şükela:  tümü | bugün
  • akdeniz kadınlarının %25'inde görülen hormonal dengesizliğin yol açtığı durum. hastalık demiyorum, çünkü tedavisi yok. bu kısa boylu olmak gibi bir "özellik". genetiğin önemli bir rolü var, ailenizdeki kadınlarda pcos varsa sizde de olma olasılığı yüksektir.

    hipofizden salgılanan luteinleştirici hormon normalden fazla salgılanır ve bu durum yumurtlayamamayı sağlar. folikülde yeterince gelişip salınamayan yumurta kistik bir yapıya bürünür (bkz: polikistik over). yumurtlama olmayınca yumurtalıklardaki testosteron östrojene çevrilemeden salınır ve bu yüksek testosteron düzeyi temel iki soruna yol açar:
    1- erkek tipi kıllanma 2- insülin direnci

    tanısında 3 kriter vardır, 2'si varsa tanı konabilir:
    1- adet düzensizliği veya adet olamama
    2- ultrasonda yumurtalıklarda polikistik görüntü
    3- hiperandrojenizm

    bu kriterlerin 2 tanesini göstermeyip polikistik over'e sahip olan kadınlar da olabilir. (bkz: asemptomatik pcos)

    genel olarak belirtileri:
    -adet düzensizliği veya adet olamama
    -infertilite
    -sivilcelenme
    -erkek tipi kıllanma
    -saç dökülmesi
    -kilo verememe
    -insülin direnci
    -obezite
    -tip 2 diyabet
    -depresyon

    belirtileri (şikayetleri) normalleştirmek için yapılabilecekler:
    * hareketli bir yaşam, özellikle kardiyo öneriliyor.
    * düşük karbonhidratlı diyet.
    * kilo kaybı. vücut ağırlığının %10'unu kaybetmeniz bile ciddi fayda sağlayabilir.
    amaç: her periyotta kendini bir şekilde kanatmak.

    şüpheleriniz varsa doktora gitmelisiniz, çünkü bu durum vücudunuzun çoğu yerini etkileyen metabolik bir olay. pcos'a göre şekil almadığınız takdirde ileriki safhada şu gibi problemlere yol açabilir:
    *diyabet
    *hipertansiyon
    *kardiyovasküler hastalıklar
    *endometrial kanser
    edit: noktalama
  • 1. kilo verin. bunu yaparken düşük karbonhidratlı beslenme düzeni hatta bununla birlikte yapabiliyorsanız (bkz: intermittent fasting) yapın. bu şekilde insülin direncinden kurtulursunuz ve bağlantılı olarak zayıflamaya başlarsınız.
    2. hareket edin. günde en az yarım saat tempolu yürüyün. ben hangi doktora gitsem hareketsizliğin pcosun en büyük düşmanı olduğunu söyledi.
    3. sigara kullanıyorsanız k e s i n bırakın. pcosu azdırır, kısırlığa neden olabilir. pcos tek başına kısırlığa sebep olmasa bile sigara içen bir pcosluysanız risk çok yükselir.
    4. inositol kullanın. piyasa inofolic adı altında satılıyor. bu inositol denen nanenin yumurta kalitesini arttırdığı kanıtlandı. pcostan kurtulamasanız da var olan yumurtalarınızın sağlıklı olmasını sağlayabilirsiniz. biraz pahalı ve uzun süre kullanmanız gerekecek ama bana göre sağlıklı biri olmak için değer.
    ben soğan kürüydü şu bokuydu falan bunlara pek inanmıyorum. doktorların söylediği ve benim deneyimlerim bu şekilde. uygulamak isteyenler varsa rahatlıkla uygulayabilirler. herhangi bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.

    edit: inofolic ile alakalı, gittiğim doktorda da pcos vardı ve en az iki sene kullandıktan sonra hamile kaldığını söylemişti. yan etkisinin olmadığını içinde folik asit olduğunu belirtti. sonra kendim de makaleleri okudum. kesin faydası var ancak siz yine de doktorunuza sorun en azından içiniz rahat bir şekilde kullanmış olursunuz.
  • polikistik over sendromunda eğer gebelik isteği varsa ovülasyon indüksiyonu için kullanacağımız ilaç letrozol'dür.

    polikistik over sendromunda östrojenler ve dihidroepiandrosteron sülfat ile testosteron gibi androjenler artar. ayrıca insülin direnci nedeniyle insülin de artar ama ovülasyon olmadığı için progesteron artmaz.

    edit: letrozol'ü ekledim.
  • bu entryimin üstüne tekrardan merhaba arkadaşlar.

