• polis olma durumu.
  • (bkz: karakolluk)
  • silahla gezmenin üniforma ile vücut bulmuş hali.
  • cok zor bir istir.
  • bu meslek varken, küfretmek için orospuluk mesleğini kullanmak insanlık ayıbıdır.
  • eskiden saygı duyulan bir meslek iken şimdi korkulan, ve bu yüzden çok yakın gelecekte nefret edilen bir meslek olacaktır.

    keşke 10 yılda sadece bu meslek hakkında algı değişseydi.

    (bkz: doktorluk)
    (bkz: öğretmenlik)
    (bkz: eczacılık)
    (bkz: avukatlık)
    (bkz: hosteslik)
    (bkz: askerlik) (komuta)
    (bkz: gazetecilik)

    ha bir de algı değişiminin yönünü belirtmediğim için şunları da ekleyebilirim:
    (bkz: din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği)
    (bkz: imamlık)
    (bkz: hafızlık)
  • son yıllarda artan kadro sayılarıyla öğretmen olarak atanma konusunda umutsuzluğa düşenlerin seçtiği kamu mesleği olmuştur.
  • "o da olmazsa polisliğe başvurcam artık" gibi söylemlere konu olmaya başlamış meslektir. son çare olarak görüp, gönülsüzce, mecburiyetten yapan insanlar çoğaldıkça itibarından çok şey kaybedecektir.
  • olmak için özel bir yetenek, eğitim, bilgi vs gerektirmeyen meslek. girerken vicdanınızı kapıda bırakmanız yeterli. ben demiyorum, dayım 25 yıllık polis emeklisi o diyor. kişisel olarak polise 1 kez işim düştü, evim soyulduğunda. karakoldan gelen polisler kapıyı çilingire açtırmamı ve kilidi değiştirmemi söyledi. peşinden zabıt tutmaya gelen polis kilitleri değiştirdiğimiz için zabıt tutmayacağını söyledi. başkomiser emeklisi amcamızın devreye girmesiyle zabıt tutuldu. yine aynı amcanın müdahalesiyle gelen olay yeri inceleme parmak izi ararken olanları anlattım, 'karakol hırsızlarla birlikte çalışıyor abi, kilitleri o yüzden değiştirtmişler' dedi. sonuç? e giden gitti işte. bulunmasını mı bekliyordun ki?
  • kimlerin neden polis olduğuna dair bir örnek:

    birlikte askerlik yaptığımız iri sayılabilecek, beden eğitimi mezunu bir arkadaşımız vardı. salak el şakaları yüzünden papaz olmadığı adam kalmamıştı. askerlikten sonraki hedefi ise özel bir lisede beden eğitimi öğretmenliğiydi.

    neyse askerlik bitti herkes memleketine döndü. yıllar sonra bunu gümüşsuyunda bir konsolosluğun önündeki kulübede polis kıyafetiyle gördüm. nasılsın, hayırdır ne oldu vs. derken aynen dediklerini aktarıyorum: maç yaparken ayağımı sakatladım, beden eğitimi yalan oldu, ben de polis oldum.

    polisliğin üzerine sinmesi de fazla sürmemiş. emir kipinde konuşmalar, eli sürekli silahın üstünde tutmalar vs.
    artık "kutsal" bir meslek yaptığı için herkesin kendilerine borçlu olduğun düşünüyor herif. baldızı iş arıyormuş cv'sini göndereyim de ona da bir iş bulun diye buyurdu beyimiz... herkesin polise işi düşer lafını da araya sıkıştırıverdi! he olur olur deyip (iş sıçıyoruz sanki amk) konuyu kapatıp uzaklaştım. bir daha da görmedim, görmek istemedim...