şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insanların cahillik ve yanlılıklarını kendi ağızlarıyla itiraf etmeleri çok üzücü.

    1- türkiye'de, siz bilmeseniz de, erkeklik araştırmaları yapılıyor. "erkeklerin henüz bir oğlan çocuğu oldukları süreçten başlayarak güçlü olmak, duygularını göstermemek yönünde maruz kaldıkları endoktrinasyon onları travmatize eder, yaşayışlarını kısıtlar, erkeklere böyle yükler yüklenmesi haksızlıktır" diyenler yine feministler hatta. okusaydın bilecektin, ama onun yerine hayali feministler yaratıp onlara saldırmak daha cazip geliyor anlıyorum. (internet dünyasında daha iyi iş yapıyor, sen de haklısın.) ama cehaletin gözüküyor kenardan, çünkü her zamanki gibi, bilmediğiniz alanlarda ahkam kesiyorsunuz. serpil sancar'dan da ders alsan sana bunu söyler, fatmagül berktay'dan da, serpil çakır'dan da. kendi cinsinden erkeklik araştırmaları okumak istiyorsan, bahadır türk'ün makalelerine bakabilirsin, direkt erkeklik çalışır o da. erkekler lehine makale yazılmadığı iddiası rahatlıkla çürütülebilir bir iddiadır, çünkü var, yazılıyor, sen okumadın ve bilmiyorsun diye onlar puff diye havaya karışmıyor. saydığım isimlerin çalışmalarını okusan bilecektin. ha tabii, "leh"ten ne anlıyorsunuz tabii bilemiyorum. "erkekler şahane, pis kadınlar onları eziyorlar" vülgerliğinde şeyler arıyorsanız, evet o yok. ama bu sistemin sadece kadınlara olan etkisine odaklanmayan, kadınları ezerken erkekleri de sakatladığını, kimse için iyi olmadığını söyleyen makaleler arıyorsanız, binlerce var. siz okumadığınız için bilmiyorsanız, "yok" demeniz sadece cehaletinizi tekrar ortaya serer. bu ülkede erkeklik çalışmaları konferansları yapıldı. gittiniz mi? hayır. erkeklik çalışmaları için hususi akademik dergi yayımlanıyor. okudun mu? hayır. anca "yok, çalışılmıyor". cahil cesaretiyle birtakım açıklamalar.

    al oku, biraz bilgilenirsin, erkeklerin de "mağdur" olarak ele alındığını görmüş olursun: http://erkekliklersempozyumu.blogspot.com.tr/
    http://kasaum.ankara.edu.tr/?p=2144
    http://masculinitiesjournal.org/…/masculinities/1/1

    al bu da "neden erkeklik çalışmalarına ihtiyacımız var?" konulu söyleşi. söyleşiyi verenler de çalışmaları olan kişiler: http://t24.com.tr/…arina-neden-ihtiyacimiz-var,1628

    2- "üniversite araştırması var konu kilit" şeklinde ortaya atıldığımı iddia etmek tipik bir manipülasyon, sizin gibilerin hep yaptığı gibi. olan neydi? olan şuydu: "şikayetlerin %90'ı iftira" diyen red pill'ciye "benim okuduğum kaynaklar şu şu şu oranları gösteriyor, senin kaynağın nerede, görebilir miyim?" diye sordum. kaynak sormam mı tuhaf, kendi kaynağımı paylaşmam mı, ha?

    sizden o sırada kaynak geldi mi? hayır. iddia sahibi şahıs, ki o sen değilsin, sundu mu? hayır. manipülasyon çirkin bir şey midir? evet.