    mayıs ayından itibaren her ay düzenli bir şekilde regl oldum çünkü kilo verip şekerli-paketli gıdaları hayatımdan çıkarmıştım. ne yazık ki bu güzel süreç kasım ayına kadar devam etti ve kasım ayında yine regl dengesizliklerim başladı. 28 günde bir olan döngü zamanım bir anda 40-45'li günlere çıktı, ki birinde de tarlusal kullanmak zorunda kaldım.

    kasım ayında normal kilomun üstüne sadece 3 kilocuk aldım ya, 3! ve hemen dengem bozuldu. zaten insülin direncim de vardı her şey daha fena oldu.

    bundan 2-3 hafta kadar önce yine bu gidişata bir “dur!” dedim ve diyetisyene gitmeye başladım. paketli gıdaları tamamen hayatımdan çıkardım ve şeker içeren hiçbir şey kullanmadım. abur cuburu, alkolü, sigarayı her şeyi kestim ayrıca. bunun üstüne yine kilo vermeye başladım ve takvimime göre regl olmama daha 9 gün varken dün akşam regl oldum. yani anlayacağınız 1 aylık döngüye yine geri dönmeye başladım. ama birkaç aydır düzensiz olduğu için bu sefer bayağı kanamam, ağrım ve pıhtı* atımım var.

    benim gibi bu durumdan çeken hemcinslerime tek tavsiyem;

    şekeri, paketli gıdaları acilen kesin!

    ayrıca benim fsh, lh, prolaktin, testesteron, dheas, tsh, hb1ac normal çıktı. kıllanma artışım yok ama saç dökülmem var. insülin direncim homa skoruna göre 3.2 çıktı. 2.5'in üstüne saptananlara insülin direnci var tanısı koyuluyor.

    bunu hesaplamak için de açlık glukoz düzeyinizi ve açlık insülin düzeyinizi çarpıp 405'e bölün.
  • anovulatuar sikluslarla karakterize reprodüktif dönem hastalığı.
    preantral ve antral folikülde ovulasyon öncesi 2 çeşit reseptör var; fsh ve lh reseptörleri. fsh granulosa hücrelerini uyarıyor, östrojen salgılattırıyor. lh teka hücrelerini uyarıyor ve androjen(androstenedion) salgılattırıyor. androjenler de fsh etkisindeki aromataz enzimi ile granulosa hücrelerine alınarak östrojene dönüştürülüyor.(bkz: iki hücre iki gonadotropin teorisi)
    sonuç olarak folikülün mikro ortamı androjenik durumdan östrojenik hale geliyor. östrojen seviyesi arttıkça negatif geri besleme etkisiyle fsh azalıyor. fshnın azalmasıyla özellikle aromataz aktivitesi azalıyor ve mikro ortam androjenik oluyor. foliküller için androjenik mikro ortam atrezi demek. işte bu noktada fsh reseptörü fazla olan folikül fsh azalmasına rağmen mikro ortamını östrojenik olarak koruyabiliyor ve dominant folikül haline geliyor.
    şimdi buraya kadar anlattık ta neden anlattık. çünkü polikistik over sendromlu hastalarda hiperandrojenizm var. yani foliküllerin mikro ortamları androjenik ve dominant folikül oluşamıyor, tüm foliküller kistik hale geliyor. overde gördüğümüz bu kistler de aslında dominans sağlayamamış primordial foliküller.
    hiperandrojenizmin nedeni de çoğunlukla hiperinsülinemi oluyor bu genç kızlarımızda. metabolik sendrom, obezite insülin direnci riski olan hastalar bunlar. çünkü hiperinsülinemide insülin, folikül duvarındaki igf-1 reseptörüne bağlanıyor, onun etkisini durduruyor. ama igf-1 ovulasyon için lazımdı. işte bu yüzden bu kızlara tedavide metformin veriyoruz, kilo vermesini istiyoruz.
  • merhabalar, öncelikle okunması gereken eski bir entrymi, yazacaklarımın bütünlüğünü sağlamak için şuraya yapıştırayım

    (bkz: #113625479)

    sonralıkla neler neler araştırdım, nerelere kafa yordum onları paylaşayım

    bilinmesini isterim ki yazacaklarım sadece araştırma sonuçları. yani bir grup insanı, belli bir süre (1 ay ilâ 6 ay arası) etken maddeye maruz bırakıp değerlerini ölçüyorlar. modern tıb tarafından onaylanan herhangi bir tedavi yöntemi değil. eğer kendi üzerinizde denemek istiyorsanız lütfen öncelikle doktorunuza danışın. ben doktor değilim, her pcos'lu kadının hastalığının gidişatı da aynı değil. lütfen araştırma sonuçlarına dayanarak size yazılan ilaçları terketmeyin. öncelik modern tıbta. doktorlarımız baş tacıdır. doktorlar önceliktir. yeterince anlaşılmıştır diye umuyorum. doktorlar. evet. ytd.

