şükela:  tümü | bugün
  • ukte
    uktecinin notu: kim kime koyar?

    google fight'a göre platon'un koyduğu karşılaşmadır.

    bana göre aristoteles, daha eleştirel ve doğa-insan-mutluluk olaylarını incelemesi açısından felsefeye daha çok şeyi daha net koymuştur. platoon'un çalışmaları ise daha fazladır. az öz'e aşığım.
  • yunan ve rönesans’tan sonraki batı kültürünün özünü belirlemiş "mimesis" (doğa ve insan davranışının sanatta ve edebiyatta taklide dayanan temsili) kavramı, hatta kavram olmaktan da öte, başlı başına bir sanat teorisi niteliğini taşıyan "mimesis" her olayda mistik bir yön sezen aristo’nun poetika’da belirlediği çerçeveye bağlı olarak günümüze kadar bütün yansıtma teorilerinin özünü oluşturur.
    sanatta mimesise karşı bilinçli bir tavır alış platon’undur. devletin 7. kitabında anlatılan mağara allegorisi bütün bir sistemi verir. mağara allegorisinde (bir kavram yada düşüncenin figüratif semboller haline getirilmesi esirlerin aldandığı gölgeler, duyularımızla kavradığımız dünyanın aslında hiçbir realitesi bulunmayan verileridir. bu aldatıcı dünyanın üstünde, ancak akılla kavrayabileceğimiz, dithrambos şiiri vb. gibi sanatların doğrudan doğruya mimesise dayandığını söyler. gerçekten bütün yunan sanatlarını poetika’da belirlenen prensipler açısından ele almak olasıdır.
    aristo’nun poetika’da temellendirdiği mimesis teorisi rönesans sanatçıları tarafından öylesine benimsenir ki, floransa’daki resim atölyeleri âdeta doğa ve anatomi araştırmalarının yapıldığı laboratuarlar hâline gelir.
    platon, sistemini devlet’in 10. kitabında estetiğe de uygulamıştır. duyularımızla kavradığımız dünyanın hiçbir gerçekliği bulunmadığına göre, mimesis realitesine dayanan sanatlar ideaların ikinci elden taklitlerini vermektedir. örneğin yeryüzünde birçok masa ve sandalye vardır; fakat bunların hepsi iki idea’nın yani masa ve sandalye ideaların içine girer. masayı ve sandalyeyi yapan usta, yaptıklarını masa ve sandalye idealarına uydurmuştur. peki masa ve sandalye resmi yapan ressamın yaptığı nedir? şüphesiz masa ve sandalyenin belli koşullar altında herhangi bir görüntüsü veya masa ve sandalye ideaların ikinci elden taklidi. kısacası ressam realitenin değil, görünenin benzetmecisidir. çünkü masa çeşitli bakış açılarına çeşitli görüntüler verir. bu bakımdan platon, mimesis realitesine dayanan sanatların, realiteyi yansıtmaktan çok uzak kaldığı düşüncesindedir. mimesis asıl realite olan ideaların dünyasının değil, ideaların kopyası olan duyularımızla kavradığımız gölgeler dünyasını vermektedir. eğer sanatçı, mağaradaki esir gibi geriye dönüp de realiteyi görebilse, mimesisten mutlaka vazgeçecektir.

    platon’a göre sanatçı, nesnelerin salt görünüşünden başkaca bir şeyi yansıtamaz. sanatçının dünyası, gözlerimizi yanıltan aynayı andıran bir yansımalar dünyasıdır. eğer sanatçı, gerçekten bir marangoz gibi nesneleri yaratabilecek konumda olsaydı, o zaman realitenin arayıcısı olan düşünür ondan memnun kalabilirdi. fakat sanatçı, duyuların aldatıcı ve geçici dünyasının bir taklitçisi olarak bizi realiteden uzaklaştırdığı için, platon tarafından ideal devlete kesinlikle alınmamaktadır.