    3- "taciz iddialarının %90'ı yalan" muhabbeti döndüğünde, eminim ki ellernde kaynak olsa bozacı da şıracı da sunardı. fakat iddiayı ortaya attıkları anda herhangi bir araştırma okuyup da bu iddiayı öne sürmüş değillerdi, canları öyle istediği için sallamışlardı. önce iddia öne sürüp sonra o iddiayı doğrulayacak oran içeriyor mu diye araştırma aramak da bilimsel etiğe hiç uygun değil, ama kime anlatırsın? önce bilgi edinip sonra fikir oluşturacağına, önce kanaat oluşturup, sonra kafasına göre uyan kanıt arayan, bulamazsa da "pis feminikleri" suçlayan tipik red pill'ci kafası işte. doğruya ulaşmayı değil, fikrine destek olacak kanıt aramayı görev edinen tam bir tipik yurdum insanı zihniyeti. şimdi "kaynak yok değil, cevap verilemedi değil, bakın var" demek komik, çünkü aradan 1 ay geçmiş. belli ki bir aydır araya taraya "kanka en yüksek gösteren kaç var yaa bulalım" moduna geçilmiş. etik gümlemiş ama, en azından sizi araştırma okumaya, bulmaya itmişim. bence olumlu gelişme sizin adınıza. yukarıdaki konulara da az bakın, her ay böyle böyle gelişeceksiniz umarım biraz.

    tabii hâlâ iddia edildiği gibi "şikayetlerin %90'ı iftiradır" diyen bir araştırma bulamamışlar. ama bulamamaları, iddia yanlış olduğundan değil, kesin "feministler araştırma yapılmasına izin vermediğinden"dir. hıhım. türkiye'de feministler bütün üniversitelerin rektörü, dekanı olmuşlar da araştırma engelliyorlarmış. duy da inan. nasıl bir hayal dünyasında yaşıyorsanız... aynısını ben desem, "kendisini dev aynasında görüyor bunlar" dersiniz.

    "buraya yazmayacaktım ama" ergenlikleri de komik. hâlâ bir kuyruğu dik tutma çabaları. bayaa bayaa yazmak için bir aydır uğraşmış bakmışsınız işte yahu ahah. ki bakın, sorun yok, güzel diyorum. ha, ama baktın da ne oldu? "şikayetlerin yüzde doksanı yalan" diyen bir oranı bulamadığına üzülüyorsun anca ve neden bunu söyleyen bir çalışma bulamadığına dair yalanlar uyduruyorsun. bu esnada bilimsel düşünceden fersah fersah uzaksın, sadece iddianı destekleyecek aknıt bulamamanın üzüntüsü içinde saçmalıyorsun.

    mesela araştırma mı? al o zaman, mesela sen de hiç şikayet edilmeyen taciz oranlarını düşünüp hesaba bile katmıyorsun. araştırma yapacaksanız her konuyu düşünüp hesaba katmak zorundasınız, yok öyle kafanıza göre araştırma yapmak. siz istiyorsunuz ki pastam da dursun, karnım da doysun. buyrun siz kendiniz yapın araştırmanızı, etrafınızdaki kadınlara sorun bakalım, hangi kadının gün içinde her laf atmayı, her tacizi gidip şikayet edebilecek zamanı ve enerjisi oluyor? mümkün değil. (gerçekten, teknik olarak mümkün değil. bir adam bana laf attı, geçti gitti, gidip nasıl şikayet edeceğim, eşgali bile belli değil bazen göremeden uzaklaşmış oluyor.) bunları hesaba katma, tek derdin "şikayetlerin ne kadarı iftira?" olsun. ki karşındaki insan "iftira yoktur" demiyor, ama kalkıp müsait organınızdan "yüzde doksanı iftiradır" diye sallamanıza haklı olarak itiraz etmiş.

    ben, iftira oranını düşünerek, yani senin tarafından da bakabilir biri olarak, okuduğum araştırmaları da önüne koyarak "benim gördüğüm şu kadar, sen benimle kaynağını paylaşır mısın?" diye özel mesaj atayım, sen gösteremediğin için kudurup nick altıma döşen, danışıklı dövüşçülerini de gönder ki senin adına konuşsunlar, iddia ettiğin oranı hâlâ göstereme, onu da "yani tabii o kadar şey değil eheheh ama yani böyle de değil" diye kendince yumuşatmaya çalış, ısrarla konuyu iftira zeminine çekmeye çalış, fakat şikayet edilemeyen vakalarının aslında şikayet edilebilenlerin kaç katı olacağını hiç hesaba katma, bundan bahsetme bile, araştırma nasıl yapılır haberin olmasın, sonra "bu konular tabii araştırılamaz, feministler izin vermiyor" diye ağlak yap.

