şükela:  tümü | bugün
  • oyun, gosteri
  • kucuk bir piyes yazayim da neye benzedigi gorulsun.

    (karanlik, hakim bir sessizlik. manav bir bekleyis. copcu bir umursamazlik.

    sagdan guadelop azizesi girer. 30 yaslarinda etine dolgun, rubensian siluetli bir insandir. incecik dudaklarinda gergin bir gulus gezinmektedir. seyirciye doner ve konusur)

    guadelop azizesi (fisiltiyla) - dinleyin geliyorlar!
    (duraklar, bir seyler duymus gibi yapar, basaramaz. konusarak izah etmek zorunda degilmis gibi, az evvel yutturamadigini belli etmemeye ozen gostererek.)
    g.a. - duyuyor musunuz?
    (seyirciden on siral;arda oturan 8 yasinda bir bebenin duyuyoz dedigini duymazdan gelerek, inceden killanarak)
    g.a. - atlilar bunlar...gudelopda atin ne isi var? (karamsar bir ton da) belki de? (bilinmezlik dolu bos bakislarla) neyse siktiret. (duraklar) hiii ne dedim?
    (bu sirada soldan bir atli girer)
    atli - (mekanize bir tonlama ile)e4 3 hamle de mat.
    g.e. - (stilize bir artikulasyonla) rolans!
    a - poker oynamiyoruz!
    g.e. oynadiginiz canlar uzerine kumardir.
    a - canlar gibi anadolu alevisi terimleri kullanmak bir latin azizesine yakismaz.
    g.e. ahir benem ezel benem.
    a - (anirarak) molok!

    (perde iner)
  • (bir gaz inen perde ayni suratle kalkar)

    g.e. - uzerimize inen hicligin orten sisidir.
    atli - az evvel ki entryi okumayanlar bas harflerinizden kim oldugunuzu anlayamayacaklar majesteleri
    gay enola - (kiritarak) gay enolayim ben. cok canlar yaktim.
    a - hayir. (atini mahmuzlar) sen guadelop azizesisin. ve yazilisin cok zor. bu yuzden kisaltma kullaniyorsun.
    g.e. - (tepeden tirnaga atliyi suzer) bilge insanin gozleri cakmak, dili mamcak olur derlerdi de inanmazdim.
    a - inanmamak bir azizeye uygun degil.
    g.e. - (binmissin atin terkisine bir uzvundan yakalayamiyoruz ki lafi sokalim dercesine ukteli) ona ben karar veririm.
    a - ah siz kadinlar. indirmeye degmez.
    g.e. - (bilmis bir tavirla) kaldirmadan indirmek azizelere mahsustur.
    a - (hiddetli) sizi men ederim
    g.e. - azeri misiniz?
    a - men yahsi gohcek aygizim. (bir turku okumak uzere bagdas kurar. tiyatrolarda bu halleri sevmeyen 3. suradan bir izleyici fazla ses cikarmadan oyunu terketmek girisimindedir. bunu farkeden guadelop azizesi.)
    g.e. - beyefendi!
    3.siradaki adam - efendim bana mi diyorsunuz?
    g.e. - evet, lutfen biraz saygili olur musunuz?
    3.siradaki adam - (canina tak etmis bir hisle) olamam! az evvel elin bebesi gek guk etti, bi sik demediniz, simdi bana lolo. yakisiyor mu azizesiniz!
    g.e. (azize olmaktan artik iyice tiksinmistir) hayir! ben orospuyum!
    (salodan hiiiii diye bir ses cikar. on siradaki cocuk yuksek sesle orospu der. annesi shhh diye susturur.)
    atli (bagdas kurdugu yerde gotune agri girmeye basladigindan sevimsizce) sussanizda turkuyu okusak
    5.siradan bir ayi - skmiim turkunu!
    a - (saskin aglamakli) sen de kimsin?
    5.s.b.a - ayiyim! hic duymadin mi?
    3.siradan bir adam - (kusarcasina ogurerek) benim ismim niye kisaltilmiyor?
    ayi - boyle iyi mi?
    3 - iyi
    ayi - bu cok guzel bir dostlugun baslangici olabilir.
    3 - belki de

    (perde guadelop azizesinin kafasina iner.)
  • dis ses - durun!
    herkes perde kapanmis konusan bu sese bakar.
    dis ses - demin atli atindan bile inmeden bagdas kurdu. bu imkansiz!
    atli - evet hepinizi kandirdim. ben atli degilim. santorum ben! at benim ahir benem evvel benem.
    dis ses - yamansin santor!

    pack shot

    hep beraber - santor ile otisabi, oldu mu sana teletabi?

    tabi
  • parça anlamına gelen sözcük, iki parça için (bkz: dopiyes)
  • perde acilir

    on sıradaki çocuk büyümüş bir genç adam olmuştur. sahnenin ortasında duran bir sandalye de oturmakta, gazete okumaktadır.s oldan guadelop azizesi girer

