şükela:  tümü | bugün
  • meşakatli, masraflı fakat bir o kadar da keyifli bir iştir. plağın seçimi, temizliği, muhafazası ve dinleme şekli plak koleksiyonunun en sorunsuz biçimde uzun yıllar korunabilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalardır.

    plak seçimi: plak seçimininde etkili olan bazı unsurlar vardır.

    plağın fiziksel durumu: plak, yapısı gereği çizilmeye müsait bir metadır. zarfında/kabında saklanmayarak ortalıkta gelişigüzel bırakılan veya üst üste koyulan plaklar kaçınılmaz olarak bir süre sonra sürtünmeden dolayı çizilmeye maruz kalacaktır. uygun koşullarda saklansa bile sık kullanılan plakların kabından sürekli çıkartılması zamanla zarf sıyrıklarına yol açacaktır. bu sıyrıklar çok önemli değildir ama derin çizikler plağın cızırtılı çalmasına hatta atlamasına neden olur. derin olmasa bile çok miktarda çizik de sürekli bir dip sese sebep olacağı için ses kalitesini ve dinleme zevkini azaltacaktır. genel kanı bütün plakların cızırtılı ses verdiği yönünde olsa da aslında yeni bir plağın ses temizliği neredeyse cd'ye muadildir. ayrıca bazı plaklarda çatlak, kırık veya kopmuş kısımlar olabilir. koleksiyon amacı dışında dinlemek için bu tür plakları almayın. bunların dışında nemli ortamda muhafaza edilen plaklarda bazı lekeler oluşabilir. bu tür plakları tercih etmediğim için lekelerin dinlemeye olan etkisini ayrıntılı olarak deneyimleyemedim ama çizikler kadar olmasa da etkisi olacağını tahmin ediyorum. görsel açıdan ise kötü durduğu bir gerçektir. sonuç olarak plağın fiziki durumu hem dinleme kalitesini hem de koleksiyon değerini direkt etkiler. eğer plağı alırken dinleme imkanı yoksa plağın durumunu iyi aydınlatılmış bir ortamda incelemek gerekir. zira plağın görüntüsü dinleme kalitesini çok büyük oranda yansıtır.

    plak kabının durumu: genel olarak plağın koleksiyon değerini etkiler. temiz, yırtığı, eksiği ve kat izi olmayan kapak hem görsel olarak daha hoş durur, hem de plağın daha iyi muhafaza edilmesini sağlar. bununla birlikte alınacak plağın promosyon özelliklerinin de bilinmesi önemlidir. zira bazı lp plaklar şarkı sözlerini ve/veya müzisyene/gruba ait fotoğrafları içeren bir kitapçığa, özel tasarımlı bir iç zarfa ve şömize sahip olabilir. ayrıca zarf veya açılır kapak olarak iki farklı şekilde sunulmuş olabilir. eksiksiz bir plağın koleksiyon değeri artacağı için bu noktalara dikkat etmek gerekir. 45'lik plaklarda ise böyle ayrıntılar yoktur. genel olarak kağıt zarf, az bir kısmı ise karton zarf/açılır kapak şeklinde sunulur.

    plak seçimiyle ilgili önerim; kendinize bir kondisyon alt sınırı atayın ve o sınırın altındaki plakları özel durumlar dışında almayın. ancak bu şekilde iyi bir koleksiyona sahip olabilirsiniz. bir koleksiyoner için plak kabı da plak kadar değerlidir. ancak nadir ve iyi durumdaki bir plağı sırf kabı kötü halde diye almamak da olmaz. belki başka bir yerde sadece kapağını veya plağı değil ama kapağı iyi durumda olanını bulma ihtimali olabilir. bunun dışında temiz ve yıpranmamış olmasına rağmen bir şekilde yırtılmış olan kaplar görünmez bantla ve bir kağıt yapıştırıcısıyla kullanılabilir hale getirilebilir.

    plak temizliği: sahaflardan, internetten veya ordan burdan alınan plaklar genelde yıllardır kullanılmamanın veya özen gösterilmemenin sonucu kirli olarak elimize geçmektedir. o nedenle temizliğinden emin olmadığımız plağı aldığımız gibi dinlemeden önce kısa bir temizlik işleminden geçirmemiz gerekiyor. öncelikle tozu çeken ve plağa zarar vermeyecek nitelikte micro fiber yapıda bir bezi distile su ile nemlendirerek plağı tozlarından iyice arındırıyoruz. bunu yaparken plak oluklarının yönünü takip etmek gerekiyor. temizleme işleminin ardından antistatik plak fırçasıyla plak oluklarının üzerinden tekrar geçiyoruz. bu işlemler sonunda plağımız kullanıma hazır hale geliyor. ara ara fırça yardımıyla plağımızda oluşan yeni tozları ve elektriklenmeyi gideriyoruz.

