şükela:  tümü | bugün
  • plaja gittik, frizbi alinacak, al. hayhay, alalim, dukkana gidelim, raflara bakalim, frizbiyi gorelim. gorduk ki plastikle kaplamislar. bir sirket hangi mantikla urettigi frizbiyi plastikle kaplar, posetin icine sokar merak ediyorum.

    kirilacak olsa, onu onlemiyor. cizilecek desen, zaten daglara taslara firlattigi bir madde bu, iki dakikada cizilecek. bir de durdugu yerde zaten ne kadar cizilebilir ki tuketiciyi kustursun. hijyendir diyorum. emin misiniz? eminim cunku korpirit dunya verimlilik ve hijyen manyagi olmus. her sey plastik icinde. plastik bardak aliyorsun, her birini ayri ayri plastikle sarmislar. disarda yemek yiyorsun, yedigin kutlenin 10 kati cop uretiyorsun. bokun haric.

    evet, eminim ve son kararim hijyen diyorum; muhtemelen bir yerlerde bir bebek gidip bir frizbi yalamistir dukkanda sonra da sids'dan falan olunce aportta bekleyen dernekler tv'lerde dramatik konusmalar verip yasaklar, regulasyonlar getirmislerdir frizbi paketlemesi gibi muhim bir konuda. bunlari dusunurken objeyi aldim elime, normalde seffaf olmasi gereken plastik kaplama binbir turlu uyari yazisiyla dolu. daha fazla regulasyonlar, daha fazla kurallar. toplumun en angut yuzde 0.01'lik kesiminin frizbiyle yapabilecegi en angut seyleri dusunup tasinmis bir takim dernekler, sonra bunlar icin uyari koymasini zorunlu kilmislar. cunku frizbiyi tabak niyetine mikrodalgaya koyup yemek pisiren adam artik o uyari yazilarini okuyarak imana gelecek. bunun fizibilitesini gectim, niye cabaliyoruz o da ayri konu. yani imana gelecegini bilsem dahi ne diye o uyariyi koyayim: bu kadar aptalsa birakiniz yapsinlar, birakiniz mallarini hayatlarini kaybetsinler.

    hijyen mijyen dedik, cocuklar dedik. sonra ustundeki uyarilardan en sonuncusuna bakiyorum: "plastik kucuk cocuklari icin ol-du-ru-cu olabilir (zararli da degil), yemeyin, yutmayin, sevismeyin, vs..". gulerken insanin dislerini gicirdatan cinsten komik.

    gercekte tabii kural bollugu, angutlarin hayatini, haklarini cani gonulden gozetmeye calisan idealistlerin urunu degil tabii. asil olay mahkemeler, davalar, hukuk duzeni etrafinda donuyor. herhangi bir avukatin gelip, maas veya flat-rate kontrat yerine tazminattan kendi belirledigi oranda alacagi komisyon karsiligi dava acabildigi, o tazminatin miktarini da neredeyse rastgele belirttigi bir sistemin baska bir sonucu olamaz, serbest piyasali adalet boyle oluyor. frizbide plastik olmasa uretici firma bir yerlerden bir tazminat yiyecek, plastigin uzerinde baska kurallar olmasa o bolgenin ticaret odasina dava acilacak, vs.. vuran vurana, sona kalan dona kaliyor. hukuk adi altinda rastgele wealth redistribution yapiyorsun, bunun ustunden de komisyon alarak kulliyen asalak bir yapilanmayi besliyorsun, kimse de basinin yanmasini riske edemedeiginden, hayatin her alani overregulated, insiyatif sifir.

    hem bu asalaklari finanse etmek icin hem de bu tazminat piyangosuna karsi tampon olusturmak icin de herseyin fiyati sisiyor. ne bileyim doktor vizitesi 150 dolar cunku her sene milyon dolarlik tazminat ve avukat masrafi var, hasta kulliyen haksiz olsa bile bir acigini buldu mu medical malpractice diye geciriyor. buna karsi sigorta sirketleri var yahu. yani sacmaliga bak, hukuk sisteminin laissez faire kapitalizmi yuzunden, doktorun kendini anlik iflasa karsi guvence altina alabilmesi icin tek sarti hayvan gibi sigorta primlerini odemek. sigortaci kar ediyor, avukat kar ediyor, hakimler maas aliyor vs. bunlarin hepsini doktor hastadan cikariyor. uretmeyen, katma deger yaratmayan asalaklarin finansmani.

    evet, plastik deyince benim aklima bunlar geliyor ortmenim.
  • şunların doğada yok olmadığını düşününce tüylerim diken diken oluyor. çevre duyarlılığı boyutu değil bahsettiğim, düpedüz felsefi.

