şükela:  tümü | bugün
  • posthumus olarak da kullanılan sıfat. evet alman topraklarında bir prens de vardı posthumus olan. aslında çok büyük bir toprak sahibi olmasa da, entellektüelliği ve zevkleri nedeniyle pek ünlenmişti onyedinci yüzyılın alman sanat çevrelerinde...
    (bkz: heinrich posthumus reuss)
  • (bkz: e s posthumus)...
  • ölümden sonra demektir. bir kişinin öldükten sonra ona ait, tasdiklenen tüm yayınlanan belge ve bilgileri post humous olarak adlandırılır. bunun sadece edebiyatta uygulaması yoktur.

    eğer bir öğrenci eğitimi sırasında ölürse, kendisine diploması verilir ama "post humous" olur. tasdiklidir ama hükmü yoktur. bu diplomayla merhum dışında birisi hak talep edemez, başvuruda bulunamaz.

    ülkeden ülkeye değişmekle beraber abd'de bir öğrenci, freshmen olsa bile bu diploma verilirken türkiye'de son finaliniz kalıp öyle ölseniz dahi diplomanız size verilmez.
  • nevermind mesela, bir posthumous albüm örneğidir.
  • kişi, meşruluğu resmi çerçeveden kanıtlanmış bir belgeyi almaya hak kazanmasına rağmen belgeyi alma sürecindeki bürokrasi sırasında hayatını kaybederse bu belge geçerliliğini yitirmez. bu belgelerin, o merhum nezdinde geçerli kabul edilmesi, olası bir yasal prosedürde yine meşruluğu sağlaması açısından önemlidir.

    örneğin zeynep önemli bir teze imza attı ve tez bankasına yüklenme aşamasında hayatını kaybetti. o tez yüklenir efendim. ama bu tezin adı posthumus olur.
  • lulu wang'in yazıp yönettiği, imdb puanı iyi olan film. 1 mayıs'ta ülkemizde vizyonda olacakmış.
  • izlemenin vakit kaybı olduğu bir film
  • chopin'in noktürnleri arasında en çok bilinenlerden biri olan nocturne in c sharp minor da bir posthumous eserdir. ölümünden sonra yayınlanmıştır. bu yüzden parça isminin yanında bir posth. notu görülür.
  • süslü görülen boş,klişe diyaloglarıyla insanı sıkan, arka planda amaçladıkları şehir imgesini doğru düzgün gösteremeyen, belki oyunculuktan biraz kurtarabilen kötü bir filmdir.