    g.a. - atlıları gördünüz mü?
    genç adam - lütfen benimle siz li biz li olmayınız, beni senelerdir tanırsınız
    g.a. - (şaşalar) doğru, haklısınız. bunu hiç düşünmemiştim.
    g.a. - azizelik size bunu öğütlüyor değil mi zaten?
    g.a. - neyi?
    g.a. - düşünememeyi! (gazetesini katlar ceketinin cebine kor, sandalyede kaykılmaya başlar) düşünmemek bir azizenin ilk görevidir değil mi?
    g.a. - lutfen yapmayınız
    g.a. - neyi? (yüzüne müstehzi bir sırıtış yayılır) sizi sorgulmayı mı?
    g.a. - hayır, sandalyede kaykılmayı. eskitiyorsunuz caanım sandalyeyi.
    g.a. - haklısınız. ama bu eşyaya bağımlılık, bu eskimesin diye mal ı candan üstün tutmak (başını iki yana salla) kuzum bunlara kafanızı niye yoruyorsunuz allahaşkına?
    g.a. - allah aşkına yoruyorum kafamı. benim için en önemli aşk allah aşkıdır! ama siz bunu anlayamazsınız.
    g.a. - (bacak bacak üstüne atar) gülünç olmayın lütfen
    g.a. - neden? bir azize gülünç olamaz mı? bu kasabasoylu düşünceler değil mi kadınları azizeleştiren, bir ciddiyet ektoplazmasına hapseden?
    g.a. - (fısıltı ile kendi kendine) bunu hiç düşünmemiştim
    g.a. - elbette düşünmemiştin! bir azizeden de bu beklenirdi zaten
    g.a. - oh yo yanılıyorsunuz.ben azize değilim. ben genç adamım.
    g.a. - nereden belli? bakınız satır başlarında ikimiz de ge a olarak geçiyoruz artık.tıpkı (duralar, dudaklarını ısırır)
    g.a. - tıpkı?
    (sessizlik)
    g.a. - tıpkı ne?
    g.a. - (g.aya arkasını döner) tıpkı gazete sütunlarında gördüğümüz o genç hayat kurbanları gibi
    g.a. - çok safsınız canikom. (kahvesinden bir yudum alır) o hayatı kendileri seçiyorlar.
    g.a. - hayat! (diklenerek) hıh! siz hayat hakkında ne bilirsiniz ki? bütün gün bu sandalyede oturuyor bir azize gördüğünüz de köşe yazarlarından öğrendiğiniz cümleleri satıyorsunuz.
    g.a. - aaa sözlükte entrysi bile var onun
    g.a. - neymiş?
    g.a. - (wapını çıkarır. bipletir) (bkz: başkalarının cümleleriyle konuşmak)
    g.a. - keşke bakabilseydim...
    g.a. - asıl görebilseydiniz sayın azize
    (soldan cenap şahabettin girer)
    cenap şahabettin - benim bu konuda bir makalem var, bakmak ve görmek isminde.
    (sağdan nurullah ataç girer)
    nurullah ataç - hayır! o makale benimdir!
    (seyirciler arasından ahmed haşim ayaklanır)
    ahmed haşim - (titreyerek) efendiler o fıkra bendenize aittir!
    g.a. - lütfen susunuz. önemli olan kimin fikri olduğu değil ki?
    ahmet-nurullah-cenap hep bir ağızdan - değil mi?
    g.a. - elbette (gazetesini uçak yapıp seyirciye atar) önemli olan hatırlamak ve hatırlanmaktır. düşündüğünüzü bilmek bile güzeldir.
    g.a. - ne kadar hoş bir genç adam olmuşsun sen. şiir gibi konuşuyorsun.
    g.a. - şiir de okurum, ama asıl şu azeri türküsünü okumak isterim size. (bağdaş kurar)
    (soldan dörtnala santor girer)
    santor - hayır! u menim türkim idi!
    (arka sıraalrdan bir ses)
    bir ses - sus be!
    santor - (sesin sahibini görmeye çalışarak) kimsin? ve bizden ne istersin?
    ayı - ayıyım ben! skmiim türkünü.
    santor - lakin?
    ayı - lakini yok dümbük! okumayacan o türküyü
    ahmed haşim - (alnında birikmiş terleri silerek= bir dakika daha bu köhe oyunda duramam!
    ayı - siktir git frankfurta seyehatname yaz sen dingil!
    cenap şahabettin - evet! siktir git taymis kıyılarına!
    hepsi bir ağızdan bağırarak - defol ahmed haşim!
    (ışıklar söner spot ahmed haşimin üzerinde kalır.ahmed ağlamaklı diz çöker.=
    ahmed haşim - demek ki mukadderatta bu da varmış. heyhat! heyhat!
    (yavaştan zeybek oynamaya başlar, ışıklar kararır.perde iner. seyirci perdenin indiğini anlamaz 10 dakika karanlıkta ahmed haşimin zeybeğini izliyor gibi sessiz kalır.)
    ayı - açın lan ışıkları!
    (ilk yarının sonu)
  • (ikinci yari)

    (perde 7 ay sonra tekrardan acilacagindan hislenmistir. ruzgar ya da baska bir esinti olmadigi halde mutedil dalgalanmaktadir. seyirciler ikinci yari icin salona dolusurlar. salona dolusma islemi arasinda kirmizi ruban ayakkaplariyla dikkati ceken bir bayan, ve fotr sapkasini hafif onune kaykiltmis bir bey dikkati cekmeye calisirlar.)

    dikkat cekmesi icab eden bayan - hasan!

    dikkat cekmesi icab eden bay - (senelerdir bu cevabi vermek icun bekliyormuscasina bir cirpida) kimdir sana basan? (guler, guler, yavasca durulur gibi olur, sonra biraz daha guler. sonra susar. durulmustur. kadina bakar. soyle bir oksurup bogazini temizler, boyle bir giris yapar) evet canim?

    dikkat cekmesi icab ettigi halde dikkat cekmeyen bayan- komik oldugunu mu saniyorsun?

    hasan - (bu soruyu felsefi bir duzlemde degerlendirmeye kararlidir, kasini en feylesof sekilde catar. dusunur.) evet!

    dikkat cekmemesi icin hic bir neden olmadigi halde dikkat cekemeyen bayan - hic de degilsin.

    hasan - (afalar) degil miyim?

    dikkat cekse ya artik bu kadin diyerek kendimizi paraladigimiz bayan - degilsin...ben de dikkat cekemiyorum, seyirciyle bir oldum kaynadim gitti, repliklerim duyulmuyo.

    hasan - (dusunceli bir hal ile) o zaman sana bir spot tutalim?

