şükela:  tümü | bugün
  • çok karışıktır, vazgeçtim dediğin anda aslında çok da vazgeçmediğini anlamak acıtır. süreç şöyle işler: hatırı sayılır bir zaman için platonik takılırsın. olması gerçekten imkansız bir şeyse ve bir şekilde birtakım şeyler kafana dank ettiyse kendi kendine telkinlerde bulunursun "kendine gel, ne yapıyorsun?" diye. bir yandan sevinirsin kendini heba ettiğinin farkına vardın diye ama bir yandan da elinde bir amaç kalmamıştır şaşkın şaşkın bakarsın çevrene ama kararından dolayı mutlusundur (diyelim). sonra mail kutunu kontrol ettiğinde onun mailini görürsün, ağzın kulaklarına varır. hani gören de özel bir mail zanneder. altı üstü forward maildir. anlamlar çıkarmana gerek yoktur zaten anlam da yoktur.
  • uzun bir süreçtir,

    önce kendine yeminler verir, varsa numaralarını siler, kendini kitaplara, filmlere, çiçeklere, böceklere adarsın..bu zaman dilimi kararı verdiğin an ile onu yeniden gördüğün ilk an arasındadır ve zat-ı şahaneyi görür görmez bu kararlılık nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde uçar, yerine böyle "aptal"ca davranmaman gerektiğini, belki de yeterince çok ve yeterince "iyi" ve belki de hiç denemediğini durmadan kulağına fısıldayan "iç ses"e döner..

    sonra baktın böyle olmayacak, kendinden kaçmak yerine kendini kabullenmek sürecine girersin..kendine uslu durman gerektiğini, bu işin "platonik"likten ileri gitmeyeceğini, hiperaktif çocuğuna söz dinletmeye çalışan anne gibi sabırla anlatırsın..heyhat ki o çocuk zamanla şımarır, dediklerini duymaz hale gelir..

    sonra salarsın gider..neyse nedir..bu vazgeçme işinin planlayarak, söz geçirmeye çalışarak dakika sayarak yapılmayacağını anlamışsındır artık..illa ki "gör"men gerekiyordur vazgeçmek için, görürsün.. tek yapman gereken olup bitene yüklediğin anlamı, sırf onun için girdiğin pozları, fazladan ekleyip yamadıklarını yok etmektir..
  • vazgeçmiş olmak yok etmiş olmak demek değildir.
  • vazgeçmek için çabalandığında başarılamayan eylemdir, siz her ne kadar mantıksal olgularla vazgeçmeniz gerektiğini kanıtlasanız dahi kör olan kalbiniz size daima ışık saçan bir varlık gibi gösterir platonik aşkınızı. sonra birgün birşey olur neden bilinmez bir leke düşer o parıltılı ışığa, daha dikkatli bakarsınız ne olduğunu anlamak için ve daha dikkatli baktıkça orda tek bir leke olmadığını görürsünüz o ana kadar kalbinizin sizden sakladığı sizden kaçırdığı herşey gözlerinizin önüne serilir. işte o an anlarsınız ki kalbiniz artık vazgeçmiş. elbetteki onca senedir tek kişinin hayalleriyle yaşayan bünye rahat durmayıp arada flashbacklerle kafayı karıştırabilir. ama vazgeçme süreci bittikten sonra herşey bitmiştir. artık yeniden doğmuş farklı bir insan olursunuz eskisinden daha olgun daha dingin; sanki gençliğinizden birşeyler kaybettiğinizi hissedersiniz, zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ve nasıl olup da anlayamadığınızı sorgularsınız. bazı şeyler eskisi kadar heycanlandırmaz sizi bazende tam tersi, dedim ya bambaşka bir insan doğar her vazgeçişten ve bu insan öncekinin aşık olduğu o kişiyi sevemeyecek kadar farklıdır.
  • "yıpransam parçalansam yok olsam, bir hiç olsam, sever misin o zaman?" sorusuna kendi kendinize nihayet hayır cevabının verilebildiğiniz anda başlar.
  • umudun bitmiş olması demektir.. ama belki de bir yerde artık bitmelidir..

    nietzsche'nin de dediği gibi...

    "umut kötülüklerin en büyüğüdür; çünkü işkenceyi uzatır!"
  • platonik aşktan sen vazgeçebilirsin, unutabilir, silebilirsin. ama o seni bırakmaz.

    tamamen uzak yerlerde; ayların yıllara terfi etmiş olsa da, sadece bir fotoğrafını görmek içinde "pırr" ettirir, ufak ya da değil. aslında gerçekten olsaydı da; olmayacağını akıl edebileceğin bir yaşa gelsen de.
  • beni bitiren, kendisi bitmek bilmeyen bir süreçtir.
  • fazla söze gerek yok. çok doğru bir karardır. zamanı geldiğinde.