    çok pis bir varoluşsal kıskançlık bu tüylerimi diken diken yapan... biz siktirolup gidicez ama bu herifler kalacak burada ya? hah derdim o. 1 milyon yıl sonraki, onu geç 1000 yıl sonraki, onu geç 400 yıl sonraki dünyayı görebilmek için neler vermezdim... oysa benim için imkansız olan bu hayali, delik diye az önce aşağılayarak çöpe attığım dandik "şanlılar kasap" poşeti hiç de zorlanmadan gerçekleştirecek. milattan sonra 26346 yılında, belki yer gök uçan arabalarla dolmuş, belki uzaylılar dünyaya dolmuş, belki insanlık makinelere kul köle olmuşken ve benim iskeletimin tozu bile kalmamışken, denizde aheste aheste yüzerek sahili seyrediyor olacak bu pezevenk... üzerinde "şanlılar kasap" yazısı hala. ama yıl 26346.

    kıskançlıktan böyle erik yemişim ya da yün çiğnemişim gibi oluyorum.

    bir yandan da içim burkuluyor, torunlarımızdan utanıyorum. düşünsene biz atalarımızın dünyaya bakışını, estetik algısını, güzellik anlayışını falan bize bıraktıklarından öğrendik. gelecek nesiller de bizim bıraktıklarımızla anacaklar bizi ve onlara kala kala bu plastikler kalacak.

    bize atalarımızdan davut kalmışken misal, bizim torunlarımıza ken kalacak antik sanat eseri diye müzelerinde sergilemeye.

    afrodit heykelinin standına kazıdan çıkmış bir kolsuz oyuncak bebek, kaşıkçı elmasını koyduğumuz kadife yastıklara da yeşil nanomatik topunu koyacak onlar.

    bizim vay bee işçiliğe güzelliğe bak diyerek gezdiğimiz müzeleri onlar mnıski böyle zevksiz atanın diyerek gezecekler.

    hele bir de insanlık tümden yok olur da uzaylılar, olmadı makineler sahiplenirse dünyayı ve bir zamanlar dünyaya hakim olmuş insan ırkının geldiği estetik seviyeyi göstermek üzere bizden geri kalan tek şey o kolsuz laylon bebek olursa?... tam rezillik.
  • oyuncak ördek yapımında kullanılan hammadde
  • anı kolaylaştırıp, geleceği zorlaştıran madde.
  • artık acilen kullanımını indirgememiz mümkünse bitirmemiz gereken madde. gündelik hayatta tek başıma plastikle ne kadar savaşabilirim ki demeyin... azar azar büyütür gibi bir filizi doğruya, uygulanabilir olana yolculuk da zaman alacaktır. unutmamalı ki 7. kıtadan hepimiz sorumluyuz; okyanusa okyanusluğunu, balıklara ve bilumum su altı canlısına evlerini geri vermek borcundayız...
  • günün birinde bir felaket olacak. sonra en baştan veya başlardan bir yerden yeni ve büyük bir ihtimalle bambaşka bir medeniyet kurulacak ve oradakiler bizim zamanlarımızı, tıpkı bizim geçmiştekileri yaptığımız gibi tasnif edecekler. bizim geçmişe taş devri, tunç devri vs. dediğimiz gibi onlar da bu çağa plastik çağı veya petrol ürünleri devri diyecekler. çünkü, bir tek onlar hala burada olacaklar.
  • 1870'te new york' ta matbaacılık yapan j.w.hyatt ve kardeşi tarafından, 10.000 $ gibi bir ödülü kazanmak amacıyla gerçekleştirilen makbul bir oluşum.

    ödül, bilardo topları yapımında fildişi'nin yerini alabilecek bir maddeyi bulana, iki amerikalı sanayici tarafından vaat edilmişti. bu iki kardeş* kâfuru ile nitroselüloz'u karıştırarak, fildişi'nin yoğunluğuna ve sertliğine sahip cismi buldular. o günlerde selüloit adıyla tanınan bu cisimin başından değişik maceralar geçmiş olsa da plastiğin ilk halidir.
  • ingilizcede kredi kartının takma adı olarak kullanılır.
  • aslında 1907'de keşfedilmesine karşın plastik gerçek gelişimini 1940 ve sonrasında göstermiştir, 1945 savaş sonrası giderek büyüyen amerikan sanayi her şekle giren, dayanıklı ve ucuz olan bu bileşimi üretimin her safhasında kullanmıştır.

    plastiğin sanayideki önlenemez yükselişi ile yaşamında her alanına girmiş netekim 1940 sonrasındaki kanser vakaları ile doğru bir yükselme göstermiştir.

    entry'nin amacı şudur ki; elimizen geldiği kadar plastik ürünleri tüketmeyelim alışverişlimizde dahi önceden aldığımız bir bez torbayı kullanmak onlarca plastik torbanın tarafımızdan doğaya karışmasını önliycektir...

    (bkz: sosyal mesaj)
  • araştırmacılar plastikle beslenen bakteri üzerinde çalışırken farkında olmadan pet plastiğini çok daha iyi parçalayan mutant enzim geliştirdi.

    bu keşif, şişelerin ilk kez tamamen geri dönüşümünü sağlayarak plastik atık sorununa çözüm olabilir.