şükela:  tümü | bugün
  • joan of arc, beat happening, built to spill, llama farmers, the drum, lync, shellac, shipping news, mineral, slint, rodan, tortoise, lifter puller, a day called zero, the roots of orchis, ethel meserve, billy mahonie, sharks keep moving, spatula, the dismemberment plan, nuzzle, a-z consolidated, the feelings, fascia, the mercury program, jeff mueller, drill for absentee, euphone, dave fischoff, calibos, victory at sea, universal life and accident, radar, hoover, paul newman, the black heart procession, haywood, bowery electric, hilkka, suplex, mirza, the 90 day men, death cab for cutie, arab strap, oma yang, pinq, saso, godspeed you black emperor!, rydell, the standard, lefty's deceiver, pinback, propeller, sigur ros, papa m, red stars theory, replicator, 764-hero, candies, per mission, erik sanko, the dropscience, from monument to masses, metropolitan, interpol, glider, epic45, doug martsch, the black sea

    gibi birkac gurup ornegi verilebilecek, oylece akip giden bir akimmi$ bu.
  • akıllara zarar, resmileşmiş* alt türleri ile post rock;

    - ambient-psychedelic
    - anti-rock
    - art-pop
    - avant pop
    - avant rock
    - blood music
    - dream pop
    - drone-jazz
    - drone rock
    - experimental rock
    - math rock
    - minimal-prog
    - modern krautrock
    - mope-rock
    - neo-krautrock
    - neo-spaceout
    - new ambient
    - new avant-rock
    - new kraut
    - new psychedelica
    - noise rock
    - oceanic rock
    - out-rock
    - post grunge
    - post modern
    - pre-rock
    - progressive-ambient
    - space rock
    - stratmospheric
    - uneasy ambient noise
  • tc sinirlari icinde apathy'den muzdarip semi avant-garde, semi-bobo, semi-entel orta sinif gencliginin ruh halini, hayatla nasil basa ciktigini ve damarlarinda akan kanin rengini veren, besleyen yani hepsini gosteren bir "orneklem" dir bu muzik turu. goruyorum ki sozlukte bu muzik tur bir nevi statu gostergesi, bu muzigi dinleyen bu konuda bilgili olan insanlar ise hegemeonik celebrity -bu sozcugu ben uydurmus olayim- olmuslar. yani bu insanlarin kimlikleri, varoluslari, temsil ettikleri hayatlar hegemonik bir dunyayi algilama ve yasama bicimi olmus durumda. nedir abi bu yasam: hic bir seyi ama hic bir seyi buyuk harflerle yasamamak bir tutkusuzluk hirssizlik, varolan hic birsey ile - bu hayat olur, sanat olur, sepet olur, insan olur, ask olur, politika pek olmaz bu insanlarin hayatinda- tutkulu, mucadeleci yada radikal bir iliski kurmamak. oyle yani hersey oyledir spacy dir. dinledikleri sarkilar gibi. nega fit levis lar gibi. bir nevi takilmaca hayati yani. herseye, hayata takilmaca. ama is, egoya olsun, sembolik sermaye sergilemeye olsun bir de ise olsun gelince; aman allah dersin yuppie mi bunlar kiminle karsi karsiyayim patrick bateman le mi. o spacy lik o takilmacalik o bir nevi duranzilik apathy lik gitmis yerine bildimiz bir kaba tabirimi affedin bir burjuva gelmistir, tirnaklarini ve kaderini o sermayenin kenarina gecirmis bir burjuva. ha bu insan bankaci olmaz muzik yazari olur. insan kaynakcisi olmaz akademisyen olur. hic farketmez. bogazici sosyolojinin bazi akademisyenlerini hatirlatmak isterim bilenlere ve bilmeyenlere. o snobizmlerini, hayatta bir kac sema ogrenip, bu semalarla konusmanin teorik dusunmek oldugunu zanneden bilgisini ve statusunu bir rant araci olarak kullanan insanlari. simdi bunlarin bir avant-garde liklarini goremiyorum ben daha ziyade burjuvaliklarini goruyorum. arkadaslar bu hayat, yani oyle avant garde bir hayat degildir. lutfen kendimize felan gelelim yani. rica ediyorum. ezme ezilme iliskilerini falan hatirlayalim. hadi optum.
  • türkiye'de yeni yeni çoğalmakta olan (bkz: kafabindünya) change of plans gibi grupların içinde oldugu, müziğe eşlik ettirmekten çok insanın ruhunu okşuyan bazen nefretini ortaya çıkaran dinlenesi müzik türü.
  • yılları yılı terim olarak zaten "post rock" içi bomboş bir janra adlandırılması idi, şimdi bu muğlaklık herhangi bir tarafa mal edilse, ancak sözcük oyunları ile kabul ettirilebilir bir hal alacaktır. (post rock içersinde sabit pattern uygulumasına geçilebilir, ya da ne bileyim bu işlem, müziğin kendi içsel şifre çözümünde simon reynolds tarafından garanti edilerek dinleyen kesime verilebilir / ki biliyoruz ki bunu onaylayacak bir çok sol-liberal kanatta entellektüel "the wire" okuyucuları mevcut)

