şükela:  tümü | bugün
  • kökeni pompei'ye uzanan ve latincede "fahişe hikayeleri/yazıları" anlamına gelen kelime. latincede porn fahişe demektir, graf da "yazı/yazıt" anlamındadır. pompei'de yaşayan yazarlardan birisi, o dönemde yaşanan seks alemlerini pornografi başlığı altında yazıya dökmüştür. günümüzdeki porno kavramının kökeni de budur.
  • tdk sözlüğü'nde, "amacı cinsel dürtülere yönelik olan, ahlaki değerlere aykırı düşen yayın, resim vb." olarak tanımlanmış kavram (şapka işaretinin diskalifiye olması beni bağlamaz, pluton'un gezegenlikten çıkarılmasını bile kabullenebilirim, bunu asla; saçmalık ve yanlış). eh, dil bu (hişş, terbiyesizlik etme çocum), şartlara göre değişir, esner, bükülür, kelimeler anlamlarından soyunur, yenilerini giyer. haliyle, bugün porno, pornografi deyince akla gelen türlü pozisyonda cıbıldak tenler gösterisidir; beis yok, olur öyle. eskiden, türlü sanat dallarında nesnelerin, rahatsız edici ve müstehcen detayların "yumuşatılarak" aktarılmasını ifade edermiş kendisi. 18. ve 19. yüzyıllarda ise fahişelik üzerine yapılan çalışmalar kast edilirmiş daha çok. bu -miş'li, -mış'lı google'matik, vikipedik, idik bidik tanımları sollayıp geçelim. aslen kendisi bir tarif olan - görsel, yazılı yahut sözlü - pornografi bir ifade tarzıdır. şu tarafı iyidir, bu tarafı kötüdür; marquis de sade olmak başkadır, troll'lük etmek başkadır, gibi dırdırlanmalara girmeden, şiddet de içerir, diyeyim. bu şiddet, nesneye yönelik, eserin barındırdığı bir iç şiddet olabileceği gibi, izleyicilere yönelik, tdk sözlüğü'ndeki tanımın yapılmasına yol açan bir şiddet de barındırır, ki bu şiddet bir yandan katlanılmaz bir hal alır, ama bir yandan da beyni, rahatsız ediciliği oranında bir sarsıverir (bkz: salo o le 120 giornate di sodoma).

    nedense memleket edebiyatında pornografi deyince de aklıma hep ömer seyfettin gelir. aleko'su gelir, beyaz lale'si gelir, ki ömer seyfettin hikâyelerinin çoğunun şiddeti düşmanlık doludur - bu düşmanlığın komşu versiyonu, yunan ikonografisinde de bulunur mesela. mesela "beyaz lale," fırına canlı canlı atılan - mümkünse tecavüze uğramış - kadınlardan, bağırsakları sökülmüş, türlü işkencelere uğratılmış köylülerden geçilmez. işte bu ifade tarzı, dik âlâsından pornografidir... hamaset pornografisi, diyelim isterseniz.

    son olarak: erotizmden elbette farklıdır, ama ne zaman bu "erotizm vs. pornografi" düellosunu görsem, aklıma "sevgi vs. aşk" gelir, bir rahatsız olurum. bu farka yapılan vurgu, cinselliğin aşağılanması gibi gelir biraz - ki pornografik bir dil kullanan da yapabilir bunu pekâlâ, örnekleri bol miktarda mevcut. sanki erotizm asillerin salonlarına, porno da lümpenlerin barakalarına yaraşırmış gibi bir hava eser. ne bileyim, doğru bir ayırım olsa da, bir tilt eder işte. falan filan...