    ikinci olarak, bu araştırmaları peyderpey kenara yazdığım için esas kaynakların izini yitirmiş durumdayım. aslında kapsamlı bir şekilde linklerle açıklamak istiyordum ama o kadar çok madde var ki, hepsini linklemek sonsuza kadar süreceğinden ve ben de bu işe aşırı derecede üşendiğimden, belki de birilerine faydası dokunacak bu entryi erteleyip duruyordum. onun yerine biriktirdiğim kadarını yazmaya karar verdim. peki bunu sizinle neden paylaşıyor, neden bu kadar anlatıyorum? anlattıklarımın türkçe meâli şu: benim yazdıklarımla yetinmeyin, eğer fayda göreceğinizi düşündüğünüz bir bileşen varsa, doktora danışmakla beraber kendiniz de araştırın. ayrıca bu maddelerin uzun süreli kullanımının vücutta öngöremeyeceğiniz hasarlar da bırakabileceğini aklınızdan çıkarmayın. bir tarafı yaparken öbür tarafı bozabilirsiniz.

    üçüncüsü, tıb eğitimi almadığım için yanlış verdiğim bilgi ya da yanlış kullandığım bir terim olursa her zaman bir mesaj uzağınızdayım. bulan eden hiç çekinmeden yeşillendirebilir, görür görmez düzeltirim.

    son olarak, yazacağım maddeleri öne çıkan özellikleriyle gruplandıracağım. içlerinden bazılarının, bahsettiğim fayda dışında ikincil olarak başka sıkıntılara da iyi geldiği biliniyor. ama ben en kuvvetli özelliğini temel aldığım için bunu atlayabilirim çünkü her faydasını yazmaya kalkarsam entry entry olmaktan çıkacak.

    geçen entryimde pcos çeşitleri, insülin direnci ve pcos gibi konulara değindim. bu sefer probleme yönelik daha spesifik şeyler yazacağım. bir endokrinoloğa gidip gerekli bütün testleri yaptırdığınızı ve tiroid hastalıklarıyla alakalı ihtimalleri elediğinizi varsayarak yazıyorum.

    insülin direnci için
    baş düşmanımız şeker, bunu çoğumuz biliyoruz. insülin hassasiyetini geri kazanmada işe yarayabilecek birkaç takviye ile başlayalım
    inositol: ne kadar mühim ve işe yarar bir madde olduğunu anlatamam. insülin direncini kırmakta yardımcı olduğu gibi yumurta kalitesini de yükseltiyor nomıssız. internet, inositol kullanıp ikinci ayda hamile kalan kadınların hikâyeleriyle dolu. lh/fsh dengesi bozulanların ilk müracat edeceği takviye olabilir. myo/kiro oranı 40/1 olanlar en faydalıları. sırf myo almayın, bazı pcos'lularda durumu kötüleştirebiliyor.
    kromium pikolinat: insülin direncini kırıyor, kan şekerini düşürüyor. araştırmalar, etkisinin metformin ile boy ölçüşecek kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor. yalnız ben bunu yazdım diye lütfen metformin kullanmayı bırakmayın. öncelik modern tıbta ve doktorlarda. ayrıca 1000 mcg gibi yüksek dozları karaciğere zarar verebiliyor. dikkatle kullanmakta fayda var. tavsiye edilen dozaj günde 200 mcg.
    magnezyum: insülin direncine iyi geldiği gibi vücudun iltihabla savaşmasına yardımcı oluyor. lakin magnezyum değerlerinize baktırmadan, eksikliğinden emin olmadan kullanmamak lazım. günlük tavsiye edilen doz 200-350 mg.
    nac: açılımı n-asetil sistein. çok güçlü bir antioksidan. açlık insülinini azaltmakta metformine denk etkileri var (doktorunuza danışmadan metformini bırakmayın!). yan faydaları; aynı zamanda oksidatif stresten kaynaklı iltihabı azaltıyor, testosteronu düşürüyor, fertiliteyi desteklemek için klomen ile kullanıldığında yumurtlamayı kolaylaştırıyor. tavsiye edilen doz günlük 600-1200 mg arası.
    d vitamini: pcos'luların kabaca %85'inin d vitamini eksikliği çektiği ortaya konmuş. bu eksiklik de insülin direncini arttırıyormuş. lakin değerlerinizi ölçtürmeden kullanmamakta fayda var, çünkü fazlası zehirliyor. ayrıca kalsiyum dengesini sağlayabilmek için k2 ile beraber alınmasında fayda var. yan faydası, iltihabı da azaltıyor.
    tarçın: insülin hassasiyetini arttırıyor. yan faydaları; yüksek kolesterolü ve yüksek kolesterol yüzünden coşan trigliseriti düşürür. günde 6 gr'ı aşmamalı, okuduğum araştırmalarda genelde günde 3 gr kullanılmış. 4 ilâ 8 ay devam edilmiş.
    folik asit: yumurta kalitesini arttırarak doğurganlığı desteklediği bilinen bir gerçek. bunun dışında şeker metabolizmasının düzenlenmesinde yardımcı olduğu, yüksek kolesterolü düşürdüğü ve progesteronu yükselttiği de ortaya konmuş. lakin bu faydaları görmek için 5000 mcg gibi yüksek bir dozajda kullanmak gerektiğini okudum. aynı zamanda bu yüksek dozajın meme ve rahim kanserine davetiye çıkardığını da okumuştum. o yüzden ben olsam kolesterol düşürmek için yüksek doz almayı tercih etmezdim. 200 mcg candır.
    coq10: yumurta kalitesini arttırmasının yanı sıra insülin metabolizmasını da düzenliyor. yan faydası, trigliserit düşürüyor.
    b kompleks: şeker ilacı kullanıyorsanız, b vitaminlerinizin eksik çıkacağını unutmayın. özellikle b12 mühim. yan faydası; iltihabı düşürüyor. fazlası cilt florasını bozup kafam kadar sivilceler çıkartmanıza sebep olabilir, aman dikkat! değerlerinizi ölçtürmeden ezbere kullanmayın.

