şükela:  tümü | bugün
  • harika bir kitaptır. film olarak ilk çekiminde kitaba olabildiğince sadık kalınmışsa da ikinci çekim için sadece isimleri aynı iki ayrı eser bile denilebilir.
    kitabın en vurgulayıcı yönü, değişik bir bilim-kurgu kitabı olması değil, ilişkilere, duygulara ve bilince farklı bir açıdan bakmasıdır.
    kitabın kahramanı insanların egemenliğinin genetik bir üstünlüğe dayalı olduğunu düşünen bir pilottur. günümüzde de çok yaygın olan "ruh sadece insanda bulunur" dogmasının yerle bir olduğu bir değişim geçirir. vardığı gezegende insanların bilinçsiz köleler olmalarını, bu gezegendeki farklı evrimleşmeye dayandırmaya çalışsa da son derece trajik iki şekilde bu varsayımının yanlış olduğunu öğrenir. zeka ancak (herhangi bir vücut kası gibi) çalıştırılırsa gelişmekte, ve eğer hiç çalıştırılmazsa gerilemekte, hatta yokolmaktadır.
    bu dersi kahramanımız iki kısımda alır: ilk olarak gemide saygın bir bilim adamı olan arkadaşının hayvanat bahçesinde hayvanlaşışına şahit olur. ikinci olarak da buranın aslında gelecekteki kendi dünyası olduğunu öğrenir.
    yani ruh sadece insana ait değildir. maymunlar da ruha sahiptir. veya, daha önemlisi, zeka ruhu yaratır. daha önceden ruhu olduğu kabul edilen insanlar zekalarını kaybettikçe ruhsuzlaşmışlardır. en sonunda hayvana dönüşen bu yaratıkların yine de bir zeka potansiyelleri vardır (nova * konuşamaz ama sirius * zekidir).
    kitabın en vurucu yönlerinden biri de sadece hissedilecek derecede verilmiş olan romantizmdir. zira bir maymun olmasına ve hiçbir doğal, fiziksel içgüdü ikisini çekmemesine rağmen kahramanımız ona neredeyse aşık olur. üstelik duyguları karşılıklıdır. kitap bu açıdan, bir yandan zeka ve ruhun fiziksel kuvvetler olduğunu savunurken, aşkın sadece çiftleşmek için bahane yaratan hayvani bir içgüdü olduğunu reddeder.
    bu kadar harika bir roman sözkonusu olduğunda insanların nedense sadece film versiyonlarını hatırlamaları ve kitaba ilgi gösterilmemesi de ilginçtir.
  • 1968'de çekilen ilk film bir (ne yazık ki kitabı henüz okumadığım için aslını bilmiyorum) bilimkurgu olmaktan ziyade tamamen bir taşlamadır bana göre. tabi bu yorumu iki gramlık aklımla yapıyor değilim. şu yüzden yapıyorum;

    --- spoiler ---

    ilk filmdeki taylor karakterinin yargılandığı(!) dava sahnesi inanılmaz bir yergidir. neredeyse yarım saat boyunca evrime inanmayan, onu yalanlayanlara bir güzel giydirilmiş sahnede. inanç ve bilim bakanlığı olarak gösterilen mevki, pek tabi dini kurumlardır. bilimin gelişmesini, kutsal yazıtlara bağlamaları tamamen eğer olsaydı kuranda yazardı anlayışıdır. ve bunu gözümüze gözümüze sokmuştur filmde. filmin sonlarına doğru zaius'un "kanıtlar yalanlanabilir" tavrı bunun en açık göstergesidir.
    özellikle aynı dava bölümünde, cornelius'un evrimle ilgili kanıtları birer birer saymaya başlaması ve bunun üzerine davayı yönetenlerin üç maymunu oynaması, dünya üzerindeki belki de en güzel taşlama hatta bildiğin topa tutma sahnesidir.

    --- spoiler ---
  • 1968'de yapılmış olan ilk film dinin baskıcılığı, evrim, yasak, tabu, özgür düşünce konularında harika mesajlar veren bir başyapıttır; hatta diyebilirim ki "bir film izleyenlere mesaj(lar)ını nasıl vermelidir?" konusunda sinema tarihinin en iyi örneklerindendir.

    taylor abinin (charlton heston) giderken "sadece biraz yemek, su ve nora'yı istiyorum" dediği an kopartmıştı beni.
  • --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    1968 versiyonunda dikkatlerden kaçan en önemli husus, maymunları yasak bölgeye sokmamaya çalışan bilge maymunun da aslında kendince haklı olmasıdır. bi kere olan biten herşeyi biliyor ve yasak bölgeyi araştırıp gerçekleri öğrendikten sonra maymunların sonunun da insanlara benzeyebileceğini düşünüyor. kendisi için kısaca "daha geri kalalım ama gezegenin ebesini sitmeyelim" felsefesini taşıyor diyebiliriz. filmin sonunda yasak bölgede gezintiye çıkan insan* için "bırakınız, ebesinin örekesini assoora görecektir" demesi de bir işaret ki mevzu bahis kişi ebesinin örekesini gördü de...

    filmden aklımda kalmış** komik bir diyalog da mevcut. bilmem kaç aylık uykularından uyanan pilotlar yanlarındaki tek hatunun (teknik arıza yüzünden) uyku kabininde öldüğünü görüp üzülürler, taylor üzülmez ama...
    + lan taylor, az önce arkadaşının öldüğünü öğrendin ama skinde değil, ne menem bi insansın sen?
    - abi nerden baksan öleli 6 ay olmuş, et met çürümüş sadece kemik kalmış. 6 ay önce ölen birine neden üzüleyim ben...