    (salonun arkalarindan bir spot gelir, bayanin ustunde durur. seyirci bayani farketmistir, auuv vauv bu bizden degil oyun ile alakali bir insan herhalde demekte sakinca gormezler)

    seyirci - auv vauv, bu bizden degil, oyun ile alakasi olan bir insan herhalde!

    alimli bayan - (eliyle alakaya, iltifata kibarca karsilik verir. sonra birden gulmeye baslar.) ahahahhahaha ahhhayyhayyyy hic gulecegim yoktu.

    hasan - ne oldu?

    alimli bayan (susar) deminki esprine guldum.

    hasan - hangisine?

    huysuz ve tatli kadin - aman canim...sey iste.. hani hasan basan kafiyeli olana (biraz daha guler)

    hasan - (dusuncelidir) komik olmadigini saniyordum

    bayan - komikti, hasan, hem de cok komikti.

    hasan - hmmm. peki bir kez daha hasan desene

    bayan - hasan!

    (hasan "gotune damga basan" demek uzere nefesini icine cekmisken perde acilir, sahneye sagdan kosar adimlarla santor girer.)

    hasan - gotune damga basan!

    (santorun sahne almasiyla kopan alkista hasan in esprisi duyulmaz. santor, ilk perdede okuyamadigi azeri turkusunu okumak uzere bagdas kurar. hasan ise karanlikta kaldigi icin gozle gorulmez bir sekilde hirslanmistir.)

    santor - dostlar, size bir turkum var azerbaycandan. (bogazini temizler, turkuye girismek uzere kaslarini mustafa keser stili kaldirir alninda kutuplarini birlestirir, alninin kirisigindan kivilcim sacar. sarkiya baslar) haaasan---

    (arka siralarda oturan hasan dayanamayarak bagirir.)

    hasan - gotune damga basaaaaaaaan!

    (seyirci kahkahalara bogulmustur, bunu nejat uygur isi bir vodvil komiklikligi zannederler. hasan ilgiyi uzerine toplamaktan memnun fotr sapkasini cikarir, santoru selamlar.)

    santor - hayir! boyle bir sey bu oyunda yoktur!

    hasan gazi almistir

    hasan - oyle mi? al bu fotru de git gotune soktur!

    (seyirci bu kafiyeli got etmeye bayilir. eve donduklerinde oyuna gelmemis aile reisine "ay bir gulduuuk bir gulduuuk gulmekten cisim geldi yaneee" diyesiye gulerler, sumuklerini akitirlar.)

    santor - rica ederim gulmeyiniz, bu ibise prim vermeyiniz.

    hasan yavas yavas sahneye dogru yol alir.

    hasan - ah rica ederim aglmayiniz, melodrama vurup sermeyiniz!

    (seyirci enis fosforoglunu bile mumla aratacak bu kafiye ziyanligina allahmis gibi peygambermis gibi muamele etmektedir. kahkaha tufani, gulduru kasirgasi gibi gercekte olmayan meteorolojik olaylar dahi tiyatro salonunda yasanmaktadir. santor sinirden sacini basini yolarak sahneyi galop atarak terkeder, bayrak ayna yapar. bu arada hasan sahneye cikmistir. gazi iyiden iyiye alan hasan stend ap sov yapmaya karar vermistir.)

    hasan - (santorun ardindan) yurru at yarragi kendine takacak bir kelebek bul da gel! (sahnede saga sola yuruyerek, ellerini kollarini oynata oynata bir seyler anlatmaya baslar) ya hatirlar misiniz bir zamanlar bir dizi vardi. neydi adi? teyzem hatirlar: teyze dizi hatirlar misin? dur izah edeyim: kalcan var mi teyzecim? simdi kalcadan cik yercekimine birak kendini, biraz git orada kime sorsan gosterir dizi. ayr yu fiilin dizi? ahahahahhahay

    (seyirci cosmus trabsozspor taraftari gibi iltifatini islikla dile getiri hale gelmistir.)

    seyirci - fi fi fiiiiiiiyuuu fi fi fiyuuuuuuu fi fi fiyuuuuuu

    hasan - hah teyzecim iste siyatigini ayristir o uzvundan, hazir tut, ben program sonunda cift cektirip alicam. ne diyodum? dizi diyordum. hatirlarsiniz ismi sahin tepesiydi. ben kucuktum, boyum kisa o zamanlar santor kadar varim. cok merak ederdim, sahin nerede diye, 12 bolum izlemistim diziyi. tamam tepe var ama sahin? ulan ariyorum ariyorum...

    (seyirci arasinda hasan in sovunu bastan beri izleyip ses vermemis olan birisi ayaga kalkar)

    ayaga kalkan kisi - yeter be senin sahsi sovunu mu izleyecegiz?