    çağdaş batı toplumunda bu kabul edilebilir (bir yere kadar) bir konuma koyulabilir, ama iş türk toplumu ve belirtildiği üzere aralarında post rock dinleyen sözlük yazarlarına gelince ortada bir ekonomik paradoks oluşuyor. hele ki politikadan anlamayan ve levi storedan çıkmayan bu nominal grup hem popülist-cemaatçi bir tavır sergilemekte hem de proleterya'yı karşısına almaktadır.

    ironi butonu doğuştan herkesin beyninde bulunsun isteğimizi geçtiğimiz sene allaha ilettik, yanıt gelir mi bilinmez ama, yasalarla yasaklanmışcasına post rock dinleyicilerine bir engel koymazsanız bu ülkenin de sonu pek hayırlı gözükmüyor. bakınız geç kapitalizm döneminin kültürel mantığı, insanların içlerinde yatan bastırılmış içeriklerini "modernizm" e atıfta bulunur şekilde ortaya çıkarmış.

    şimdi, irrasyonalizm ve modernite düğümünde ballandıra ballandıra karşısındakinin sınırını çizmekten geri durulmadığına göre düşünmeye çalışalım. boşverin "post rock" aldatmacasını, öncelikle müziği nota sisteminden ayrı bir yerlere koymak istiyorsak; dönemini, ulusunu, üretimini/dağıtımını - tüketimini, kültürünü, sosyolojisini, psikolojisini, sosyal-psikolojisini ve özellikle ideolojisini (kesinlikle salt olarak politik görüşten bahsetmiyorum) incelemeliyiz ki, iki laf ettiğimizde salak yerine konulmayalım.

    ben aynı örneği alıp, aynı cahillik ile antagonizmatik ve yukarda saydığım bütün özellikleri birbirinden farklı olabilecek iki farklı janr'ın (misal: noise / tango veya minimal techno / salsa) aynı dinleyici kitlesine hitap ettiğini savunabilirim.

    tabiki müzik ile toplumsal hayat ve ekonominin yakın ilgisi var, ama öyle bir ülkedeyiz ki; bu ülkenin sınıfsal yapısını çözmek bir yana janr lar ve sınıflar arası 9-11 halı saha maçı yaptırmanın, üstelik bunu anlamlandırmaya çalışmanın ne derece zor olduğunu görmek çocuk oyuncağı. aylık geliri 3000 ytl'den düşük birinin mogwai dinleme olasılığını çözemeye çalışırsak bir kere, önermemizde öznenin hangisi olduğunu belirlememiz gerekir: post rock dinleyicisi mi yoksa aylık geliri mi? durun daha korkunç bir gerçek daha var, gelire sahip olmayıp da aileden-burjuva yada aileden-semi-burjuva olan gençlerin p2p programlarını cd/plak'a tercih etmesi. buna ne diyeceksiniz? nasıl açıklayacaksınız tekkültürlülük dahilinde günümüz küresel kapitalizmine ataçlanmış bir janra saygı duyan veya seven birinin, en az bir bilgisayara ve internet bağlantısı sahip olan süper salak ve semi-salak insanlardan farksız olduğunu.

