şükela:  tümü | bugün
  • pochette*; fransızca “cüzdan” anlamında olsa da kelimenin “poche” yani “cep”ten gelecek şekilde, “cep için” manasında “pour poche”den bir enstrüman ismi olarak ortaya çıktığı bazı kaynaklarda söyleniyor. bu kısmı neden önemli birazdan anlatacağım.
    popülaritesi 18. yüzyıl olsa da ilk örneklerini 17. yüzyılda da gördüğümüz pochette; fiddle ve kit violin enstrümanlarının atası olarak kabul ediliyor, buradan hareketle kemanın soyağacında da başköşede yerini almış tabii. claudio monteverdi’nin 1607’de gerçekleşen orfeo icrasında sahnede pochetteler de bulunmakta imiş.

    pochette, büyüklüğü yaklaşık 1/2 kemanlarla veya violino piccolo ile aynı/yaklaşık olan bir enstrüman. evrimini gerçekleştirirken 4/4 keman boyutuna yaklaşan örnekleriyle de karşılaşıyoruz. yine de standart bir şekli veya boyutu olmadığını da ekleyelim. ana kullanımlarının özel bir ortamda olması nedeniyle hiçbir zaman yüksek bir ses çıkarmak için tasarlanmamış. küçük bir keman gibi görünse de çok daha sessiz. hatta barok dönemden önce üretilen pochettelerin seslerinin günümüzde sesleri pek de sağlıklı değil maalesef. 1700-1800’lerde tek dert, enstrümanın kolay taşınabilir olmasıydı, rezonans değil. hem rezonans, hem rahat çalınabilirlik ancak 20. yüzyılda düşünülecekti.

    pochette ceket içine cep gibi dikilen uzun bir kılıf içine sığacak kadar küçüktü. kılıf da enstrümanın adıyla tanınmaya başladı: "pochette", ingilizcede de “pocket”*
    bu enstrüman özellikle ingiltere'de ve daha az ölçüde iskoçya'da "kit" veya "kit violin" olarak da biliniyor.

    özellikle troubadour ve trouverés isimli fransız gezgin ozanların (troubadour güney fransa’nın trouverés kuzey fransa’nın verdiği isimler, daha sonra ayrışacaklar birbirlerinden) ve dans hocalarının kullandığı enstrüman olması sebebiyle de ayrıca önemli. ikisinde de sebep kolay taşınabilirlik. dans hocaları için de bir statü göstergesi olarak kabul edilmiş, günümüze kalan örnekler arasında zengin bir şekilde dekore edilmiş ve fildişi, kaplumbağa kabuğu, abanoz, değerli taşlarla gümüş veya altın kakma gibi değerli malzemelerden yapılmış örnekleri görebiliyoruz.

    bu enstrümanın atasının ise arap coğrafyasının önemli bir yaylı enstrümanı olan rebec/rebecha/rebecka adlarıyla karşımıza çıkan ortaçağ ve rönesans enstrümanı olduğu düşünülüyor. hatta kullanılan teknik ve akort sisteminin kemanı etkilediği de düşünülüyor. rebecler arap müziğinde de önemli enstrümanlardı.* endülüs etkisiyle ispanya’da da yaygın kullanıldı. henüz pochette ile tanışmamış dans hocaları derslerinde rebec isimli enstrümanları kullanıyorlardı, daha sonra pochette ve kit violinleri kullanmaya başladılar. rebec ise doğu avrupa, ispanya ve kuzey afrika’da uzun zaman kullanıldı. önemli bir hatırlatma: fiddle ile karıştırılmamalı çünkü ingilizlerin fiddle dediği enstrümana, fransızlar viéle/viélle diyordu ve fiddle daha sonra dönüşerek günümüzde viyola dediğimiz enstrümanın atası sayılacaktır.

    bu enstrümanın kaderini değiştiren en önemli olaylardan biri 1707 yılındaki acts of union meselesi, yaşasın büyük britanya!* mesele iskoçya’daki ticari sınıfların “ingiliz gibi olmak” derdi. ingiliz gibi konuşmak, ingiliz danslarını öğrenmek istemeleri hepsini birer “dance master” bulmaya zorlamış, işin komik tarafı bu dans hocalarının çoğu ingiliz müziğini ve danslarını iyi bilen fransız ve italyanlar olması. dans hocalarının oradan oraya derse koşturması sebebiyle pochette popülerliğini bu dönemde elde etmiş, taşınabilirlik için cekete dikilen cep gibi kılıftan gelen isim tam da buradan işte. iskoçya da az değil, böyle çalışa çalışa barok dönemde şahane işler ortaya koymuşlar. neyse, bu başka bir konu.*

    iki önemli pochette meraklısı; iskoç keman okulunun kurucularından neil gow (1727-1807) ile thomas jefferson (1743-1826). evet evet doğru okudunuz abd’nin üçüncü başkanı ve amerikan bağımsızlık bildirgesini yazan thomas bey. neil gow’un kullandığı pochette bugün blair castle ziyeret edilirse görülebilir.

    kemanın atasının hikâyesi böyle. bazı çok önemli keman hocalarından duyduğum doğru bilinen yanlışlardan; "viola da gamba'nın kemanın atası olduğu meselesi"ne de böylece açıklık getirmiş olduk galiba. viola da gambanın viyolonselin atası olduğunu da söyleyerek görevimizi tamamlayalım.