    (hasan afallamistir. ama lafi gedigine koymaktan da geri kalmamak icin soyle dusunuyormus gibi yapar, cumlesine baslarken ayaga kalkan kisi daha gur ses ile onu durdurur.)

    ayaga kalkan mert kisi - stend ap i herkes yapar! al eline bin senelik populer kultur ikonlarini, iki acigini, uc cicigini yakala sun halka, sonra da espri yaptim, mizah yaptim san. yuh be. ben de 5 sene stend ap yaptim, ama luzumsuzlugunu anladim, tiyatro ile kendimi egittim. simdi, -eger izin verirsen-, santorun turkusunu dinlemek istiyorum.

    (der ve oturur.)

    yerinden kalkamayan daha az mert bir kisi - evet be ne var sahin tepesinde? ondan herkes malzeme cikarir, yiyorsa necefli masrapadan komiklik cikar

    cantasini karistiriyormus gibi yaparak sahneye laf atan odlek bir baskasi - cem yilmaz taklidi iste, zaten cem yilmazi da hic sevmiyorum, hic toplumsal icerigi yok, ben 14 sene stendap yaptim, hep sosyal yaralara tuz bastim.

    (seyirci gaza gelmistir. herkesin bir donem sekiz ile 32 yil arasinda stend ap yaptigi ortaya cikar. tehzauratlar duylmaktadir)

    seyirci - kahrolsun cem yilmaz, iceriksiz gulduru, kahrolsun cem yilmaz sahsiyetsiz gulmece!

    siyatik miyatik diye tasak gecilen teyze - oglum biz senin esprilerine degil senin o sapsal haline guluyorduk. a benim gerzek evladim, ar yu fiilin diziymis. ay fiil guuud, ay nuuv det ay vudint be canim.

    (hasan sahnede bombok kalmisken, soldan tiris adimlarla santor girer. terkisinde guadelop azizesi vardir. guedelop azizesi hayli geckin, hayli cirkin, aglamaliklidir. zayif incecik elli, inceceik belli kalin dudaklidir. sesi bir tokat gibi carpmak uzere yukselir.)

    guadelop azizesi - tutsaklik ve olum! hayat bu iki kelimenin arasinda ucusan serareler gibi mavi ve anliktir hasan, ah bir anlasan... bir kuvozun camina ufledigin nefesinde buhar gibi ucup gidecek, ve olum bir santorun terkisinde goturecek hepimizi. ve sen yasadigin surede bir azeri turkusu duymamis olarak, yani bir eksik insan olmak vehmiyle kahrolacaksin!

    hasan - ama ya stend ap? kitleleri guldurmek? onlara hosca vakit gecirmek sayin azize az sey midir tum bunlar?

    g.a. - hayir, hasan hayir. insanlari guldurmek, kahkahalara vesile olmak elbet guzeldir, elbet candan ote candir ama, kahkaha gider, sessizligi kalir. o sessizlige gogus acacak cesaretin olmadan yasanacaksa hayat, ne yalan soylemeli cok tatsiz tuzsuz, alabildigine de yavandir.

    h - peki ya kahkanin ardindan gelen sessizlik, bir azeri turkusunun pesi sira gelen sessizlikten daha mi ehvendir, daha mi sandir? bu nasil bir oyundur, bu ne mene bir gamdir?

    azize ve santor koro halinde el ele tutsarak azeri turkusune baslarlar

    "hasan hasan dustun yola
    hangi ucu gunduz hangi ucu tan'dir?

    yol bir nefesti geldi gecti
    bu hal sende nice gamdir?

    kabre kadar gulduren de
    sabra umit olduren de
    zeytin ekmeg' bolduren de
    bir findik ici kadar amdir."

    bunu duyan hasan sarsila sarsila aglar, ve yanliz biraktigi alimli kadinla cima etmeye dogru salonun arkasina seyreder. guedelop azizesi ise santor ile cross breeding e girisir.

    perde raylarindan cikarak dansetmeye baslar. isi hizini yavaslatir, oyun biter.

    dis ses (santor) - yurru sikimin kurma kolu!
  • ordek adam

    (bir dizi olaylar uzerine bir piyes)

    sahnenin orta yerine bir adet "ordek cifligi" tabelasi asilidir. ortam gayet sakindir, orta yerine grafon kagidina ordek ciftligi yazilmis, spor salonundan bozma lise tiyatrosunu andirmak konusunda cok basarilidir. soldan haydar, girer. haydar, ufak tefek, ama sozlukte adinin ilk harfinin buyuk harfle cikmayacagina icten ice uzulur gibi bir hali olan, kendi halinde bir mustahdemdir. 10 senedir ordek ciftliginde calismakta, ciftligi cekip cevirmektedir.

    haydar sahneye elinde supurge supure supure girmesi gerektigini unuttugu icin sagdan cikar, elinde supurge ile bir turku mirildanarak sahneye girer. haydarin bu elinde supurge ile turku mirildanarak girisi senelerdir bu tip iyesler gore gore ruhunu teslim etmis lise tiyatrosu izleyicisine benzemekte cok basarili kitleye pek hos gelir. alkislarlar. alkisi alan haydar, alkisi bastirmak bahanesi ile rolunu buyutur, sesini hepten yukselterek bir turku okumaya baslar. bu gectigimiz piyeste santorun okuyamadigi azeri turkusudur (e siktigim sozluk okuyuculari usenmeyin, az yukaridakileri de okuyun). seyircilerden edebiyat hocasiymis da, etud saatlerinde lise tiyatrosunun basinda yonetmenlik egosunu trasliyormus gibi gorunen bir kadin huzursuzlanir, alt dudagini isirir.

