şükela:  tümü | bugün
  • dün akşam beni ağlatan ülke.
    varşova’da yaklaşık bir senedir yaşadığım binada yaşlı bir çift var. sürekli kapımı çalarlar. yalnız yaşadığımı bildikleri için yemek verirler. şahane yemekler yapan polonyalı bir çift. çocukları hollanda’da yaşıyor. neyse dün akşam internetten ads gs maçına bakıyorum. yine kapım çaldı. zaten kimse kapımı çalmadığı için şu aralar bu polonyalı amca ya da teyze diye düşündüm açtım.
    kapımın önünde kocaaaman bir kutu.
    içinde bir sürü hediyelik eşya.
    neler yok ki? gömlekler kravatlar pantolonlar... çikolatalar, kitaplar, müzik kutuları, parfümler, yok yok... hepsi özenle paketlenmiş. kocaman bir kutu. üzerinde bir not;
    “sen değerlisin. bunu asla unutma.”
    neler neler düşünmüşler.
    hepsi benim zevkime göre ince düşünülmüş hediyeler.
    yılbaşı hediyesi ayarlamışlar.
    ulan ben hayatımda bir kez bile böyle değer gördüğümü hatırlamıyorum.
    türkiye’de en son birlikte olduğum sevgilim bile ilk önce benim ona hediye almamı beklerdi.
    ben almayınca trip atardı.
    oturdum ağladım.
    hüngür hüngür.
  • carkifelek'te sesli harf satin almanin anlamsiz oldugu ulke. sehirlere isim bulmadan once alkol almamakta fayda var:

    glubczyde
    walbrzych
    szczuczyn
    bydgoszcz
    swinoujscie
    wloszczowo
    miedzyzdroje
    szczebrzeszyn
  • cumhurbaskanligi secimini 51% oy orani ile sagci populist aday olan andrzej duda'nin kazandigi ulke.

    2015'ten bu yana turkiye ile cok benzer bir siyaset gundemi var bu ulkenin.

    olmayan multeci kriziyle 2015'te basa gelen pis partisi geldigi gunden bu yana akp ile benzer hamleler yapmakta. "eski polonya" duzenini (komunizmden bahsediyorlar) yikacagiz diyip duruyorlar.
    ilk yaptiklari is ordu generallerini,hukuk sistemini, hakimleri ve egitim sistemini (4+4+4 yaptilar lol) degistirmek oldu.
    medyayi da sonuna kadar ele gecirdiler. polonyanin trt'si olan tvp, a haber seviyesinde sabah aksam haber yapiyor. surekli almanya bizi kiskaniyor, muhalefet adayi almanya destekli vs. haberler donuyor. bu arada hafiften cumhurbaskanina hakaret davalari bile basladi :d

    gelisen ekonomisini de kullanarak surekli belli gruplara resmi odeme destegi yapiyorlar. emeklilere ikramiyeler, her cocuga 500 zloty odeme, son zamanlarda da tatil destegi verecekler. bizimkilerin komur-makarna destegi yapmasi ve her yere beton dikmeleri gibi orta ve uzun vadede ekonomiyi mahveden hamleler yapiyorlar.

    tabii ki surekli bir hayali dusman var. once multecilerdi, simdi de lgbt hareketi.

    isin el ilginci de secmen profilleri ve turkiye ile benzerlikleri.

    tum detaylara buradan bakabilirsiniz ama goze carpanlari yazacagim.

    ulkenin ekonomisini yuruten bati kismi, ab ve ozgurluk destekcisi olan adaya verirken genelde emekli, yasli ve egitim duzeyi dusuk olan dogu kismi iktidara veriyor.

    yasa gore secmen profili;

    18-29: trzaskowski 64% - 35% duda
    30-39: trzaskowski 55% - 45% duda
    40-49: trzaskowski 55% - 45% duda
    50-59: trzaskowski 41% - 59% duda
    60+: trzaskowski 38% - 62% duda

    egitim seviyesine gore secmen profili;
    ilkokul mezunu

    duda 77.3%
    trzaskowski 22.7%

    orta okul mezunu

    duda 74.7%
    trzaskowski 25.3%

    lise mezunu

    duda 50.3%
    trzaskowski 49.7%

    universite mezunu

    trzaskowski 65.9%
    duda 34.1%

    koy/sehir oy dagilimi;

    koyler

    duda 63.2%
    trzaskowski 36.8%

    ilceler nufus < 50,000

    trzaskowski 53.8%
    duda 46.2%

    sehirler nufus 51,000-200,000

    trzaskowski 51%
    duda 49%

    sehirler nufus 201,000-500,000

    trzaskowski 61.9%
    duda 38.1%

    sehirler nufus 500,000+

    trzaskowski 66.5%
    duda 33.5%

    turkiye olsun, brexit olsun, trump olsun, polonya olsun... her yerde egitimsiz, ekonomiye katkisi olmayan ve dar kafali insanlar cok kritik kararlara sebep oluyorlar ve bu artik can sikmaya basladi.