    bir şey söyleyeyim mi, kendi tabirleriyle "hep mağdura yatan" birileri varsa onlar işte bu tipteki, bu kafadaki erkekler. kimse feminist araştırmacılara da kucak açmadı ama ittire ittire birkaç iyi üniversitede kendilerine alan yarattılar, araştırma da yaptılar. madem o kadar araştırma yapmak istiyorsunuz, siz de gidin yapın. iyi üniversitelere girmeye üşeniyor musunuz? e anadolu'nun her yeri pıtrak gibi tabela üniversitesi dolu, orası tam sizin kafada erkeklerle dolu hem, önünüz açık, girin orada akademik kariyer yapın, araştırmanıza rahatça fon bulursunuz. ha üniversiteye bağlı olmak mı istemiyorsunuz, hay hay, bağımsız araştırmacı olarak kendi araştırmalarınızı fonlayabilirsiniz. kendi elinizde böyle bir para yoksa, o zaman da erkek dayanışması gösterip red pill'cilerden para toplayabilir, parası mukabilince bir uzmandan araştırma yöntemleri dersi alabilir, kendi çalışmanızı yürütebilir, eğer bilimsel kriterleri tutturursanız hakemli dergilerde de yayımlatabilirsiniz. bakın size türlü türlü yol. ha bunların hepsini yapmaya üşeniyorsanız, bütün dünyanın siz red pill'cilere karşı olduğuna inanıyorsanız, istediğiniz "taciz şikayetlerinin %90'ı iftira" oranını veren ısmarlama araştırma bulamıyorsanız, o zaman gelip burada ağlamayın, burası ağlama duvarı değil. *
  • bana "taciz ve tecavüz şikayetlerinin %90'ı iftira" diyen birinden kaynak talep ettim. gelmedi.

    benim gördüğüm araştırmalarda oran %6-8 civarında seyrediyordu. çeşitli üniversitelerden araştırma linkleri yolladım. gelen cevap: "bunlar yanlı, manipülatif yeaaa" ve bu insan "mantıklı" olduğunu iddia ediyor? "nasıl anladın bunu?" diye soruyorsun. cevap yok. çünkü araştırma metodolojisi inceleyecek herhangi bir bilgiye sahip değil ki! (hatta sanırım gönderdiğim araştırmaları okuyup anlayacak ingilizceye de sahip değil.) kendisi, kendi iddiaları hakkında tek bir kaynak sunamazken ve kafasından yüzde sallarken harika bir insan, siz on yıllık case study'ye dayanan, kim bilir ne kadar emekle yapılmış bir üniversite araştırması gönderen halinizle "yanlı, boş" olan tarafsınız. neden? çünkü onun işine gelmeyen her şey "yanlı" bilgidir. ben boşuna mı "bu ülkede düşünme tarzı olarak çoğu insan bir minik tayyip" diyorum? ideolojik olarak nerede durursa dursun, herkes, her konuda her şeyi biliyor, sosyolojiyi de biliyor, gender studies'i de, hukuk akademisyenlerini eleştirecek kadar hukuk da biliyor, her şeye hakim! bu hakimlik nerden geliyor diye sorarsanız, "bu araştırmaların manipülatif olduğunu okumadan nasıl anladınız?" diye sorarsanız cevap yok, istiyor ki ona hemen iman edeyim, çünkü sonuçta "yanlı" dedi, o öyle diyorsa bütün o araştırmaları yapan uzmanlar kesinlikle haksızdır! böyle bir kafa olabilir mi ya? işin uzmanlarının araştırmalarına yekten "yanlış" diyecek işine gelmeyen bütün araştırma, yazı, referans ve kaynaklar "yanlı", "satılık", "boş." ben adama akademik araştırma yolluyorum, o bana geyik youtube videosu atıyor "karşı argüman" olarak. aradaki seviye farkı derken kastettiğim böyle şeyler yahu, bende peygamber sabrı var bence. *

