şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: marie curie)
  • 1898 yılında marie curie'yle birlikte polonyum ve radyum'u bulmuşlardır. radyasyonun zararlı etkilerini bizzat kendi üstünde keşfetmiş ve radyumu kolunun üstüne koyarak ne kadar kızardığını ve bu kızarıklıkların nasıl iyileştiğini gözlemlemiştir, iyonizer radyasyonun kanser tedavisinde kullanılmasını başlatmıştır.
  • çok miktarda iyoniza radyasyona maruz kalmasına rağmen geçirdiği trafik kazasında hayata gözlerini yummuş ve ailesinin aksine kanserden ölmemiş nobel ödüllü bilim adamı
  • abisi jacques curie ile birlikte piezoelektrik etkiyi keşfetmiş, kristalografi ve radyoaktivite konularında da çalışmış 1903 nobel fizik ödülü sahibi, marie curie'nin kocası, irene joliot-curie (nobel ödüllü) ve eve curie (bu da yazar, annesinin hayatını yazmış, kocası da nobel ödüllü)'nin babası, bilimadamının daniskası bir insan. ailecek laboratuvar ortamında yetiştiklerini tahmin ediyorum. ayrıca;

    (bkz: curie sıcaklığı)
    (bkz: alternatif madam curie-pierre curie diyalogları)
  • bir faytonun çarpması sonucu yaşamını yitirdiği rivayet edilen bilim adamı.
  • erol toy, pierre curie'nin sansür anlayışıyla ilgili olarak "müslüman endülüs'ten geriye 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olacaktık." ifadesini aktarmıştır.
  • (bkz: musee curie)
  • (bkz: curie yasası)
  • 19 nisan 1906 perşembe sabahı pierre evden çıkarken, marie kocasını bir daha göremeyeceğini nereden bilebilirdi?

    curieler paris dışında gerçirdikleri çok güzel bir paskalya tatilinden henüz dönmüşlerdi. tatil sırasında pierre sekiz buçuk yaşındaki kızı irene'in küçük, yeşil bir ağ ile kelebek yakalamaya çalışmasını 14 aylık kızı eve'in ise engebeli arazide düşmeden durabilme gayretini keyifle izlemişti.

    birkaç yıl süren hastalık ve depresyon döneminden sonra pierre kendini yeniden çalışmalarına vermişti. eve, yıllar sonra kaleme aldığı annesinin yaşamöyküsünde babasının ölümünden 5 gün önce yazdığı bir mektupta marie'yle birlikte yürüttükleri yeni bir projenin başarılı sonuçlar vermek üzere olduğunu temkinli bir iyimserlikle ifade ettiği şu cümlelere yer vermiştir: ''madam curie ile birlikte salım miktarına göre hassas bir şekilde radyumun kesin miktarını belirlemeye çalışıyoruz. bu çok önemli gibi görünmeyebilir ama birkaç aydır bunun üzerinde çalışıyoruz ve daha yeni yeni düzenli sonuçlar almaya başladık.''

    yaşamının son gününde pierre'in programı oldukça yoğundu -fen fakültesi profesörler birliği'nde bir öğle yemeği, deneme baskısının düzeltmelerini yapmak üzere yayınevine gitme, öğleden sonra başka bir randevu, akşam ise fizikçi arkadaşı ve komşusu jean perrin ile buluşma. pierre'in yazgısı, onun yalnızca ilk randevusuna gidebilmesine izin verecekti. profesör arkadaşlarıyla birlikte yediği öğle yemeğinden sonra yayınevine gitmek üzere yola çıktı. hava yağmurluydu ve yayınevine geldiğinde grev nedeniyle kapalı olduğunu gördü. dönüşte, şemsiyesine hakim olmaya çalışarak kalabalık bir sokakta karşıdan karşıya geçerken ayağı kaydı. düştü. atların çektiği ağır bir arabanın sürücüsü yere düşen adamı görür görmez dizginleri çektiyse de bir faydası olmazdı. `arabanın arka tekerleği pierre'in kafasına çarptı ve kafatasını parçaladı.` ölüm o anda gerçekleşti.

    pierre'in ölüm haberi kısa sürede curielerin evine ulaştı ancak evde bu kötü haberi almak üzere yetişkin olarak yalnızca pierre'in babası vardı. eve'e göre büyükbabası haberi getirenlerin yüzünü görür görmez oğlum öldü demişti. kazanın nasıl olduğunu öğrendikten sonra da ''kim bilir bu kez neler düşlüyordu?'' diye eklemişti.

    marie o gün akşam 6'da laboratuvardan eve döndüğünde kayınpederiyle birlikte profesör perrin'i ve fakültenin dekanı paul appell'i kendisini bekler buldu. paul appell marie'ye olanları anlattı. neredeyse sonsuz kadar uzun bir süre boyunca ayakta sessiz duran 38 yaşındaki kadının ağzından nihayet şu sözler döküldü pierre öldü mü? öldü mü? gerçekten öldü mü?

    kızı eve daha sonra, o anda annesinde meydana gelen değişimi şu şekilde anlatacaktı: ''nisan ayının o gününde madam curie yalnız dul bir kadına değil aynı zamanda onulmaz bir yalnızlık yaşayan bir kadına dönüştü.''