    yüksek testosteron
    nane çayı: tam bir mu-ci-ze. aldactone kullanmaktan çekinenler için birebir. (aldactone kullanmayı doktora danışmadan kesmeyiniz!) ilk bir ayda neredeyse %30 düşürmüş, ikinci ayda da yine kabaca bir %30 indirmiş. normal kadınlarda adet geciktirici etkisi varken pcos'lular için fertiliteyi destekliyor. araştırmalarda günde iki fincan içildiği yazıyor ama kaç gr demlendiğini bulamadım. püf noktası, kıvırcık nane olacak, yani ecnebilerin spearmint dedikleri. peppermint o kadar etkili değil. taze naneyi direkt olarak günde 3 gr kadar tüketmek de benzer sonuçlara yol açıyor ama ben denedim, hem mideme dokundu hem de bağırsaklarımı bozdu. yalnız dikkat edilmesi gereken husus şu ki, östrojen ile bir bağlantısı olduğu düşünüldüğünden meme ve rahim kanseri riskini arttırabilir. aman dikkat!
    meyan kökü: testosteronun ağzına ağzına vuran bir başka mucize. kadınlarda günde 3.5 gr kullanılması sonucunda ilk bir ayda %32 düşürmüş, aynı grafik ikinci ayda da devam etmiş. erkekler üzerinde ise günlük 7 gr kullanılmış ve heriflerde sperm kalitesini düşürdüğü, meme yaptığı falan bulunmuş. ama... işte dünya o kadar mükemmel bir yer değil. her şeyin bir aması var. fazla meyan kökü tüketimi, potasyumu düşürdüğünden kalp krizine davetiye çıkarıyor. günde 25 gr tüketen bir adamın (oha) kalp krizi geçirip öldüğünü okumuştum. yalnız eklemeden edemeyeceğim, benim baktığım araştırmalarda hanımlar 6 ay kadar günde 3.5 gr almış ve bir sorun yaşamamış. bu haltın dgl adı altında satılan bir formu var (deglycyrrhizinated licorice extract). dendiğine göre dgl, meyan kökünün kan basıncına olan negatif etkisini egale ediyormuş. dgl'yi uzun uzun araştırmadım, o yüzden hakkında pek yorum yapamayacağım.
    keten tohumu: bu konudaki araştırma, keten tohumu ekstresi satan bir firmanın sponsorluğunda yapıldığı için pek itimat edemedim, iddiaya göre 4 ayda testosteronu kayda değer miktarda düşürüyormuş.

