huzurlu bir sona eriyorlar. "evasion" havayi degistiriyor. porcupine tree-vari girisi yaniltici, grup bu sarkida adeta kendinde bulunan ve one cikmasini istedigi tum ozellikleri toplayip kisa bir paket halinde begeniye sunuyor: cok cok yetenekli vokal, albumun en one cikan davul performansi, melodik ve sert gitar riffleri ve kisa bir gitar solo. ve hepsi yalnizca 5 dakikada! gercekten bir gonderme bilemiyorum ama "numb (incipit, climax, & coda)" tam bir comfortably numb acilisi yapiyor. elektronik sesler, geri vokaller ve serpistirilmis gitar ile. ta ki 2:13'e kadar. araya steven wilson giriyor sanki, bir anda porcupine tree'ye donuyor tum atmosfer. sonda ise tempo baslanilan yere birakiliyor ve yavas bir bitirisle nihayete eriliyor. albumun epigi, her noktada bu rolun hakkini veriyor. boyle yogun bir sarkidan sonra yavas, kolay ve keyifli bir dinlemeye ihtiyac oldugunu bilircesine "washing out memories" basliyor. puruzsuz havasi 2:30'a kadar uzaniyor ve burada guclu vokal ve gitar akorlarinin egemenligine giriyor. sondaki oryantal hava ise tamamen surpriz. yine bu guclu, sert akorlarin arasinda nasil uyumla yerlestigine dikkat! "a new life", cogunluk gibi yumusak bir giris yapiyor ki, devreye kukreyen gitar sololari ve devaminda da riffleri girene dek. bunlar da aniden yok olup bir anda 80ler progressive rock'ina gecis yapiyoruz. sozler bu isimde bir sarkidan beklendigi uzere umut verici bir atmosfer yaratip sondaki soloya yerini birakiyor, sarki da zaten sona geldi. "lovocaine", tam, tam, tam bir tool acilisina sahip. lakin pesin hukumlu olmamak gerekli, 2:50'de muhtesem bir oryantal ritim, sarkiya enjekte ediliyor. devreye artik alistigimiz guclu gitar esliginde vokal giriyor, bitiris olarak da wilson'a selam ediyor. boylesine bir sarkinin zerre kadar tutarlilik sorunu olmayisi bence grubun muzisyenlik yeteneginde ne kadar asmis oldugunun kanitindan baska birsey olamaz. "fading out part iii" akustik, oynak bir ispanyol girisi yapiyor. piyano destek veriyor havaya. birden karanlik bir atmosfer yaymaya basliyor sonrasinda geri vokaller ve gitar riffleri neredeyse opeth'e yakinsiyor. vokaller ve geri vokaller sonrasina damga vuruyor ve ispanyol hava yeniden diriliyor. sona dogru yakalanan melodi, ah o enstrumental uyum... bu sarki cok cok ozel bir yere oturuyor. mutlaka dinlenmeli... kapanis sarkisi, "phlegethon", ilk ve haliyle de son kereye mahsus olarak guclu gitar akorlariyla giriyor. albumun en uzunu, bu self-titled. karanlik bir giris atmosferine sahip. nakarat muhtesem, vokaller, orkestral geri vokaller, muhtesem bir ritm... gitar ve davul yine gurlemeden yumusak bir vokal gecisi. derken yine o bayildigim nakarat. ve artik alistiran guclu gitar riffleri, giderek yavasliyor, vokal yumusuyor, tempo dusuyor, sesler azaliyor... ve acilisa muhtesem baglanis, deniz sesleri esliginde bu harikulade, enfes, gorkemli, yetenekler abidesi, muhhtessem albumun bitisine tanik olmanin huznu...

    yeterince degerlendirme yaptik sanirim, grubun sitesinden bir alinti yapalim:

    "describing the band today is quite a difficult task, but one could state that the influence of such artists as porcupine tree, riverside, opeth, orphaned land or even dream theater in their more subtle moments are all present in the music of kingcrow. with each release kingcrow has taken a step further away from their original roots as a classic hard rock / metal band and is today one of the most exciting bands that italy has to offer."

    her an hissedilen guclu, dolu dolu bir muzisyenlige, harika vokale mutemadiyen vurguyu yaptik zaten bir dolu isim zikredegeldigimiz degerlendirme boyunca. lakin sunun cok pismanligini tasirim ki sonunda bu isimlerin toplanip aritmetik ortalamasinin alindigi gibi bir kani olusursa.

    alintidan da goruldugu uzere, her iyi grubu oldugu gibi kingcrow'u da tanimlamak zor oldugundan bunlari sadece bir dayanak noktasi olarak gormeli sunu da unutmamali: (grup sanirim bu albumde yeni bir vokalle calismis, bundan onceki albumleri ve dolayisiyla vokalleri icin bir fikrim yok ama, su kesin ki) ne enstruman hakimiyeti, ne yetenek, ne yaraticilik, ne ozgunluk, ne vokal, ne de herhangi baska bir acidan eksiklikleri var. eksikleri olmadigi gibi, tum bunlarin tersi dogru esasen. yanisi su: muzikal bir doyum, sasirtici kusursuzlukta bir basari, enfes bir yapit. phlegethon.

    http://vimeo.com/5804450
  • yunan mitolojisinde hades ülkesinin ateşten ırmağı.