şükela:  tümü | bugün
  • plastiklerin çevreye verdiği zarar.
    #kaynak
  • bu konuda çok ütopik (bkz: #96006906) ve fütüristik (bkz: #92870846) ama bşr yandan rasyonel (bkz: #89897962) yazılarım olsa da plastik endüstrisinin sanılandan biraz daha masum olduğunu düşünüyorum.

    bugün plastik kullanılmayan yer yok gibi. bu malzemenin kolay üretilmesi ve nakliyesinin kolay olması başta tercih nedeni olmuş elbet. lakin kullanım alanlarına bakarsak plastiğin de aslında gayet ekolojik bir ürün olduğu ortaya çıkıyor.

    öncelikle plastiğin alternatifleri nedir? daha doğrusu plastik nelere alternatif olmuş? demir, ahşap, cam, pamuk, kağıt ve deri başta olmak üzere bir dünya malzeme.

    demirle başlayalım. demir madenleri ekosistemlere ciddi zarar veriyor. demiri işlerken kullanılan enerji plastiğe göre bşn kat yüksek. ve bu enerjiyi üretirken kullanılan yakıt hep fosil yakıt. dumanı da elbette havayı kirletiyor. ayrıca demir ve sair metallerin ciddi miktarda katı atıkları var. metallerin iyi yanı sonsuz bir geri dönüşüm imkanı sağlaması.

    cam dediğimiz nesne de çok yüksek enerjiyle üretilen bir malzeme. hammaddesi aşırı bol ve ucuz olsa da özellikle nakliyesi görece çok zor. üretiminde olduğu gibi nakliyesinde de birim karbon ayak izi yüksek. cam da defalarca geri dönüşüyor.

    ahşap/kağıt gibi malzemelerin üretimi için de ağaç kesmek gerekiyor. bu ağaçların üretimi için de tarım alanlarına girmek gerek ama çekirge sürüsü misali istilacı türümüz, aç karnını doyurabilmek için aksine ormana dalıyor. işlemesi çok zor değil. yan ürünleri ve atığı çok. bu atıkların işlemesi çok enerji istiyor (sunta ve mdf gibi ürünler) ağaç ve ahşap belli miktarlarda geri dönüşebiliyor. kağıt da ha keza sınırlı sayıda geri dönülebilen bir malzeme.

    pamuk üretimi aşırı zor ve uzun süren bir iş. riski de çok büyük. sanayi üretiminde çırçırdan dokuma safhasına kadar enerji kullanımı görece düşük lakin boyama aşamasında çok ciddi atık çıkıyor. bugün bursa ve denizlinin yer altı sularının neredeyse tamamı kirlendi. pamuğun geri dönüşümü de sınırlı.

    en son deri örneğini inceleyelim. deri de gayet yoğun atık üreten üstelik neredeyse hiç geri dönüşmeyen hayvansal bir malzeme.

    plastiğin ise yukarıda sayılan her üründen daha az karbon ayak izi var. üstelik geri dönüşümü de çoğuna nazaran daha kolay. mesela metal bir tabldot tepsisi takriben 500 gram. bu ürün eritilip ayrıştırılırken binlerce derecelik sıcaklığa sahip dev kazanlara ihtiyaç duyuluyor ama bir pet şişenin yastığa doldurmalık elyaf olması için 180 derece sıcaklık yeterli.

    elbette plastiğin yukarıda sayılan ürünlere göre çözünme süresi fena halde uzun. bu da bize şunu gösteriyor: plastiğin çok daha özenle kullanılması gerek çünkü çevreye zararı veren plastik değil biziz.

    bir kere ambalaj dışında tüm plastik türevleri uzun ömürlü kullanımda. diş fırçasından cep telefonuna kadar binlerce üründe plastik kısımları aylarca muhafaza ettiğimiz gibi, bunları da genelde çöpe atmıyoruz. yani buzdolabının plastiği bir şekilde geri dönüşüyor.

    ambalaj konusunda acil bir adım atılmalı. şu 25 kuruş işi ilk adım olarak iyi ama önemli olan o parayı kesmek değil. kullanımı yok etmek. ya da geri dönüşümü sağlamak. ilerleyen safhalarda da plastiği ambalaj sektöründen tamamen çıkartmak gerek.

    bir diğer yaklaşım da şu: plastiğin geri dönüşümü kolay olsa bile aslında karmaşık. çünkü belki her gün milyarlarca insana birden ulaşıyor mesela plastik cola şişesi. herkes cola aldığı sıklıkta yastık veya buzdolabı almıyor. buzdolabı çöpe de atılmadığı için toplaması basit. ama şişe her an her yere atılabiliyor. yani karnını doyurmak için bile kılını kıpırdatmaya üşenen insan soyunun üç kuruş bile etmeyen şişe kapağını ayrı bir yere atmasını beklemek hayal. evlerde biriktirilmesi de zor. sanırım bu konuda en iyi çözüm almanların sistemi. her apartmanın bir çöpü var. çöpte cam, ağaç, kağıt, metal veya plastik bulursa, çöp toplayan görevli apartmana ceza yazıyor. kaynakta çözüyor. çok mantıkı.

    bir diğer görünmez tehlike de tekstil sektöründe. özellikle mikrofiber denilen aşırı ince elyaf parçaları çamaşırlar yıkandıkça üründen “tivsiyerek” kopup suya karışıyor. denizlerde kaba atıkların yanı sıra bu mikro plastikler de ciddi tehlike. ambalaj sonrası ilk el atılacak sektör bu olmalı.

    neyse öze dönelim. nasıl bugün röntgenden mr’a bir dünya cihazda hayatımızı kurtaran nükleer güç aynı zamanda yüzbinleri bir çırpıda öldürebiliyorsa, aslında üretilirken çevreye en az yük olan plastik de doğanın anasını belleyebiliyor. plastiğin tekrar faydalı hale getirilmesi gerek acilen.
  • yavru bir kuşun midesinden çıkanlar. sadece toprağa zarar vermiyor bu plastikler yaşayan bütün canlılar etkileniyor.
  • küçük pet şişelerden tut en ufak kürdan dahi plastik ezdire sarılıyor.
    kullan at kültürü ile bir sürü şey paketleyor.
    eskiden her şey organik ve güzelken poşet yoktu.
    ayran şişesi diye bir şey vardı mesela.
    içerdik sonra yıkanırdı.
    şu ufacık su şişesine ne demeli otobüs ve taziyelerde ki yığınla bir düşün bir günde kaç kişi su alıyor suyu geçtim bakkalda ki her şey paketli.
    sahi diş fırçası kutusu kadar gereksiz bir olay var mı?
    plastik karton paket paket poşet dört bir yanda.
    bir sahile bir apartman boşluğuna gidip bakalım.
    ne pislikler ne rezillik.
    doğanın intikamı geç olur ama sert olacaktır