    plağın muhafazası: birinci kural, hiç bir plağı kapsız olarak saklamayın. eğer plağın özgün kapağına sahip değilseniz piyasada bulabileceğiniz plak kaplarından yararlanabilirsiniz. lp plakların ayrıca iç zarfı da olmalıdır. iç zarfları da piyasadan temin edebilirsiniz. daha değerli bir koleksiyona sahip olmak için plakları ayrıca pvc bazlı dış kaplarda muhafaza edebilirsiniz. bunların dışında nemli ve tozlu ortamlar plaklar için risk oluşturacağından bu duruma da dikkat edilmelidir.

    dinleme şekli: plağın temini, temizliği ve muhafazası konularına dikkat edilse bile yanlış kullanımdan dolayı dinleme esnasında plaklar zarar görebilir. o nedenle pikabın gerekli bakımları yapılmalı ve kullanım süresi dolan iğne yenisiyle değiştirilmelidir. ayrıca kol ayarı da en uygun oranda olmalıdır. zira fazla verilen ağırlık plak oluklarına yapılan baskıyı arttıracağından daha çabuk yıpranmasına yol açacaktır. pikap kolunun elle kullanımı da plakların zamanla yıpranmasına neden olmaktadır.

    plak koleksiyonu hakkındaki tecrübelerimi elimden geldiğince aktarmaya çalıştım. eksiklik olmamasına dikkat ettim ama ayrıca sormak istedikleri olanlar iletişime geçebilirler.

    sonuç olarak plak dinlemek kalite ve zevk işidir. plağın bulunması, temizlenmesi, kapağının onarılması, saklanması hatta dinlemek için kabından çıkartılması bile keyif vericidir. dinlemeye başlandığında ise bu keyif daha da artar. plak kaydındaki o sesin ahengi başka hiç bir medyanın veremeyeceği bir etkidedir. keyifli dinlemeler.
  • beş yıl önce başladığım ve ne kadar masraflı ne kadar meşakkatli olursa olsun hayatımın en büyük hazinelerinden birini oluşturan, çok ama çok keyifli bir iş. çok sevdiğim bir arkadaşımın 'bak seni nereye götürücem' demesiyle birlikte kendimi bir gün tunalı pasajı'nın alt katındaki shades'te buldum, ve o gün karşıma yeni bir dünyanın kapıları açıldı. dükkanın sahibi bilge süleyman'a sordum 'sizde livaneli plakları da var mı acaba?'..çünkü etrafıma bakınıp durmuş ve bulamamıştım. sonra tatlı bir gülümsemeyle zuladan çıkardı plakları. tak tak tak, önüme yığıldı çoğu yurtdışı baskılardan oluşan livaneli plakları. heyecandan ve mutluluktan dokunurken ellerim titredi. hepsini almak istedim, oracıkta hepsini yüklenip eve götürmek, evde sabaha kadar plakları incelemek, kapaklarını okumak istedim. 'bu ne kadar acaba? (atlının türküsü almanya baskısını gösteriyordum.) '70 lira' dedi. 'hepsi mi?' dedim. 'türk baskılar 50 lira, yabancı baskılar 70 lira' dedi. hepsini alabilmem için yanımda en az 1000 liranın olması gerekiyordu. ama nafile. 'kredi kartı versem?', 'sadece nakit kabul ediyoruz' dedi. o gün sadece alman baskı günlerimiz plağını alabildim, şöyle yazıyordu kapakta : 'unsere tage, die verflissen'. evde pikap yoktu evet, ama ben hem o plakların tamamına hem de harika bir pikaba sahip olacağıma inandım. ne de olsa sevgiyle yapılan herşey günün birinde sahibine geri dönerdi. dolabımın üstüne yerleştirdim o ilk plağı ve her sabah onu görerek uyandım karşımda. sonra yine shades, gittigidiyor'da girdiğim açık artırmalar, ve dostlarımın hediyeleri derken livaneli külliyatının tamamına sahip oldum. ve elbette eski ama harika ses veren philips marka bir de pikaba. derken bu muhteşem arşive zeki müren, münir nurettin selçuk, timur selçuk, nesrin sipahi, ruhi su, mikis theodorakis plakları katıldı. ve benim müzik sevdamla birlikte gelişen plak sevdam geçen hafta koleksiyonuma eklenen yunan ve dünya müziğinin efsane sanatçılarının onlarca plağı ile daha da genişledi. set halinde theodorakisler, hacıdakisler, dalaraslar, joan baez'ler. dünyaları verseler paha biçemem hiçbirine. maneviyatı o kadar yüksek ki! şimdi vakit elime alacağım bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde müziğin harika evrenine yolculuk etme vaktidir. yok böyle bir mutluluk.
  • dunyanin en guzel isidir. ufak capta bir ilgiyle baslayan (cd koleksiyonu coktan nufuza ermisti elbette) ve dogumgunumde bana hediye edilen pikapla birlikte artik durdurulamaz bir saplanti haline gelen hobi. hobi demeye bin sahit lazim zira bu ise gercekten giriyorsaniz ve de benim gibi notasi olan her seyi dinlerim diyen bir muzik manyagiysaniz basiniza cok fazla is acilabiliyor. isin maddi yonu sadece bir kismi ama cogunlukla yurtdisinda siparis verildigi icin ve isin cenneti olan amerika'dan turkiye'ye nakliye bedelleri omur torpusu oldugundan maddi yuk gercekten bu isi zorlayici bir hale sokuyor.