    arz ederim.
  • orada oyanayan kadınların o kadar guzel yuzlerı vardı ki, hıc bır seye ıhtıyacları yok gıbı duruyorlardı. sokakta görseydim onları, hemen, böyle kızlar arabada sevişmez, sinemada yiyişmez, ucuz kafelerde öpüşmezler diye düşünürdüm herhalde. ulaşılmaz bir duruşları vardı gözümde, hatta bunlar ışığı bile kapatmazlar, sevişirlerken utanacak bir yerleri de yoktur vücütlarında. güzeldiler ve bu yeter sebepti harika olmaları için. iyi bir hayal gücüm vardı. dostoyevski felan okuyor olabilirdi pekala, sadece güzel oldukları için. belki pornonun yeri içimde amına koyma eyleminin cezalandırıcı gücüyle o yıkılmaz ve sahip olamadığımı düşündüğüm bana ait olmayan güzelliğin putlaşmış kalıbını parçalamaktı. diğer arkdaşlarım anlatırken porno yalandır orada olanların, gerçek ile alakası yok felan dediklerini hatırlıyorum ama ilk cinsel deneyimimi yaşadığım zaman vay be tıpkı porno filmlerdeki gibi diye düşünmüştüm. izlediğim çoğu film kötüydü, senaryo kötüydü, oyuncular kötüydü, roller kötüydü ama inanın bana kız çok güzeldi. belki sadece herşeyin sikilebilir olduğunu anlamaktır porno.
  • cinselliği çoğu zaman yaralayan görsel malzeme. belki bazı kültürlerde, bazen, erken boşalma, iktidarsızlık, eşler arasında bir türlü sıcaklığı kuramama ve mutsuz ilişkilere neden olan ve her zaman hakkettiğinden fazla önem verilen.

    cinselliği konuşulmadığı, hala leylek masallarının anlatıldığı, ailelerin çocuklarını cinsel konularda bilgilendirmediği bir toplum düşünelim. gelişmiş ile geride kalmış arasında, araftan bir türlü çıkamamış; her köşe başındaki internet kafeden malum görsel malzemeye ulaşıldığı, el altından bir paket sigara parasında görsel malzemenin alınıp satıldğı bir toplum düşünelim.

    ilk bilginin görsel malzemeler sayesinde edinildiği; cinselliğin sevgi ifadesinden ziyade altı çokça kalın çizgilerle çizilen bir iktidar, bir övgü, bir erkeklik kanıtı olduğu bir toplum. hani herkesin birbirine uzunluklar, sayılarla veyahut skorlarla caka sattığı, filmlerden gördüklerini bir parça azaltıp kendilerine mal ettikleri.

    herkesin birbirine hava atar, skorlar havalarda uçuşur; herkesler akşam köşesine çekilince kendi bedenine bakıp hiç de o skorlar, büyüklüklerle ilgili olmadığını düşünüp içten içe kendini ezik zanneder; kimsenin kral çıplak demez.

    sevdiği insanla o insan hazır oluncaya kadar beklemek enayilik; yorgunluktan kaynaklanan erken boşalma günah; boşalma ile doyuma ulaşma arasındaki fark unutulmuş, atlanılmış.

    tanıdık geldi mi acaba ? size değilse de karşı komşunuzun çocuğu ya da okul arkadaşınız için ? ya da kendi gençliğiniz için ? tanıdık ? birazcık....

    bizim gibi memleketlerde kadın da olmak erkek de olmak zordur. kadın hiçleştirilirken; erkek devleştirilir. üstelik be biri hiç ne de diğeri devken.
  • baudrillard'a göre internettir.

    zira "gerçeğin yerini görüntü, görüntünün yerini gerçek aldı" düşüncesinden hareket eden düşünür, bir adım sonrasında görüntüden meydana gelen üstgerçek* kavramı için baştan çıkartıcı ve kontrolsüz tanımını yapar. yaptığı tanım aslında pornografinin tanımıdır.