    alkis sona erdiginde haydar coktan cosmustur bile. sarkiyla uyumlu, koreografisinde olmayan bir takim danslara girismekte, kicini basini ayri oynatmaktadir. sarkinin nakaratini luzumundan iki tekrar daha fazla okuyup da sarki bitince, haydar seyirciye donup konusarak piyes acma ekolunu cok uygun bulur.

    haydar- efendim, burasi ordek ciftligidir. ben de mustahdem haydar. hani mustahdem dediklerine bakmayin, butun bu ciftligi ben cekip ceviririm. ustumde altimda ordekten baska birisi olsa onun coktan amiri olmustum. amir haydar olmustum. ama iste, neylersin, mustahdem geldik, mustahdem gidiyoruz.

    (haydar supurmeye devam eder, arka plandan kuliste oturan ogrenciymis de ordek sesi cikariyormus gibisinden sesler cikarak ordek sesleri duyulur. seslerden bir tanesi kuliste olmanin verdigi gaz ile vak hadisesini abartmis gibidir.)

    haydar (ordeklerin oldugu sahne disina donerek) - azdilar yine. bunlar boyledir, bu saatlerde bir azarlar, bir cilvelesirler ki sormayin gitsin. tuyunden, pisliginden cok cektim amma, bakmayin haaa, hepsini cocugum gibi severim. bizimkisi de yurek tabi. bunca sene bu hayvanlar ile bir arada yasayip, baglanmamak mumkun degil.

    (haydar supurmeye devam ederken, ordeklerden biri gemi aziya almis, vaaaak vaaak diye anirarak dsahne disindan sahne calma girisimlerine baslamistir. seyircilerden edebiyat ogretmenine benzeyeni bu duruma cok terslenir, koltugunda kiprasir. bu sirada soldan hizli adimlarla sedat kapanoglu girer. sedat ordek ciftliginin sahibidir, ama kendisine bu sifati yakistiramaz, isletme muduru demeyi tercih eder. bir elinde cep telefonu vardir, sesli sesli konusmaktadir. haydar sedat ortama girince soyle bir dogrulur, selam dur a gecer. )

    sedat kapanoglu- hayir canim. ne istimlagi, ne arazisi? izinleri var mi?

    (sedat bu son lafi soyledikten sonra donar kalir. donnup kalmasi gereken pozisyonu iyi ayarlayamadigindan biraz saga sola yalpalarsa da, fena bir is cikartmaz. zaten bu donup kalma kismi o sabah bir edebiyat ogretmeni tarafindan uydurulmus gibidir. bunu farkeden haydar hemen seyirciye donup konusur.)

    haydar- iste bu bizim sedat bey. babasindan isi devraldigi gunden beri yeni patron o. aman pardon, duymasin, isletme mudurumuz. kendisi cok kulturludur, avrupalarda okumus, eli kalem tutan birisi. biraz isleri bilmiyor, amma, neyse...benim ne haddime?

    (sedat duseyazarken, haydarin repliginin bittigini duyup yeniden "canlanir".)

    sedat- encumenlikten izin almislar mi? dagbasi mi burasi yahu?

    haydar- (sagina soluna bakinir, kendi kendine) af buyurun ama dag basi.

    (haydar bu ilk esprisinin pek tutmadigini gorur, giriste aldigi gazi sonmeye baslar.)

    sedat- olmaz oyle sey! bosver bosver. hadi kapat, ben konusurum kaymakamla. yapamazlar. haydi gule gule.

    (sedat telefonu kapatir, selamda duran haydara bakar)

    sedat- ha merhaba haydar nasilsin?

    haydar- iyiyim sedat bey, siz nasilsiniz, aileniz nasil, esiniz nasil, coluk cocuklar nasil, komsulariniz, hisminiz nasil?

    sedat- of yahu! tamam, iyi hepsi. sana da nasilsin demeye gelmiyor yani haydar.

    haydar- kusuruma kalmayin, biz koyluyuz sedat bey, sizin gibi beyefendi degiliz. adetimizdendir, biz de bir kisinin hatri soruldumuydu digerinin hatri da kalmasin diye sorulur oyle.

    sedat- tamam kes ayrintili dokumu, senin koy adet ve ananelerini dinleyecek degilim

    haydar- bildiginizi dinleyin sedat bey.

    (sedat oldugu yerde oflar poflar.cep telefonunu karistirmaya baslar)

    sedat- neredeydi bu kaymakamin telefonu yahu? tuh!

    haydar- hayirdir sedat bey bir sorun mu var?

    sedat- isine bak sen, ordeklerle ilgilen.

    haydar- kusuruma kalmayin sedat bey. (seyirciye donerek) yine heyheyleri uzerine, kizdirmadan nasil ogrensek ki su meseleyi?

    sedat -k karakol, kahve nerede canim bu kaymakam?

    haydar - sedat bey kaymakam dedinizde ismet inonunu bilir miydiniz?

