şükela:  tümü | bugün
  • sadece hybrid olan araçlar bataryalarını benzinli veya dizel motorun çalışması ve fren enerjisi geri dönüşümü ile sağlarken herhangi bir elektrik kablosu ile şarj edilemiyorlar, plug-in hybrid ler ise hem elektrik kablosu ile şarj edilip hemde konvansiyonel motordan şarj desteği alıyorlar..

    (bkz: mercedes vision s500 plug-in hybrid)
    (bkz: toyota prius plug-in hybrid concept)
    (bkz: suzuki swift plug-in hybrid)
  • (bkz: chevrolet volt)
    (bkz: opel ampera)

    buda dizel olanı..

    (bkz: volvo v60 plug-in hybrid)
  • sacma sapan biseydir. hibritler genel olarak sacma sapan biseydir, bu daha az sacma sapan biseydir ama nihayetinde sacma sapan biseydir.

    mevcut bir otomobile pil ve elektrik motoru ilave ederek hibrid arac yapmak sacmaligin, gostermelik teknolojinin daniskasidir, dostlar alisveriste gorsundur. yakit tuketimi acisindan belki faydalari olabilir ama daha iyisini kolayca yapabilecekken yarida kalmaktir.

    olmasi gereken elektrikli otomobili sarj etmek icin zaruri hallerde kucuk, verimli ve sessiz bir jenerator kullanilmasidir. wankel engine olabilir bu mesela.

    buna gore yakitin da optimize edilmesi gerekir. madem sadece zaruri hallerde kullanilacak, daha az hacme daha fazla enerji sigdiran (belki kerosene bazli jet a1 yakiti gibi) daha farkli bir yakit turu gelistirilmelidir. sikindirik benzini birakmak gereklidir.

    ideal bir dunyada bu jenerator kullanilmadigi zamanlarda cikarilabilmelidir. jenerator bir yandan akuyu sarj etmeli, bir yandan elektrik motorunu besleyerek araci hareket ettirmelidir.

    hibrid'in dogrusu budur. eski tip dandik kocaman motorlari olduklari yerde tutup arabaya ikinci bir debriyaj balatasindan veya arka akstan elektrik motoru eklemekle olmaz bu isler.

    (bkz: seri yerli otomobil uretimi/@ealtin)
  • yetersiz bilgiler ışığında yorum yapılmış, saçma sapan gibi kelimelere maruz kalmış yeniliktir. öncelikle konuya pillerden başlayalım. neden %100 elektrikli araçların günümzde yeterince yaygınlaşamadığına da değinmiş olalım.

    1-piller ilk kez 1700'lü yılların sonlarında icat edilmiş olsa da bu gün kullandığımız ilk gerçek piller 1899 yılında kullanılmaya başlamış. üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen pil teknolojisinde aman aman bir noktaya varlılamamış, sadece kullanılan malzeme olarak nikelden lityum'a geçilmiştir. lityum çıkarılması, işlenmesi zor bir element. bu yüzden fiyatları çok yüksek. ayrıca yeryüzündeki rezervleri çok sınırlı. dolayısıyla pil teknolojisinde lityuma alternatif başka bir element bulunmadığı ya da yeni bir elektrik depolama sistemi geliştirilmediği sürece tüm dünyada %100 elektrikli otomobil kullanımını beklemek hayalden ibaret olacaktır.

    2-enerji üretimi nükleer üretim tesisleriyle çok daha verimli ve düzgün yapıldığı sürece çevreci olsa da (bu konuda tartışmayalım lütfen) üretim kadar iletimin de önemli olduğunu unutmamakta fayda var. geçmişte elektrik dağıtım şirketlerine enerji scada sistemleri kurmuş dünyaca global bir şirkette çalışmış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, başta istanbul, izmir gibi büyük şehirlerde iletim şebekeleri allaha emanet çalışmakta. (buna inanmayanlar yeşillendirsin anlatayım) bu yüzden sağda solda irili ufaklı doğalgaz, kömür, jeotermal santralleri var. ülkenin bir noktasına 10 tane nükleer santral kurabilirsiniz ama iletim hattı bunu kaldırabilecek yeterlilikte değilse bir işe yaramayacaktır.

    bu konuyu uzattım ancak özetle, 80 daireli bir binadaki her eve ait bir elektrikli araç olsa ve bu araçların hepsi aynı gece sarja takılmak istense o mahallenin şebekesi çok yüksek ihtimalle o dakika çökecektir. demem o ki her şeyi hazır alamayız, bireysel olarak enerjiyi üretebiliyor olmamız şart.