    bunun yaninda plak koleksiyoncusu icin yapilmamasi gereken seylerden biri alim donemlerinde kesinlikle muzikle alakali kitap okunmasidir. bir kitap yuzunden ingiltere'deki ne kadar blues sanatcisi varsa ogrendim ve bu hic iyi gelmedi bunyeme.

    bu arada plak koleksiyonculuguna baslayacak insanlara ilk tavsiyem evinize derhal celik raf alin. baska hicbir sekilde istediginiz gibi duzenleyemezsiniz plaklarinizi. hele sayi 300 sinirini asiyorsa ve boxset'leri de iceriyorsa baska hicbir sansiniz kalmadi demektir. her turlu rafta sansimi denedim. egik bircok raf elde ettim.

    satin almak icin en ideal yer ebay. nakliye konusu onemli oldugundan oncelikle uk ve fr versiyonlarina bakilabilir. de versiyonunda ilginc seyler cikabiliyor ama nakliyesi diger avrupa ulkelerine gore pahali. arananlar hala bulunamiyorsa buyrun .com'a ama tek plak alacaksaniz amerikadan 14-16 dolar arasi nakliye oduyorsunuz.

    diger bir kaynak discogs. ama tabii burada insan bunyesine cok cazip gelen ve sacma sapan fiyatlara ozel plaklar almanizi saglayabilen acik artirma sistemi yok. ama ebay'e gore daha garanti alim yaparsiniz.

    musicstack de bir opsiyon ama bana gore cok zayif kaliyor bilgi eksikligi sebebiyle. yine de buradan da alisveris yaptim ve gayet memnun kaldim.

    eil ise bu isin en uc noktasi. henuz firsat olmadi lakin ozellikle bazi plaklarda sacma sapan fiyatlandirmalar mevcut tamamen koleksiyonculara adandigi icin. ebay'den aldigim plagin ayni baski ve ayni kosullardakini burada 10 kati fiyatla gordum. yiyen olursa diye olta atan bol.

    ama muzik sever bir insan olarak (muzige ve muzik kulturune hastayim desem daha dogru olur) ugrasilabilecek en guzel seydir. asiksinizdir plaklariniza. yasimdan buyuk plaklari apayri bir saygiyla tutuyorum, kucukleri ozel bir sevgiyle kucakliyorum. her birini ozenle temizleyip turune gore siralandiriyorum. bir iki sene sonra kendilerine oda bile tahsil edecegim gibi gorunuyor. cok deger verdigim kitaplarim bile benden bu derece memnun degildirler herhalde.