    gerçekten tekrar sormak istiyorum: kuzum siz kimsiniz? alanının uzmanı herkesi yerden yere vurabilme vasfını nerden alıyorsunuz? bir insan hiçbir bilgisinin olmadığı her alanda nasıl bu kadar kendine güvenerek ahkam kesebilir? şimdi buna "cahil özgüveni" desem ben ad hominem'ci olacakmışım, bak bak bak. oldu. cahili olduğun bir alanda cahilliğini söylemek ad hominem değil, acıtıyor ama kusura bakma, gerçek bu. ben de mesela organik kimya cahiliyim. biri bana "cahilsin" dese alınmayacağım, hakikaten bilmiyorum çünkü. senden farklı olarak, hayatımda hiç organik kimya konusunda ahkam kesmedim. ama senin kafana göre, o halde ben de şunu diyebilirim: "bence organik kimya araştırmaları manipülatif. çünkü öyle. karşı kanıt sunmama, yapılmış araştırmaları kanıtla çürütmeme gerek yok, çünkü bence öyle."

    böyle yazınca ne kadar komik gözüküyor di mi? işte yaptığınız tam olarak bu. "git bak abd, kanada ne halde?" diyor ya ahahhaha adam türkiye'de debeleniyor, kanadalıya laf ediyor, ne haldelermiş! vah vah, yazık hakikaten kanadalılara yahu :/ sorsan "avrupa can çekişiyor" diyen islamcılarla dalga geçer ama! fark ne? fark yok! ikisi de eşit derecede zavallı ve kendi zavalllılığını görmekten aciz. hiçbir araştırma okumaz, fakat ne hikmetse daha okumadan "yanlı" olduğuna kanaat getirir, yine de bağnaz olan dünyadaki araştırmaları takip eden, okuyan benimdir, o değil. birisi ironi mi demişti?

    ben acziyetinizi göstermekten yoruldum, siz kendi kendinizi yeterince rezil ediyorsunuz hakikaten.
  • insanları yalancılıkla suçlayanların esas kendi karakterlerine yalancılığın işlemesi tesadüf mü? "manipülasyon" diyenlerin kendilerinin sürekli manipülasyon yapması tesadüf mü?

    madem mesajları döküyoruz ortaya, dökelim hadi:

    - "yapılan taciz suçlamalarının %90'ı asılsız olunca adamlar da gerçek vakaları intikam sebebiyle ortaya atılmış, iftiralar sanıyorlar."

    - "taciz suçlamalarının %90'ının asılsız olduğu bilgisi hakkında bana kaynak gösterir misin? benim gördüğüm kaynaklar, %6-8 arası oran veriyor. sen de kaynağını benimle paylaşır mısın?"

    kaynak gelmez, ben kendi kaynaklarımı paylaşırım. okumadan manipülatif olduğuna karar verir. okumadan! gönderilen araştırmalar akademik dergilerde yayımlanmış çalışmalardır! karşımdaki insan bir akademik dergide hakemli yayın yapmanın ne demek olduğunu, nasıl yapıldığını bilmiyor. bilse zaten onca emeğe o kadar kolay burun büküp "şöyle yeaa böyle yeaa" diyemez. kaldı ki bir insan zaten okumadığı bir araştırma hakkında nasıl konuşabilir yahu? utan yani biraz derdim ama o yüz sizde ne gezer? adam kendini ne zannediyorsa, saygın çalışmaları beğenmiyor. ay haspam!