    edit: oy sayiminda duzensizlikler oldugu iddia edilen haberler bile dusmeye basladi.

    https://gazetawroclawska.pl/…eck-b_ohib598ggeccknui

    daha bu isin basinda polonyalilar, cekecekleri cok sey var. resmen dejavu.
  • bu gözler polonya'nın katolik ve dinci olmasının sebebini de "amariganın oyunu yiğen" diye açıklayan çomar gördü ya artık ne desem boş. polonya yüzlerce yıldır koyu katolik bir ülkedir. hatta amerika daha yeni keşfedildiğinde polonya gayet katolik bir ülkeydi. adamlar 1300'lerde, 1400'lerde daha amerika keşfedilmemişken kendi topraklarında papa'nın emriyle pagan katliamları yaptılar. 1700lü yıllarda da polonya ortodoks rusya'ya karşın katolikliğin kalesi ve yıkılmaz duvarı olarak görülüyordu. olayın komünizm tehdidiyle veya amerika'nın oyunuyla alakası yok.

    anadolu coğrafyası da yaklaşık bin yıldır islamcılıkla yoğruluyor. anadoluda çoğu zaman şeyhler dervişler devletten bile daha çok söz sahibi olmuş. her boku amerika'nın oyununa yormaktan bıkmadınız.

    biraz daha araştırın, belki 2000 sene evvel isa'nın çarmıha gerilme sebebi de amerika çıkabilir. bunlar hep amerika'nın oyunu yiğen. büyük resmi görün.
  • polonya ile türkiye'yi şöyle kıyaslayayım. geçen sene yeni mezundum, türkiye'de 1 yıl asgari ücretle işe girdim, buraya gelmek, para biriktirmek için. türkiye'de aldığım maaş asgari ücretti, (2300tl) o zamanın kuruyla yaklaşık 300 euro. polonya'ya yüksek lisans için gelmiştim, bir süre sonra karşıma aynı iş kolunda bir ilan çıktı, başvurdum, kabul edildim ve işe başladım. maaş 4500 zloty net ücret. 1000 euro. türkiye'de haftada 1 gün iznim vardı, resmi tatil kavramı yok. 1 günlük iznide kafasına göre verirlerdi. haftada 45 saat + 6 saat mola 51 saatim iş yerinde geçerdi. gerçekten insanda psikoloji bırakmıyordu, bu çalışma düzeni. polonya'da ise aynı iş, haftasonu tatil, resmi bayramlar tatil. vardiya yok, haftada sadece 37.5 saat çalışma + 2.5 saat mola. pazartesi nasıl başlıyor, cuma nasıl geliyor insan anlamıyor dahi. her şeyden önce kendimi nsan hissetmeye başladım, artık kendime zaman ayırabiliyorum. polonya ile türkiye arasındaki fark budur. yazmışken bazı ek bilgiler de vereyim. arabalar 1000 zlotyden başlar. evet şaka değil, 1500 zloty'e mercedes marka bir araba alabilirsiniz. teknoloji ucuzdur, çünkü vergiler ucuzdur. türkiye'de 16 bin tl olan iphone 12 pro max'ın polonya'daki satış fiyatı 5000 zlotydir. işsizlik oranı avrupa'nın en az oranlı ülkelerinden biridir. artık öyle çok iş varki fabrikalarda, ukrayna'dan, belarus'tan gelenler bile yetersiz kalıyor, hala daha çok işçi lazım. avrupa'nın baba ülkelerini de gezdim fakat bana göre polonya en güvenli ülkelerden biridir, çünkü nüfus homojendir. yabancılar en fazla ukranyalı ya da belaruslu. geri kalanlar da öğrenci. hangi saatte gezerseniz gezin başınıza hiçbir şey gelmez. ama berlin'de, paris'te o saatlerde canınızdan olma ihtmaliniz vardır. genç kuşak (30-35 yaş altı) %90ı ingilizceyi çok iyi konuşur. polonya tabiki bir norveç, isviçre, almanya değil. fakat polonya'nın türkiye ile arasında da şu an kapanmayacak bir fark var. her konuda polonya, türkiye'nin çok ama çok önünde. sanattan tutun, sokakların temizliğine kadar.
    bir ek bilgi daha vereyim, download hızı 200 mbps.
    burada polonya'ya bok atan tiplerin polonya ile ilgili ya kuyruk acısı var ya da hiçbir şeyden memnun olmayan tipler.
  • pek bilinmese de; 18. yüzyılda dağılma eşiğine gelen polonya (lehistan), rusların, almanların ve avusturya'nın egemenliği altında yaşamaya başladılar. bağımsızlığını yitiren polonya'ya ilk yardım elini uzatan osmanlı devleti olmuştur. polonya'nın bağımsızlık hareketini desteklemiş ve polonyalı göçmenlere ülkemizi açmışlardır.