    not: eklemeyi unutmusum. penguin'in 3 tane guide'i var. jazz, blues ve classic. uzak durun bu kitaplardan. gosteren olursa orali bile olmayin, asla bakmayin. bunu okudugunuzu bile unutun. yoksa bitmez bu is, sonu gelmez. gelmiyor. yoksa basucu kitaplariniz oluyorlar, akliniza bir sey gelince zirt acip bakiyorsunuz, bilgisayari acip ariyor ve ne oldugunu anlamadan aliyorsunuz.
  • maddi olarak buyuk bir yuku yaninda getirse de tam anlamiyla bir muzik manyagisaniz baska hic bir muzik formati(dijital ve fiziksel) size bundan aldiginiz keyfi veremez. burda bahsettigim tabii ki ucuz veya eski bir turntable da dinlenilen bir koleksiyondan bahsetmiyorum. uzerinde iyi bir ignesi olan ve mumkun oldugunca analog olan bir sistemden dinlenilen albumlerden bahsediyorum.. o basslari, o davulun sesi... kapat gozlerini sanki odada caliyor adamlar. oyle bir zevktir bu.

    bu isi yapiyorsaniz veya merakliysaniz oncelikle yurtdisi baglantilariniza odaklanin. gidip kadikoyden 40tl ye george benson plagina atlamayin zira ayni albumu amerika'da 1$ a alinabilen bir album olabilir.

    zaman icinde koleksiyonunuzun karakteri oturmakla beraber ilk baslarda klasik albumlere yonelim olur. mesela led zeppelin, pink floyd veya jazz sever bir bunyeye sahipseniz miles davis'ten kind of blue gibi jenerik albumlere yonelirsiniz. zamanla muzikal bilginizi de ilerletmenizle koleksiyonunuz bambaska bir sekil alir. kimi adam erken donem punk ve new wave albumlerine kafa yorar kimi adam da blue note records ilk basimlarina yonelir veya butcesini buna gore harcar. turkiye'de genellikle koleksiyonlarda populer veya jenerik diye tabir edilen albumler daha bir agirliklidir. aslinda bunun nedeni zevksizlik veya bilmemezlik degildir. tamamen ulkemizde materyala ulasim zorlugundandir. (bkz: urfa'da oxford vardı da biz mi gitmedik)

    plaklarda fiyatin ucuz olmasi bazen kotu plak oldugu anlamina gelmez. o ulkede o donem cok fazla basilan plaklarin gunumuze kadar bir sekilde hayatta kalmasi olayin sebebidir. amerika'da 1 dollar record diye tabir edilen raf altindaki kutularda ne cikarsa bahtina diyerek teker teker bakilan plaklar genelde bu plaklardir. boyle yerlerde genellikle disco, soul albumleri basi ceker. araya karismis 10 dolarlik plaklarda supriz yapar o yuzden boyle durumlarda gozu acik tutup aramaya inanmak lazim. barbara streisand, george benson, cameo... gibi gruplarin/muzisyenlerin plaklarina cok rastlanmasinin sebebi budur. cunku cok basilmistir zamaninda. zira bu durumun farkli tarzlar icin gecerli olani avrupa icin gecerlidir. rock agirlikli plaklar cok daha ucuza bulunabilir. cunku piyasanin bu agirliklarda olmasi cok fazla album basilmasina sebep olmustur zamaninda.

    biraz bu isle zaman harcadiktan sonra farkedilen bir sey de muzik grubuna gore degil plak sirketine endeksli arama* yapmaktir. ozellikle 70 lerdeki o donem icin indy sayilabilecek plak sirketlerinden cikan isler aslinda efsanedir. misal pm records'tan cikmis bir jazz albumunu gozunuz kapali alin. veya virgin records'un eski logosu olan(2 ciplak hatun sirtsirta yaslanmis illustrasyon var logo da) plaklara atlayin. veya 70 ler sonu disco tarzina hayransaniz atlantic records'a yonelin. ozellikle arif mardin'in imzasi olan dinlerken insana aklini kacirticak derecede guzel isler vardir.

    bu isi yapiyorsaniz igneniz guzel olmali. ucuz veya eski pikaplarda bulunan seramik igneler pahalli plaklarinizin omrunu azaltabilir. o yuzden tavsiyem rahat rahat igne degistirilebilecek bir turntable secmek ve yaninda shure, ortofon gibi markalara veya paraniz varsa daha iyilerine yonelmeniz seklinde olucaktir. ayrica plaklarinizi mumkun oldugunca dik acida muhafaza edin. birden fazla plagin rafta ilk baslarda duran plaklara yaptigi baski plaginizi bozabilir. plaklarinizi mumkun oldugunca tozdan uzak tutun. arada sirada tozunu alin. ozellikle kullandiktan sonra. ikea'nin urettigi expedit raflar sanirsam bu sektorun en buyuk acigini kapatmaktadir. 12" den fazla olan raf boyutlari lp formatindaki bir plak icin tam anlamiyla cuk oturur. plaklarinizi ozellikle sicak ortamlardan uzak tutun. gidip rafinizi kaloriferin yanina koymayin. plak dedigin seyin malzemesi plastiktir. sicagi gorunce hasar gorur.

