şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: pompei)
  • ponape olarak da bilinen, pasifik okyanusunda bir ada. ispanyollar 16. yüzyılda (tabii ki macellan ve şürekası) bu civara geldiler, ne var ne yok gördüler, ancak o sırada başka taraflarla pek meşgul olsa gerektiler, o yüzden 1800lere dek pek sallamadılar ponape'yi. ispanyollar gözlerini buraya çevirdiğinde alman ve amerikalı misyonerler çoktan aynı el ve göz çabukluğunda davranmışlardı. ingiliz ve amerikalı balina avcıları da adayı keşfetmişti; temiz su, gemilerini onarmak için istemedikleri kadar malzeme ve tabii ki avrupalı hanımlar gibi çekingen olmayan huri gibi hatunlar vardı adada. denizde kaybolan gemicilerden arta kalanlar adaya yerleştiler, kimisi şefler tarafından evlat edinildi ve dış ilişkiler temsilcisi konumuna geldiler; bu arada elleri de boş durmadı; adada hem zenginliğin hem de fahişeliğin yayılmasına önayak oldular (ikisi de bambaşka konulardı), adalılara likör üretimi yapmayı vesaireyi öğrettiler.

    balo kıyafeti beğendirmeye çalışan moda evi çalışanları gibi, avrupa ve amerikadan ve dahi rusya'dan ziyaretçileri olan ponape'de, yaklaşık 50 yıllık bir "benim! hayır benim! yo hayır asıl benim!" olayından sonra ispanyollar "bak allahın adını veriyorum" (işte din adamlarının barış elçisi olduklarına bir örnek) dediler ve ilk biz geldik, bizimdir şeklinde adaya çöktüler; yeni bir düzen kurulmaya başladı.

    ispanyollar amerikayla savaşta yenilince, adayı almanlar satın aldı, 1914'e dek almanlar eksik olmasınlar buralar bizimdir dediler ve biraz karışmış olan işleri düzeltmeye koyuldular. genelevler kapatıldı, likör yasağı getirildi, şeflerin kendi kararlarını vermelerine izin verildi, almanlar karışmayacaktı, silahsızlanmadan söz edildi (daha önce söylemedik mi,evet silahlar...). fakat bundan sadece söz edildi. adadakiler, silahlarını vermeye yanaşmadılar. alman yönetimi için yol vesaire yapımında çalışmak fikrinden de pek hoşlanmadılar. bu almanların pek hoşuna gitmedi tabi. yerlilerin de hiç hoşuna gitmemişti, ortak bir noktada birleştikleri için savaşmaya başladılar. resmi bir savaş değildi bu, daha çok ayaklanma türünde. zaten batılı gibi giyinmeleri istenmişti, saçlarını kestirmeleri ve de. oysa, adanın yerlileri için başları kutsaldı, dokunmak hoş değildi. almanlar bunu bilmiyorlar mıydı! icat çıkardıkça daha da havaya giriyorlardı. adaya pantolon, gömlek, ithal ediliverdi. ikinci dünya savaşı sırasında satın almak mümkün olmayıp eldeki giysiler de eskimeye başlayınca, yerliler eski alışkanlıklarına döndüler, erkeklerde moda ot eteklik, kadınlarda çıplaklık oldu (ot eteklik erkekler içindi, kadınlar onu giymiyordu).

    daha sonraları (savaştan sonra) ruj, pudra ve kokular kadınlar için önemli olmaya başladı, bir gömlek bir pantolonu olan erkek normal kabul edilmez oldu. daha fazla olmalıydı. adadakiler, ispanyol misyonerlerin ahlak anlayışını da hayatlarına garip bir şekilde geçirdiler, evlenmeden olmaz ilkesine bağlı, flört neyin onaylamayan ilginç bir halk oldular. hayır yani, geriye doğru katettikleri yola şaşırtıcı... kendileri cıbıl gezebilirlerdi, ama turistlerin etek boylarına dikkat ediliyordu ve öyle orgy'deymiş gibi öpüş koklaş durumları hoşlarına gitmeyen bir durumdu.

    adaya gidecek turistlere bu ve bunun gibi öneriler sunan, bunu yapın şunu yapmayın konulu kültürel şifreler listesi çıkaran bir websiteleri oldu, internet sağolsun. bu listeye bakarken kendinizi akşam beyoğlu'na çıkmadan önce nelere dikkat etmeli konulu bir broşür okuyormuş sanabilirsiniz.

    e bu kadar gereksiz bilgiyi neden yazdım ben şimdi? tamamen zevk, tamamıyla başka bir memleketi hatırlattığı için bana.

    ayrıca sözlük semalarında bu memlekete banaba adıyla da rastlanabilir.
  • gecen yaz, bu adada ogretmenlik yapan bir japon kiz gelmisti bana;
    acaip guzel bir sey; uzun boylu,zayıf, kocaman gozleri olan tam bi manga karakteri.
    'beni doyasıya yiyebilecegimiz bi yere gotursene' dedi. gittik bi mekana.
    kiz biraz da zorlamayla da olsa yedikce yiyor. dedim 'hayırdır bu ne istah?'
    meger ulkesinde zayıf olmak prim yapmıyormus. butun yakısıklı erkekleri kilolu kizlar kapıyormus.
    gitmek isteyenlere duyrulur.
  • (bkz: nan madol)