    işte yazdığım kısım: "ben sana bilimsel dergiden referanslı makale yollarım, sen ban yutup videosu. aramızdaki fark bu yüzden bu kadar büyük. 'bir kanıtla kırk alimi yendim, kırk kanıtla bir cahili yenemedim' lafı boşuna söylenmemiş. cahilin önüne istediğin kanıtı koy, 'bu kanıt diil yeaa' der. ondan kanıt iste, gösteremez. bu yüzden ömrünün sonuna kadar cahil kalmaya mahkumsun işte. eziklik kompleksini de ancak kadınlara saldırarak giderirsin böyle."

    burdan vay sen bana nasıl cahil dersin, yok ad hominem! yahu nasıl cahil dediğim belli işte, araştırmaları okumamışsın, bu alanda bir bilgin yok ve buna rağmen ahkam kesiyorsun, yalan söylüyorsun! "taciz suçlamalarının %90'ı iftira" lafından büyük bir yalan mı var be? kaynak istiyorum gösteremiyorsun. düpedüz cahilsin! hatta suç bende "cahille etme sohbet" diye de laf var, ama ben tenezzül ettim de kalkıp sana laf anlattım!

    bunun üzerine gelir bana hesap sorar, bilmem ne konusunda niye entry gitmedin diye. bir haftadır hiçbir konuda entry girmemişim, ama beyefendiye hesap verecekmişim, niçin onun sorduğu konuda entry girmemişim! ya sen kimsin de bana hesap soruyorsun? kimsin sen ya, kimsin ulan, sana hesap mı vereceğim? allah allaaaah! sen gidip bütün tacizcileri, tecavüzcüleri kınadın mı? hepsine entry girdin mi? bu konuda zaten entry yazdığım için entry'yi yollarım, "al bak senin gibiler için yazdım bu entry'yi" diye. bahsi geçen entry: (bkz: #76372806)

    köşeye sıkıştığı için bu noktada cevap veremiyor, "byes" moduna geçiyor küçük bey tabii. çirkefliğini de yapmadan duramaz ama! sanki o kaynak talep ettiğim tartışmanın içinde söylemişim gibi utanmadan çarpıttığı, "bakııııın ad hominem yaptı" dediği mesajı işte o tartışma bittikten, kendisi bana hesap sorma hadsizliğine kalktıktan, köşeye sıkışınca kaçmaya kalkmasındna sonra atıyorum: "götün sıkışınca bye tabii. cinsel organın bile beyninden büyüktür çünkü. sana harcadığım zamana yazık, önyargılı zavallı. tacize uğradığımız yetmiyor, sizin gibi it kopuk heriflere bir de laf anlatıyoruz. yetmiyor hesap soruyor haspam. sen niye her tacize tecavüze ses çıakrmıyorsun o zaman ha? sen niye o herifleri mahvetmiyorsun? keşke seni de şöyle gözünü korkutacak herifler her fırsatta taciz etse de, anlasan, başka türlü anlamazsın çünkü. empati duygusu sıfır çünkü sizin gibilerde. insan taklidi bile yapmayı beceremeyen zavallılarsınız. başınıza gelmeden de anlayamazsınız o yüzden."

    işte, çarpıtma da, yalan da sizin gibi eğitimsiz, vasıfsız, kültürsüz, çapsız, dandik tiplere has. ben ortaya araştırmayla gelirim, sen okuyup anlayamayacağın için okumadan saldırırsın. ben senin gibilere bile laf anlatırım, sense buna değmezsin. zorunuza gidiyorsa gitsin, cahil, zavallı bir erkeksin. ben her gün tacize uğradığım bir ülkede tacize uğradığımı senin gibi "yüzde doksanı iftira yeaa" diye sallayan pisliklere kanıtlamak zorunda değilim! sizin kuklanız da değilim, kudurun. istediğim zaman sözlüğe girerim, istemezsem bir hafta uğramam. bütün başlıkları tarayıp ilgili her şeye entry girme zorunluluğm yok, ben bu işin memuru değilim, bana gebersen de hesap soramazsın. benim hayatım senin gibi sözlükten ibaret değil. şimdi git kitap oku, yabancı dilini geliştir, araştırma ve yayın takip et. belki o zaman benim yüzde birim olabilirsin.
  • "kibrinizde boğulunuz" yazmasıyla tam manasıyla kendisindeki kibri yansıttığını anladığım bir vatandaş gelmiş.

