şükela:  tümü | bugün
  • carl schmitt'in düşüncesinde "siyasal kavramı"nın aslında en üstün güç olan egemenin konumunu da kapsayan ve bu konumu “öngerektiren” bir güce sahip olduğunu biliyoruz. (bkz: der begriff des politischen)

    peki ama kimdir bu egemen?

    işte carl schmitt’in orjinal adı "politische theologie: vier kapital zur lehre von der souveranitat" (1922) olan ve türkçe'ye "siyasi ilahiyat: egemenlik kuramı üzerine dört bölüm" olarak çevrilen ünlü metni; bu soruya çok açık bir biçimde yanıt veriyor: “egemen olağanüstü hale karar verendir”.

    bu tanımın açıklığına rağmen yine de dikkatli olmalıyız. çünkü burada altı çizilen olağanüstü hal, bir kararname ile ilan edilen spesifik bir durumun ya da sıkıyönetim halinin ötesinde “devlet kuramının genel bir kavramı”na atıfta bulunmaktadır. olağanüstü halin “mevzu hukukta öngörülmeyen”, tehlikeli, devletin varlığını tehdit edecek bir durum, bir istisna hali ile tanımlanabileceği doğrudur. ama bu onun gerçeğe uygun ve eksiksiz olarak tarif edilebilmesi anlamına gelmez. bu tarif güçlüğü egemenin konumunu daha da kritik kılar.

    egemen “sınıflandırılamayan” olağanüstü halin hangi durumda ortaya çıktığını belirlemekle kalmaz, bu halin oluştuğuna ilişkin verdiği kararla hukuku, kendini koruma hakkına dayanarak askıya alır. devlet egemenliğinin özü de burada yatar. dikkat edilirse, burada devlet egemenliği zorlama ya da hükmetme tekeli ile değil; karar verme tekeli olarak kodlanmıştır. bu tekel, bir istisna hali olarak olağanüstü hal üzerinden kurulur. istisna daima normal durumdan daha ilginçtir ve kuralı kanıtlar. kanıtlamakla da kalmaz, varlığıyla kuralı yaşatır.

    olağanüstü halin ve istisnanın hukuk için taşıdığı anlam mucizenin ilahiyat için taşıdığı anlama benzemektedir. bu doğrultuda schmitt’e göre; “modern devlet kuramının bütün önemli kavramları dünyevileştirilmiş ilahiyat kavramlarıdır”. egemenlik kavramı sadece günlük çıkarların hükmü altında olması ile değil, “en üstün, hukuken bağımsız ve asli güç” olarak tanımlanması ile de doğasına ilişkin bir belirsizliği ve çok anlamlılığı yeniden üretmektedir.

    schmitt’in amacı; totolojik hükümlerden uzak durarak egemenliği hukuksal özün belirlenmesi yoluyla tanımlamaktır. 19.yy. devlet kuramının gelişim sürecinde ortaya çıkan aşkın tasavvurların bertaraf edilmesi ve yeni bir meşruluk kavramının oluşturulması refleksi bu özün belirlenmesini zorlaştırmış ve egemenliğin kurumsal bedeni parlemento olmuştur. bu, hem siyasal olanın hem de egemenliğin topolojisinin yeniden düşünülmesi için parlementer demokrasinin işleyişine bakmayı zorunlu kılmaktadır.