    ne var ki, aristo böyle düşünmüyordu. ona göre hocasının en büyük yanlışı, materyalden ayrı bir idealar dünyası düşünmesidir. oysa o materyal karşısında sanat hakkındaki görüşlerini şöyle haykırmıştır: " eşya maddesel gücünü kaybetmesi derecesinde hafiflik, kalbe yakınlık ve mükemmellik kazanır ". " her insanda, yaratılıştan bilmek ve öğrenmek isteği vardır. duyuların içinde en yararlı olan, her şeyi ayırt eden gözdür." görerek bilgi topladığımızı söyler.
    görüldüğü gibi aristo, estetiği kurarken, platon gibi aşkın bir güzellikten değil, objelerden ve tek tek sanat yapıtlarından hareket etmektedir. böyle olunca, sanatı da somut varlıkların bir yansıması, başka bir deyişle taklidi olarak alıp değerlendirecektir.
    aristo poetika’nın başında sanatın anlamını çözmeye çalışarak, "mükemmel mutluluk, akıl denen en yüksek fakültenin çalışmasıyla doğuyorsa, maddesel olanı azaltmak, hafifletmek, hatta silip süpürmek gerekir" diyordu. aristo’da sanat kavramı soyut bir kavramdır. bu kavram sanatta sezgi yolunun en yüksek kademesidir. "varlıklar plastik unsurları saklar. bulanıklığı ve karışıklığı arıtmaya çalışmak, düzeni bulmak demektir" diyordu. plâstik elemanlar şuurun takdirine giremezler. şuuraltının takdiriyle lâyık oldukları değeri alırlar.
    nesneler, karar vermede yardım eder; fakat şuurun bundan haberi olmaz. sanatçının konuya bağlılık derecesi, plâstiğe yakınlaşma anlamı çerçevesinde, uyumlu bir düzendir. plâstik sanatları incelemek, edebiyat yapmak demek değildir. sanat yüzyıllar boyu, ruha ve dünyaya ait yüksek değerlerin, çevre ve yaşam koşullarının telkin ettiği realitelerde ve psikolojik kanunlar yönünde değerlidir.

    sanatçının eşyayı, ancak mutlak doğruluk içinde kavraması mümkündür.

    aristo’ya göre sanat, eşyada devamlı var olanı taklitten doğmuştur. sanat için bundan daha güzel bir analiz ve sentez olamaz. bu gerçeğe varmada nesneler: nispet, kıyas, kategorik ayrımlar, kontur, simetri- hepsi birden rol oynarlar. herşey yuvarlak ve daireseldir.tanımak ve bilmek, hüküm için gereklidir. bunun koşulları da sanatçının göz ve el terbiyesi ve düşünsel istidadına bağlıdır. tercihler duygu kanunlarıyla ilgi çekicidir.
    nefretle sevgi bir arada yaşayamaz. kontrastlar armonisi olarak sezilen ve bilinen sanat, bir şeyin varlığı için, onun kontrastının da var olduğuna işaret sayılır.

    sanatta formül yok, sadece kanun vardır.

    platon’a göre, bozulmaya ve değişmeye eğilimli olan eşya, güzel olamaz. eşya daima eksik ve kabadır. realitede iki model vardır: biri değişmeye, çürümeye ve ölmeye esir; diğeri, bu eşyanın anımsattığı mutlak güzeldir. platon’un sanat nazariyesi, anımsatmaya ve anımsamanın tutuşturduğu sönmez aşka dayanır.

    aristo’ya göre nesneler fani olmaktan kurtulamazlar. bununla birlikte kendilerinde saklı cevheri, alın yazılarını aramak lâzımdır. aristo güzelliğin karakterini; düzende nispette, sınırda görür. düşünce ve fikir yürütme sistemiyle; miktar, nispet ve matematik ölçülerde bulur. "estetik,bir şeyin bütünüyle parçaları arasında sezilen matematik nispetleridir" der. hak batılı boğar. bu aristo’nun sanat estetiğinde aynen değişmez bir prensip olmuştur. aristo’da estetik düşünce, ilimsel bir karakter taşır. hiçbir şey rastgele olmaz, düşünce ve düzen fikri her şeye egemendir.

    aristo sanatı, artistik bir yaratma ve taklit olarak görür. fakat ona göre taklit, realiteye inanmaktır. nesneler sanat için bir bahanedir. sanat, yüksek ve mistik bir telkin için sebep ve koşulları araştırmaktır. o sanatı, varlığın içinde bir abstre bir sentez olarak görür. onun sanat esprisi şöyle özetlenebilir: matematik, geometri ve karakterin sınırladığı, zekânın belirlediği, duygusal bir sistem. karakterde matematik bir sınırlama vardır. fakat bu, amaç değil, araçtır.
  • (bkz: #34128294)
  • (bkz: ryu vs ken)
  • platon sokrates'le sevişmişken, aristoteles henüz portakalda vitamin değildi.
  • toplumu filozofların yönetmesi gerektiğini düşünenden yana olacağım kapıştırma. zira insanoğlu neyi eksikse tüm varlığını unutup ona salya akıttığı gibi, cehaletin iktidarının olduğu yerde de böyle bir düzen herhalde diktatörsel orgazm olurdu.
  • platon sufidir, aristo medreselidir.