    öncelikle kendisiyle mesajlaşalı 3-4 hafta oluyor. toplam mesaj sayısı da 3, zira sorularıma cevap veremeyip kaçmış. ben kendisini unutmuştum bile, ama o günden bugüne içinde tutmuş herhalde, bugün patlamış. tövbe ahahah. gelip yazsaydın canım, eline taş bağlamıyoruz, yazık bunca haftadır içinde tuttuğuna değmez.

    bu kadar ona "dokunan", bu kadar "sinirini bozan", haftalardır uykusunu kaçıran konuşma da epi topu şu ha:

    1- kendisi "hâlihazırda araştırma görevlisi vb. akademik personel olarak çalışmıyorsanız, türkiye'nin en iyi üniversitelerinde asla ve asla doktora yapamazsınız. juri, "akademi için şimdiye kadar ne yaptın, bundan sonra ne yapacaksın ?" tokadını atar mülakatlarda. diğer üniversiteleri bilemem ancak bu gözler doktora öğrencisi diye kimleri, neleri gördü." şeklinde bir entry girer. (bkz: #81511226)

    ben de ona bütün bölümleri ve üniversiteleri genellemesinin doğru olmadığını, aklında belli bir üniversite-bölüm varsa onu belirtmesinin daha doğru olduğunu, antropolojiden mühendisliğe her bölüm için böyle bir iddia sunmanın fazla iddialı, fazla genelleyici olduğunu söylerim. ardından da, eğer başvurduğu yer için akademik yayın yapma şartı aranıyorsa, akademik yayın yapmak için üniversiteyle organik bağ olması zorunluluğu olmadığını, bağımsız araştırmacıların da hakemli dergilere yayın gönderebildiğini, konferanslara kabul alabildiğini söylerim.

    2- durum tamamen bundan ibaretken şahıs alev alır! bunu söyleyen bir insana yazdığı ilk cümle "bir yere kabul edilmediğim veya başvurmaya çalıştığımı nereden çıkardınız ?" olur mu ya birinin ahahahhaha! şu yazılandan bunu çıkarabilmek için insanın gerçekten kafasını belli bir fikre fikslemiş olması, değil kuru buluttan, olmayan buluttan nem kapabilmesi gerekir. zira yazdığımda "böyle böyle de olabiliyor, böyle de yapabilirsiniz" diyorum. "siz belli ki kabul edilmemişsiniz" filan gibi hiçbir cümle yok! ama nasıl bir aşağılık kompleksi varsa direkt bundan bu anlamı çıkarıyor, üstüne küsüyor, "tavsiye almak için entry girmedim tımam mı" diye trip atıyor ya ahahahah. yahu ben bir genelleme yanlışlığından ve bir "imkan"dan bahsediyorum. çünkü entry'de sanki böyle bir şey mümkün değilmiş gibi bir hava estiriliyor. bu da yanlış bilgi vermektir. asistan olmadan doktoraya kabul mümkündür, dahası eğer jüri doktoraya kabul için akademik alanda varlık göstermiş olmanızı bekliyorsa doktoraya başvurmadan evvel kasıp konferanslara kabul almaya çalışabilir, makale gönderebilirsiniz. bunları yaparsanız, böyle bir şart olsa bile doktoraya kabul alabilirsiniz. bundan bahseden kişiye "benim kabul almadığımı nerden çıkardınız?" demek tamamen eblehliktir.