    (burada lise ve ortaokul karma seyircisi hissi veren seyirci ahahahahhahahahah diye cosar, guler. bu gulmek, bu cosma haydari gazlamistir.)

    sedat- evet, neden?

    haydar- e en son ismet inonu nu gormus diyorlardi , bir sorsaydiniz diyorum.

    sedat- zevzeklik etme isine bak. ordeklere bir sey yap.

    haydar- sedat bey, gelin etmeyin, derdini soylemeyen derman bulamazmis. bir yol deyiverin hele neymis bu is?

    sedat- ne olacak? sacmalik iste. yok buraya devlet fabrika mi, ciftlik mi ne yapacakmis, istimlak edeceklermis, arazi bedel icin memur geliyormus bugun. yahu bundan insanin bugun mu haberi olur?

    haydar- hayirdir insallah.

    sedat- ne hayiri yahu, rezalet. bittik, gittik. batti ordek ciftligi. ne yapacagim ben bunca ordek ile elimde?

    haydar- desene benim isim de nanay?

    sedat- sacmalama haydar efendi. senin isine gelesiye buranin en onemli ciftliklerinden biri kapanip gidecek. kasabali mahvolacak, hic dusunmez misin?

    haydar- kasabali ordek yemiyor ki? su ordekler bile yenmeyeli yenmeyeli 12 senedir dostum, kardesim oldular. hepsi coluga cocuga karisti, torun sahibi oldu.

    sedat- evet, babamin zamaninda belki oyleydi. ama ben kasabaliya ordegi sevdirecek muthis atilima girmistim. ilanlari bastirmistim, bak (cebinden bir tomar kagid cikararak) bak oku

    (haydar kagitlari eline alir, evirir cevirir, okuma yazma bilmeyen kaba saba tasrali goruntusunun uzerinde durmaya ozen gosterir.)

    haydar (kagidi heceleyerek okur) sevgili yukari eksililer. biliyorsunuz ordek insan sagligina cok faydalidir. bir inek, bir tavuk gibi insani zinde tutar. yumurtasi vardir, tuyu vardir. senelerdir kasabamizin yukarisindaki eflaktepede kurulmus olan ordek ciftligimize ilgi gosteriniz. ordek tavuktan da inekten de yuz kerre daha iyidir. gagasi vardir. oter. ordek yiyelim.

    (haydar goz ucuyla sedat a bakar. komik oldugu anlasilsin diye seyirciye bakar. seyirci daginik mesrep gulmektedir. lise tiyatrosu izleyen her seyirci gibi bok, got, popo, siktir gibisinden argo laflari duymayi bekler, ona gulmeye hazir bir halleri vardir.)

    sedat- nasil buldun?

    haydar- neyi?

    sedat- lansmanimi?

    haydar- neyini?

    sedat- lansman canim, reklam.

    haydar- ha reklam! iyi iyi ama cok uzun. daha kisa tutaydin.

    sedat- (iy allahin koylusu sen kimsin bana akil vermek kim dercesine ibne gibi kivirarak) nasil mesela?

    haydar- (burada komik olsun diye daha evvel konusmadigi bir denizli sivesi ile kkonusur) meselaaaaa. "vatandas ordek yi!". nasil?

    sedat- hassstir ordan be

    (seyirci burada coskun bir sekilde guler. haydar kufrettigi anda seyircinin gulme gazini sedata kacirmis olmaktan memnun degil gibi olur. sedat haydarin elinden kagidi kapar. soyle bir dusunur, sirtini haydara doner, elindeki kagidin uzerinden kalemle en arka siradaki seyircinin dahi gorebilecegi bir sekilde gecer. mirildanir)

    sedat- (miril miril ama diyafram sesi ile) va-tan-daas-or-deek-yee- ...hah.

    (kagidi katlar cebine kor)

    haydar- sedat bey?

    sedat- ne var be ne var?

    haydar- bugun mu geliyor belediye denetcileri?

    sedat- evet, oyle diyor. ben de kaymakama ulasamiyorum.

    haydar- sedat bey, kaymakami bosverin de ben size bir cozum bulayim, ne dersiniz.

    sedat- (demin yapip, olumlu sinyaller aldigi ibne entonasyonuyla haydari tassaga sarmaya calisarak) neymis cozum haydar beyyyy?

    haydar- oncelikle oyle bir acaip gonusmayin lutfen.

    (haydar elini kolunu kivirip sedat beyi taklid eder, seyirci nasil guluyor bilemezsin, adeta liseli)

    sedat- e de bakalim neymis cozum

    haydar- bu belediyeciler buraya ne icin geliyor?

    sedat- lafa bak, elbette burayi istimlak edecekler, degerinib ilmek, fabrikanin yapilip yapilamayacagina bakmak icin geliyorlar.

    haydar- ya buraya fabrika yapilamayacak oldugu anlasilirsa?

    sedat- haydar salak olma buraya neden fabrika yapilamas---- aaa? lan iyi fikir? aferin haydar gel opeyim

    (haydara sarilir oper. haydar usulca yanagini siler, hani demin ibne gibi hareket ettiydi ya ona karsi homofobi seysi.)

    sedat- e peki nasil kandiracagiz encumeni.

    haydar- bir yalan uyduracaz

    sedat- nasil bir yalan?

    haydar (eliyle gotunden kuyruk cikararak)- kuyruklu

    (seyirci deli guluyor burda, manyadi seyirci.)

    (sedat cosar, haydara sarilir bir kez daha oper. haydar yine yanagini siliyo felan)

    sedat- aslan haydar be de anlat hadi.

    haydar- anlatirim ama once bir soz isterim.

    sedat- para mi isteyeceksin yoksa? askolsun haydar, teessuf ederim. musterek bir bahis soz konusu.

    haydar- musterek bahis altili ganyan da olur sedat bey, beim istedigim baska.

    sedat- neymis?

    haydar- anlatacam ama yine sarilip opmeyeceksin.