    yüksek acth, dhea, dheas
    böbrek üstü bezlerinizin coşması yüzünden artan bu bileşenler kıllanma, saç dökülmesi, sivilce yaptığı gibi; aynı zamanda ekstra stresli olmanıza da sebep oluyor. fayda görülebilecek maddeler, sadece şikayetinizi gidermekle kalmayıp sizi sakinleştirebilir, teskin edebilir, iltihabınızla savaşabilir.
    yeşil çay: bence kullanması zahmetli bir içerik. zilyon tane çeşidi var, türkiye'de hakikisini bulmak büyük işkence. tadını sevmediğim gibi, içince çarpıntı da yapıyor. eğer benim gibi düşünüyorsanız hanımlar müjde, overlok makinası ayağınıza geldi! bizim fayda sağladığımız şey, aslında yeşil çayın içindeki l-theanine maddesi. ecnebiler bu çaydan ayırıp takviye formunda satıyorlar. günlük önerilen doz 200 mg. l-theanine bulunamıyorsa günde 2 fincan yeşil çay şeyetmek gerekiyormuş.
    rhodiola rosea*, schisandra chinesis*: takviye kullanmaya ve bitki çayına meraklı hanımlar, bu bitkilerin 'stres çayları'nda kokteyl olarak bulunduğunu farketmişlerdir. sizi teskin eden bu bitkiler, aslında bu işi coşan böbrek üstü bezlerinize ve buna bağlı yan ürünlere "brüşş, çüşşş" diyerek sağlıyorlar. lakin fazla ve uzun süre kullanımının karaciğere zarar verebileceğini okuduğumu da hatırlıyorum.

    yüksek dht
    bu ırıspıcıcığını tanımayan yok. halk arasında 'kötü testosteron' olarak biliniyor; çünkü fazlası saç dökülmesine, akneye ve kıllanmaya sebep oluyor. bildiğim kadarıyla kandaki değerini direkt olarak ölçmeniz de pek mümkün değil. diyelim ki testosteronunuz dahil olmak üzere her bi değeriniz normal ama yine de pcos belirtileri gösteriyorsunuz. bunun sebebi coşmuş dht olabilir. peki testosteronu düşürmeden dht nasıl düşürülebilir...
    çinko+saw palmetto: bu ikisi voltranı oluşturup dht oluşumunu engelliyor. beraber formülize edilmiş takviyeler olduğu gibi ayrı ayrı da alınabiliyor. çinkonun bir başka yan faydası da yüksek kolesterolü düşürebilmesi. not: çinkonun uzun süreli kullanımı bakır eksikliği yapabilir, çinkonuzu ölçtürmeden ezbere kullanmayın. günlük tavsiye edilen çinko dozu 10 ilâ 30 mg arası.

    emin olamadıklarım
    dim: bu madde üzerine birbiriyle çelişen çok makale okudum ve bir sonuca varamadım. kimi araştırlamalarda 'testosteronu destekler' diyor, ki bu testosteron yüksekliği olan hanımlar için pek hayırlı bir haber degil. bilhassa erkekler için testosteronu düzenleyip östrojeni düşürdüğü biliniyor. kimi araştırmalarda ise komple androjenleri bloke ettiği yazıyor, ki bu da testosteron ve dht'nin zararlı etkilerini egale edebileceğine işaret ediyor. bir başka makalede ise östrojen dengesini sağlayıp östrojen baskınlığını önlediği yazıyor. anladığım kadarıyla pcos'unuz östrojen dominant bir şekilde seyrediyorsa denenebilir. lakin belirtmeliyim ki dim kullanıp memnun kalan çok yorum okudum. en güzel tarafı ise 15 gün ila 1 ay içerisinde gözle görülür sonuçlar elde ediliyor (saç dökülmesinde, sivilcelenme ve kıllanmada azalma), yani müthiş hızlı cevap alıyorsunuz. ben olsam herhalde 1 ay dener, ona göre karar verirdim ama ytd. günlük 200 mg'ı aşmayın, müthiş baş ağrısı yapabilir.
    vitex*: bu bitkinin özü lh arttırıyor. yani çoğu pcos'lunun mustarip olduğu yüksek lh/düşük fsh sorununu daha da kötü bir hale getirebilir. lakin yukarıda linkini verdiğim entryde belirttiğim iltihaplı pcos çeşidinde harikalar yaratabilir. lh ve progesteron düşük, prolaktin yüksekse çok güzel sonuçlar elde edebilirsiniz. doktorunuza danışmadan kullanmayın.

    her daim favorim
    omega 3: hem iltihabı azaltıyor, hem de yüksek testosteronu ve kolesterolü düşürerek kalp sağlığını koruyor. mis mis...

    son uyarı: lütfen ama lütfen bu yazdıklarıma tedavi gözüyle bakmayın, doktorunuzun yazdığı ilaçları almamazlık etmeyin, doktora danışmadan hiçbir şey kullanmayın. imlâ hataları ve anlatım bozuklukları için şimdiden özür diliyorum. seviyorum hepinizi.
  • döngüsünü kıramazsan lanetli bir hastalık ancak döngüyü kırmak mümkün. aşağıda anlatılan benim hikayemdir.