    bir de kendini foucault gibi bir isimle eş tutuyor, sanki büyüüük acılara denkmiş gibi "entry'mi silebilirler, hatta beni uçurabilirler, yolumdan dönmem" falan gibi ucuz kahramanlıklara koşuyor ya dfkjghdfjk okurken kahkaha attım, sağolunuz. ne zamandır bu kadar gidik bir kafa, bu kadar patlak bir "haklı olduğum için yalnızım"cılık, bu kadar defolu bir özgüven görmemiştim. ibret-i alem için durmalı o entry ya, ne sildirmesi! bununla beraber sizin için üzüldüm de biraz. ben dememiş olsam bile, biri size "kabul alamamışsınız sanırım, bakın şöyle şöyle yapabilirsiniz, bunun böyle de bir yolu var" demiş olsaydı bu kesinlikle büyük bir şey olmazdı. normal bir insan buna en fazla "haberim var, kabul aldım zaten, teşekkürler" der veya "bilmiyordum, haberim oldu, sağolun" der geçerdi. bunu bu kadar dert etmek, "bana nasıl tavsiye verirsiniz, kabul almadığım sonucuna nerden ulaştınızzz!" diye dellenmek, bunu 3-4 hafta içinde kurup kurup büyütmek, "beeen acılara kafa tutan, kurşunlara kafa atannnn" seviyesine getirmek, hele hele "aklın ibneleşmesi" gibi korkunç terimler kullanmak gerçekten bir soruna işaret ediyor. geçmiş olsun.
  • bozacı şahidi şıracılar yine gelmişler. yazanlara, fav’layanlara bakıyorum, klasik red pill’ci tayfa, sonsuzluk ve bir gün, burakowski, toroslardir benim yurdum falan ahahaha 1f eksik, (hayırdır şutladılar mı onu ya, nasıl eksik kalmış?) okuduğunuzu anlayabilecek kapasitede bile değilsiniz. siz kendi aranızda takılmaya devam edin çocuklar.
  • ben konuyla ilgili, konunun uzmanlarınca yazılmış, akademik referanslı yazı paylaşıyorum, siz bana "sikik, penis kıskançlığından kafayı yemişsiniz" diye mesaj atıyorsunuz. buna "ergenlik" ve "bilgiden, derinlikten yoksunluk" deyip geçiyorum ben, zira yapabileceğim en makul, en hafif açıklama bu bence.

    aramızdaki seviye farkını daha güzel özetleyemezdiniz beyler.
  • nick altındaki tartışmayı okumamın bile iq puanımı arşa çıkardığı yazar.

    eyy ekşi ahalisi görün bakın nasıl tartışılır, bizim varsa yoksa tinerci, himmetçi, pavalı köpekten başka bir cacık bildiğimiz yok, millet akademik kariyer/doktora falan diyor.

    tartışma konunuzu anlıyor ve yapısal olarak parçalanıyorum.

    saygılar...
  • bu yeni nesil bebelerin internet uzerinde "ahgfhsgfsdshdlfsg" diye gulmelerini huysuz bir ihtiyar olarak uzun sureden beri dehsetle ve icimden "tovbe tovbe" cekerek izliyordum. bugun bu hanfendinin "kaşsızla" diye gulmesine denk gelene kadar.

    bir insan evladi nasil random sekilde "kaşsızla" diye gulebilir yahu ?
  • geçen günlerde uzun uzun yazıştık. taciz, tecavüz, kadın erkek eşitliği, feminizm, pedofili gibi konuları enine boyuna tartıştık. tamam tamam, o kadar da dünyayı kurtarmadık, ancak ben utanmadan kimi tacizciyi, kimi tecavüzcüyü de anlamamız gerektiğini savundum (evet utanmadan bunu yaptım. hem de polly jean'e karşı. o gün akşam yemeğinde yürek yemiştim). kendisi de gayet medeni bir şekilde, hatta beklemediğim kadar dostane bir şekilde (böyle bir beklenti içinde olmamak benim ayıbımdı. önyargılıydım) neden haksız olduğumu yorulmadan, sıkılmadan uzun uzun anlattı. sonucunda (bkz: ben tatmin oldum).