    istanbul'da yaşayanlar bilir; beykoz'da halen daha osmanlı zamanında göçenlerin kurmuş olduğu polonezköy, varlığını günümüzde de sürdürmektedir.

    türkiye cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından ise; türkiye cumhuriyeti'ni tanıyan ilk avrupa devletidir polonya. hatta ismet paşa zamanında şöyle bir anı da tarih kitaplarında yer almaktadır;

    nazi almanyasının, istanbul'daki büyükelçisi von papen 2. dünya savaşı'nın sonunda çekoslovakya'ya ait olan ankara'daki elçlik binasının, anschluss antlaşması gereğince almanlara ait olması gerektiğini dile getirmişti. papen'in isteği kabul edilip, bina almanya'ya verilmişti. daha sonra nazi orduları 1939'da polonya'yı işgal edince, van papen tekrar türk hükumetine gidip, mevcut polonya elçilik binasının da almanya'ya verilmesi gerektiğini söylemişti.

    zamanın cumhurbaşkanı ismet inönü, bu isteğe karşı çıkıp alman elçisine; "bizim, polonya ile ananevi bir dostluğumuz var. geçmişte, polonya'nın taksimi zamanında, türkiye polonya büyükelçisi'nin gelişi için 150 sene beklemiştir. şimdi çok kısa bir müddet için polonyalı dostlarımızı kıramam ve sizin bu talebinizi türkiye katiyen yerine getiremez" deyip, alman büyükelçisi'ni geri göndermiştir.

    her ne kadar yeni nesil polonya gençliği türkiye ile olan bu tarihsel ilişkileri bilmese de, polonya ile aramız her daim iyi olmuştur ama gel zaman git zaman, polonya halkı git gide ırkçı bir halka dönüşmüştür.
  • varşova'da yaşayan biri olarak konuşmaya hakkım var sanırım. avrupa birliği olmasa ne o bahsedilen aşılar olurdu ne de onları alacak para olurdu bu polonyalılarda. yatıp kalkıp almanya'ya dua etsinler. ülkenin avrupa birliğinde olması dışında hiçbir özelliği yok. avrupa birliğinde olmaları bile coğrafi konumu ve konjonktür icabı. almanya'da da yaşamış biri olarak çok rahat söyleyebilirim ki polonya ab standartlarına uygun bir ülke değil.

    polonya'da iş gücü ucuz. bu yüzden diğer avrupa ülkeleri yatırımını polonya' ya yapıyor. polonya vatandaşları çalışmak için diğer avrupa ülkelerine gidiyor. polonyalılara diğer zengin ab ülkelerinde iş ayarlayan şirketler bile var. sadece almanya'da 1 milyon polonyalı var. hindistan, ukrayna, belarus, rusya ve eski sovyet ülkelerinden yoğun bir göç var. bunlar da polonya'daki iş gücünü oluşturuyor.

    ülke insanları din batağına saplanmış durumda. pazar günleri kiliseler tıka basa dolu. başta gerici bir hükümet var. din yüzünden ülkede kürtaj bile yasak. geçen aylarda bununla ilgili çok büyük eylemler oldu ama yine de bir şey değişmedi. polonya'nın çomarı bizimkileri aratmıyor anlayacağınız. ırkçılık düzeyi de bir hayli yüksek. doğu almanya şehirlerinde görebileceğiniz ırkçılık seviyesi burada bütün ülkeye yayılmış durumda. polonyalılar çok agresif devamlı kavga çıkarmaya çok müsaitler. daha geçen gün bir arkadaşa polonyalı'nın teki küfür edip saldırmış. bunun gibi yüzlerce olay var.
  • iyi adam meyhanede bozulmaz, kötü adam kilisede düzelmez.