    daha da komik bir şey geldi aklıma, onu da paylaşmadan geçemicem: soğuk savaş sonrası amerikan kaynaklı ideoloji barındıran ve basbaya "amerikan" kokan her türlü müzik çalışmasının kaç senedir ülkemiz televizyonlarını ve işçi sınıfının gündemini meşgul ettiğinin farkında mıyız acaba. ülkem öyle bir hale geldi ki, kendini hak koruyucu sanan ve kofti solcu bir burjuva diğer burjuvaya, sen burjuyasın dediğinde bunun ne kadar ironik bir edim işlevi olduğunu görememekte.

    hes doğrusu, pes doğrusu!
  • (bkz: ana never)
  • post rock, ilişkidir. aşk ile ilişki arasındaki bağlamdan çıkılarak anlanabilecek olgudur belki de. "denge"ye gelme sorunsalı. minimalist öğelerin içinden patlayan davullar, tırmalayan destortion'lar ve "sükunet"e geri dönüş ile düzenlenen denge.

    "ilişki", aşk'ın aşırı tüketim haline gelmiş bir boyutudur. sevebiliriz, zira, aslında aşk'ın saflığını öldürebilecek bir ilişki, ancak da aşk olan bir yerde çıkabilmektedir ortaya. üzerine oynanabilen, kuramlar tasarlanan, algoritmik hesaplarla adımlar atılmaya çalışılan; post-modern bir tüketim hezeyanı içinde, sürekli bir kontrol sorunsalı yaratırken, bilgi ve iletişim çağının araçları ile sürekli "iletişim" halinde olunan ama aslında bu sürekli iletişim ve aşırı tüketimin bir yerde yıprattığı, küçük sorunları büyütüp şişiren bir düşünceler yumağı. ve gene bu saf'lığı çoktan kaybolmaya başlamış aşk sayesinde, sorunları hemen ve aynı iletişim gereçleri ile sonlandırma çabası ile başvurulan "çabuk ve ani çözümler". hemen parlamak ve hemen sönmek. fevrîlik durumu isterseniz. ama sonunda tekrar bir "denge"ye oturma çabası ve isteği. sonunda "iyi bitebileceğini ön görebilme" arzusu.

    ufak vokaller. aşk'taki gibi, fazla söz gerektirmeyen, his'lerin ön plana çıkmasına bırakılan bir müzik. minimalist vokaller üzerine ruha işleyen tınılar. biriken bir enerji, artan distortionlar; kopmaya hazırlanan telin iyice gerilmesi, gerilen bir deri, ve gümbür gümbür davullar. sakinleşme, kavuşma isteği, beklentisi; sevişme sonrası kasılan vücudun dinginleşmesi.

    post-modernitenin laflar öbeği. yeni kucak açtığımız ve pek sevdiğimiz. gönderimiz. ya da bilemedim.
  • allmusicte post-rock/experimental şeklinde gösterilen müzik türü. bunun sebeb-i hikmeti bu türü icra eden grupların çoğu zaman rock enstrümanlarıyla soundlarını bağlı görmeyerek değişik deneylere girişmeleridir. yani gitarı bateriyi bi tarafa bırakarak elde deney tüpü müzik yapmaktadırlar. rock müziğin deneysel müzikten önceki son durağıdır.

    (bkz: experimental rock/@elamona)