    aldiginiz 2. el eski plaklarin kilifinin/zarfinin icine bakin. bazen cok ilginc seyler cikabiliyor oralardan. plagin bir onceki sahibinden kalan unutulmus yazi, not...vs bulmak mumkun iclerinde. bazen de eskiciden aldiginiz bir plakla eve bocek te getirmeniz mumkun. bir goz atin eve gelince.

    bir de bu isi yapan insanlarla kaynasin size cok degisik bakis acisi, fikirler kazandiracaktir. the rolling stones bootleg albumlerinden bahsederken gozunun ici parlayan adamlar veya 45'lik koleksiyonun gosterirken zevkten sigara yakan adamlar... bu tarz adamlarla hasir nesir olmak size piyasadaki guncel fiyatlari bilmek acisindan da yararli olur.

    turkiye'de zamanla artan ilgiden dolayi gayet guzel plak magzalari acilmakta ve bu kulturu yasatmak adina onemli isler yapilmakta. misal rainbow 45, kontraplak, deform, analog kultur...vs gibi olusumlar buyuk isler yapmaktalar.
  • sadece eski fasıl plakları ile yaptığım koleksiyon.

    şimdilik 50 kadarlar.
  • zaten pahalı bir hobiyken dolar ve euro kurunun geldiği halden ve paypal'ın türkiye'den çekilmesinden sonra çok daha pahalı bir hobi haline gelmiştir.

    gerçi ne kadar pahalı bir hobi olursa olsun size yaşattığı tatmin duygusu o kadar yüksek ki verdiğiniz paraya acımıyorsunuz.

    plak koleksiyonuna yeni başlamış biri olarak naçizane önerilerim şunlar:

    • öncelikle her gördüğünüz plağı almayın. hem sıfır hem de ikinci el olarak farklı dükkanlarda daha uygun fiyatlara bulmanız olası. bir günde 13 farklı plak satan dükkan gezmiş biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. hatta kondisyonu daha iyi olan bir plağı daha ucuza bulmanız bile olası.

    13 farklı plak satan dükkan demişken hepsi kadıköy'de ziyaret ettiğim dükkanlardı. o yüzden istanbul'daysanız kadıköy bu işin menbahı diyebilirim. ikinci durağınız da beyoğlu olsun.

    kadıköy'de gezdiğim dükkanlara gelirsek hepsinden kartvizit aldım ve fotoğrafını çektim. gidecek olanlara rehber olsun diye paylaşıyorum: https://i.hizliresim.com/vrqv8v.jpg

    aslında müşteriye olan tutumları bakımından hepsine + ve - vermiştim ancak etik olmayabileceği için o konuda yorum yapmayacağım. dükkan sahibi size ne kadar kötü davranırsa davransın aradığınız plak sadece orada olduğunda ipe ipe alıyorsunuz zaten. yine de dip sahaf, rainbow45 records, rpm music, plakhane ve hammer müzik'ten memnun kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim. bu saydıklarım plak bilginiz ne düzeyde olursa olsun sizi küçümsemeyen, dürüst ve bilgisini paylaşıp sizi yönlendiren dükkanlar.

    • ikinci el plak alacaksanız mutlaka dükkanda dinleyin. nitekim kondisyonu iyi denilen plakta atlamalar ya da rahatsız edici dip sesler olabiliyor. örneğin bir dükkanda accept'in balls to the wall plağı vardı ve 30 tl'ydi. pazarlıkla 20'ye indirdim ancak almadan önce dinlemek istedim ve inanılmaz atlama yaptığına şahit oldum. ardından dükkan sahibi 10 tl'ye bıraktı ancak almadım.

    koleksiyon yaparken kendinize belli başlı kurallar koymayı unutmayın. mesela ben ne kadar ucuz olursa olsun atlama yapan bir plak almamayı düstur edindim. halbuki balls to the wall çok sevdiğim bir albüm ve 10 tl gibi komik bir rakama sahip olabilirdim ama atlama yaptıktan sonra bedava verseler almam. yani sırf ucuza buldum diye her plağa atlamayın. mutlaka dükkanda dinleyin ve hem kapak kondisyonu hem de plak kondisyonu hususunda kendinize bir alt sınır koyun.