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
  • serinin ilk filmi (1968) sinema tarihinin en buyuk yapimlarindan biridir. taylor ve iki astronot arkada$i 25 kasim 3978 yilinda dunyaya inerler, lakin dunyaya indiklerini bilmemektedirler. kendilerini buyuk bir surpriz beklemektedir, lakin bu surpriz taylor'in filmin sonunda yuzle$ecegi gercek kar$isinda onemsiz kalmaktadir. bu filmin insanoglu'na (ozellikle geri kalmi$ ulkelere) verdigi ders $udur; "ara$tirma, geli$tirme ve merak, yasaklar ve korku duzeni ile sondurulmeye cali$ilirsa, uygarlik gereken mesafede yolu katedemez.". filmde bu fikri destekleyen en onemli olgu, dr. zaius'un genc maymunlari kendi sinirlarinin di$ina cikmalarina izin vermemesi, forbidden zone'un asirlar boyu bir tabu olarak kalmasidir. bu yuzdendir ki maymun uygarligi da geli$imini son derece yava$ gercekle$tirmi$tir. filmin gulumseten sahnelerinden biri taylor'in sakal tra$i olduktan sonra maymunlardan birinin "now, you look less intelligent" demesi ve yine bir ba$ka sahnede kendilerine yardim eden zira'ya taylor'in bir opucuk ile te$ekkur etmeyi teklif etmesi, zira'nin ise bu teklife "ok. but you are so damned ugly" lafidir. film, imdb top 250 listesinde 16,823 ki$inin oylari ile 7.8 puan ile 231. sirada bulunuyor. .

    artik insanligin, filmin sonunda taylor'in kumsalda yere cokup yakari$ini duymasi gerekli, yarin cok gec olabilir. sava$lar, nukleer silahlar, cevre kirliligi... 3978 yilinda da insanoglunun maymunlari besleyen, hayvanat bahcesinde sergileyen konumda olmasini diliyorum.

    bu $aheserden sonra arka arkaya cekilen ve seriyi rezil kepaze eden dandirik filmler sirasiyla $oyledir:

    beneath the planet of the apes - 1970
    escape from the planet of the apes - 1971
    conquest of the planet of the apes - 1972
    battle for the planet of the apes - 1973

    ekim 2001'de sinemalarimizda gosterime giren planet of the apes ise ozel efeklerinin di$inda maalesef serinin ilk filminin $anina yakla$amami$tir. ozgunlukten yoksun bir konunun/senaryonun sirf teknolojinin yardimi ile kurtulamayacaginin en onemli kanitlarindan biridir bu film.
  • şahane bir post apocalyptic era örneğidir.. 2001 uyarlaması, 1968 yapımı filmin felsefesini maalesef hiç yansıtamamıştır, o zaman da filmin bir anlamı kalmıyor zaten..

    --- spoiler ---

    from the sacred scrolls of the apes: beware the beast man, for he is the devil's pawn. alone among god's primates, he kills for sport or lust or greed. yea, he will murder his brother to possess his brother's land. let him not breed in great numbers, for he will make a desert of his home and yours. shun him; drive him back into his jungle lair, for he is the harbinger of death.
    ---
    maymunların kutsal tomarlarından: insan yaratığından sakın, çünkü o şeytanın kuklasıdır. tanrının primatları arasında, spor için, zevk için, açgözlülük için öldüren odur. evet, arazisini almak için kendi kardeşini öldürür. çoğalmalarına, sayılarının artmasına izin verme, zira hem senin hem de kendi mekanlarını çöle çevirirler. ondan uzak dur, çünkü o ölümün habercisidir.
    ---
    taylor'un maymunlar tarafından yargılandığı sahnede, konsül üyesi üç maymunun taylorun zekası karşısında kürsüde üç maymun tribine girip, sırayla ağız göz ve kulaklarını kapamaları da konuya şahane bir gönderme ve mizahi yaklaşımdır.**

