şükela:  tümü | bugün
  • çoğu erkek gibi içten içe bir kızın dudaklarından akıp sümükleşen eriyik kaşarın dahi çok özel, bu dünyaya ait olmayan bir güzellik olduğunu düşünürüm. küçükken de bu felsefemi onaylamış, bir kızın çıkarıp sıraya koyduğu sakızı doğruca ağzıma götürmüş ve iğrenme tepkilerine anlam verememiştim. kızlar başka canlılarda iğrenç berbat veyahutta kötü kabul edilen eylemleri nasıl olur da çabalamaksızın yalnızca varoluşuyla güzelleştiriyorlardı ?

    kızlar sanki maymundan değil de yunus gibi bir şeyden gelmişti. ve yunuslarda sanki yıldızlardan gelmişlerdi burunları kocaman alınları geniş gözleri kocaman sürekli güler yüzlüydüler göbeklerini birbirlerine sergilerler ve bazense kıyıya vurup dikkat çekmeye çalışırlardı yunusları da istemezdi insan bu yüzden ki olsunlar yaşasınlar yüzsünler okyanusta mavi günlerin koynunda özgür alçak yunuslar diye düşünürdü insan boş vakitlerinde pencereye koşup ortanca ayı yıldızlarına bakarken

    ve insan beyni ne zaman aklına taytıyla hızlı hızlı yürürken osurmaya nazır 36 numara ayaklı, hokka burunlu, polen alerjisi olan kızları getirse; onların osuruğu sinsice bırakmaya çalışmadan önceki burun yanaklarındaki genleşmenin ardılını dolduran pırt sesi duyularıma ulaşsa, örnek kızın suçlu edasıyla kızarmış suratıyla kalabalığı 1.60'lık boyuyla yarması önüme serilse aklıma hz. nuh'un balinayı gemiden içeri sokarken nasıl da tatlı bir telaşla iteklediğini, kapıya göbeği sıkışan balinanın nuh peygambere olan nazlı sitemini ve bahar aylarında yeşil toprağın üstünde uçuşan polenleri getirir böylece kızların da biz erkeklerin de biseksüellerin de nasıl da cennet bir dünyada yaşadığını kavrar ve değişirim, değişir insan artık gönülce açıktır her varlığa karıncaları kucaklamak isterken şarıl şarıl terlerken bulur kendini
    binada

    kızlar evdedir. evin kedili bi minderinin üstünde 36 numara ayakları döner sandalyenin ucunda toparlayıp, yalnız olmanın tekinliğiyle dağınık saçlı başı yeşil eşortmanın altında gerginleşen lobların diplerinden fısıldayan esintilerinin boğuk sesine ve kokusuna eğerler, kan + kakayla karışık kokudan sıyrılıp hokka burnun diplerine varan osuruğun gizli hazzına varırlar. böyledir kızlar hepimizin tanıdıklarıdır onlar
    kızların olmadığı, dolayısıyla seçici güzelliğin de olmadığı böylece herkesin eşit olduğu bir dünya düşleriz
    çoğunlukla
  • sandro, sen misin ?
  • lavanta kokuludur.
  • polene alerjisi olmayan ayağına kitap yazılır, son cümlesi diğer ayağının polene alerjisi vardı olur.
  • pamuk şeker gibi bir şeyler hayal et. hah. ondan işte.
  • çürük yumurta gibi kokar.

    olm anlayın artık, kızlar pembe falan sıçmıyor, bildiğin çatır çatır, yeri geldiğinde gayet yüksek sesli ve kahverenginin elli tonunda sıçıyorlar. uyanın! susmayın! sustukça sıra kime gelecek belli değil!
  • normal osuruk kokusudur.
  • altın hızma mülayim türküsü söyleyen alemdar mustafa paşa osuruğunun yaninda misk-i amber kokusu gibidir.
  • baharın gelişine gölge düşürmeyi bırakın adeta bir kutlama gibi etki yaratacaktır. bir de kiraz ağaçlarının çiçekleri açmışsa değme keyfime.
  • (bkz: aşkım pırt yaptım diyen kız)

    oğlum sandro aylar sonra entry girmiş farkında değil kimse, şu başlığın 3-4 sayfa entry dolması lazım.