    • pazarlık yapmayı unutmayın. tek bir plak alıyorsanız pazarlık komik kaçabilir ancak bir kaç plak alıyorsanız mutlaka yapın. plak başı 5-10 tl gibi indirimler elde edebilirsiniz.

    • eğer istanbul'da değilseniz 30'ar bin küsur üyesi bulunan plak pazarı ve plak dostları / vinyl friends isimli facebook gruplarına dahil olun. her 2 grupta sürekli mezatlar oluyor ve aradığınız bir plağı sorduğunuzda mutlaka satan birileri oluyor. mesela camel'ın stationary traveller ve ceza'nın suspus plaklarını güzel fiyata plak pazarı grubunda buldum.

    instagram'da da çeşitli plak sayfaları var oraları da takip edebilirsiniz.

    • plak ve pikap konusunda donanımlı biri olmak ve işin püf noktalarını öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki videoları izlemenizi öneririm:

    koleksiyon amaçlı plak alırken nelere dikkat edilmeli?
    plağın değerini düşüren faktörler nelerdir?
    plaklar nasıl saklanmalı?
    ses kaydı: cem nayır ile radyo, pikap kültürü, tamiri ve analog sesler üzerine
    ses kaydı: murat beşer ile “yoldan çıkmış” bir müzik sohbeti

    bunların dışında murat meriç'in sunduğu plak dolabı programını takip etmenizi öneririm.

    • plak kondisyonu hakkında her zaman rehberlik edecek plak derecelendirmeleri hakkında bilgi sahibi olun:
    plak kondisyonu değerlendirme tablosu
    plak derecelendirme kriterleri

    bunlar hakkında bilgi sahibi olun ama her denilene de inanmayın. yurt dışındaki satıcılar bu konuda dürüstken maalesef ülkemizde sahtekarlık diz boyu. o yüzden kağıt üzerinde kondisyonu iyi olan her plağa güvenmeyin. bu konuda güvenilir kişiler ve satıcılardan alışveriş yapmaya özen gösterin.

    • plak alırken hangi ülkede basıldığına, kaçıncı basım olduğuna, analog kayıt mı dijital kayıt mı olduğuna ve ses kalitesi hakkında ipucu verebilecek diğer hususlara dikkat edin. bu konuya http://stereomecmuasi.com/…sayi-29-analog-ozel.html adresinden ücretsiz olarak indirebileceğiniz e-derginin 35. sayfasından itibaren etraflıca değinilmiş.
    aslında e-dergiyi indirmişken hepsini okumanızda fayda var çünkü bu entry'de bahsettiğim bir çok konu ve fazlası bahsettiğim sayıda var. ben indirip çıktısını alıp önemli gördüğüm yerlerin altını çizdim ve kitaplığımda saklıyorum.

    yok ben e-dergi işine sıcak bakmıyorum illa yazılı olsun diyorsanız plak mecmuası isimli dergiyi satın almanızı öneririm. özellikle ikinci sayısı faydalı olacaktır. fiyatını düşünmeden gönül rahatlığıyla satın alabilirsiniz.

    • plak bakımı ve temizliği konusunda hassas olun:
    http://stereomecmuasi.com/2011/10/plak-bakimi.html
    https://plakkent.com/plak-nasil-temizlenir

    • koleksiyonunuzu yarın bir gün çok değerleneceğini düşündüğünüz plaklardan ziyade gerçekten değer verdiğiniz sanatçıların plakları üzerine oluşturun. bu hobi asla ticari amaçla yapılacak bir hobi değil ve ileride yüksek rakamlara satarım diye plak alınmaz. o plağı keyifle dinlemeyip kenara attıktan sonra manası yok.

    • facebook, twitter ve instagram'da plak satan dükkanların sayfalarını takibe alın. bu sayede dükkanlara yeni gelen plaklardan, indirimlerden ve etkinliklerden (imza günleri, record store day) haberiniz olur. özellikle istanbul'da olmayanlar için bu konu önemli nitekim pek çok dükkan online satış yapıyor.

