şükela:  tümü | bugün
  • "open your heart i'm coming home."
    (bkz: hey you)
  • we're just two lost souls
    swimming in a fish bowl
    year after year
    running over the same old ground
    what have we found?
    the same old fears
    wish you were here
  • hiç öyle alıntı falan yapmadan tamamı yazılacak bir şarkıdır echoes:

    overhead the albatross hangs motionless upon the air
    and deep beneath the rolling waves in labyrinths of coral caves
    the echo of a distant tide
    comes willowing across the sand
    and everything is green and submarine

    and no one showed us to the land
    and no one knows the wheres or whys
    but something stirs and something tries
    and starts to climb towards the light

    strangers passing in the street
    by chance two separate glances meet
    and ı am you and what ı see is me
    and do ı take you by the hand
    and lead you through the land
    and help me understand the best ı can
    and no one calls us to move on
    and no one forces down our eyes
    no one speaks
    and no one tries
    no one flies around the sun

    cloudless every day you fall upon my waking eyes
    ınviting and inciting me to rise
    and through the window in the wall
    come streaming in on sunlight wings
    a million bright ambassadors of morning

    and no one sings me lullabies
    and no one makes me close my eyes
    so ı throw the windows wide
    and call to you across the sky.

    ------------------------------------------------------
    ------------------------------------------------------
    hatta şöyle türkçe'ye de çevrilmiş:

    yukarıda havada asılı duruyor albatros
    ve yuvarlanan dalgaların derinliklerinde
    mercan kayaların labirentlerinde
    uzak bir zamanın yankısı
    kumsala vuruyor ağlamaklı
    ve herşey yeşil ve denizin altında

    ve kimse göstermedi bize karayı
    ve kimse bilmiyordu nerede ya da neden olduğunu
    fakat bir şey kıpır kıpırdı ve birşey çabalıyor
    ve başlıyordu ışığa doğru tırmanmaya

    sokaktan geçen yabancılar
    rastlantıyla karşılaşır iki ayrı bakış
    ve ben 'sen'im ve gördüğüm şey ise 'ben'
    ve elinden tutuyorum senin
    ve yol gösteriyorum karada
    ve yardım ediyorsun bana daha iyi anlayabilmem için

    ve kimse seslenmiyor bize ilerlememiz için
    ve kimse kapatmaya zorlamıyor gözlerimizi
    ve kimse konuşmuyor ve kimse çabalamıyor
    ve kimse uçmuyor güneşin etrafında

    her sabah açılan gözlerimin önüne geliyorsun capcanlı
    çağırarak ve kışkırtarak beni kaldırıyorsun
    ve duvarımdaki pencereden
    içeri akıyor güneş ışığın kanatlarında
    sabahın bir milyon parlak elçisi

    ve kimse ninniler söylemiyor bana
    ve kimse yumdurmuyor gözlerimi
    ve bende açıyorum pencerelerimi
    ve bende sesleniyorum sana doğru gökyüzü boyunca.
  • our thoughts strayed constantly and without boundary
    the ringing of the division bell had begun

    (bkz: high hopes)
  • will the following footsteps catch me,
    am i really dying?
    (bkz: julia dream)
  • so, so you think you can tell heaven from hell, blue skies from pain

    (bkz: wish you were here)
  • "a great day for freedom
    on the day the wall came down
    they threw the locks onto the ground
    and with glasses high we raised a cry for freedom had arrived."

    (bkz: a great day for freedom)
  • "hey teacher"

    (bkz: another brick in the wall)
  • forever and ever

    dövmesini yaptırmayı düşünüyorum.
  • cıuvvvvv cıı ciuv - marooned , o slide yüzüklü gitar bence insan ağzından çıkan herhangi bir cümleden daha ağır...