    ilk olarak şöyle başlayalım, nedir bu polikistik over sendromu yahut kısaca pcos?

    pcos, aslında yumurtalıklarda küçük kistler bulunması ve yumurtalıkların da normalden büyük olması halidir. zaten ipucu kelimenin içinde gizli poli-kistik diyor, adı üstünde. regl düzensizliği, olağandan fazla kanama, kanama öncesi ve sırasında yoğun sancı, tüylenme, yüzde ve vücutta akneler (yağlılık da diyebilirim aslında), genellikle kilo artışına denk gelmiş olsam da bazı arkadaşlarımda başka hastalıklarla birleşmesi halinde kilo kaybı ve erkek tipi denilen saç kaybına sebep olabiliyor, doğal olarak belirtileri de bunlar. bu şikayetlerden bazılarını bünyede bulunduruyorsan doktora bi sormak zamanıdır. dedim ya, döngüyü kırmak mümkün.

    zaten regl düzensizliğinin sonucu olarak erkeklik hormonları artıyor, bu hormonlar yağ dokusunda kadınlık hormonunun artmasına sebebiyet veriyor sonrası korkunç bir kısır döngü ve bu döngüyü kırmadığın yani regl döngünün sağlıklı bir biçimde çalışmasını sağlamadığın müddetçe aynı şeyler yaşanmaya devam ediyor.

    cinsel isteksizliğe sebep oluyor diyenler de var ama bende böyle tezahür etmedi pek. *

    tüm bu sonuçlara sebep ne? hah işte zurnanın zırt dediği yer tam da burası, nedeni tam olarak belli değil. tabii ki nedeni bilinmeyen her rahatsızlık gibi, “genetik”. polikistik overlı genç kızların aklının bir köşesinde “ben de kızken böyleydim evlenince geçti” diyen o yaşı geçkin akraba bir köşededir buna yemin edebilirim ama kanıtlayamam. insülin direnci diyen araştırmalar var ama bir de hastalığın sebebi olarak insülin direncini gösteren araştırmalar var. aslında nedenlerin ve sonuçların aynı olmasının sebebi yukarıda anlatmaya çalıştığım kısır döngü. bu döngüyü kırmak gerekiyor.

    ileri safhada olası sonuçlar da göz korkutucu cinsten, depresyon, anksiyete, uyku apnesi, kısırlık, kolesterol, rahim kanseri vs. vs. ama en sık görülen ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınları etkileyen sebep, fetüsün rahme tutunamamasına sebebiyet vermesi, yani düşük.
    zaten bunları yaşarken insanın tıbbi desteğe ihtiyacı oluyor. az çok şüphe ediyorsan, düzenli aralıklarla bir doktorun kapısını çalmaya başlamak uzun vadede epey iyi.

    işte şimdi benim hikayeme geliyoruz, pcos ile yaşamın zorluğu sebebiyle hayat tarzımı “daha az pervasız” bir hale getirmem gerektiği gerçeğiyle yüzleştim. insülin direncimi kırmak adına öncelikle kilo vermem gerekiyordu, zaten estetik algıma uymayan bir vücut tipine ulaşmıştım. bu amaç uğruna bir süre hareket ettim ama ne kadar boğazımı tutsam da istediğim kadar kilo verememiştim. daha önce anlattığım korunma yöntemleri araştırmamda geldiğim daha doğrusu kendimi bulduğum nokta, doğum kontrol haplarıydı. doğum kontrol haplarıyla birlikte, nihai hedefim “doğum kontrolü” olsa da, pcos’umun yan etkilerinin de azaldığını gördüm. kendisini iyi ki tanıdığım dediğim jinekoloğumla da teyit ettik bunları.

    öncelikle kilo veriş hızım arttı, doğum kontrol hapı öncesi sanki bir şeyler önümü tıkıyormuş gibi hissediyordum ama hapları düzenli olarak kullanınca kesinlikle kani oldum, pcosmuş engel. yavaş yavaş ne kullansam geçmeyen ergenlik aknesine benzer o akneler çıkmaz oldu. zaten regl düzeninden hiç bahsetmiyorum, ilk birkaç ay dışında tamamen saate bağladı ve regl dönemimde beni acillik eden o sancılar neredeyse hiç yaşanmadı.

