şükela:  tümü | bugün
  • bayağıdır dikkatimi çekiyor ama bir türlü denk getirip sözlükte bakamamıştım. aramaya da inandım ama bulamadım, varsa başlığı söyleyin.

    mevzu basit, polislerin normal vatandaş söz konusu olduğu vakit ekseriyetle senli benli konuşma sevdasına sahip olmasından bahsediyorum.

    yeri gelir:
    - ehliyet kontrolünde olur ("ehliyetini çıkar")
    - metrobüs girişinde olur ("çantanı aç")
    - yeri gelir çevirmede gbt bakacakken olur ("ne iş yapıyorsun?")

    normal şartlar altında ben hiç kimseye senli benli konuşmam. benim için karşımdaki kişinin yaşı başı, cinsiyeti, giyim kuşamı vesairesi önemli değildir. tanımadığım biriyle muhatap oluyorsam ona "siz" şeklinde hitap ederim. ilkokuldan bu yana da doğru hitap tarzının bu olduğu öğretildi bana.

    ha bu olay polislere has mı? elbette değil. örneğin sözlükte 28 ayrı başlıkta incelendiği üzere doktorların senli benli konuşmasına fena halde takmış arkadaşlar var. doktoru uyarıp bununla övünür tarzda entry'ler giren kimseler de mevcut.

    ya size senli benli konuşan polis denk gelmedi ya da belinde tabancası ve her an üstünüzü arama yetkisini haiz polis memuru, muayenehanede beyaz önlüğü içindeki doktordan azıcık daha korkutucu geldi bilemiyorum ama burada hafiften bir ikiyüzlülük kokusu alıyorum.

    entry'nin sosyal mesaj kısmını da es geçmeyerek entry'i bitirelim; bunu okuyan arkadaş, eğer polissen veya polis bir tanıdığın varsa lütfen şu olaya biraz dikkat edelim. karşınızdaki kimseye "siz" diye hitap etmeniz sizi küçültmez, sizi değersiz yapmaz, sizi "kibarlıktan kırılaydın ohahaha" şeklinde şakalara meze yapacak arkadaşlarınızdan daha aşağı seviyelere çekmez. unutmayın, siz o insanları korumak ve onlara hizmet etmek üzere görevlisiniz, daha fazlası değil.

    teşekkürler.
  • benim de farkettigim fakat bu konuda fikrimi yüz yüze belirtmeye götümün yemediği durum.

    lisans eğitimin sırasında 60lı yaşlarında bir prof. hocamız vardı. öğrencileri olarak 17 23 yaş aralığında bireyler olarak derslerine girerdik. bu hocanın ne öğrencilerine ne de çalışma arkadaşlarına siz dışında bir zamirle seslendiğini görmedim duymadım.

    ilginç bir durum aslında keşke yetkilerle mesafeleri yok saymasak.
  • kıllısını arıyorsunuz valla. bu ülkede polisle yolunuz kesişirse başınızın belaya girmemesine, canınızdan falan olmamaya dua edeceğiniz yerde neler bekliyorsunuz. harbiden bu dünyanın insanları değilsiniz güzel insanlar.
  • kaba bir davranış ama işin doğası gereği öyle. çözümü, dayım bakan demek. sean bean falan kalmıyor.
  • tipiniz yamuksa öyle konuşur tabi. gece 3'te gbt için beni durdurduğunda "kimliğinizi görebilir miyim?" diyen polis biliyorum.
  • "sen" ve "siz" hitabetinin gereginden fazla abartildigini dusunuyorum cunku o siz ve biz ortusunun altinda aslinda insanlar birbirlerine karsi gayet kabalar. siraniza kayniyorlar, hakkinizi yiyorlar, kazik atmaya calisiyorlar. o sizlik ve bizlik bence bize ters tepiyor, araya mesafe girdigi icin umurunda olmuyor insanlarin ne kadar incitilebilecegi.
    etrafinizda sen diye hitap ettiginiz insanlari bir dusunun. genellikle yakin aileniz, yakin dostlariniz ve sevdiginiz insanlar degil mi? hani o gozunuzden sakindiginiz, icinizi disinizi bilen insanlar. iste o yuzden bana sen diye hitap eden biri siz diye hitap eden birinden daha samimi gelir her zaman. diyaloglar cok daha acik gelisir. o yuzden su "ay, siz demedi!" egoizminde bogulmamayi bir deneyin. baskalari tarafindan onemliymis gibi hisettirilmenize gerek yok ki.
    yine de sen yerine siz denmesinin onemi konusunda beni aydinlatirsaniz pek sevinirim, belki de goremedigim, bilmedigim, kacirdigim detaylar vardir.
  • askerlik meselesinden kaynaklı açılan davaya ilgisiz kalmamın ardından uzunçayır metrobüs durağında yaşadığım gözaltı hadisesinde tiyatrocu olduğumu öğrendiklerinden sonra pek gözlemleyemedim hadisededir.

    geceyi geçirdiğim nezarathanede tüm iletişimlerimizde bey ifadesine maruz kalmıştım. oldukça saygılı ve yaklaşımları pozitifti. hala polis olmanın insan olmaktan çıkıldığı düşüncesini savunuyor olsamda kadıköy karakolu çalışanı olan polislerin siyasi açıdan bilinçli ve kibar olduklarını söyleyebilirim.

    yine de bir polise çiçek vermenin en güzel yolu yüksek bir binanın tepesinden saksıyla beraber bırakmaktır.
  • dün yolda jandarma durdurdu, telefona dalmışım, otobüsün durduğunun bile farkında değilim, sakallı birisi dizime dokunup beyefendi kimliğinizi alabilir miyim dedi, gayet de kibardı.
    polis hakkında bişi diyemeyeceğim, kendileriyle uzun süredir muhatap olmadım.
    birisi sizle sen diye konuşuyorsa siz de aynı şekilde cevap verin.
  • göremediğiniz, bilemediğiniz veya kaçırdığınız şey bir "detay" değil, ayan beyan görgü kuralıdır. tıpkı topluma açık alanda sümkürmenin yasalara uygun ancak doğru bir davranış olmadığı gibi, tanımadığınız birine "sen" diye hitap etmek yasalara uygun ancak yanlış bir tutumdur. buna alt metin aramak, sadece özel hissetmek isteyenlerin rahatsız olduğu bir davranış olduğuna inanmak ve hatta biraz daha ileriye gidip egoizmde boğulmalarla betimlemeye çalışmak beyhude.

    şu "sorun bende olmalı" sendromunu artık bir kenara bırakmak gerek. burada polisi kimliğinden/üniformasından ayırarak düşünebildiğiniz vakit, herhangi bir kimsenin size "sen" diye hitap etmesindeki yanlışlığı görebiliyor olmanız lazım.

    yok eğer siz, kendinize "siz" şeklinde hitap edildiği vakit özel hissediyor, egonuzun pohpohlandığını düşünüyor (ve haliyle aslında bunu hak etmediğinizi kendinize itiraf edemiyor) iseniz zaten burada bahsetmeye çalıştığım *görgü kuralının size pek bir anlam ifade etmemesi gayet olağan. sevgiler.