    3-sadece hibrit araçların ne eksiği var? sadece hibrit araçlarda çok küçük bir pil kullanılıyor, bu pil elektrikli motorunuzu yavaş akan trafikte max 3-5 km idare edebiliyor.
    hybrid'in küçücük pili bittiği zaman aracınızın normal fosil yakıtlı bir araçtan hiç bir farkı kalmıyor.
    hal bu ki, biraz daha büyük boyutta pil çok daha fazla yakıt ekonomisi ve daha az karbon emisyonu sağlayacaktır.
    tamamen prize bağımlı olmaktansa, uygun zamanda veya zaruri durumlarda prize ihtiyaç duymak çok daha mantıklıdır.

    petrol kaynaklı enerji üretimine tamamen sırt çeviremeyiz, en azından şimdilik.
    yeryüzündeki tüm araçların %100 elektrikli olmasının hayalini kurmak yine şimdilik sadece hayalden ibaret.
    son enty'i bırakan yazarın ideal jeneratör, yakıt optimizasyonu gibi söylemleri de zırvalıktan ibaret. aksini iddia edenin icatlarını bekliyoruz.

    edit:imla
  • türkiye'ye plug-in hybrid araçların ithal edilememesinin nedeni, aracın üstündeki nispeten daha büyük bataryanın depoladığı enerjiyi kw cinsinden vergilendirip, motor hacmi gibi hesaplayarak vergi alınması imiş. dünya'da böyle bir kepazeliği halkına reva gören başka bir devlet bulunmuyor sanırım.

    normal hibritler sadece sıkışık trafikte ve kalkışlarda yakıt tasarrufu sağlarken, plug-in hybridler ile 70-80 kmlik günlük işe gidiş gelişi elektrikle yapabiliyorsunuz. tam elektrikli araçlara nazaran, menzil problemi olmaması, gerektiğinde uzun yolda kullanılabilmeleri açısından şu an piyasadaki en kullanışlı ve ekonomik teknolojidir.
  • kimileri için gayet mantıklı bir araç şeklidir, bu araçlar 40-50 km kadar full elektrikle gidebiliyor, iş yeriniz de en fazla 20 km uzakta ise elektrik modunda kullanabilirsiniz, arada bir de uzun yola giden biriyseniz geçersiniz akaryakıt moduna, sizin için biçilmiş kaftan, elektrik için şarj bekleme derdiniz de olmaz, doldurursunuz benzini.

    başka durumlar için de full elektrikli araçlar daha mantıklı olabilir tabi ki. uzun yola daha sık gidiyorsanız ve şarj istasyonunda bir saat beklemek sizin için sıkıntı değilse, yemek molası veriyorsanız full elektrikli araç hem yakıt masrafı hem de bakım masrafı açısından daha mantıklı olacaktır.

    not: yukarıdaki entry abd'de yaşadığın hayal edilerek yazılmıştır, eğer benim gibi türkiye'de yaşıyosanız ver dizeli gır gır gır gırrr, sinyalsiz dön, bas gaza ya da atla metrobüse.
  • kia niro ve optima, vw golf ve passat listemdedir. optima büyük yanmalı motor hacmiyle uzun yolları da keyifli hale getirirken bir de konfor sunuyor. niro daha ekonomik gibi. passat ise hepsinin bütünü gibi duruyor. sedan passat a yakınım gerçekten ama işten çıkacağım için şimdilik erteliyorum bu planı.
    80 km ler falan söylenmiş bildiğim kadarıyla o rakamlara ulaşılamıyor. 45 km civarı bir batarya desteği var. iki üç sene daha beklersem elektrikliler bu furyayı tarihe gömebilir diye de beklemekteyim bir yandan da.
  • şarj süreleri cok uzun , fiyat farkı cok yüksek
    self charge hybrid tercihimdir
    (bkz: phv)
  • hybrid alacak olsam kesinlikle plug-in hybrid tercih ederdim. gerçek yakıt tasarrufunu bu sağlıyor. kendinden şarjlılar günde 10 km tasarruf sağlıyorsa bu türler 70-80 km, menziline göre sağlayabilir.

    iyice dengesizleşen iklim, fosil yakıt tüketimini ve planned obsolescence'ı minimize etmemizi zorunlu kılıyor.

hesabın var mı? giriş yap