şükela:  tümü | bugün
  • elif şafak'ın ilk romanıdır.
    pinhan bir ağaç tepesinden gülümser.
  • elif şafak hurisinin diğer kitaplarına nazaran en çelimsiz olanı.
    çok iddialı bir giriş denemiş ama roman sürecinde bunun altından kalkamamıştır. dil ve derinlik olarak böylesi bir arayış romanına müsait yapıda değildir.
    zaten aldığı mevlana ödülü de üfürüktendir. kombassan vakfı tarafından verilen bu sevgi ödülü tamamıyla holding tanıtımı için atılmış bir adımdır. çünkü ödül jürisinde roman değerlendirmesi yapacak kişi yok gibidir.
    pinhan osmanlı devrinde derviş olmak için yollara düşüp kendi hikayesini arayan iki cinsiyetli bir kişinin başından geçenleri anlatıyor.
  • bol karakterlerli, ağır dilli, 218 sayfalık kitap... kitabın ithafının 'oktay'a olması bu 'oktay'ın ihsan oktay anar olup olmadığını düşünmeme sebep olmuştur... verilen ödülde hangi kriterler gözetildi bilmiyorum ama ben de anlayamadım neden mevlana ödülüne layık görüldüğünü; mistiklik var ama... fena değildir yine de...

    görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.
    ---
    isimler ki büyülüdür/ sade büyülü mü/ isimler hem de büyücüdür/ sanmam ki çıkmış olsun hatırından/ismini ''fasl-ı hazan'' koyalım/ söndüğü yerde aradığını bulasın/ lâkin fasl-ı hazan demek/ fasl-ı hüzün demek/ söndüğü yerde/ sana kavuşmam gerek/ onun söndüğü yerde/ benim tutuşmam gerek...
  • osmanlıyı yasatan bı kıtap..her cumlesıyle farklı boyutlara tasıyan elıf safak eseri
  • elif şafak'ın dört ana bölümden oluşan kitabı.
    her bölümün girişinde aşağıdaki satırlar yer almaktadır:

    *zifiri bir halka idi toprak,
    yıldızlara sığınırdı bazen...

    bu bab toprak ahvalin beyan eder
    ki tabiatı soğuk ve kurudur

    *firuzefam bir halka idi hava,
    güneşi perdelerdi bazen...

    bu bab hava ahvalin beyan eder
    ki tabiatı sıcak ve rutubetlidir

    *şarabi bir halka idi ateş,
    kanına susardı bazen...

    bu bab ateş ahvalin beyan eder
    ki tabiatı sıcak ve kurudur

    *sarı bir halka idi su,
    rengiyle dalaşırdı bazen...

    bu bab su ahvalin beyan eder
    ki tabiatı soğuk ve rutubetlidir
  • elif şafak'ın 26 yaşında yayınlanan ilk romanı.
    içinde geçen alıntılar okunduğunda bir insan daha 26 yaşında nasıl olur da klasik rus edebiyatından, divan şiirlerine, kuranı kerim'den, i.ö 700 yılında yazılmış hint edebiyatına herşeyi okumuş, özümsemiş, sonra da bu kadar ahenkli biçimde ve en beklenmedil yerlerinden tutarak bir araya getirmiş olabilir diye sordurur insana.

    hele bu şiirle ipler tamamen kopar okuyucuda....

    kimine kafi gelir bu ten sureti
    böyle doğar, böyle sırlanır
    kimine dar gelir bu ten sureti
    hep arar, savrulur

    kiminin imanı korkudur
    "ve inne rabbeke leşediydül'ikaab"
    kiminin imanı safi aşktır
    "ve ma rabbüke bizzallamin lil'abiyd"

    her kim ki aşk için, aşkla yaşar
    aşkı arar, aşkla yanar
    işbu vücud şehrinin
    kapısını aralar
  • her gün bir yerden dönmek ne iyi
    her gün bir yere konmak ne güzel
    bulanmadan, donmadan akmak ne ala
    dünle beraber gitti cancagizim
    ne kadar söz varsa düne ait
    simdi yeni seyler söylemek lazim.
  • "korktu. gidip de varamamaktan degil , varip da dönüs yolunu bulamamaktan degil, dönüp de geride biraktiklarini yerinde bulamamaktan degil; bir kendini bulamamaktan, buldugunda korkmaktan korktu..." bu ifadeye ne takildim bilemezsiniz.
  • mistisizim tutkunlarının çok seveceği, gereğinden fazla karakter çözümlemeleriyle kimi zaman sıkıcılaşan,iddialı ve ihtişamli hikayelerin, masalların devamı gelmemesi sebebiyle de "yarım bırakılmışlık" hissi veren, yine de hoş hikayeler ve naif bir tat bırakan şafak eseri..
  • -"ben dostumu gökte ararken yerde buldum pinhan. lâkin bulur bulmaz da yitirdim. senin yüreğine gurbet düşmüş bir kere, kavli karar etmişsin göçmeye. gönlün o yöne akmış pinhan, elden ne gelir. sana verebileceğim topu topu iki hediyem var sadece. birisi kulağına küpe olsun diye. her ne yöne gidersen git, kaç menzil tüketirsen tüket sakın ola kendinden utanma. vücudun şehrine gir pinhan; onu seyreyle. hem de doya doya seyreyle. biz nefsimizi silmekten değil, bilmekten yanayız; unutma. birinci hediyem budur sana. ikinciye gelince..."

    dürri baba uzandı pinhan'ın elini tuttu.
    sayfa 75

    "....., bir elden bazen çok şey gelir" dedirten kitap.