    (seyirci deli cikti burada,. halay cekenler mi istersin mesale yakanlar mi? spor salonu inliyor, hay hay haydarim, esprili haydarim diye)

    sedat- ahahha askolsun, haydi anlat.

    haydar- sedat bey de ki burasi, allah korusun, yani sakaciktan, fabrika yapmaya uygun olmasin.

    sedat- nasil olacak o is?

    haydar- misal altimizdan fay hatti gecsin

    sedat- iyi de gecmiyor ki?

    haydar- kim bilecek?

    sedat- dogru ya. kim bilecek. bir sen bir ben bir de ordekler variz su dag basinda.

    haydar- belediyeciler geldi mi bir dumen cevirirz. deriz ki burada fay hatti var. her gun deprem oluyor.

    sedat- oha.

    (burada vr ya seyirci nasil guluyor, nasil cildiriyor anlatmam mumkun degil.)

    haydar- tamam, uc gunde bir olur.

    sedat- cus, in in.

    (bu cus ile gaza gelen bir seyirci spor salonunda bozma bir tiyatroyu andiran bu kurumun potalarindan birine gulerek slam dunk yapiyor)

    haydar- bir ay, daha asagi inmem.

    sedat- anlastik be haydariim.

    (el ele sikisirilar. sedat haydari opmeye kalkar, haydar hosst der, soyle bir geri kacar. sedat usteler, zor ile haydari opmeye baslar. seyirci cilgin atiyor, "sedat haydarin amina kor" diye tempo tutuyor. o sirada iceriye belediye mumessili olan ve yuzunde hababam sinifini teftise gelen huseyin sevki topuz a benzer bir ifade bulunan birisi sahneye girer. bu iki adamin dag basinda birbirinin irzina gecercesine bogusmasini gorur, izler. seyirciye donup, ne oluyo? der gibi bir el hareketi eder. sonra lafa girisir.)

    huseyin sevki topuz- oohhhhhooo! oohhoooom!

    (sedat ile haydar hala guresmektedir.)

    huseyin sevki topuz- orrrhhoo orrrrrhoooooooo!

    (haydar, sedat ayni form devam. seyirci de bu arada costu kendi icinde guresiyor.)

    huseyin sevki topuz- yeter be! (sessizlik) oksurmekten bogazim sisti yeter ulan!

    (seyirci bu ulan ile cildirarak duvaralara tirmanmaya, ustune su dokulmus gremlin gibi sirtindan kucuk seyirci gremlinleri atmaya baslar. sedat ve haydar bacak omuza pozisyonudna ayrilirlar.)

    haydar (ayaga firlayarak) mufettis bey!

    sedat- efendim hos geldiniz sefalar getirdiniz.

    haydar- (metin akpinar dinginligi ile) sefa ne demek, hayatlar kurtardiniz.

    huseyin husnu tekisik- tesekkur ederim. nasilsiniz?

    sedat- sagolun siz nasilsiniz?

    haydar- nasilisiniz? iyi misiniz, ananiz babaniz nasil, dedeniz nasil, komsular nasil, hisminiz nasil, colu cocuk nasil?

    sedat- haydar?

    haydar- tamam, sustuk.

    huseyin avni aker- sagolun cok iyiyim. neden geldigimi biliyor olmalisiniz?

    sedat- evet, hayirli bir is insallah.

    haydar- ya insallah.

    huseyin hakki bulut- e o zaman baslayalim. duyduk geldik, alacagiz insallah.

    sedat- maalesef.

    haydar- ya maalesef. i ih.

    huseyin husnu topuz- hayirdir? neden?

    sedat- yanlis duymussunuz. burasi sakat, olmaz.

    haydar- ya evet. hat geciyor.

    huseyin- ne hatti?

    sedat ve haydar hep beraber- fay hatti

    huseyin- hiii!

    sedat- ya.

    huseyin- ben kacayim, iyi gunler allah kurtarsin.

    (huseyin kosa kosa uzaklasir. sedat ve haydar adamin arkasindan bakarlar. adam cikinca cosarla)

    sedat- hay aklinla bin yasa be haydar efendi! vallahi birakmam opecem!

    (ekranin solun baska bir adam girer, bu da ayni huseyin sevki topuz formatinda bir adamsa da, daha kivamlidir)

    haydar- ya sedat bey siktirin gidin lutfen!?

    sedat- askolsun haydar, bir kez opsem ne olur?

    haydar- la destur savus!

    (seyirci artik kufur,lerde meksika dalgasi yapmayi bitirmis, her lan her hassiktir de ortaokullardan bir cocuk kurban etmeye baslamistir. o sirada soldan giren huseyin sevki topuz 2, oksurmeye baslar.)

    huseyin 2- ohhhooo

    (haydar bu kez oksurugu hemen duyar. sedatin altindan bagirir.)

    haydar- biri oksuruyor gibi geldi.

    sedat- sacmalama haydar burada kimseler bizi duyamaz, ordekler oksuremez, gaga yapilarina aykiri

    huseyin2- ohhhhhho ulan!

    haydar- sedat hakkatten birisi oksuruyor galibag?

    sedat- o numarayi bir kez yerim haydar, benim olacaksin!

    huseyin 2- ulan ibneler!