    polonya atasözü.
  • bir sene oldu buraya yerleşeli, tabii ki eğer başka bir avrupa ülkesi sizi hemen alıyorsa burası tercih edilmez ama burda da öyle bahsedildiği gibi berbat , aman allahım çomar dolu hergün yabancıları bıçaklıyolar gibi bir ortam yok.
    biz türkiye'de görece iyi kazanan, iyi yaşayan, kira ödemeyen, her yıl birkaç kere yurtdışı tatili yapan tiplerdik, buraya da aman allahım hemen polonya'ya gidelim diye gelmedik.eşimin türkiye'de çalıştığı şirket polonya fabrikasında uygun pozisyon açtı ve eşime gider misin dediler, o da kabul etti. ben zaten ıt'de çalışıyorum hemen iş buldum.
    ama yaşam standartımız arttı diyebilirim, örnek vermek gerekirse bir senedir para biriktirmeye çalışmadığımız halde geçen ay nakit olarak hemen gidip beğenip beş dakikada araba aldık, şimdi de ev mi alsak acaba lan diye düşünmeye başladık.
    kira ödememize , rahat rahat yiyip içip gezmemize ragmen üstünde durmadığımız halde para biriktiriyoruz.
    bunun dışında burda sosyal yaşam, gece hayatı , günlük yaşam oldukca güzel ve rahat, çalışma saatleri kısa ve çalışma ortamı güzel,arkadaş edinmek kolay, insanlar sıcakkanlı, şu ana kadar herhangi bir ırkcılığa maruz kalmadık ama yaşadığımız şehirle de alakalı olabilir tabii.
    yani bir hollanda değil tabii ama yaşam standartlarının türkiye'den iyi olduğu kesin.
  • şu anda siyasi yapısı akp dönemi türkiye'sine o kadar çok benziyor ki...

    jaroslaw kaczynski parti lideri.
    ülkenin başbakanı-cumhurbaşkanı kendi partisinden.

    ikizi lech kaczynski'nin uçak kazası sonucu ölümü üzerinden bir tür "bizler ve onlar" dili yarattı. bu kaza olduğunda liberal parti iktidardaydı. ve kaczynski kardeşinin ölümünün iyice araştırılmadığı argümanıyla tam manasıyla intikam yemini içip poltika yapmaya başladı. yani konuyu acayip derecece kişiselleştirdi ve kardeşinin ölümünü ülkenin kaderiyle harmanlayıp iyice kutsallaştırdı. muhalefette kim varsa onlar sanki ülkeye ihanet etmiş gibi addediyor. sanki o felaket sadece kendisinin ve partisininmiş gibi... oysa düşen uçakta ülkenin cumhurbaşkanı- politikacıları ve askerleri vardı. gazeteciler de vardı. ama kaczynski ve partisi bu felaketin sadece kendilerine ait olmasını istiyor. her tartışmada olay dönüp dolaşıp bu noktaya yapılan vurgularla sonuçlanıyor. (tıpkı bizdeki 15 temmuz'un acısını sahiplenmeye çalışanlar ve hemen hemen her meseleyi tek bir argümanla karşılamak isteyenler gibi. )

    kaczynski iktidara geldikten sonra anayasa mahkemesinde çoğunluğu elde etme amaçlı olarak çok kritik kararlar aldı ve amacına ulaştı.

    parti koltuğunda otururken sırf canı istediği için başbakanı değiştirdi. (bu da mı tanıdık geldi :)

    pek çok kişi duymuştur. polonya'da geçen hafta anayasa mahkemesi kürtajı neredeyse yasakladı. (fetüsün sağlıksız gelişeceği bilinse dahi)
    bu sebeple şu anda ülke geleninde her gün protestolar oluyor. protestocuların çoğunluğu da kilise önlerinde eylem yapmakta. bilindiği üzere genç neslin çoğunluğu "inanlar da dahil" olmak üzere kiliseden adeta nefret ediyorlar. zira kilise bütünüyle siyasete bulanmış durumda. en dindar olanlar bile "evangelistliğini kaybeden bu kiliseden nefret ediyorum" diyor.

    kaczynski bugün, alınan kararın çok doğru olduğunu vurgulayıp " halkımı kiliseleri savunmaya davet ediyorum" demiş.

    sokaktaki insanlar kürtaj konusunda "bu bir tercih. yasak koyamazsın" diye protesto ediyor. adam "din elden gidiyor kiliseleri savunalım" diye açıklama yapıyor. hiç yabancı gelmedi değil mi?
hesabın var mı? giriş yap