    demem o ki, ben bir taşla iki kuş vurdum. eğer böyle bir sıkıntısı olan kız kardeşim varsa muhakkak bir jinekolog ile görüşsün, yaşadıklarını paylaşsın ve tedavi ile “daha az pervasız” bir hayat tarzı ile bu dertten sıkıntısız bir biçimde kurtulsun. gerçekten her ay en az 3 gün çekilen derde bile değmez.
  • ekşişeylerde paylaşılan 2 üstteki entry'ye hitaben yazıyorum.

    dedim birileri sonunda sesim olmuş. şu "kısır döngü" tabiri çok kullanılıyor bu hastalıkta. sürüsüyle doktordan duydum. kısır döngünün allah'ını yaşarken şöyle bir entry girmiştim başlığa: (bkz: #58494124)

    arkadaşlar kısır döngü asıl bu.

    yaşadığı dertlerden kurtulmasına sevindim. ancak kendi deneyimlerinden yola çıkarak fazla iyimser bir entry olduğu kanaatindeyim. konunun uzmanı değilim, ben de kendi deneyimlerime (az evel paylaştığım bir önceki entry'yi tekrarlamak gibi olsa da) bir şekilde yer verip güncelleme yapayım. 5 yıl geçmiş üstünden.

    adet görmeye başladığımdan daha ilk yıllardan beri muzdaribim bundan. ki herhalde bi 15 yıl falan ediyor. başlarda "düzene girer" denen döngü çığrından çıktı. kilo, tiroid bozukluğu, pcos. bunların birlikte getirdiği insülin direnci, aşırı tüylenme, bitmek bilmeyen akneler, düzelmek bilmeyen ruhsal çöküntüler, düzensiz adet görme vs. yazar doğru demiş, adet gördüğüne şükrettiriyor bu hastalık. 6 ay adet görmeyip sonrasında 1 ay bitmeyen kanama yaşadığımı bilirim.

    peki bunların tam bir sebebi olmadığı gibi tam bir çözümü var mı? onlarca jinekoloğa gittim, sürüsüyle farklı doğum kontrol hapı içtim. ki bunların bir kısmı 3 aylık, kimisi 6 aylık süreçlerdi. en son 1,5 yıldır aralıksız içiyorum hapı. öyle doğum kontrol hapı içtim şıp diye düzeldi diye bir dünya maalesef herkeste yok. zaten ilacı bırakınca 2 3 aya yine kendi düzen(sizliğ)inize dönüyorsunuz. ayrıca doğum kontrol hapları çoğu kişide iştah artışına yol açıyor. doğum kontrol hapı iç-daha kilo al-hapı bırak-şikayetler daha da artsın-tekrar doğum kontrol hapı iç olayını kaç kez yaşadım saymadım.

    en etkilisi kilo vermek deniyor.
    43 kilo verdim. evet, mide küçültme ameliyatı oldum ama ne kadar diyetime harfi harfine uysam da başkaları gibi ilk ay 20 kilo falan vermedim. hatta beni umutsuzluğa sürükledi, yediğim azıcık şey, yaptığım yürüyüşler ile ilk ayda 6 kiloyu zor verebilmiştim. iş yerine 1 yıl boyunca bir sürü kahvaltı-ara öğün-öğle yemeği vs taşıdım her gün.
    insülin direnci falan kalmadı ama bu toplam 43 kilo 1,5-2 yıl gibi bir süreçte gitti (verdiğim kilolar safra kesesi taşı getirdi bir de hayatıma, o da ayrı konu).

    peki ne oldu? kilo verip doğum kontrol hapı kullanırken bile tüylenme problemi geçmedi. kilo verişim -yaptıklarıma oranla- akıl almaz yavaştı. 28 yaşında alnım sivilcelerle dolu (her gün yenisiyle uyanıyorum). doğum kontrol hapı kullandığım halde adetlerim hala düzenli değil. tüylenme için kullanılan haplar, lazer epilasyona giden binlerce lira çöp oldu.

    kimseyi umutsuzluğa sürüklemek istemiyorum. ancak denenebilecek her yolu deneyip hala çözüm bulamamış biri olarak "doğum kontrol hapı iç, oooh tek taşla 2 kuş vurdum" denecek kadar kolay kurtulamayabilirsiniz bu meretten.