    dolayısıyla platon ariftir, aristo alimdir.
  • fazla derinlemesine inceleme için vakti olmayanlara özet geçiyorum: (bkz: aynı bokun laciverti)
  • - hükümetin, siyasi iktidarın temellerini ve amaçlarını sorgulayan ilk düşünürlerdir.
    - platon sokrates’in, aristo ise platon’un öğrencisi olmuştur. ayrıca aristo büyük iskender’e hocalık yapmıştır. (ya da bunların bir kısmı söylencedir)
    - platon ve aristo batı felsefesinin gelmiş geçmiş en etkili isimleri olarak kabul edilmekte olup, rönesans sonrasına dek batıda siyasi düşüncenin neredeyse tümü platon ya da aristo’ya ya da her ikisine birden tepkilerden ibarettir.
    - ikisi de sistematik filozoflardır. platon idealizmi sistematikleştirmiştir.
    - aristo düşüncesinin temelleri plato’nun ideal şehir devleti planına ait eleştirilere dayanır. çünkü, aristo platon’un önerilerini gerçekçi ve pratik bulmuyordu.
    - aristo’nun ahlak ve siyaset teorileri çok dünyevidir. pratiğe yöneliktir. sıradan hayat içinde izdüşümü vardır. insanın sağ duyusuna hitap ederler. platon'un teorileri ise çok daha soyuttur ve mutlak olanla ilgilidir.
    - başka bir deyişle platon ebediyeti, aristo ise mekan ve zamanı vurgular.
    - ikisinin de yönetimde ilk tercihi demokrasi değildir.
    - platon, seçkin iktidar zümresine erkekler kadar kadınların da girebilmesi gerektiğini söylüyordu. ancak toplumun genelinde erkek vatandaşlarla aynı haklara sahip olmamaları gerekiyordu. aristoya göre ise, kadınlar değil sadece erkekler erdemli olabilirdi.
    - aristonun toplum görüşü platonunki gibi keskin eşitsizlikler üzerine kurulu idi. ikisi de köleliği meşru görüyordu. platon’daki kölelik kapitalizmde olduğu gibi gönüllü bir kölelik hali kabul edilebilir.
    - aristo’da platon’dan farklı evlilik ve mülkiyet fikri bulunur. liberalizmin ilk nüveleri aristo ile ortaya çıkar.
    - platon gibi aristo da kitlelerin erdemli bir yönetim sergileyecek vicdan ve özene sahip olmadıklarını düşünüyordu.
    - platon koruyucu zümrenin varlıklı olmaması gerektiğini, en az düzeyde özel mülkiyetleri bulunması gerektiğini düşünürken, aristo bunun işleyebilir olmadığını öne sürüyordu.
    - platon ‘being’, aristo ise ‘becoming’’tir.
    - platon’un devlet’ini baz aldığımızda, arzu edilen durağanlık ve ebediyet iken, aristo’da çelişki, interaktivite ve değişim bulunur.
    - plato’nun en büyük sorusu ‘adalet nedir?’ iken, aristo ‘mutluluk nedir?’ diye sorar. çünü aristo insan merkezcidir.
    - platon’a göre bilgi sadece idealar dünyasında bulunur, bu nedenle bilgi sahibi olmamız mümkün değildir, fikir sahibi olabiliriz. aristo ise bilebileceğimizi düşünür.
    - platon felsefesi mevcut durumu eleştirmek üzerine kurulu iken, aristo nostalji yapar.
    - aristo’nun eğitim için ilk para alan kimse olduğu söylenir. plato ile bu noktada da ayrılık gösterirler.
    - platon’da ideal dünyada akılcılık varken, aristo’da bize içkindir.
    - platon’da pozitif hukuk yoktur, çünkü pozitif hukuk insan yapımıdır ve o nedenle yetersizdir. aristo ise hukukun sistematik, anlaşılır, akılcı olması gerektiğini ortaya koyuyor.
    - platon’da kulluk varken, aristo’da devlet halk için vardır. aristo bu tavrı ile de liberal kabul edilebilir.
    yoruldum.
  • platon hoca, aristo öğrencidir.