    önerilerim bu kadar. mutlaka atladığım konular olmuştur ancak yukarıda da söylediğim gibi stereo mecmuası'nın 29. sayısında ihtiyacınız olan her bilgi fazlasıyla mevcut.
  • şimdilik babamdan kalan plakları saymazsak 4 plak ile henüz başladığım koleksiyondur.

    koleksiyonumun parçaları ise:

    jethro tull-thick as a brick
    jethro tull-passion play
    pink floyd-dark side of the moon
    pink floyd-animals
  • türkiye'de yapmanın artık salaklık olduğu hobi. zamanında birkaç bin tane plak topladım dünyanın çeşitli ülkelerinden, ve ağırlıkla türkiye'den. 10 sene önce 5-10 liraya yerli longplay alırdım, sonra gittigidiyor çıkınca fiyatlar fırladı, ıssız adam filmi yüzünden daha da fırladı. artık sahaflar uçmuş, sıradan bir plak bile 200 liralık etiket taşıyor. adamlar kapıcılardan, çöpçülerden bedavaya yakın toplayıp müthiş para götürüyorlar. ben son yıllarda tamamen kestim plak koleksiyonunu genişletme işini.
  • pahalılıktan ziyade zaman ve emek ister. koleksiyona katmak istediğiniz plağı bulmak, o plağı almak için cihangir, kadıköy, balatta sokak sokak, dükkan dükkan dolaşmak, yeri geldiğinde bulamamak ve hüsrana uğramak, yeri geldiğinde pazarlık yapmak, aldıktan sonra temiz tutmak, muhafaza etmek vs. derken bayağı vakit harcarsınız. fakat sonunda bir kadeh şarap doldurup, koleksiyonunuzdan bir parçayı takıp dinlediğinizde aldığınız haz hepsine değer.
  • 24 senedir uğraştığım güzellik.

    ilk plağı dedem dinletmişti bana 1970'lerin sonlarında. babamın gaziantep'te bulunduğu dönemde kaçakcılar pasajından alıp dedeme hediye ettiği sanyo pikaptan.

    ali kocatepe, asu maralman, barış manço, yeşim, yeliz, salim dündar, ersan erdura, sibel egemen, füsun önal, seyyal taner, zeki müren, banu, erkin koray ve daha çok sayısız şarkıcının 45'lik ve longplay'leri ile tanıştım aynı dönemde.

    nasıl da güzeldi çocukluk yılları, önünde gerçek güçlü erkek olan baba simgesinin yanında bir de dede figürü vardı. yaşanmış onca yıla rağmen dinç, şefkatli ve sevgi dolu bir dede. ssk da çalışılan yılların getirdiği tahribata rağmen, teknesi ile senelerce balığa çıkmanın verdiği bir dinçlik işte.

    bana aşıladığı en güzel şey müzik ve plak sevgisiydi. unutamıyorum samsun'daki o evi, 45 lik plakları, elletmezdi bana pikabını. iğnesini kırarsın oğlum derdi. dokunamamanın verdiği hüzün plaktan müzik dinlemenin verdiği keyfle buluşurdu.

    onun sayesinde plaklara ilgi duydum, belki de babam da onun sayesinde buna ilgi duydu. plak gerçeği hiç eksik olmadı yaşamımızdan, hem dedemlerde hem de babamla yaşadığım evde.

    güzeldir plaklar, kolay elde edilemezler, kendine has kokular, ruhları vardır. mp3, cd ya da kaset gibi kolay elde edemezsin. kapakları ve bazılarının iç kısmında bulunan sayfalar sanat eseri gibidir.

    uğraş verirsin onları bulmak için. her istediğini anında bulamazsın. bulunca da içinde ona sahip olmanın saadeti olur.senelerce topkapı bit pazarını, akmar çevresini, kadıköy bit pazarının arşınladım aradıklarımı bulmak için, sonunda da benden sonrakilere bırakabileceğim 1000'e yakın değerli plağım oldu.

    farklı bir ilişkidir işte, bir bağımlılık gibi, kolayca söküp atamazsın yaşamından.

    zevk verir insana o çıtırtılar eşliğinde müziği kana kana dinlemek.

    ama en çok haz verdi biliyor musunuz?

    o 35 sene önce plakları dinlediğim, her noktası kafamda yer etmiş, bana bu sevgiyi aşılayan dedemin pikabının aynısını yıllarca arayıştan sonra bulup satın almam..

    plaklarım artık daha mutlu.