    (sedat ile haydar durakalirlar. seyirci ise artik ellerinde gurzler ile tiyatronun temellerin girismeye baslamis, edebiyat hocasina tecavuz eder bir hal almislardir.)

    huseyin2 - (seyircilere donerek) bak ibneler diyince nasil durdular.

    (sedat ile haydar ayaga firlar)

    sedat ve haydar- hosgeldiniz efendim.

    sedat- nasilsiniz

    haydar- ananiz nasil babaniz nas-

    huseyin 2 (gurleyerek) lan ibne bir espri bir kez yapilir! onu az evvel cikan musteriye yapmisiniz yolda anlatti pezevenk!

    (seyirci bu kufur konusunda sinir tanimayan adami oyle sever ki bir yandan temelleri balyozlar, bir yanda da tezahurat yaparlar: "huseyin huso iki yalelllel yalllele, kalkti husonun siki yallellliiii")

    sedat ve haydar yine ayni anda - musteri mi?

    huseyin2- evet ya musteri. adam tam ciftliginizi 10 misline sizden satin alacakmis, siz adami kovalamissiniz fay hatti var, deprem oluyor diye.

    sedat- vay babam vay herif musteri miymis? ulan haydar bu dumen senin basinin altindan cikti, simdi sikmez miyim seni?

    haydar- ulan sedat ibnesi iki saattir opecem diye sikmekten beter ettin, siksen ne yazar?

    huseyin2- susun ulan! ben belediyeden geldim, istimlak ediyorum. surdan suraya arazinin bedeli 50 milyon, yersen.

    sedat- ama sayin memurum, burasi fay hatti uzerindedir, deprem olur.

    haydar- ya deprem olur

    huseyin2- oyle kisrak gibi tepisirseniz, deprem de olur zelzele de. sizi siktir ettikten sonra bir seyciker olmaz.

    haydar- ama fay hatti?

    huseyin2- varsa da aldiririz ileriye belediye karariyla, bizi germez

    (seyirci icab ettiginde politik gundem esprileir de yapabilen bu huseyin2 yi artik is mesih gibi gormeye baslamis, adina sapel yapimina gecmistir.)

    sedat - memur bey bir corba parasi atsak bu isin kolay olmaz mi?

    huseyin2- lan ben kavsaga atanmis polis memeuru muyum durzu? sen o corba parasini anan ver onu sik, got lalesi seni! yarrak hosafi!

    (olan olmustur! lise seyircisi bu kadar kufurden sonra kontrolden cikar, ve sahneyi basarak huseyin2 yi omuzlara alirlar, ustunu basini parcalayarak, ordek tuyune bular, onu bir o r d e k a d a m a cevirirler! ve sahnenin otekki tarafindan kosarak cikarlar. sahne de tiyatro da bosalir. yikintilarin arasinda iki insan, sedat ve haydar ayaga kalkarlar.)

    sedat- gittiler mi? bitti mi?

    haydar- sanirim bitti.

    sedat- hersey bu kadar kolay mi olmaliydi? yani butun planlarimiza ragmen, huseyin2 yi kendi onune gecilmez kufur ve gorev haysiyetine yakismayan hareketleri bitiridi demek.

    haydar- ve evet, fight clubdaki gibi senlikli degildi cokus.

    sedat- ve iste basladigimiz yere donduk. ordekler, sen ve ben. dagbasindayiz.

    haydar- evet. oyleyiz.

    (haydar ve sedat goz goze gelirler)

    sedat- ne oldu?

    haydar- beni opmeyecek misin?

    sedat- hic sormayacaksin sanmistim.

    (haydar ve sedat opusurler, o sirada tiyatro deminki balyoz darbelerinin ve kalabaligin galeyaninin da verdigi zararin uzerine eklenen bu opucugun rezonansini cekemez ve yikilirak kapanir. yikintilarinin oldugu yere kosarak bir santor gelir, gozleri uzaklara bakan, kuheylan sagrili bir santordur bu. bagdas kurar ve bir azeri turkusu okur

    santor- fikriiimden geceler yatabilmireeeem
    bu fikri basimdan atabilmirem
    neyleyim ki sene catabilmirem,
    ayrilik ayrilik, aman ayrilik.
    her bir dertten olaaaaaggg yaman ayrilik

    (santor turkunun her bir dertten kismindaki lafi iyi bilmedigini farkederek duralar. sozlugu acar, baslik karsimizdadir:

    (bkz: ayrilik) )

    son.

    -------

    bu entryi sozluge gelisimin 5.senesinin devriyesini kutlamak maksadiyla girdim. 5 sene zarfinda sizleri eglendirebildiysem, guldurebildiysem, kizdirabildiysem, otis abiye gicik oluyorum, dedirtebildiysem ne mutlu bana. boyle de olsa, boktan da olsa, yasadigimi, sesimin duyulabildigini hissettim, sozluk bir sahneydi, sahnemi aldim, tepeme cokmeden cikabilecegimi umuyorum. tekrar birlesene kadar gule gule.

    - otisagabeyin gereginde duygusallasir, rolumu unutur, maskemi cikaririm tandansli finalidir.

    (luzum final editi: oyle entry girersen insanlar tabi gidiyorsun zanneder. jubile etmiyorum, kullandigim can dundar uslubundan dolayi ozur dilerim, gunun mana ve ehemmiyetinden oturu duygu cocugu oldugum icin oyle cikti.)
  • (bkz: temsil)
  • (bkz: temasa sanati)