şükela:  tümü | bugün
  • cok cok sevgili bir diplomat arkadasimin donusunde "palmiyeleri, eiffel köprüsü, daracık sokakları, sıcak insanları, nefis balık lokantaları, tatlı şarabı, trafigi, cilgin taksi soforleriyle sirin bir sahil kenti...atlantikte ama her tarafindan akdenizlilik akiyor..." diye tarif ettiği şehir.
  • (bkz: porto allegre)
  • bir fadistanın büyüsüne kapılmış olanın su niyetine içtiği içecek.
  • it. liman
  • (bkz: oporto)
  • potekizin kuzeyinde bir şehir.
  • portekiz'in kuzeybatisinda yer alir; ülkenin baskent lizbon'dan - portekizce lisboa- sonra ikinci büyük sehridir. porto, portekizce'de liman anlamina gelir; gercekten de burasi cok sevimli bir liman sehridir. ispanyollar, hemen her sehrin adini degistirdikleri gibi porto'ya da yeni bir isim koyup oporto derler. sehir, saraplariyla ve bir de futbol takimiyla taninir; ancak porto'nun vaat ettikleri bu kadarla sinirli degildir.
    portekiz'e gidecekler icin mutlaka ugranilmasi gereken bir sehirdir porto. lizbon'a yaklasik 300 km uzakliktadir, kah karayolu kah trenle ulasim oldukca rahattir. yemyesil tepeler ve uzum baglari insani o kadar cok etkiler ki, yolculugun nasil gectigi anlasilmaz. porto, ilk bakista kocaman kopruleriyle dikkat ceker. ponte d luis i, douro nehri'nin uzerindeki koprulerden yalnizca biridir. porto'nun atlantik okyanusu kiyisina kuruldugu düsünülür de aslinda douro nehri kiyisina kuruludur eski sehir, burada özellikle ribeira bölgesi dikkat ceker. boavista ve foz ise 20.yy'da gelisen porto'nun yeni yüzleridir;bunlar sanki porto'dan bagimsiz baska bir sehrin semtleri gibi dururlar atlantik kiyisinda.
    iki günlük bireysel izlenimlerime dayanarak, eski porto'nun çok hoşuma gittiğini söylemek isterim. öncelikle, porto bir turist sehri gibi gelmedi bana. caprasik bir kent dokusu olan, hüzünlü bir gecekondu sehrine benziyordu. gri bir sehirdi cünkü, sicaklar tüm avrupa'yi kavururken porto'da yagmur yagiyordu yazin ortasinda. gokyuzu griydi, hava nemliydi, nehrin karsisindaki uzum baglari bile koyu yesildi. beni en çok büyüleyen yani, asla gitmeyi düsündügüm yere cikmayan daracik sokaklariydi. derme catma evler, minnacik balkonlar ve balkonlardan sarkan camasirlar... evlerin yuzleri mutlaka ciniyle kaplanmis, o yüzden çok renkli bir görüntü cikiyor ortaya. lizbon'un genis ve birbirini dik kesen caddelerinden sonra eski porto'nun caprasik sokaklari rahat nefes almami saglamisti.
    sehri gezmek isteyenlere onerim, yanlarina saglam bir cift spor ayakkabi almalari- ve tabi biraz da kondisyon gerekiyor, cunku bol yokuslu bir sehir porto. ve her yokusun basinda gezilecek bir yer cikiyor karsiniza.
    gezilecek gorulecek yerler, bir turist info'dan alinabilir kolayca- yalniz kesfetmenin tadi baska. gece olunca, yazsa eger nehir kenarindaki sokaklardan birinde canli bir performans ile karsilasmak son derece olasi. tabi yine, ayni mekanda bir dolu kücük restoran ve cafe var. burada enfes porto sarabi icilip son derece makul fiyatlara balik ve bilumum deniz ürünü yenilebilir.
  • izmir -kalyon'da- yıllarca çalışmış ve güler yüzü ve kocaman gözlükleri ve hoş sohbetiylen,
    biz insanları mutlu etmiştir kendileri. rakı 'yı güzel içmesiyle tanınır.
  • eski pusku fakir gorunuslu evleriyle, evlerin balkonlarina asili camasirlariyla ilgili tum efsanelerin gercek oldugu sehir...
  • (bkz: portofino)