şükela:  tümü | bugün soru sor
  • politik (ya da siyasi) davranis olarak adlandirdigimiz oy verme, siyasi katilim, kamuoyu gibi konular da politik psikolojinin ilgi alanina girmektedir. partizanligin, dinin, siyasi degerler ve kulturun, kimlik, irk, cinsiyet, etnisite, yahut kisiligin kisi ya da toplum bazinda siyasi dusunce, davranis ya da karar almaya olan etkilerini arastiriyorsaniz bir yerinden politik psikolojiye bulasmissiniz demektir. bu konular alanin daha konvansiyonel konulari. son zamanlarda siyasi kavrama (political cognition), duygularin ve genetigin siyasi davranisa etkisi gibi konulara da el atmis durumda politik piskoloklar -ki ben bu siyasi kavrama konseptine kilim hafiften, tek yaptiklari bilumum psikoloji deneyindeki objelerin yerine siyasi objeler koyup abuk sabuk sonuclar bulmak. bi cay koy hissi yaratiyor bu konu bende nedense...

    konuyu dagitmadan baglamak gerekirse, yeni baslayanlar icin oxford handbook of political psychology (a.k.a. kirmizi kitap) oldukca tatmin edici bir kaynaktir.
  • prof. dr. abdülkadir çevik'in dost kitabevi'nden çıkan ve bu alanda bir ilk kabul edilebilecek olan kitabı.

    politik psikoloji büyük grupların, kitlelerin, ulusların birbirleriyle olan ilişkilerini ele alarak bu ilişkilerde rol oynayan yan psikolojik etmenleri değerlendirmektedir. politik psikoloji, bunun yanı sıra, büyük gruplar ve uluslarla bunların liderlerini ve liderler arasındaki ilişkilerin psikolojik boyutlarını incelemektedir.

    psikoloji çok geniş uygulama alanı olan bir bilim dalıdır. örneğin, gelişim psikolojisi, davranış psikolojisi, analitik yönelimli psikoloji gibi. politik psikolojinin sorunlara yaklaşım yöntemi eklektik ve entegratif anlayışla derinlik analitik) psikolojisinin temeline dayanmaktadır. bu nedenle, ulusal ve uluslararası ilişkilerdeki davranışların yüzeysel değerlendirmesi ve görünür psikolojik sorunlardan daha çok, altta yatan, derinlemesine incelemeyle anlaşılan motivasyonlar politik psikolojinin çalışma alanıdır ve bu kitap da bu konuya odaklanan ilk çalışmalardan biri olarak öne çıkmaktadır.

    http://www.kitapyurdu.com/…ap/default.asp?id=453881
  • kitlelerin, büyük grupların, ulusların birbirleriyle ilişkilerinde rol oynayan psikolojik etmenleri inceleyen bilim dalıdır. aynı zamanda bu grupların liderleri, kitlelere yön veren kişiler, önemli siyasi figürler aralarında oluşan ilişkilerin psikolojik boyutu, politik psikolojinin alanına girer.

    20. yy da marksist felsefe üzerine yapılan çalışmalar ve klasik psikanalizin ortak birikimi politik psikolojinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. (bkz: theodore adorno),(bkz: max horkheimer),(bkz: erich fromm) gibi düşünürlerin etkisiyle (bkz: frankurt okulu) çalışmalarında ayrı bir alan olmaya başlamıştır.

    gelişim psikolojisi, davranış psikolojisi, analitik yönelimli psikoloji gibi alt çalışma dalları bulunmaktadır. kitlelerin yaşadıkları durumları incelerken, bu durumları ortaya çıkaran görünür etmenlerden çok altta yatan derinlemesine incelemeyle ortaya çıkan motivasyonlar politik psikolojinin çalışma alanıdır.

    kitlelerin, ulusların birbirleriyle ya da liderlerinin ilişkilerini gözlemlemeyi amaçlamaktadır. bu gözlemleri sağlıklı bir şekilde yapabilmek için rejimin ne olduğundan bağımsız olarak yöneten-yönetilen ilişkisine ışık tutmaya çalışır.

    yöneticilerin toplumun yaşadığı tramvaları, göçleri, baskıları, değişimleri gibi durumlarda toplumsal davranışı analiz etmek aynı zamanda şeçmen psikolojisi, grup davranışı, liderlerin etkililiği, kitle psikolojisini tahlil etmek adına sıklıkla kullandığı bir bilimdir.

    faydacı bir bakış açısıyla ele alındığında uygulamacılarına siyaset ve diplomaside başarılarını artırmak için toplumsal olaylara psikoloji çerçevesinden de bakabilmesini sağlamayı amaçları arasında sayabiliriz.

    sorunlara yaklaşımı bütünleyici bir anlayışla analitik psikoloji temeline dayanmaktadır. bu nedenle ayrı ayrı disiplinlerle beraber tarihsel bir perspektif sunmaktadır.

