şükela:  tümü | bugün
  • ing. zehirli hap..

    ekonomide bi terim ayrica..rakib sirketin gelip sizin hisselerinizin yuzde 51 ini caktirmadan almasi ile sizin bi anda "benim bi sirketim vardi ama nereye koydum unuttum" mertebesine ulasmanizi saglamasina denir...
  • hmm. nasıl başlasam şimdi mesela türk filmlerinde, dizilerinde vardır ya: bir zamanların fakir ama gururlu genç delikanlısı, yıllar sonra zengin olur da, kızın babasının şirketinin kağıtlarını istila eder borsada hani, elinde avucunda ne varsa alır bir şey bırakmaz süründürür. aslında bu olay, dünya piyasalarında çok yaygın bir durum imiş efendim, öyle nankör vefasız aşk masallarına gerek yokmuş sebep olarak. yapıyorlarmış büyük şirketler de bunu açık açık. işte bu gibi istilaları engelleyen çeşitli metodlar üretilmiş zaman içinde, poison pill de bunlardan biriymiş: birileri şirketinizde yönetimi ele geçirmek için piyasadaki kağıtlarınızı silip süpürmek isterse, siz de gidip piyasaya değerinin çok altında kağıt sürüyorsunuz, noluyor bir anda tabi düşüyor kağıdın değeri, o istilacılar da bin pişman oluyor. siz de zarar görüyorsunuz tebi bundan. aslında götünde patlamak'tan daha iyi çevirilemez bu metodun adı. herkesin götünde patlıyor neticede. gerçi kötüye bir şey olmaz. ama iyiler de hep kazanır derler bi yandan değil mi... karışık evet.

    unutmadan bir diğer metod için (bkz: white knight)
  • hedef sirketi ele gecirmek isteyen hain sirketin yaptigi hareket icin (bkz: hostile takeover).
  • diyelim şirketinizde tanesi 50tl den 100 bin hisse var. kurnazın biri geliyor 15bin hissenizi 750bin tl vererek alıyor. yönetim kurulu hostile takeover'ı anlayıp, poison pill'i yutuyor. bu hap sayesinde kurnazın eline geçmeyen 85bin hissedarın hepsine sahip olduğu kadar artı hisse veriliyor.* yeni hisse dağılımı kurnazda 15 bin, bizimkilerde 85+85=170 bin şeklinde oluyor. şirketin toplam değeri değişmediğinden* hissenin değeri artık 50tl değil 27tl* oluyor. hostile kişi bu durumda 750 bin tl vererek eline 405 bin tl*'lik hisse almış oluyor. bizim şirketin elemanlarıda 50 tl lik 1 hisseleri varken, 54 tl lik 2 hisse sahibi oluyor.

    bu şekilde hostile takeover'a karşı önlem alınmış olunuyor.
  • şirket satın almalarında, agresif yatırımcılara karşı şirket sahipleri tarafından kullanılan bir yöntem.
    dawn raid ve shark repellent olarak da adlandırılır, şirket hissedarlarının, şirket üzerindeki hakim konumlarını hukuki olarak koruma altına alırlar posion pill'ler ile.
  • suits s02e06'da güzel ve başarılı bir örneğini görebiliriz.
  • doğum günü kızısııııı! kendisine akşam 9 sabah 8 arası uyuduğu bir yeni yaş diliyorum adssadjaskd ben uyuyamadım bari o uyusun izmirli dostlar beni hatırlasın... bir de bunun uur böcüğü var bi tane nam-ı diğer ekşınmen! çok mutlu olsun bugün inşallah tu tu tu!
  • pek bir tatlı badicanım, okuldaşım. kendisiyle konuşmak o kadar zevklidir ki, klavyeyi, pc yi bırakıp gidemezsiniz, hele ki dedikodu konusunda aşmış bir üstaddır benim için artık. geçenlerde ders arasında dışarı çıktım, onunda okulda olduğunu biliyorum, dışarıya baktım, asansöre baktım, güvenliklerin odasına baktım, olmaz ama kütüphaneye baktım, proflara sordum, kantinin mutfağına baktım bulamadım. sonra kafamı bir çevirdim sola yemek yiyormuş. koşa koşa gittim sarıldım.

    ayrıca kendisi cenabetliğiyle ünlüdür. daha 3-5dk önce dersime daldı, herkesi süzdü. beni görünce gözleri büyüdü.hoca noldu falan dedi, pardon hocam bişiy yok dedi gitti. yerim seni tipine kurban olurum.
  • kötüler ülkesi türkiye'de henüz var olmayan bir kavramdır ve bu duruma anlam vermek mümkün değildir. m&a işleri tr'de önemli bir hacme gelsin, alası icat edilecektir.
  • sevdiğim bi insan. orda bir poison pill var uzakta... her zaman göremesem de, yanına gidemesem de orda bi poison pill var uzakta... (üç nokta koyayım ki hissiyatımın derinliği iyi algılansın) *

    bazı insanlar vardır, ilk kez gördüğün halde hiç yabancı gelmez. kanın ısınıverir. sıcak kanlı biridir. alkolden olabilir mi? aklsjdlkajl
    lisedeyken bi gün derse içip de geldiydi. yüzü kırmızı olmuş sanki böyle çok uzun süre koşmuş gibiydi. gözler de kırmızı haliyle. ben anlamıyorum tabi içip içmediğini. bi insan içince insan içine çıkamaz diye biliyorum o zamanlar. arka sırada oturuyoduk. yüzüne bakıyorum ne olduğunu anlamak için. o sırada şu muhabbet dönse yeriydi:
    +yüzüne nolmuş?
    -nolmuş?
    +ben de onu diyorum işte nolmuş !? * eheh

    sakin bi insandır kendisi. allah da onu öyle yaratmış. yargılayıcı konuşmaz. bi sıkıntın çözemediğin bi mesele varsa konuşmak isteyeceğin insanlardan biridir. liseden sonra uzun zaman geçti görüşmeden. buraya geldiğinde sanki o kadar zaman geçmemiş gibi konuşabildik. insanın böyle arkadaşlarının olması iyi bi şey. büyüyoruz, önceliklerimiz eskisi gibi olmuyor. okulun stresi, büyüdükçe artan gelecek kaygısı ve kendi çevrende olup bitenler bunların önüne geçip engel olabiliyor görüşmeye. arkadaşlığın güzel yanı bu aslında. bir araya gelince o sıcaklığın devam edebilmesi.
    keşke buralarda olabilseydi ya da yarın öbür gün inşallah daha sık görüşebileceğimiz günler olur.

    hareketlerinde abartı olmayan insanları seviyorum ben. hayatta her şeyin insanlar için olduğunu idrak edebilmiş kişiye saygı duyuyorum. birileri bana saygı duysun diye sözüm ona kibarlık yapan biri olmadı. bazı insanların hayatları sahte. o kadar iyi görünüyor ki. öyle uzun uzun incelemeye de gerek duymadan belli ediyorlar kendilerini. kendi de biliyor ya, insan tiksiniyor.
    allah iyi insanlarla karşılaştırsın onu.
    sakince sohbet ettiğin, sahiden güldüğün ve sende farkındalık uyandırabilen kişilerle konuşmak keyifli. al gerisini koy çuvala salla salla vur duvara.

    ayrıca seni bi okuyup üflemek lazım. * *
    nasipse bi gün yanına geleceğim mübarek. kısfmet tabi.