    pornografi muhakkak seks, resim veya yazı değildir.
    pornografi talep anında bütünüyle elde edilebilendir.
  • belli temel kavramların, anlamı olan kavramların değerlerini yitirten devasa bir olgudur. çağın değer verdiği şeylerle birebir örtüşmektedir. insanoğlu herşeyi görebilmeyi ister. görerek hissetmenin sonucu ortaya çıkan bir kavramdır. ancak bu gösterme fetişinin son ve doruk noktasıdır pornografi.sadece ahlaki kavramlarla ilgisi yoktur bunun. herşeyle ilgisi vardır. gösterme ve gösterilmenin sınırsızlığının başlangıç noktasıdır. aslında kafası kesilen bir rus askerinin görüntüsü de pornografidir. insanın içinde duran sakin bir hal ve devinim vardır. belli görüntüler, olaylar bu sakin hali dalgalandırır, bozar, bulandırır. işte tüm bu görüntüler pornografidir. sadece şiddet ve seks içeren değil, her türlü insanın görmek istemediği, görmesinin kendisinde içgüdüsel bir hareket başlatacağı düşünülen olgu pornodur.

    insanlar pornoyu sadece bu çağda tanımamışlardır. savaş alanları da aslında birer porno merkezleridir. insanlığın insanlıktan çıkıp yaptıklarının sonucu oluşan tüm görüntüler birer içgüdüsel istek aktarımıdır. insanı insan yapan şey içgüdüleri değildir. id'i değildir. insanı insan yapan şey aklındakinin ruhuna aktarımıdır. ve pornografi bu akışı bozar. adamı bozar bir bakıma. çünkü bakılıpta zevk alınan şey bir objedir sadece. bir tasarımdır. belki sanattır. insanın gerçek özü ve varoluşu budur aslen. ancak zevk alınan şey bir avuç kansa, ya da akan meniyse, hareket halindeki bir kedinin av tüfeğiyle vurularak parçalanması ise, bir kadının on zenci tarafından becerilmesiyse işte bu zevk almak değildir. ruh ölümüdür. benlik kaybıdır. gerçekten hissedilenlerin his değil küfür olmasıdır. küfür gibi yaşamaktır bir bakıma.

    o zaman ne halt yemeye porno endüstrisi dünyanın en büyük endüstrilerinden biri olabiliyor?..çünkü kaybedilen şeylere baktığında insan sadece kazandıklarını kazanç sayıyor. kayıplar hiç hesaba katılmıyor. kesin bir bilinçsizlik ve vurdumduymazlık hakim her yerde. sadece zevk veren ve kısa sürede alınıp tüketilebilen şeyler rağbet görüyor. çöpler artmış, ortalık dağılmış kimsenin umrunda değil. bakıp da zevk alınan şey kendi içimizdeki hayvanlığımız o anda aslında. hayvanlaşmaya başlandığı andır pornonun başladığı an. bir nevi kendini kaybediştir. aslında sadece bir masturbasyon aracı olabilen bir kavram gibi gözükse de uzaktan uzağa sizi kendiyle zevke getirir pornografi. sizinle masturbasyon yapar. sizi kendine alet eder. ona hizmet ettirir. işte bu nedenledir ki internet pornografidir. internet bize hizmet ediyor, bizim kendi içsel zevklerimizi gideriyor gibi bir çıkarım yapılacak olursa bir iletişim aracından çok bir hissetme aracına dönüşmüştür artık internet. sesler, görüntüler, yazılar ama sizin istediğiniz biçimde ve sizin sadece ve sadece sizin kişiselliğinizle biçimlendirebileceğiniz birşey. işte bu pornografinin özüdür. tüm insanlığa bir kavramı biçimlendirmesi için hamur kıvamında bir ödev verilse insanlığın şu anda o hamurdan yapacağı şey bir bereket tanrısı olacaktır. bunda da herşeyin ama herşeyin artık ortalıkta olması, özel olan güzel olan şeylerin azalmasının payı büyüktür. yokederek değil modifiye ederek bu şeyleri afedersiniz götümüze benzetiyoruz.ve sonra da o götle gülüyoruz.