    --- spoiler ---
  • planet of the apes beşlisini bütün olarak incelediğinizde çok dikkatli izlenmediği sürece gözden kaçan, fakat filmin omurgasını oluşturan bir faktör göze çarpıyor. nedenini ağır spoiler içeren bir şekilde şöyle anlatayım:

    ilk filmde insanın maymun tarafından köleleştirildiğini görüyoruz. kutsal kitap tasvirlerinde insan spor için avlanan, toprağı için kardeşini öldüren varlık olarak tariflenirken, 'maymun maymunu asla öldürmez' ilkesi de maymunların anayasası olarak karşımıza çıkıyor. evrimleşme süreci hakkında ise ancak arkeolog cornelius'un savlarından bir şeyler çıkarabiliyoruz. bu bilgiler ise evrimin biçiminden ziyade insanın eskiden medeniyet kurmuş zeki bir varlık olduğuna yönelik hipotezlerden oluşuyor.

    ikinci filmde ise insanlığın radyasyon altında yeraltında yaşarken mutasyona uğramış farklı bir kolunun varlığını keşfediyoruz. bu yeni tür atom bombasına taparken, bu bomba ikinci filmin sonunda dünyanın yok olmasına sebep oluyor.

    üçüncü filmde ise uzay aracıyla 2000 sene öncesine dönen zira ve cornelius'un maymun evrimine dair daha kapsamlı hipotezlerini dinliyoruz. evcil hayvanların salgınla yok olduğunu, maymunun evcilleştirildiğini, hızlı öğrendiğini, en sonunda konuşmayı öğrendiğini öğreniyoruz. işte kırılma anı bu uzun anlatımda beşlemede asla tekrar edilmeyen bir bölümde gizli. ilk maymunun konuşmaya insanlardan sürekli duyduğu "no" sözcüğünü söyleyerek başladığını anlatırken cornelius, 'kutsal kitapta onun adının "aldo" olduğu yazılıdır' der.

    dördüncü film bildiğimiz "caesar"ın direniş öyküsünden oluşuyor zaten.

    beşinci filmde ise insanlarla savaşı kazanan maymunların komutanının adı "aldo"dur. insandan nefret eden aldo, caesar'ı öldürerek maymunların başına geçmeyi ve insanlığı köleleştirmeyi tasarlamaktadır. caesar'ın oğlunu da yine aldo öldürür. filmin sonundaki kovalama sahnesi sonunda aldo ağaçtan düşerek ölür ve insanlar ile maymunlar kardeşçe yaşamaya başlarlar.

    kaçırılan nokta şudur: maymunların insanları yok ettiği düzenin kurucusu 'aldo'dur. aldo ise caesar'la olan mücadelesinde öldüğü için, artık tarih yazımı tamamen değişmiştir. film zamanın determinist olmadığını varsayar, tarihi bireylerin değiştirebileceğini ortaya koyar. bir bakıma "irade"ye inanır, zamanın oluşumunun belirleyici unsurunun fiziksel şartlar yerine irade olduğunu söyler. tüm maymunların öfkesinin bilge bir komutan tarafından bastırılabileceğini düşünecek kadar iyimserdir.

    öte yandan şu itirazı getirmek de mümkündür, eğer caesar'ın varlığı olayların akışını değiştirecek bir yetkinliği de kendi içinde barındırıyorsa, bu neden determinizmle çelişsin ki? caesar'ın yetkinliğini onun iradesi değil, kalıtsal ve çevresel belirlenimlerinin bir sonucu olarak düşünürsek, pekâla determinizmin sınırları dışına çıkmadan durumu açıklığa kavuşturabiliriz. peki aldo'yu şeytanlaştıran hollywood'un bunu düşündüğünü söylemek mümkün müdür? hiç sanmıyorum.
  • eski bir limon karikatürü: adam deniz kenarında kırmız beyaz kırmızı beyaz kanatları olan plastik çay tabağından (bkz: kırmızı beyaz çay tabağı) bulur ve "hayıııııııııııııııır" diye bağırmaya başlar. bkz: filmin özgürlük anıtı kısmı.
  • orjinal versiyonu 1968'de cekilen, tim burton'un yonettigi, makyaj konusunda abartmis,gidisati ve sonu ile eglendiren amerikan filminin adi. icinde hafif sacma noktalarda mevcuttur; ornegin bildigimiz maymun bile minnacik mekik ile guzel guzel inis yapabilirken kahramanimiz mark wahlberg ayni mekigi iki kez cakmaktadir.
  • bu filmi kucukken izledikten sonra bir gun hayvanat bahcesine gittigimde maymunlara bir ba$ka gozle bakmama sebebiyet vermi$ (diger kucuk cocuklar yem atip gulucuklerle bunlari seyrederken, babam ve oglum'daki kucuk deniz misali icimden "beni bu $aklabanliklarinizla kandiramazsiniz, sizin icinizi biliyorum ben nidalari atmi$imdir), sonu itibariyle insani dumura ugratip icini cizz ettiren buyuk yapit.. 20.yy'in en ihti$amli fantastik bilim-kurgu filmlerinden biri.. akabinde cekilen maymunlar markette, maymunlar lunaparkta serileri ile rezil kepaze edilmi$ bir sequel olmu$tur.. 2001'deki son film ise kullandigi son teknoloji ve bir de ilah maymun sahnesi ile belleklerde yer almi$sa da 40 yil oncesinin o efsanesine yeti$ememi$tir..