    (bkz: kadın haklı beyler). vallahi de, billahi de haklı. haklı yani, nasıl haksız diyeyim?!

    o kadar çok iltifat dizmek istiyorum ki buraya, ancak samimiyetimden de ödün vermemek, abartıyor olarak görünmek de istemiyorum.

    bi kere polly jean fazlasıyla donanımlı. bilgili. alanında üstat. konulara hakim. nasıl olmasın ki zaten? taciz problemini on yıllar boyu tacize uğrayan insan mı daha güzel izah eder yoksa hiç tacize uğramamış, bilakis büyük ihtimal tacizde bulunmuş sen mi, ben mi (seni bilmiyorum ama ben tacizde bulunduğumu birçok kez itiraf ettim. itiraf edince aklanmış olamayacağımı polly jean de güzel anlattı. çirkin davranışlarıma hak ettikleri gibi, "onlar çirkin davranışlar" dedi)?

    velhasılıkelam kendisinden çok şey öğrendim. ayrıca kendisinin nasıl sabırlı, nasıl eğitimden yana biri olduğunu ve nasıl samimi bir insan olduğunu da öğrendim. erkeklere düşman olmadığını, bilakis erkeklere benden daha dost olduğunu öğrendim (ben "erkek böyle bir yaratık" derken, kendisi "lütfen genellemeyelim, erkeklerin de güzeli var, tıpkı kadınların da güzel olmayanları olduğu gibi" dedi. ki zaten cinsiyet ayrımcılığına karşı olmak bunu gerektirir).

    feminizm - kadınlar çiçektir, erkekler böcektir demek değil.

    feminizm - kadınlar da böcek olabilir, erkekler de çiçek olabilir demektir. (bu kadar basit bir şeyi anlamıyoruz ya bazen... şahsım adına utanıyorum.)

    polly jean - polly jean çiçektir, karşıtı böcektir demek değil.

    polly jean - polly jean de böcek olabilir ama ne gerek var böcekliğe şimdi, hepimiz çiçek olmaya çalışsak ya demektir. (yine mi yanlış anladım ben? sabahtan beri türcülük mü yapıyorum lan ben, çiçeği övüp böceği yererek? allah belamı versin. ben hiç güzel entry giremeyecek miyim? anne benim neden püskevitim yok?)

    "amaan döverse de döver" diye sakınmadığım sağlıksız düşüncelerimden dolayı beni fazla hırpalamamış, bilakis şefkatle yanaşmış, hatalarımı ve doğrularını tek tek bilal'e anlatır gibi anlatmış, benim ruhumu kendi ruhu önünde diz çöküp tövbe ettirmiş yazardır.

    kendisine saygı duyuyorum. takdir ediyorum. beğenerek okuyorum. eleştirilrdiği şeylerden kendimde de bulup utansam da, şukulamayı unutmuyorum.

    (bkz: polly jean'in askerleriyiz)
  • kendi kısıtlı dünyalarından bakıp pislik kusanlar, bu pisliklerine sinirlenmeme çok şaşırıyorlarmış. sinirlenince “sorunlu” oluyormuşuz, ay acaba beni seven var mıymış?

    yani çok şükür herkes sizin gibi davar türkiye erkeği, kadını değil. benim fikirlerimi paylaşan bir eşim ve çok sayıda arkadaşım var, hep de oldu. sizin buram buram yobazlık kokan kimi anadolu adetlerinizi, saçma dininizi, esas hastalıklı olan milliyetçi ve cinsiyetçi görüşlerinizi paylaşmadım diye sizin gibi çöplerin beni “anormal” bulmasından ancak gurur duyarım. sizin gibi biri olmaktan büyük bir ceza düşünemiyorum. *

    ekleme: inscrutable nickli yazarı elbette tenzih ederim. farklı görüşlerde olabiliriz, ancak onunla normal bir biçimde yazışıp konuşup birbirimize derdimizi anlatabiliyoruz. "diğerleriyle neden böyle yapmıyorsun?" diye düşünecek olan olursa, hastalıklı zihin kokusunu buram buram aldığım insanlara zaman ayırmaya tenezzül etmiyorum.