    pornografi bir bakıma sistem kontrolüdür. bugün cinselliğin insanlığı yönetmedeki en büyük güç olduğunu farkedenler porno sektörüne devasa yatırımlar yapmaktadır. sadece erkeklerin değil kadınların da bir zevk alma mekanizmaları olduğundan yola çıkarak artık sadece erkek bünyelere değil tüm insanlığa yönelik zevksel çıkarımları olan ürünler gözümüze gözümüze sokulmaktadır.

    bu yazı aslında dünya nereye gidiyor biz nereye gidiyoruz yakında ölecez gibi bir yazı olmayacaktı ama olsun. ne konuşulursa konuşulsun kötülükten yana bu sonuca geliniyor öyle ya da böyle. çünkü kötülük artık her yerde.
  • bir çeşit dolaysız anlatım türü. anlatılacak olay ima edilmez, olduğu gibi gösterilir. rezervuar köpeklerindeki meşhur kulak kesme sahnesini güzel bir örnektir. (bkz: reservoir dogs)
  • witold gombrowicz'in aynı isimli yapıtında şöyle tanımlanıyor pornografi: "en basit biçimde açıklamaya çalışalım. insan, biliyorsunuz, mutlak olana, eksiksizliğe, gerçeğe, tanrı'ya, tam bir olgunluğa yönelir. her şeyi kavramak ve kendini bütünüyle gerçekleştirmek; uyduğu ahlâk buyruğu budur. oysa pornografi'de, bana kalırsa insanın kuşkusuz çok daha gizli, hattâ bir anlamda yasadışı bir başka amacı ortaya çıkıyor: tamamlanmamışa... yetkinsizliğe... düşmüşlüğe... gençliğe duyduğu ihtiyaç..."
  • '' eger bir kadını elde etmek,bir kadeh cini yada bir paket gauloise sigarasını elde etmek kadar kolay olsaydı ve onun,alkol ve sigara gibi,kirli ve mide bulandırıcı bir odaya tıkılmaya zorlanmaksızın açık havada tadına bakma özgürlüğü olsaydı,alkolizm ve nikotin zehirlenmesi çarçabuk ortadan kalkardı ya da en azından makul ölçülere inerdi.hükümetin tüm olanakları kullanarak kentlileri konyak içmeye,pis kokulu otlar yakmaya itelemesi ve aynı zamanda alabildiğine karmaşık ama aslında kesinlikle normal bir işlevi gerçekleştirmeye yönelmekten başkabir şey yapmayan uçkuru düşükleri ön yargılar ve diğer kurallar ile mahkum etmesi olgusunda eğlenceli bir çelişki var...
    madem ki aşk,her şeye karşın,yineliyorum,sağlıklı insanların çoğunluğunun ilgi merkezidir,devletçe de engellenmekte ve tıkanmaktadır,erotik edebiyatın,devrimci hareketin bugünkü tarzı olmasına şaşırmayız biz de!
    erotik kitapları okumak,onları tanımak,yazmak,yarının dünyasını hazırlamak ve gerçek devrime doğru yol açmak demektir...
    kötülük derinlere kök salmıştır,çünkü uzun zamandır doğrunun yanında yer almıştır;sahte erotik edebiyatı,bu uzmanlığın casusluk örgütü olarak adlandırabiliriz...
    sarışın bir kadınla aşk yapmak... elbette iyi... ama hiç siyahları denedinizmi? kim cesaret edecek buna? ya da:güzel bir kadınla yatmak... evet evet.. ama çirkin bir kadınla yatmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?''

    boris vian
  • çok şey borçlu olduğumuz şey. zira olmasaydı umuma açık yerlerde zangır zangır titreyen, sinirden terlemiş, kekeleyen adamlar görecektik.

    doğu toplumlarında daha fazla tüketilmesinin sebebini açıklamama gerek yok herhal. batı toplumlarınca üretilmesini ise 'biz zaten sevişiyoruz, neden bunu nakde çevirmeyelim?' şeklinde açıklayabiliriz. çok da kompleks düşünmemek lazım her zaman..