    her şeye rağmen marie yapılması gerekenleri bir bir yerine getirdi. madam perrin ile anlaşarak irene'in birkaç gün boyunca onlarda, onların çocuklarıyla birlikte kalmasını ayarladı. polonya'daki ailesine kısa bir telgraf çekti: pierre kaza sonucu öldü. cenazenin eve getirilmesini sağladı. marie, ertesi gün pierre'in montpellier'deki ağabeyi jacques'ın gelişine kadar kendini hiç bırakmadı ve ancak o geldikten sonra bastırdığı duygularını dışarı vurdu. duygusal boşalması kısa sürdü.

    curielerin evine mektuplar ve telgraflar yağmaya başladı. gazeteler bu haberi dünyanın dört bir köşesine yaydılar. marie, paris'e gelmek üzere apar topar yola çıkanların, örneğin lord kevin'in, ağabeyi joseph'in ve ablası sonya'nın cenazeye yetişebilmelerini sağlamak için pierre'in annesinin gömüldüğü mezarlıkta yapılacak cenaze töreninin cumartesi günü yapılmasına karar verdi. cenaze töreninin ardından marie, bir yıl boyunca pierre ile ilgili bütün duygularını samimi ifadelerle dile getireceği bir günlük tutmaya başladı.

    cenaze töreninin ertesi günü fransız hükümeti marie'ye ve çocuklarına, ünlü kimyacı ve bakteribilimci louis pasteur 'ün dul eşine yapıldığı gibi yardım olarak devlet maaşı bağlanmasını teklif etti. jacques bu teklifi marie'ye ilettiğinde, marie kendi geçimini ve çocuklarınkini yardım almaksızın rahatlıkla sağlayabileceğine inandığını belirterek teklifi hemen geri çevirdi.

    marie, aynı gün araştırmasına devam etmek üzere jacques ile birlikte laboratuvara gitti. eve daha sonra kitabında annesinin işine tekrar dört elle sarılma çabası ile ilgili kocasına hitaben günlüğüne yazdığı şu ifadelere yer verdi: `pierre, ölümünden sonra pazar günü sabahı ilk kez jacques ile birlikte laboratuvara gittim. daha önce her ikimizin de bazı noktalarını işaretlediğimiz bir grafik için yeni bir ölçüm yapmaya çalıştım, ne var ki devam etme gücünü kendimde bulamadım.`

    marie, özyaşamöyküsü notlar'ında o günlerin duygusal karmaşasını şöyle özetliyordu: `eşim ve en yakın arkadaşım olan kişiyi kaybetmenin ardından aşamımda oluşan duygusal bunalımın derinliğini ve önemini ifade etmem mümkün değil. böylesine yıkılmış bir durumdayken geleceği karşılama cesaretini kendimde bulamıyordum. ancak, kocamın bana, o olmasa da çalışmalarımı sürdürmem gerektiğini söylemesini de unutamıyordum.`

    tatlı çiftimiz

    kızları irene ile

    ne yazık ki hepimiz bir gün...
  • usta(bkz: ahmed arif)'nın şiirinde geçer...

    karanfil sokağı

    tekmil ufuklar kışladı
    dört yön,onaltı rüzgar
    ve yedi iklim beş kıta
    kar altındadır.

    kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
    ray, asfalt, şose, makadam
    benim sarp yolum, patikam
    toros, anti-toros ve asi fırat
    tütün, pamuk, buğday ovaları,çeltikler
    vatanım boylu boyunca
    kar altındadır.

    döğüşenler de var bu havalarda
    el, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
    ümit, öfkeli ve mahzun
    ümit, sapına kadar namuslu
    dağlara çekilmiş
    kar altındadır.

    şarkılar bilirim çığ tutmuş
    resimler, heykeller, destanlar
    usta ellerin yapısı
    kolsuz,yarı çıplak venüs
    trans-nonain sokağı
    garcia lorca'nın mezarı,
    ve gözbebekleri pierre curie'nin
    kar altındadır.

    duvarları katı sabır taşından
    kar altındadır varoşlar,
    hasretim nazlıdır ankara.
    dumanlı havayı kurt sevsin
    asfalttan yürüsün aralık,
    sevmem, netameli aydır.
    bir başka ama bilemem
    bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
    kalbim, bu zulümlü sevda,
    kar altındadır.

    gecekondularda hava bulanık puslu
    altındağ gökleri kümülüslü
    ekmeğe, aşka ve ömre
    küfeleriyle hükmeden
    ciğerleri küçük, elleri büyük
    nefesleri yetmez avuçlarına
    -ilkokul çağında hepsi-
    kenar çocukları
    kar altındadır.

    hatıp çay'ın öte yüzü ılıman
    bulvarlar çakırkeyf yenişehir'de
    karanfil sokağında gün açmış
    hikmetinden sual olunmaz değil
    "mucip sebebin" bilirim
    ve "kafi delil" ortada...

    karanfil sokağında bir camlı bahçe
    camlı bahçe içre bir çini saksı
    bir dal süzülür mavide
    al - al bir yangın şarkısı,
    bakmayın saksıda boy verdiğine
    kökü altındağ'da, incesu'dadır.