    herkese geçmiş olsun.
  • merhaba sevgili pkos'dan muzdarip yoldaşlarım. bu başlığı takip ediyorum ve her bildirim gelişinde çaresiz genç hanımların yazdıklarını görüyorum. elimden geldiğince mesajla onlara asıl çözümün ne olduğuyla ilgili bilgi veriyorum. entry olarak da yazmak istedim burda da dursun.
    ben lise çağından beri adet düzensizliği ve kilo problemi semptomlarıyla birlikte pkos hastası bir kişiyim. artık hastalık mı dersiniz, doktorların dediği gibi bu bir yapı mı dersiniz ne derseniz diyin farketmiyor. ne yollardan geçtim az çok anlarsınız ve tahmin edersiniz. kaç doktor gezdim, kaç ultrasona girdim, kaç kez kilo ver, doğum kontrol iç, spor yap bla bla sözleriyle umutsuz eve döndüm. yine bu kısır döngümle başbaşa kaldım. hatta bir zaman azmedip 15 kilo verdim fakat değişen bir şey olmadı. bazen 2 bazen 3 ayda bir bazen ayda bir regl oluyordum. sonuç olarak hep düzensizdi. ve yine kilo alıyordum, sürekli karbonhidrat istiyordum. neticede bu döngüden çıkılmıyor. çok sevgili doktorlarımız; "ilerde zor çocuğun olur" gibi şeyler de söyleyerek sizi psikolojik olarak bir buhrana da sokuyor. bunların hepsini unutun.

    bir gün evlendim ve eşimin bir arkadaşının hanımıyla tanıştım. kendisi anestezist ve tıpla içli dışlı biri. ben 2 seneden sonra hamile kalmaya karar verdim. bana kendisinin de kullandığı inofolic isimli folik asidi önerdi. "kesinlikle bunu kullan, hem rahatça hamile kalacaksın, hem fazla kilolarından kurtulup pkos'un getirdiği tüm semptomlardan kurtulacaksın" dedi. ben iki çeşidi olan bu vitaminin combi olanını kullandım.
    kullanmaya başladıktan 2 ay sonra hamile kaldım. kilom da ciddi anlamda kontrol altına alınmıştı. yumurta kalitem arttı. bebeğim tüm hamileliğim boyunca çok sağlıklı bir şekilde büyüdü ve neticede normal doğum yaparak, sağlıklı bir çocuk dünyaya getirdim. doktoruma danıştığımda bu vitamini iyi ki içtiğimi belirtti. neticede şuan düzenli bir adet döngüm var, çok da almadığım hamilelik kilolarım da yavaş yavaş kendiliğinden gidiyor.

    bu vitamine kesinlikle şans verin. bir araştırın. doğum kontrol denilen, içince insanın kendine yabancılaştığı hapı asla içmeyin. nitekim geçmişte bana atıp tutan doktorların hepsinin lafları da boşa çıktı. kanlı canlı karşınızda duran bir örnek olarak bu hikayeyi anlatmak, burayı okuyan ve çaresizce çözüm arayışında olan arkadaşlara bir çare göstermek istedim.
    sağlıklı günler diliyorum hepinize.

    önemli edit: son edindiğim bilgilere göre, inofolic'in mavisi fazla kilolular için, pembesi düşük kilolular içinmiş. ona göre satın alırsınız.
  • halk arasında incili kadınlar şeklinde telaffuz edilen hastalık. madem tüm pcos mağdurları toplanmış başlığa, çünkü ben neden gelmeyeyim?

    neyse..
    2016 yılında yaşadığım ağır stres ve travmadan sonra pcos tanısı aldım. önceden pco ile mutlu mesut yaşıyorken, sendrom durumuna geçti. doktorum da sümsük bir şey, anlatmadı da, her kadında olur dedi, yasmin verdi yolladı. ben ilacın içeriğine bakınca dkh olduğunu gördüm ve tabii ki içmedim ve alternatif tedavi yolları aradım. ilk işim doktorumu değiştirmek oldu. başka bir doktora gittim, uzun uzadıya anlattı. ilaç vereyim dedi, almadım. ben doktorum normalde böyle şeyleri önermemem lazım ama, soğan suyu iç dedi. tarifini de verdi.
    tam 9 ay boyunca, ayda 15 gün, hiç aksatmadan böğüre böğüre soğan suyu içtim ve tüm semptomlarım sona erdi. doktora gittim, usg ile baktı, erimiş kistlerin görünmüyorlar dedi. hiç ilaç kullanmadım, öncesinde kullandığım tarlusal'a veda ettim. aradan 2 sene geçti, hiçbir semptom görmüyorum. pcos ile ilgili kendi deneyimlerim bundan ibaret. soğan suyunun aşırı yağ yakımı, iltihap atma vs gibi güzel etkilerini de gördüm. ben memnun kaldım ama adettendir ytd.

    kullanmak isteyenler için tarifini de vereyim; beyaz soğanı 4'e bölüp suya atıp kaynatın, süzüp, ılık ılık için. mor soğan kesinlikle olmayacak. benim midem bulandığı için burnumu tutup tek seferde içecek kadar ılıtıyordum.

    geçmiş olsun.

hesabın var mı? giriş yap