    bunlar dışında ki çalışma konuları arasında başlıcaları etnik kimliğin gelişimi, normal kimlikle ilişkisi, terörizmin psikolojisi, kitle-lider ilişkisi, toplumsal ve siyasal gelişmelerin psikodinamikleri bulunmaktadır.
  • bu alanda önemli bir kitap için; http://www.amazon.com/…-martha-cottam/dp/1848726724
  • bu konu ve türkiye politikası bağlamında bir röportaj için; http://www.tuicakademi.org/…itik-psikoloji-uzerine/
  • (bkz: vamık volkan)
  • (bkz: siyaset psikolojisi)
    bu alanda yazılmış en iyi kaynak eserlerden birisi olan (bkz: siyaset psikolojisine giriş)i incelemek için tık1, tık2
  • "feodal yapıda "ağa" ya da "aşiret reisi” ile bu liderlerin aileleri oldukça güçlü, ulaşılmaz, hatta dokunulmaz ve kutsal sayılabilecek bir duygusal içerikle algılanmaktadır. ağaların her şeye güçleri yeten, en bilgili, en akıllı ve en büyük kişiler olduğu duygu ve düşüncesi aşiret üyelerinin gerçek dünyasını oluşturmaktadır. öte yandan, geleneksel olarak aşiret reislerinin dinsel yönden bağlantılarının olması onlara daha ayrıcalıklı bakılması ve kutsal bir duyguyla yaklaşılmasını sağlamaktadır. "ilkel idealizasyon" her insanın hayatının belli bir döneminde yaşadığı (çocukluk dönemi) bir psikolojik durumdur.
    çocuklukta ebeveynlerimizle özdeşim yaparken onları gözümüzde en mükemmel, en güçlü seviyelerde algılar ve hep çok olumlu yanlarını ön plana çıkarırız. bu durum bir bölümüyle gerçek olsa da genellikle abartılı bir durumu ifade eder. bu savunma mekanizması sayesinde ilkel olarak idealleştirdiğimiz varlıklarla özdeşleşirken biz de kendimizi onların bir parçası olarak görürüz. ağa ya da aşiret reislerinin bu şekildeki ilkel idealizasyonu kısmen bu liderlerin bazı özelliklerinden kaynaklanmakla birlikte, temelde belli bir toplumsal gelişme düzeyinde olan aşiret üyelerinin güçlü bir lidere olan psikolojik gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır. aşiret üyeleri, lidere bağımlılık gereksinimleriyle ağayı her zaman birinci plana çıkarırken kendilerini ikinci planda, ikinci sınıf insanlar olarak algılarlar.
    aşiret üyeleri "güçlü ağayı" kendilerinin bir uzanışı olarak algılayarak, bilinçdişında kendi güçsüzlüklerini ve bunun yarattığı boşluğu tamamlayan bir unsur olarak görürler. böylece güçsüz ve ikinci planda kalmış olmalarıyla yaşadıkları acı veren duygularının üstesinden gelmeye çalışırlar. liderde ön plana çıkma, önde olma, güçlü olma, sayılma, itibar görme gereksinimleri varken, izleyicilerininse o özelliklere sahip `bir lider yaratma ve yarattıkları bu lidere bağlanma` ya da itaat etme gibi psikolojik süreçleri bulunmaktadır.
    bu psikolojik gereksinimler dolayısıyla böyle bir sosyal yapı değiştirilmek istendiğinde, sadece ağa ya da aşiret reislerinden gelecek engellemeler ve psikolojik dirençlerle karşılaşılmayacaktır. her iki grup da karşılıklı psikolojik doyum ilişkisi içinde oldukları için düzenin değişmesine direnç göstereceklerdir. bu durum çelişki gibi görünebilir.
    aslında, mantık açısından kendini geri planda, ikinci sınıf ve lidere uymakla yükümlü gören insanların bu ezik ve mağdur durumdan bir an önce çıkmak isteyecekleri akla gelmektedir. ancak, bu açıklama mantıklı olmasına karşın, tüm insanlarda olduğu gibi bu insanlarda da bağımsızlığı sürdürme gibi psikolojik etkenler teba kalma yönünde bir motivasyon oluşturur. kısaca, mantık ve duygu boyutlarının ikileminin yaşandığı görülmektedir. ne yazık kı hemen her zaman olduğu gibi duygu yanı psikolojik boyut yönünde hareket etme, daha çok kendini gösterecektir.
    ağalar narsisistik doyum aracı olan ağalıklarının elden gitmesine karşı direnç gösterirken, tebalar da alışageldikleri geleneksel ilişki biçimlerinin, bağımlılıklarının ve bu türden psikolojik doyum ilişkilerinin yitirilmesi kaygısını yaşarlar. her iki tarafın da gerek bilinçli ve gerekse çoğu kez bilinçdışı yaşadığı kaygılar, durumun değişmesine karşı dirençlerin gelişmesine neden olmaktadır. bu nedenle, geleneksel yapının devam etmesinin sağladığı psikolojik doyumla gelişen dünya gerçeklerinin zorladığı mantıklı değişim baskılarının arasında kalan bu gruplar, yoğun çatışma ve kaygı yaşamaktadır. bunun beklenen sonuçları strese toleransın düşmesi, aşırı duyarlılık, alınganlık ve çabuk öfkelenme durumlarıyla kendini gösteren regresif, yani çocukluk dönemine özgü kontrolsuz duygusal boyuttur. buna bağlı olarak, bireyde mantıktan ve gerçekten uzak, engellenmeye dayanamayan, bekleyemeyen ve sabredemeyen davranışlar ortaya çıkmaktadır.
    topluluklar ve bireyler yaşadıkları ikilemin devam etmesi durumunda daha önceki gelişim düzeylerine gerileyerek, daha ilkel savunma mekanizmalarını kullanmaya başlayacaklardır. " abdülkadir çevik - politik psikoloji